"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bin adım sonrası

Faruk ÇAKIR
05 Ocak 2017, Perşembe
Tecrübelerden süzülen sözlere itibar etmek her zaman kazandırır.

Atalarımız, "Bin düşünüp bir söyle"meyi tavsiye ederken, herhangi bir konuda adım atarken bir sonraki değil, mümkün olsa bin sonraki adımı düşünmek gerektiğini hatırlatmışlardır.

"Bin düşünüp bir adım at"ılması icap eden konulardan biri de dış politika ve komşu ülkelerle ilişkilerdir. Bazen olur ki atılan bir adım, sonrasında büyük faturalar ödenmesine sebep olur. İdarecilerin siyasî ve sosyal konularda atacakları adımlardan önce bunu düşünmesi, isabetli hareket etmelerine de sebeptir.

Derin çelişkilerin yaşandığı bir nokta da Suriye politikaları oldu. Her defasında hatırlatmak icap ettiği üzere 3 ayda bitmesi beklenen bir kargaşa netice olarak 5 yıldan fazla sürdü ve bir ülke baştan sona tahrip edildi. Komşumuz Suriye'nin 'normal'e dönmesi acaba kaç yıl daha sürecek? Ve ortaya çıkan maddî fatura nasıl ödenecek? Bu faturanın ülkemize yansıması ne ölçüde olacak? Bunların hepsi tartışma konuları arasında yer alıyor.

Türkiye bir şekilde Suriye'daki savaşa fiilî müdahil olmuş oldu. Askerlerimiz, "Fırat Kalkanı" diye isimlendirilen bir operasyon çerçevesinde Suriye'de bulunuyor. Fiilî müdahalenin gerekçesi, Suriye topraklarında üstlenen terör örgütlerini bertaraf etmek. Suriye'de devlet otoritesi kalmadığı için, terör örgütleri orada buluştu ve Türkiye'ye terör ihraç eder hale geldi. Temennimiz bu operasyonlarla Suriye'den Türkiye'ye terör ihracının önlenmesidir. 

Suriye hadisesi garip bir hal aldı. Millî Savunma Bakanı Fikri Işık, "Koalisyon güçlerinin Suriye'nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı Harekâtı'na gerekli desteği vermediği"ne yönelik açıklamalarının hatırlatılması üzerine şöyle demiş: "Müttefik ülkelerin, özellikle NATO'da uzun yıllar birlikte olduğumuz ülkelerin, DEAŞ ile mücadele için koalisyon oluşturmuş ülkelerin DEAŞ'a karşı mücadelede son derece kritik bir yer olan El Bab'a karşı Türk Silâhlı Kuvvetlerinin desteğiyle Özgür Suriye Ordusu'nun başlattığı bu operasyona destek vermemesi doğrusu düşündürücü. Daha doğrusu arzu edilen desteği vermemesi düşündürücü. (...) Bu, kamuoyunda ciddî bir hayal kırıklığı oluşturuyor. Biz müttefiklerimize de bunu da söylüyoruz, 'Siz bu noktada hem DEAŞ ile mücadele ettiğinizi ifade ediyorsunuz hem de istenen, arzu edilen desteği vermiyorsunuz. Bu da kamuoyunda sizin DEAŞ ile mücadelede samimiyetinizin sorgulanmasına sebep oluyor.' (...) Bu konuyla ilgili de gerek askerden askere gerekse sivilden sivile görüşmelerimiz sürüyor. Ümit ederiz ki başta ABD olmak üzere bütün koalisyon güçleri, Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtı'nda ihtiyaç duyduğu hava desteği ve diğer desteği verir. Bu noktada gereken adım daha fazla gecikmeden atılmış olur." (AA, 4 Ocak 2017)

Tabiî ki operasyon öncesi yapılan konuşma ya da anlaşmalardan haberdar değiliz. Ancak şu anda "bize hava desteği verilmiyor" denildiğine göre öncesinde bu destek için söz alınmış kanaati hasıl oluyor. Acaba söz verenler şimdi niçin sözünde durmuyor? Türkiye bu ihtimali düşünüp ona göre "B" ve "C" planlarını yapmış mıydı?

Demek ki samimî olmayan dostların desteğine fazla güvenmemek gerekirdi. Başkasının desteğin olmaması operasyonların neticesini etkeler mi? Temennimiz tez elden bu musîbetten kurtulmak olsun. 

Okunma Sayısı: 3179
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • arda

    05.01.2017 05:19:36

    Esedi 1 hafta içinde gönderirken yalnız mıydık yoksa birileri bizle berabermiydi.Dünyadaki politka menfaatler üzerine kurulmuş.Ne diyor gerçek dost yoktur ülke çıkarları vardır.Ya biz tamamen duygusal ve hırs ve de öfke eksenli hareket ediyoruz.Dün dost dediğimize iki gün sonra düşman,düşmanada iki gün sonra dost diyoruz.Bu tutarsızlığımızı görenler bizle hareket etmek ister mi*

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı