"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara’nın beş kapısı

Ahmet BATTAL
05 Temmuz 2018, Perşembe
“Yeni Asya’yı görünür kılmak” başlıklı son yazımızda, bütün bölgelerde ve hatta mümkünse bütün şehirlerde, yol kenarlarına reklâm totemi koyup giydirerek kalıcı ilân ve tanıtım yapmanın faydalarını yazdık.

Teklifimiz okuyucularımız arasında hayli ses getirdi ve heyecana da sebep oldu. Destek mesajları da geldi. İnşallah fiilen gerisi de gelecektir.

Bazı dostlarımız bu görünürlüğün dosta cesaret ve düşmana korku vereceğini ve çok faydalı ve gerekli olduğunu söyledi. (Niyetimiz korkutmak değil ve olmamalı. Ama yarasa tabiatlılar nurdan korkup mağaralarına saklanıyorsa, bu netice, gündüzün ve güneşin suçu değildir.) 

Bazı dostlar, Bediüzzaman’a ait ve özgün bazı vecizelerin birileri tarafından anonimleştirilip tahrif edildiğini ve bir kimlik aşınmasına sebep olan bu durumun da bu vesileyle düzeltilmesi gerektiğini anlattılar. Misal olarak da Diriliş Ertuğrul’da aslı Bediüzzaman’a ait olan ve “zalimler için …” diye başlayan vecizenin “hainler için yaşasın Cehennem” şeklinde söylendiğini ve böylece hem asıl bağlamından kopartıldığını, hem de sahipsizleştirilerek anonim bir cümle imiş gibi algılatıldığını anlatarak Türkiye çapında kalıcı reklâm panoları eliyle bu yanlış gidişatın da düzeltilebileceğini söylediler.

Bazı dostlar, bu totemlere “Yeni Asya” ve “Sözler” ile birlikte Bediüzzaman’ı hürriyet taraftarı çağdaş bir din âlimi olarak tanıtan vecizelerinden seçmeler eklemenin faydalı olacağını ifade ettiler. 

Bu teklifi biz de çok haklı ve gerekli gördük. 

Herkes kendi yöresi için en uygun olanı elbette seçer. 

Biz Ankara için hürriyet temalı bir vecize ararken önümüze “beş temalı” bir vecize geldi. Hem de hürriyet ve devlet konusunda. 

Ankara’nın beş girişinin bulunduğunu hatırlayınca bu iki beş rakamının tevafukuna kanaat getirdik ve konuyu buradan dile getirmeye karar verdik. 

Bediüzzaman 1908 sonrası İkinci Meşrûtiyet döneminde “Nutuk” adlı eserinde yayınladığı “Hürriyet’e Hitab” başlıklı meşhur nutkunda şöyle söylüyor: 

“Mütevekkilâne, saburâne tuttuğumuz otuz sene ramazan-ı sükûtun sevabıdır ki, azapsız, Cennet-i terakki ve medeniyet kapılarını bize açmıştır. Hâkimiyet-i milliyenin beraat-i istihlâli olan kanun-i şer’î, hâzin-i Cennet gibi, bizi duhûle dâvet ediyor.” 

Özetle; millet, ikinci meşrûtiyet öncesindeki otuz senelik sabrı sayesinde, gele gele, millî hâkimiyetin tecellisi olan hürriyete ve demokrasiye ulaştı. Zaten İslâmiyet de bizi demokrasiye dâvet ediyor.  

Devamı şöyle:

“Ey mazlûm ihvan-ı vatan, gidelim dâhil olalım! Birinci kapısı şeriat dairesinde ittihad-ı kulûb, ikincisi muhabbet-i milliye, üçüncüsü maarif, dördüncüsü sa’y-i insanî, beşincisi terk-i sefahattir. Ötekilerini sizin zihninize havale ediyorum. Zira dâvete icabet vaciptir.”

Demek hürriyetin ve dolayısıyla İslâm’a uygun demokratik bir rejimin yerleşmesi için milletin her bir ferdinin bu beş kapının kendisine uygun herhangi birinden, yeniden, hakikî medeniyete ve çağdaş İslâm’a girmesi lâzım. Yani hem kendisine ve istikbaline ve hem de o istikbalin teminatı olan devlete doğru metotlarla sahip çıkması lâzım. 

Bu beş kapı, galiba, Ankara’nın beş girişindeki beş süslü hoşamedî kapısıdır. (Bu kapıların maliyeti, san’at değeri, kimin projesi olduğu gibi hususların konumuz açısından bir önemi yok). 

Keşke mümkün olsa ve bu beş kapının her birinin üzerine Bediüzzaman’ın milleti demokrasi ve hürriyete dâvet eden bu vecizesini yazsak. 

Bugünkü şartlarda bu zor diyebiliriz. 

O zaman hiç değilse Ankara’nın beş girişinde en uygun yeri bulup, birer totem dikip, Yeni Asya ve Risale-i Nur logoları ile birlikte şunları yazmak lâzım:

Birinci kapıda “Saadetiniz Ankara’ya iman dairesindeki ittihad-ı kulûb kapısından girmektedir”.  

İkinci kapıda “Saadetiniz Ankara’ya İslâmiyet dairesinde muhabbet-i milliye kapısından girmektedir”. 

Üçüncüsüne “Saadetiniz Ankara’ya ahlâk ve san’at eğitimi kapısından girmektedir”.

Dördüncüsüne “Saadetiniz Ankara’ya helâl kazanç kapısından girmektedir”.  

Beşincisine de “Saadetiniz Ankara’ya günahtan uzak kalmaya ahdederek girmektedir” yazsak. 

Yeni Asya okuyucuları bunları yapabilse her halde vazifesini tam olarak yapmış olur. Millet de şaha kalkar. 

Böylece hürriyeti ve demokrasiyi doğru şekilde ve doğru niyet ve üslûpla sahiplenmiş oluruz…

Asya’nın bahtının miftahı da zaten meşveret ve şûradır.  

Haydi…

Okunma Sayısı: 3624
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı