"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barikatı değil, bereketi gör!

İsmail TEZER
05 Ekim 2018, Cuma
On Dokuzuncu Mektub’dan “bereket”e dair mu’cizeleri okuyorum şu sıra.

Bereket ve mu’cize aslında birbirine çok yakışan iki kavram. Zira bereket bizatihî hesaba, ele avuca gelmez bir şey. Onu hesaplayamazsınız, hissedersiniz sadece.

Modern zamanlarda en çok unuttuğumuz veya teğet geçtiğimiz kavramlardan biri de bu olsa gerek.

İçerisinde imanı, tevhidi, teslimi, tevekkülü barındıran bir mefhum.

Zira bereket dediğimiz husus, çoğu zaman akılla açıklanamayacak, “iman” edilecek bir durum.

Bu yönüyle bütün planların, hesaplamaların üzerinde bütün sebeplerin Kendisinin elinde olduğu, Bir olan Zata teslimiyetle idrak edilen bir mana.

Bismillah’ın tükenmez bir kuvvet olması yanında “ne çok bitmez bir bereket” olması da burada saklı olsa gerek.

Âlemlerin Rabbi, bütün sebepler kabza-i tasarrufunda olan Cenâb-ı Hak her şeyin anahtarının Kendi yanında olduğunu, eşyanın dizginlerinin Kendi elinde olduğunu bildirir bereketle.

İnsanların bir planı olmakla beraber Allah’ın da bir planı vardır.

Bereketin “maksat” edinilecek bir husus olmaktan ziyade “tevekkülün bir neticesi” olarak gelen bir nimet olduğunu bilmek gerekiyor.

Amelinde yalnız rıza-yı İlâhî olanların karşıladığı bir lütuf, özel bir ikram.

Bediüzzaman’a “ne ile yaşadığı” sorulduğu zaman “Ben iktisat ve bereketle yaşıyorum” demişti.

Esbabperest zihinlerin idrak edemeyeceği bir husustu bu.

Her şeyin hesaplanabilir, ele avuca gelir olduğunu düşünen; gözüyle göremeyip aklıyla tartamadıklarını kolayca inkâra yeltenenler açısından kabulü zor bir husustu bu elbet.

Bediüzzaman, sebeplere değil Müsebbibü’l-Esbab’a sarılmıştı. Sebeplere sadece tevessül ediyor, üzerine vazife olmayan hususlarda Allah’ı vekil kılıyordu.

Şimdilerde her şeyi hesaba döktük sanki. Rakamların bizi esir almasına izin verdik. Böyle olunca biz onlara hükmedecekken onlar bize hükmeder oldu. Halbuki müşriklerle harp edecekken kendi sayılarına bakmadılar Müslümanlar. Hz. Peygamber (asm), yeter mi diye tartmadı çoğu kere taamını. Bediüzzaman dünyaya açılacak bir iman Kur’ân hizmeti için ücra bir köyde, bir-iki kişiyle başlanır mı demedi.

Rakamların kendilerini esir almasına izin vermeyenler, nihayetinde bugün Allah’ın izniyle rakamları da buldular. Keyfiyeti esas alanlar, bel bağlamadıkları ve harekâtını ona bina etmedikleri nice kemiyetler buldular.

Misaller çoğaltılabilir.

Bereketle yaşayanlar, berekete talip olanlar; amelini, işini ve hizmetini kemiyete, rakamlara, şartlara endekslemeyenler kazanacak nihayetinde..

Şartları kendilerine barikat görmeyenler, bereketi görmeye namzettirler vesselâm.

“Yâ Rab! Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bereketi hürmetine, bize ihsan ettiğin maddî ve mânevî rızkımıza bereket ihsan et! Amin.” 1

Dipnot:

1- On Dokuzuncu Mektub, Yedinci Nükteli İşaret.

Okunma Sayısı: 1785
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ayhan Aydın

    5.10.2018 15:22:21

    Tebrikler. Allah yar ve yardımcımız olsun. Selam ve dua ile.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı