"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur’a mektup

20 Haziran 2017, Salı
Hayatının baharında, mesleğinin başlangıcında, mutlu bir yuva kurmanın eşiğinde iken, karanlık bir el, seni aramızdan çekip aldı, demir parmaklıklar arkasına koydu.

Hem de öyle bir suç şüphesiyle aldılar ki, o suçu dünyada işlemeyecek bir kişi olsa, o da sen olurdun. Senin hanım efendiliğine, naifliğine, nezaketine, taban tabana zıt olan bir fiille suçlanmak, belki de sana en çok dokunan bir durumdur. “Silahlı terör örgütüne üye olmak...” 

“Bakırköy’ün meyvesi” olan kitabında, “beni babam terörist yetiştirmedi” diyormuşsun. Amenna! Elbette terörle senin aranda dağlar ve deryalar değil, saman yolu ve galaksiler var. Biz inanuyoruz ki, sen silahın resmini televizyonlarda ve gazetelerde, kendisini de ancak müzelerde görmüşsündür.  Senin gördüğün ve silah diyebileceğimiz tek araç, okçuluk kursunda attığın oklardır. Spor amaçlı bir okçuluk kursuna gitmişliğin ve ok atmışlığını biliyoruz. Eğer bu zamanda, sırtında ok dolu bir sadak, elinde geyik boynuzundan yapılmış bir yay olduğu halde, darbe yapmaya teşebbüs ettiysen, onu da bilemiyoruz!

Biliyoruz ki, ağır bir imtihandan geçiyorsun. Şairin, “ Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya” dediği gibi, senin de o kanarya kadar naif bedenine, binbir başlı kartal gibi ağır yükler yükleniyor. Ama sen bunun altında ezilmeyeceksin. Senin nokta-i istinadın, Kur’an’ın, Risale-i Nur’un, Bediüzzaman’ın ve Yeni Asya Nur cemaatinin şahs-ı manevisidir. Böyle kuvvetli bir şahs-ı maneviye dayanan, karınca kadar bile olsa, bir dağ cesametindedir. Onun iradesi, bir kaya kadar sağlamdır. Yel kayadan ne aparır?..

Sen bir bedel ödüyorsun, ama o bedeli kendin için değil, belki bizim için, belki de bir millet adına ödüyorsun. Onun için hepimizin sana minnet borcumuz var. Ama şuna da inanıyoruz ki, Bediüzzaman Hazretlerinin siyanet eli senin üzerinde. Yeni Asya cemaatinin ve tüm ehli iman ve ehli insafın duası senin ve senin gibi mazlumların yanında. Şu mübarek Ramazan ikliminde, iftar sofrasında, sizlerin halini düşünüp lokmalar boğazına dizilen milyonlarca insan, sizlere dua ediyor. Bu dualara muhatap olmak, herkese nasip olmaz. Yine inanıyorum ki, bu kadar duayı hak etmek için, senin yerinde olmak isteyen, sana gıpta eden nice insanlar vardır.  Perde-i gayp açılsa ve senin manevi makamın sana gösterilse, eminim sen de bu halinden memnun olacak, belki de ve bu halin devamını arzu edeceksin. Tıpkı şehidlerin dünyaya gönderilip tekrar şehit olmayı arzu ettikleri gibi...

“Kara gün kararıp kalmaz” diye bir söz vardır.  Elbet bu günler de geçecek, âdalet yerini bulacak, senin çektiğin zahmetler, yerini rahmete bırakacak. Ömrünün baharında gasbedilen üç beş aylık bir zaman, sana ebedi ve sermedi bir ömür kazandıracak. 

Mektubumu, zindandan yazılan ve ümit güneşinin doğuşunu müjdeleyen bir şiirin son mısraları ile bitirmek istiyorum:

“Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

Okunma Sayısı: 3829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı