"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnkârcı felsefeye karşı Risale-i Nur

Muzaffer KARAHİSAR
31 Temmuz 2018, Salı
İman esaslarını anlatan, akla, fikre, kalbe hitap eden Risale-i Nurlar, asrın hastalıklarını tedavi eden bir reçetedir. Kur’ân’ın manevi bir tefsiridir.

Manevi buhran içindeki asrımızın insanları, İslam’ın ulvî hakikatlerine, sevgili Peygamberimizin (asm) getirdiği iman ve hayat düsturlarına muhtaç. İki cihanda huzur, saadet ve kurtuluş çareleri mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de bizlere müjdelenmiştir. Bütün kâinatın, varlıkların yaratılış gayeleri, hikmetleri ve Rabbimizi tarif eden tevhit delilleri anlatılırken, insanlar arzın halifesi sıfatıyla görevleri, sorumlulukları, verilen akıl ve muhakeme gücüyle yaradılış mucizelerini düşünmeleri, tefekkür etmeleri emredilmiştir.   

Geçtiğimiz asrın başlarında inkârcı felsefi akım, dinsizlik adına kuzeyden gelen inkâr-ı ulûhiyet fikri dünya üzerinde varlığını göstermeye başladı. Bin senedir birikmiş batıl, inkârcı fikirler felsefenin zihin bulandıran, materyalist, menfaate dayalı, ahlakî değerleri alt üst eden anlayış genç nesilleri dinsizlik tuzağına düşürüyordu.

Devlet erkânı tarafından inkârcılık ve gayrîahlakî yaşantılar teşvik ediliyor, imandan, inançtan uzaklaştırılmaya çalışılıyordu. Bu durumda yeni nesil nasıl kurtarılacaktı? Bütün bu tehlikelere karşı Büdiüzzaman 1952 yılında Eşref Edip’e: “Dünya büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri sarsılan garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş batıl formülleriyle mi? Yoksa İslam’ın ter ü taze iman esaslarıyla mı?” 

İman esaslarını anlatan, akla, fikre, kalbe hitap eden Risale-i Nurlar, asrın hastalıklarını tedavi eden bir reçetedir. Kur’ân’ın manevi bir tefsiridir. 

Telifine başlandığı 1926 yılından itibaren varlığını hissettiren Risale-i Nurlar, devlet tarafından yasaklanmasına rağmen şevk ve heyecanla okunmaya başlamış, eli kalem tutan insanlar, yazıp çoğaltmaya, herkese ulaştırıp okutmaya çalışmışlardır. Bütün imkânsızlıklara ve ceberut devrinin acımasız baskısına rağmen çağın bulaşıcı illeti olan dinsizlik fikrine karşı; İslam’ın tar ü taze iman esaslarına gönül veren Anadolu insanı yokluklara, yorgunluklara, kıtlıklara, zulümlere, zindanlara yüreğindeki cesareti siper ederek iman hakikatlerini rehber edinmişler...

Isparta ve havalisinde eli kalem tutan inanmış insanlar, Kur’ân harfinin yasak olduğu o dönemde nur kâtiplerinin yazdığı 600 nüsha Risale-i Nurları, nur postacıları muhtaç gönüllere ulaştırmışlar. Hatıralarda bin kalemle nurları yazıp çoğaltan Sav Köylülerine hafızalarda iz bırakan bu heyecanın sebebi tarihî bir gerçek olarak araştırılmayı bekliyor. Ömer Özcan’ın derlediği bir hatırada, Hasan Basri Çantay’ın ayakkabı tamircisi bir akrabasının “...bir davaya girdi, elinde kalem kâğıt boyuna yazıyor…” tabiri o zamanda risale yazma tutkusunu anlatan bir hatıra olarak günümüze kadar gelmiş.

Toplum hayatının her katmanlarına hitap eden Risale-i Nurlar çocuklara, gençlere, yaşlılara ve hastalara hitap ediyor, insan zihnini meşgul eden sorulara ilim ve fenlerin ışığında bilimsel, ikna edici cevaplar veriyor. Asra yakın hizmetleriyle bu eserler, küfrün belini kırmıştır. Gençleri imansızlık hastalığından kurtarıp ahlaklı, edepli, ibadetli, vatana, millete faydalı insanlar olmalarını teşvik etmiştir.

Zamanımızda bir asrısaadet Müslümanı olarak yaşamış, telif ettiği Kur’ân tefsirleri, iman hakikatleri ile milyonlara ışık tutan Büdiüzzaman’ın sünnete uygun hayatı, yaşantısı, talebeleri, taraftarları, eserleri ortadadır. Vefatından önce talebelerine son dersinde: “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.” demiştir.

Dessas zalimlerin ve münafıkların teşvik ve jurnallemeleriyle kötü giden bir şeyleri, olumsuz örnekleri bahane ederek cemaatleri toptan kötüleme, karalama, cephe alma refleksine kapılarak maddi menfaat gözetmeden Allah rızası için imana, Kur’an’a hizmet eden, gençliğin elinden tutan insanlar, inşallah incitilip soğutulmaz. Böylece eğlence merkezlerinde, internet kafelerde zaman öldüren, uyuşturucu kıskacında, teknoloji müptelası, suç makinası olan gençlere umarım yenileri eklenmez.  

Okunma Sayısı: 1467
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı