"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Geçen sene bu zaman

Muzaffer KARAHİSAR
21 Ağustos 2018, Salı
Her insanın anlatılmamış hikâyesi, yazılmamış günlükleri vardır.

Onları sandıkta çeyiz gibi iç dünyamızın tenha enginliklerinde antika mücevher gibi kendimize emanet eder saklarız. Hayatın bizi hırpalayan, örseleyen yüzünü gördüğümüz zaman, hemen düşler ülkesinde sakladığımız gizli dünyamızın pembe ufuklarındaki hayallerimize, mutluluk gizemlerine kaçarız!

İnsan hayatın kendisi bir yaşantı serüveni, bir hikâye örgüsü zaten. Her gün yeni sayfalar açılıyor bir bir, yeni bir dünya kuruluyor âlemde kendimize özel… Bazen sevinç çığlıklarımız kaplar afakı, bazen hayal kırıklıklarımız hüzünle çöker içimize… Yaşadığımız hayatımızı renklendiren sözlerden ve fillerden meydana gelen iyi ya da kötü amellerimiz, kiramen kâtibi tarafından kayıtlara geçer.

Bazen umutlar bulutlar kadar yükseklerde olur, ulaşılmaz. Bazen de ansızın beklemediğimiz sürprizler, tevafuklar, inamlar, ikramlar müjdelerle kısmetimize geliverir. 

Geçtiğimiz yıl bu zaman hac mevsiminde sevinçle uçmuştuk gökyüzünde. Coşkulu, huzurlu, huşu içinde başlayan müstesna bir yolculuğun sevincini bütün duygularımızla yaşıyorduk. Yedi yıl bekledikten sonra ve meş’um bir kalkışma sonrası, üzerimize düşen bühtan gölgesiyle incinmiş ruhumuza ihsan-ı İlahi mukaddes yolculuğu ikram olarak nasip etmişti. 

Aile mensuplarımızla hac heyecanı yaşıyorduk. Dünya Müslümanlarıyla omuz omuza durup huzur-u İlahide gönüllerimizi, dualarımızı ve kardeşliğimizi birleştirecektik. İslam bayramını beraber idrak edip İttihadı İslam için beraber dualar edecektik. Ömrümüzde tekrarı mümkün olmayan mukaddes yolcukta kimseyi incitmemek, hiçbir şeyden şikâyet etmemek üzere ve zamanı iyi değerlendirip ihlasla bütün vecibeleri yerine getirmeye gayret göstermeye niyet ettik.

Medine’de Ravza-i Mutahhara’da Efendimizin (asm) huzuruna vardığımızda dünyanın her devletinden gelen Müslümanlarla ayını sevinci, heyecanı, hazzı beraber yaşamanın mutluluğunu tadıyoruz. Sükûnetle salat ü selamlarla Bab-ı Selam’dan ilk girişten sonra Efendimiz ’in(asm) huzuruna varıncaya kadar geçen zaman ve yüz yüze kaldığımızda huşu, huzur, heyecan ve duygu yoğunluğunu anlatmak çok zor. Edep içerisinde kendimizle birlikte ümmetinin gönderdiği manevi hediyeleri… Selamları, muhabbetleri, Salavat- Şerifeleri, hürmetle takdim etme bahtiyarlığını ihsan eden Rabbime şükürler ettik.

Medine şehri, Allah’ın Resulünü misafir etmekle şereflenmiş, sahabelerle şenlenmiş, münevver olmuş mübarek mekân. Her yer Peygamberimizi (asm) hatırlatıyor, Asr-ı Saadeti akla getiriyor, onun yıldızlara benzeyen fedakâr sahabelerinin örnek hayatlarını çağrıştırıyor.  

Sonraki günlerde İslam güneşinin doğduğu, Peygamberimizin (asm) mübarek şehri Mekke’de hac mevsiminde bulunmanın ve ayrıcalığının verdiği mutluluk…  Kâbe heyecanı sarmıştı içimizi! Beyaz ihramlarımızla sel gibi akan kalabalıkların, dualarını, zikirlerini, niyazlarının içinde fark edilen “Lebbeyk…” sesleri… Balarıları uğultularını andıran yakarışların ruhumuzun derinliklerine kadar sirayet eden terennümleri… Bakara Suresindeki, “… Hemen yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir…” Misafiri olduğumuz Beytullah’a bütün dikkatimiz ve heyecanımızla baktığımızda olanca heybetiyle, manevi ihtişamıyla karşımızdaydı. İlk bakışta ibadetlerimizin kabulü ve affımız için yapılan ilk dualar.

Kalabalıkların sel gibi aktığı Kabe’nin yakınlarında Müslüman kardeşlerimizle dualar, zikirler, lebbeyk nidaları damlayan sevinç gözyaşları ve alınterleriyle arşa yükseliyordu. Mahşer meydanına benzeyen tavaf alanında zerre misal bedenimizle ummanlara karıştık. Günah yükümüzle Kabe’nin etrafında Hakkı zikir edip dönen billur suların bendine bırakmıştık kendimizi. İmanımızla, Peygamberimizin (asm) hürmetine ve huzurunda yalvaran Müslüman kullarının niyazıyla Rabbimizin affına, mağfiretine, merhametine, keremine iltica etmiştik bütün ümitlerimizle ve duygularımızla.

Geçen gün hacca giden ve Mekke’den mesaj gönderen bir kardeşimizin selamı beni duygulandırmıştı. Geçen sene bu zamanda mukaddes yolculuğu hatırladım. İtinayla saklanan sandıktaki çeyizler gibi bütün güzellikleriyle, renkleriyle, ruhu okşayan her hatıra, latifeleriyle gözümün önüne geldi. İlahi aşkın terennümü mümkün olmayan, tarifi imkânsız gizli nağmeleri gibi gönül dünyamda muhabbet esintileri bıraktı.  

O kardeşimize bu sütunlarda yer alan, ilgimi çeken ve hayallerimi misafir eden “Tepedeki ev”i tarif ettim. Kabe’ye yakın, Ebû Kubeys Dağı’na nâzır yüksek bir tepenin üstünde eski, küçük, şirin bir ev gözüme ilişmişti. O evde Kabe’ye yönelip namaz kılmayı, Arafat, Sevr, Nur... Faran dağlarını temaşa etmeyi, Ebû Kubeys Dağından güneşin doğuşunu ve Safa Tepesinden Kabe’ye yansıyan manzaralarını… seyretmeyi çok isterdim… Ebû Kubeys Dağı üstünde tecelli eden Şakk-ı Kamer mucizesini… Hayalen hatırladığımı anlatmıştım.

Okunma Sayısı: 827
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Altay

    21.8.2018 09:24:37

    Geçen sene bu zamanlar hapisteydik. Ailelerimiz ve biz ihtiyaç içinde kıvranıyorduk. Sıcak havada dört duvar içinde kuş gibi bir o tarafa bir bu tarafa gidip geliyorduk. Halen binlercesinin ailesi kıvranmaya, gözyaşı dökmeye devam ediyor. iyi bayramlar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı