"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Malatya’nın Celal Yalçın Ağabeyi

Şükrü BULUT
12 Ocak 2018, Cuma
Zaman sel dolaplarını çalıştıra dursun. Arz sefinesi de sür’atle yürürken, gezegenimizden bir yıldız daha uçtu....

Celal Ağabeyin tabiriyle; ahan geldik fani dünyanın son durağına... İniş veya veda menzili ister Boztepe olsun, ister Yeşiltepe... Kernek, Banazı, Çarmuzu, Çöşnük, Hançukur, Karakavak, Eski Malatya veya Orduzu… Nereden uçtuğumuzdan ziyade nereye konacağımız daha önemli değil mi? Celal Abi, “Nur Talebeleri hop diye Cennetin ortasına düşecek” derdi... İnşaallah...

Celal Ağabeyin arkasından yazmak pek kolay değil. Zira o, tarihi kahramanlarıyla birlikte berzaha sürüklemiş gibi. Seksen küsur senelik ömrün altmış küsuru Nur dairesinde geçmiş bir şahsiyetin hayatındaki kalın çizgiler bile başlı başına bir tarih teşkil etmez mi?

Aslen Elazizli idi. Ağın ilçesi Arapkir´imize yakın olduğundan, o istikametten gelip Malatya’ya yerleşmiş ailelerdendi… Son nefesine kadar El Azizliliğini korumaya gayret etti... Gel gör ki, herkes onu Malatyalı biliyor bugün... Ne fark eder ki... Biz, onun çocukluk yıllarını, anne babasının hayatlarını, çok zayıf bir genç olarak Mensucat Fabrikası’na girişini ve Nurlarla mana âlemindeki tanışmasını defalarca kendisinden dinlemiştik. Bizzat kendi ifadeleri ve sevenlerinin kalemlerinden ortaya çıkan karelerden bahsetmeyeceğim, zira okuyucularımız için tekrar olur. Onun yaşadığı dönemin üzerinden  “kuş bakışı“ dediğimiz bir nazarla geçmeye çalışalım. Birazcık tarih, azıcık nostalji ve onunla manevî cihada katılmış, şimdi kabirlerinde hayır duâ bekleyen nice kahramanları yad manasında kalmaya gayret edelim.

MENSUCATLI NURCULAR…

Hayatı, dâvâsı ve mesleği ile o kadar imtizaç etmişti ki, vefatından bir buçuk ay önce görüştüğümüzde, söz dönüp dolaşmış millî sermayemiz (o zamanlar) Sümerbank’ın Mensucatı’na gelmişti. Nurlar’ı tanıması, heyecan ve şevk dolu yılları, ilhadın temsilcileriyle yaptığı şanlı mücadelesi hep burada geçmişti. Nice gardaşlar, dâvâ arkadaşları ve ahiret yoldaşları edinmişti bu ocakta... Bizim neslimiz Celal Ağabeyi Abdülvahap amca, Ramazan Keklik, Hüseyin Bozat ve Elektrikçi Cumali gibi Mensucat’ta çalışanlar arasında tanımıştı. Fakat o hem yan­kı­lanan tatlı tiz sesiyle, hem zayıflığıyla, hem daima mütebessim siması ile, hem ikili konuşmalardaki mahallî şivesiyle ve hem de elinden düşürmediği Mesnevî´si ile diğerlerinden çok farklıydı.

Türkiye’nin en genç emeklileri sayılan o günün Mensucat´lı Nurcularının çoğu, hayatlarının ikinci mesleğine başlamışlardı. Celal Abi müstesna... Düzenli ve disiplinli hayatını Nurlar’a vakfetmişti. Ne kışın soğuğu ve ne de yazın sıcağı evi ile medrese arasındaki kilometrelerce mesafeyi gözünde büyütememişti.

Bir işçi maaşı ile dört çocuk yetiştirmişti. İmtihanları hoş karşılayan ve musîbetler karşısında gerilemeyen ağabeyimizi kader ağır imtihanlara tâbi tutmuştu. Güldane Abla ile gözlerinin nuru gibi üzerinde titredikleri bir çocuk annesi olan kızlarını kaybedeceklerdi. Acı, ıztırap ve hüznün o evde duman duman tüttüğü elemli günlerde onlardaki teslim ve tevekkül hüsn-ü misal noktalarındaydı. Mütevazi evine misafir olan herkes, ayrılırken konaktan çıkmış duygusunu yaşardı: Gönül zenginliği, misafire gösterilen izzetli muhabbet ve gönülleri çelen hoş sohbet... Kendi elleriyle evinin fıskiyeli bahçesine diktiği meyve ağaçlarının altında muhabbetle ikram ettiği çayları yudumlayanların damağındaki tad, yarım asır sürse de geçmezdi.

Büyük oğlu Yusuf ile akran olduğumuzdan, bizde Yusuf’u görür, öylece sever ve muamele ederdi. O saik ile, gurbetten bir an önce sılaya, Malatya’ya dönmemi arzulardı. Mustafa Polat, Halil İbrahim, Erkenekli Savcı (M. Çetintaş), M. Gültekin, Abdülfettah, Said Allahverdi, Şehit Mirza, Haşim, Sedat, Tayyar Akçil, Bingöllü Vahdet, Ahmet Çam, Ebuzer ve Bekir’le dolu dolu geçen Emeksiz ve Samanpazarı medreselerinin lâhutî ve heyecanlı günlerini tekrar yaşamak özlemiyle “gel!” diyordu.

Malatya’nın suyu, güneşi, havası ve bilhassa mişmişi insana öyle bir samimiyet ve yakınlık zerk eder ki... Bu candan sevginin tefrite düştüğünde muhatabını çokça incittiğine de şahit olmuştur Malatyalılar. Dobra ifadeler, samimî inanmalar, mişmişin yol verdiği zekâvet ve Korucu Babanın komşuluğu, Malatya’da hassasiyeti belirgin hale getirmiştir. Fakat Celal Abi ile etrafındaki kahramanlar, gizli cereyanların bütün çabalarına rağmen, istikamette kalarak tezkereyi almayı başarmışlardı.

Malatya’daki Nur hizmetlerinde askerlerin farklı bir yeri vardır. Erhaç Ana Jet Üssünde vazifeli havacı astsubaylar başta olmak üzere o çizgi, bu beldenin öncülerinden Muzaffer Erdem’e kadar uzanırdı. Okuyucularımızın çok yakından tanıdıkları Mevlüt Polat ve Tayyar Alnıak ile beraber Önder´i, M. Erbek’i, merhum Sıtkı ve Kemal’i de unutmamamız lâzım. Bu arada yolları memuriyet münasebetiyle Malatya’ya uğramış, Nurun kahramanlarını da yad etmek gerekir. Tacettin Demir, Necip Özbey, H. Bıyıkoğlu, E. Eş, A. Gül, Dr. Muzaffer, Eczacı merhum Gültekin Tola, H. Külekçi, Şehit Pilot Yüzbaşı Mahmut, Dr. Mustafa, Ziyaeddin Akbulut, Necati Çetinkaya, İ. Atak, Geredeli Binbaşı İsmail, Kilisli Seydo ve daha niceleri... Duâ niyetiyle yazdığım yukarıdaki isimler, zayıf hafızamın saklayabildiği veya şahit olabildiklerimden ibaret... Elbette o tarihten bu yana yüzlerce, belki binlerce isim Malatya’da Nurlar’la Kur´ân’a hizmet etmiştir. Unutup yazamadıklarımızın affına sığınıyor ve duâlarını istirham ediyoruz.

Celal Ağabeyi anlatırken, hayatını Risale-i Nur dâvâsına vakfetmiş, bu uğurda mücerret kalarak dünyanın geçici zevk ve safhasından ele tek çekmiş M. Ali Bağlıtaş´tan bahsetmemiz bir vecibedir. 1960’ların sonunda Malatya medresesinde hizmet etmiş Antakyalı Mehmet İslamoğlu’ndan sonra, Bingöl’de sağlık memurluğundan istifa ederek Malatya’ya gelen M. Ali Ağabeye, Malatya’nın yerlileri olarak Celal Ağabeyler sahip çıkmış, kol kanat gererek bizim dönemimizin aydınlanmasını sağlamışlardı. Ankara Teknik’ten mezun olmuş Hacı Mehmet, Demirsporlu Enver, Demiryollarından Mazotçu Mehmet, Tuzcu Basri, Polatlılı Mahmut, Muallim Rasim, Selahaddin Şireli, Galip Özkaymak ile Terzi Taşkaya, A. Arpacı, Yılmaz, Kamyoncu Mehmet Özer, Kitapçı Kemalettin, Kasap Abdullah, Lokantacı Mustafa ve Tekstilci Hacı Korkusuz’un oluşturduğu Malatya cemaatini 82 felâketi vurmuştu. 8.9 civarında ve çok derinden gelen bu depremde; Kayseri’den Doğuya doğru medreselerimizin yüzde doksan beşi yerle bir olmuştu. Malatya’da en zayıf, çelimsiz, garip ve işçi bilinenler ayakta kalmışlardı... Bu mensucatçılar, Celal Ağabeyin etrafında dört beş kişi halinde kümelenmişlerdi. Aralarında okuma yazma bilmeyen ve son nefesine kadar da gazetesini yanından ayırmayan Kürt Osman da vardı.

Celal Ağabeyin heyecan dolu hayat hikâyesindeki bazı kalın çizgilere devam edelim.

Okunma Sayısı: 1617
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ahmet çam

    12.1.2018 15:11:47

    celal yalçın abimizi cennete gönderdik celal abimizin benim hayatımda etkisi olan çok degerli insanlardan biri ve en önemli özelligi de istikametini hiç kaybetmemesi ruhu şad olsun allahım bizi şefaatine mazhar etsin nur içinde yatsın şükrü hocam hislerimize tercüman oluyor onun için neler yazsak az olur

  • sefer hoca

    12.1.2018 12:41:50

    Kalemine sağlık Şükrü kardeş.Mahza fedakarlık, tevazu, hizmet ve nezaket timsali bir ağabeyimizdi.Şairliği de masumane ve nezihane idi.Geçen Kurban bayramında telefonlaştık.Malatyada idim.Ama kısmet olmadı vücuhen görüşemedik.Keşke son bir kez olsun görseydim.İçime dert oldu.Allah rahmetine gark eylesin.

  • Demokrat Avrupa

    12.1.2018 12:05:02

    Bütün vefat eden abilere ve kardeslere Allah rahmeti ile mukabele etsin

  • Abdurrahman KOÇAK

    12.1.2018 08:43:31

    Merhum Celal Yalçın Ağabeye Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsın. Mekânı Cennet olsun. Ailesinin,Malatya Yeni Asya Nur Kahramanlarının ve Nur camiasının başı sağ olsun.Amin...Şiirleri, espirileri şahşına özel şivesi ve Yeni Asya Nur ekolüne bağlılığı ile müstesna bir ağabeydi.Teşekkürler Sayın Şükrü Bulut yazının muhtevasında harika bir o kadarda hüzünlü bir nostalji şekillenmiş...

  • HAKAN

    12.1.2018 08:33:44

    Tarihi,hem sosyolojik,hem coğrafi ve hem de psikososyal yönleriyle bir tabloda seyrettiren muhteşem bir kesit sunmuşsunuz. O günün Malatyasını, tanımayanlara bile yaşatmışsınız. Tebrik ederiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı