"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Taşeron KHK’sı”

Cevher İLHAN
10 Ocak 2018, Çarşamba
OHAL ilânından bu yana on yedi ayı aşkındır çıkarılan ve çoğunda Meclis’in by pass edildiği KHK’larla haksızlık ve hukuksuzluklara devam ediliyor.

Anayasanın 121. maddesine göre yayımlandığı gün Meclis’e sunulup İç Tüzüğe göre bir ay içinde Meclis’te görüşülmesi gereken KHK’lar, ancak “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” çıkarılması kaydına rağmen, kış lastiğinden rektör atamasına, altı milyon şeker pancarı üreticisini ilgilendiren Şeker Kurumu’nun yabancı Amerikan şirketleri hesabına kapatılmasına kadar birçok konuyu kapsıyor ve Meclis’te tartışılmadan dayatılarak göz göre göre yeni yeni mağduriyetlere sebebiyet verdiriliyor.

695 ve 696 sayılı son iki KHK’yla,temel hukuk kurallarına aykırı olarak tutukluların “tek tip kıyafet”le duruşmalara katılmasından, Danıştay’a 16, Yargıtay’a 100 yeni üye kadrosu ihdasıyla yüksek yargının yürütme tarafından dizaynına ve “15 Temmuz’un devamı” denilerek, sivil kişilerin her türlü baskın, saldırı ve müdahalelerden peşinen “sorumsuz” tutulmalarıyla yeni hukuksuzluklara imza atılıyor.

“MÜLÂKAT” VE “GÜVENLİK SORUŞTURMASI”

OHAL KHK’larıyla resmî açıklamalara göre 111 bin 598 kamu görevlisinin yargısız ihrâcıyla, aralarında 17 bin kadının ve bine yakın bebeğin bulunduğu 50 bini aşkın vatandaşın tutuklanmasıyla, on binlerce işyeri ve şirketin, binlerce özel vakıf, eğitim ve sağlık kurumuyla firmanın kapatılmasıyla kalınmayıp, “OHAL ilânı ve yetkisi”yle hiçbir alâkası olmayan ve yasama yetkisinin gasbıyla Meclis’ten kaçırılan emrivakilerden biri de taşeron kanunu.        

Muhalefetin uzun süredir bir milyonu aşan taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine dair her türlü destek vaadine rağmen, yılbaşı öncesi apar topar Meclis tatile sokularak oldubittiye getirilen KHK’da her ne kadar gerekçe olarak “zamanın yetmediği” gösterilse de, seçim meydanlarında muhalefete “bunda tuzum var” dedirtmemek için yine basit politik hesaplar yapıldığı görülüyor.      

Öncelikle daha ilk etapta on binlerce işçiye kadro ve bütününe 2020’ye kadar toplu sözleşme hakkı verilmemesinin yanısıra “kadroya geçme”ye getirilen şartlarla, sığ siyasî sâiklerle hukuka ve adâlete uymayan, temel haklara aykırı bir dizi yanlışa giriliyor.

Bir yandan “taşeron kanununu da biz çıkardık” propagandası yapılırken, diğer yandan çeşitli gerekçelerle en az 300-400 bin taşeron işçinin daha kadroya geçmesi bir yana, işinden edilmesine ortam oluşturuluyor.      

Ancak en vahimi, yıllardır, aylardır devlet ve özel kurumlarında, belediyelerde çalışan “taşeron işçileri”nin hak kazandıkları ve çalıştıkları işlerine devamları için yeniden “sınava – mülâkata” tabi tutulmaları ve haklarında güvenlik soruşturması yapılması garabetinin sergilenmesi. Kadroya geçmek için ilgili kurumlara başvuran işçilerden, yakınlarının ev ve adreslerini belirtmelerinin istenmesi. 

TEMEL HAKLARA VE HUKUKA AYKIRI  

Belli ki, yine “OHAL rejimi”nde hiçbir demokratik hukuk devletinde benzerine rastlanmayan “istihbarat raporları”yla yüz binlerce taşeron işçisi, haklarında hiçbir yargı kararı bulunmadan, sırf “siyasî kanaatleri”yle, iktidara yakınlıkları – uzaklıklarıyla, yine hukukta hiçbir kıymeti olmayan uyduruk “irtibat” ve “iltisak” iddialarıyla işlerinden atılacaklar.      

Ve zaten hiçbir güvenceleri olmayan ve şimdiye kadar yargısız, sorgusuz, suâlsiz, KHK’lara bile gerek görmeden işlerinden edilen taşeron işçilere hangi kriterlerle kimler tarafından yapılacağı belli olmayan “mülâkatı geçme şartı”nın getirilmesiyle yeni kıyımlara sözde “yasal” kılıf hazırlanıyor.           

Böylece, “OHAL’in gerekli kıldığı konular”ın dışında istimal ve istismarıyla siyasî rant uğruna hukukun temel prensipleri berhava ediliyor. “Suç işledikleri”ne dair en ufak bir emare olmamasına rağmen yüz binlerce taşeron işçisine, bir yakınının “FETÖ ile irtibatı ve iltisakı” iddiası bahanesiyle, KHK’yla da olsa kazandıkları “kadroya geçme” hakkı kaybettiriliyor.

Anayasada yer alan  “herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez” insan hakları, temel hak ve hürriyetler ve hukukun en temel kurallarının başında gelen “suçun şahsîliği,” “mâsumiyet karinesi,” “suçlu olduğu ispat edilinceye kadar kişinin suçsuz olduğu” esası burada da çiğneniyor… 

Okunma Sayısı: 3658
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • nafi

    10.1.2018 00:37:08

    khk kalksın ohal kalksın

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı