"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İŞİD, ya da DAİŞ; veyahut “Hak” bir dâvânın “Batıl” bir vesilesi...

Orhan Ali YILMAZ
29 Şubat 2016, Pazartesi
Suriye..

Şu Arap Baharı’nın, her nasılsa geçerken bi şekilde uğradığı garip bir ülke.. 

Yıl 2011.. 

Tam da bizim, araba dahil, her türlü plânlamayı yapıp kara yoluyla, üzerinden bir Umre seyahatine ulvî bir hâhişle ciddî anlamda azmettiğimiz, büyük, hem de çok eski bir tarihî mirası koynunda barındıran o güzel ülke..

Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin 1910’lu yıllarda o meşhur hutbesini îrad ettiği ve içinde Âlem-i İslâm’ın hastalıklarını bir bir teşhis ettiği o kutlu belde…

***

Sonra..

Özgür Suriye Ordusu.. 

Muhalifler derken.. 

Birdenbire En-Nusrâ’yı işittik.. 

Ve ondan nebean veya iğtizal eden (ayrılan) İŞİD ya da DAEŞ’i..

Hz. Ali gibi bir İslâm Kahramanı ile savaşacak raddedeki şu Günümüz Hâricîleri...

Benzeşiyorlar…

Tarih tevarüs etmiş gibi…

Yarıya yakını; ülkelerinde itilmiş, kakılmış, zulüm görmüş, haksızlığa uğramış, belki de Müslüman dahi olmayan, ikinci sınıf insan muamelesi görmüş ya da bi şeklide aşağılanmış, aşırı derece kinci,  intikam için fırsat bekleyen insan bozmaları..

Zaten, temelinde de, ABD’nin, Irak İşgali ve Körfez Harekâtı sonrasında oluşturduğu o meşhur Ebû Gureyb Cezaevi’ndeki Müslüman mahkûmlara uyguladığı o akıl almaz zulüm ve işkenceler var...

Günümüzde ondandır ki, komuta kademesinde, nasılsa bir oldu-bittiyle bi şekilde tahtından indirilen ve gayet “anlamlı” bir şekilde, 2006 yılında bir Kurban Bayramı’nın 1. gününde apar topar idam, belki de bu anlamda şehit edilen Saddâm Hüseyin’in, savaş sanatı ve de stratejisini çok iyi bilen, konusunda gayet tecrübeli pek çok eski generali ve Muhafız Ordusu Komutanı var elân...

Yakından bakınca görünen manzara…

***

Üstâd Hazretleri, Vehhâbilik bahsinde, her bir Bâtıl Mezhebin de kendine mahsus “hakk” bir vesilesinin olduğunu; ona istinad ettiğini, onun sayesinde ayakta durduğunu ve onunla varlığını idame ettirdiğini söyler..

İŞİD veya DAEŞ’e baktığımızda da çok farklı bir manzara görmemekteyiz.. 

Hak bir dâvâ; İslâm Nizamı’nı tesis etmek ya da Şeriât’ı hâkim kılmak.. 

Bâtıl olan Vesile; Allahuekber! Lâilâheillellah!..

Müslümanları, hem de çoluk-çocuk,kadın-erkek, genç-yaşlı demeden bombalarken...

İnsanın kanını donduran, yüreğini ağzına getiren akıl almaz zulümler.. 

Ve de işkenceler..

İslâm adına…

***

Bir Suriyeli arkadaş, bütün bir ailesiyle Türkiye’ye geliş gerekçesini özet olarak şöylece açıklamıştı bize bi tarihte Kayseri’de:

“Selefîler, savaş henüz başlamadan bir zaman önce bana geldiler ve şöyle dediler: 

‘Gel, bize katıl! Biz savaşacağız!’ 

Dedim, ‘düşman’ kim; ben kiminle savaşacağım!?.. 

Ben Müslümanım.. gördüğüm kadarıyla karşıdaki de Müslüman.. 

Eğer ben onu öldürürsem; ben cehennemliğim!.. 

O ise beni öldürse de, öldürmese de; o da cehennemlik..

Çünkü o da beni öldürmeye azmetmiş… 

Hadîs’e göre… 

Ben, hicret edeceğim dedim ve öylece Türkiye’ye geldim..” demişti.

***

Ve yine Üstâd, “Haricî tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir. Çünkü düşmanın malı, çoluk-çocuğu ganîmet hükmüne geçer. Dâhilde ise öyle değildir. Dâhildeki hareket müsbet bir şekilde manevî tahribata karşı manevî, ihlâs sırrı ile hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dâhildeki cihad başkadır. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenâb-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dâhilde ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dâhil ve hariçteki cihad-ı maneviyedeki fark, pek azîmdir..” 

İşte “fark”ımız...

***

Ve, dile kolay...

İnsanın içini gerçekten burkan, göğsünü daraltan, adeta nutkunu durduran o hazin sonuç: 

Suriye Politika Merkezi Grubu’nun son araştırmasının sonuçlarına göre, işte “Savaş” ‘ın Bilânçosu; şimdiye kadar 470 bin kişi ölmüş, 1.9 milyon kişi de yaralanmış ki, bu toplam Suriye nüfusunun % 11.5’ ne tekabül ediyor, denk geliyor.. 6 milyon kişi ise ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalmış, tam 4 milyon kişi de ülkeyi terk etmek zorunda kalmış...

Okunma Sayısı: 1477
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı