"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm her an gelebilir

Rabia İlhan
27 Aralık 2018, Perşembe 02:08
Ölümün hak olduğunu biliriz de, her an gelebileceği hakikatini unutuveririz.

Bir selâ duyulunca hatırlatır kendini ölüm ya da bir mezarlıktan geçerken. Ama sonra yine dünyaya dalıveririz. Sanki bu dünyada ebedî kalacakmışız gibi çalışır dururuz. 

Bediüzzaman Hazretleri 21. Söz'de: 

“Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedî midir? Hiç kat'î senedin var mı ki gelecek seneye belki yarına kadar kalacaksın?”

“Ey nefis! Bil ki dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise senin elinde senet yok ki ona maliksin. Öyle ise hakikî ömrünü bulunduğun gün bil.” ifadeleriyle, bu dünyanın fâniliğini ve ölümün her an kapımızı çalabileceği hakikatini nefsimize hatırlatır.

“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No: 1201) hadisi aslında bize ölçüyü vermiştir. Ancak, hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi (dünyaya) çalışmayı ihmal etmezken yarın ölecek biri gibi tedbirli olmayı, ahiretimiz için çalışmayı geri plana atıveriyoruz.

Montaigne bir eserinde ölüm üzerine şu ifadeleri kullanır:

“Hayal gücümüz elverdiğince her an her yere ölümü koyalım. Atımız yoldan saptığında, çatıdan bir kiremit düştüğünde, en ufak bir şey battığında kendi kendimize tekrarlayalım: Ya ölüm buysa!”

“Ölümün bizi nerede beklediğini bilmediğimiz için biz onu her yerde bekleyelim.”

“Ölüme çok daha önceden hazırlanmak gerekir.”

“Her gün ölüme götürür, ama son gün ona kavuşturur.”

Ölümün hak olduğu şu dünyada ebedî yaşayacağımızı zannetmemiz aslında bize ağır gelen. Hâlbuki burası konar göçer bir han... Gelenlerin dinlendiği bir ağaç gölgesi. Göz açıp kapayıncaya kadar yahut ondan da az geçirdiğimiz bir ân-ı seyyale. 

Ey nefsim!

Hem madem ömür kısadır,

Hem madem hakikî ömrün bulunduğun gündür,

Hem madem dünya sana bir gün: “Haydi dışarı!” diyecek,

Öyleyse ölüm seni uyandırmadan evvel uyan!

Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. 

Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl. 

Âmin!

Okunma Sayısı: 1179
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ALP ÂTÎ

    27.12.2018 17:42:00

    KABRİSTANLARI şehrin/Beldenin/Meskun Mahallin Dışına KOVDUĞUMUZDAN BERİ; "Biz Dünya'yı Çok Sevdik! Ölüm Bizden Irak Olsun!!!" Modülünde YAŞ(LAN)IYORUZ,... Bir Memleketin/Ülkenin/Milletin Medeniyyet Seviyesinin Göstergesinin GÖRÜNTÜSÜ; "ÖLÜSÜNE VE DELİSİNE VERDİĞİ DEĞERLE" GÖRÜNTÜLENİR,... Azrail (AS) ümüğümüze yapışmadan evvel Ölüm(ümüz)ü hatırlamak ve An'a hazırlanmak bir yana (cümlesiyle) Ölümüzü de herdem hatırda tutmak gerek,… VesSelâmet,...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı