"Gerçekten" haber verir 04 Mayıs 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Haberler

 

8172 KARARIN 1652'Sİ TÜRKİYE HAKKINDA

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin faaliyet raporu, yargı reformuna olan ihtiyacı yine gözler önüne seriyor. Son 10 yıl içinde AİHM'in verdiği toplam 8 bin 172 ihlâl kararının bin 652'si Türkiye'ye ait. Bu kararların yarısı âdil yargılanma hakkının ihlâliyle ilgili. Hukukçulara göre bu olumsuz tablonun oluşmasında en büyük etkenlerden biri, iç denetim sisteminin kurulup işletilememesi.

97 BİN BAŞVURUNUN 11 BİNİ TÜRKİYE'YE KARŞI

AİHM raporuna göre 2008 yılı sonunda mahkemenin önünde ele alınmayı bekleyen 97 bin 300 dosyanın 11 bin 100 adedini Türkiye aleyhine yapılan başvurular oluşturuyor. Mahkemenin bakmakta olduğu dosyaların yüzde 11,42'si Türkiye'ye ilişkin. Bu rakamlara göre Türkiye Rusya'dan sonra aleyhine en çok başvuru yapılan ülke durumunda.

Adil yargı reformu şart

Türkİye, Avrupa Birliği süreci kapsamında yapılacak anayasa değişikliklerine odaklanırken; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) faaliyet raporu da yargı reformuna olan ihtiyacı gözler önüne seriyor. Rapora göre 2008 yılı sonunda mahkemenin önünde bulunan 97 bin 300 dosyanın 11 bin 100 adedini Türkiye aleyhine yapılan başvurular oluşturuyor. Mahkemenin bakmakta olduğu dosyaların yüzde 11,42’si Türkiye’ye ilişkin. Bu rakamlara göre Türkiye Rusya’dan sonra aleyhine en çok başvuru yapılan ülke durumunda. Son 10 yıl içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği toplam 8 bin 172 ihlâl kararının bin 652’si Türkiye’ye ait. Bu kararların yarısı ise adil yargılanma hakkının ihlali ile ilgili. Hukukçulara göre bu olumsuz tablonun oluşmasında en büyük etken, gerekli iç denetim sisteminin kurulup işletilememesi. Bu konuda atılması gereken en önemli adım ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeden önce başvuruların ülke iç hukukunda incelenmesini sağlayacak bir yöntem olan ‘anayasa şikâyetinin hayata geçirilmesi. Bireysel başvuru ya da anayasa şikâyeti, anayasada belirtilen temel hak ve özgürlüklerin yasama, yürütme ve yargı organları tarafından ihlâl edilmesi durumunda bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanıyor. Bireysel başvurunun uygulanma biçimi ülkeden ülkeye farklılık gösterse de Federal Almanya, Avusturya, İspanya, Rusya, Macaristan, Ukrayna, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, İsviçre, Belçika, Meksika, Şili, Brezilya, Arjantin ve Güney Kore gibi ülkelerde uygulanıyor.

04.05.2009


 

Erdoğan’ı protesto eden kişi tutuklandı

Şehİt cenazesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto eden kişi, ‘’devlet büyüklerine hakaret’’ suçundan tutuklandı.

30 Nisan Perşembe günü Başbakan Erdoğan’ın, Şehit Piyade Uzman Çavuş Salih Akyürek’in cenaze törenine katılmak üzere Kocatepe Camii’ne gelişi sırasında U.K, gözaltına alındı. Polisteki sorgusunun ardından ifade verdiği Cumhuriyet Savcısı tarafından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilen U.K, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ‘’devlet büyüklerine hakaret’’ suçundan tutuklandı.

04.05.2009


 

Isparta’da uçuşlar yeniden başlıyor

Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’nda 2 yıl aradan sonra tekrar uçuşlara başlanacağı belirtildi.

Isparta Valisi Ali Haydar Öner, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile görüştüğünü uçuşların Haziran ayı içerisinde başlanacağını öğrendiğini söyledi. 2007 yılında Atlasjet’in yaptığı kazadan sonra şehre yapılan uçak seferleri iptal edilmişti. İki yıl içerisinde gerek milletvekilleri, gerekse sivil toplum kuruluşlarının çeşitli uçak firmaları ve Türk Hava Yolları (THY) ile görüşmeler yaptığını ifade Öner, “Yaz başında havayolu taşımacılığının başlayacağı müjdesini aldık. Bu bizzat bakanımızın ifade ettiği tarihtir. Bunun da Haziran olduğunu düşünüyoruz. Havalimanımızın atıl kalmayacağını ümit ediyorum” dedi.

04.05.2009


 

“Tek kollu okul servis otobüsü sürücüsü”

Konya’da tek kollu bir kişi, okul servis otobüsü kullanırken yakalandı.

Merkez Selçuklu ilçesi İstanbul Yolu’ndaki bir akaryakıt istasyonunda 42 Z 3898 plakalı okul servis otobüsünü yıkayan ve tek kolu olmayan Muhsin İ. (22), bölgede uygulama yapan trafik ekiplerinin dikkatini çekti. Bu kişinin otobüsün sürücüsü olabileceğinden şüphelenerek beklemeye başlayan ekipler, bir süre sonra aracı yıkayan kişinin direksiyonun başına geçip yola çıktığını görünce harekete geçti. Polis, içinde yolcu bulunmayan aracı akaryakıt istasyonundan birkaç metre uzaklaştıktan sonra durdurdu. Kendisinden belgelerini isteyen polislere aldırış etmeden kolunu gizlemek için otobüsün arka kısmına geçerek ceketini giyen sürücü Muhsin İ’nin sürücü ehliyetinin olmadığı, daha önce de ehliyetsiz araç kullandığı için hakkında yasal işlem yapıldığı belirlendi. Aracı sadece yıkatmak için getirdiğini, otobüsün babasının üzerine kayıtlı olduğunu ve öğrencileri kendisinin değil babasının taşıdığını iddia eden Muhsin İ, adliyeye sevk edilmek üzere polis merkezine götürüldü. Otobüsün trafikten men edildiği öğrenildi.

04.05.2009


 

DTP açlık grevi yapıyor

DTP Eş başkanları ve milletvekilleri Diyarbakır’da açlık grevine başladılar.

Demokrat Toplum Partisi (DTP), 14 Nisan’da düzenlenen ‘PKK operasyondaki’ tutuklamaları protesto etmek amacıyla Diyarbakır’da açlık grevi başlattı. Diyarbakır’da Koşu yolu parkındaki açlık grevine DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Eşbaşkanı Emine Ayna, milletvekilleri, parti meclisi üyeleri, DTPli belediye başkanları ve çok sayıda partili katılıyor. 2 gün sürecek bu eyleme çevre illerdeki DTP’liler de katılıyor.

04.05.2009


 

Demokrasi için basın hürriyeti kaçınılmaz

TBMM Başkanı Köksal Toptan, “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok önemli bir hizmeti yerine getiren basının çalışmalarını yürütürken özgür olması kaçınılmazdır” dedi.

TBMM Başkanı Köksal Toptan, ‘’Çok önemli bir hizmeti yerine getiren basının çalışmalarını yürütürken özgür olmasının kaçınılmaz olduğunu’’ bildirdi. Toptan, ‘’Dünya Basın Özgürlüğü Günü’’ dolayısıyla yayımladığı mesajda, düşünce ve ifade özgürlüğünün en etkili aracı durumundaki basının demokrasinin vazgeçilmez kurumlarından olduğunu ifade etti. Demokratik toplumlarda basının görevinin, kamu yararını ilgilendiren konularda haber ve bilgi vermek, kamuoyu oluşturmak ve toplumu aydınlatmak olduğunu belirten Toptan, şunları kaydetti: ‘’Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok önemli bir hizmeti yerine getiren basının çalışmalarını yürütürken özgür olması kaçınılmazdır. Sağlıklı ve köklü demokrasi için halkın ülkede ve dünyada olup bitenlerden zamanında ve doğru bir şekilde haberdar olabilmesi, her türlü fikrin serbestçe ve açıkça tartışılabilmesi gerekmektedir. Her özgürlüğün kullanımında olduğu gibi basın özgürlüğü de sorumluluk bilinciyle hareket edilmesini gerekli kılmaktadır. Basının kamuoyunun sesi olma görevini başarıyla yerine getirebilmesi için meslek etiğini her şeyin üzerinde tutması, doğru, ilkeli ve objektif yayıncılık anlayışından ayrılmaması büyük önem taşımaktadır. Çoğulcu parlamenter demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla yaşadığı ülkemizde çok sayıda basın organı sayesinde farklı düşünceler kamuoyunda rahatlıkla tartışılabilmekte, eleştiriler dile getirilebilmektedir. Ülkemizde özgür basının varlığı, demokrasimizin ve milletimizin en başta gelen güç kaynaklarındandır. Söz konusu özgürlüğün korunması ve daha da ilerilere taşınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisimiz her zaman üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da devam edecektir.’’

TRAFİKTE SAYGILI OLURSAK KAZALAR AZALIR

TOPTAN, Kara Yolu Güvenliği ve Trafik Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajda da, trafik kazalarının son yıllarda azalmasına rağmen Türkiye’nin çözülmesi gereken sorunlarının başında geldiğini ifade etti. Toptan, kişiler arasında saygı temeline dayanan trafik bilincinin, kurallara uymayı, trafikte dikkatli, saygılı, sabırlı olmayı gerektirdiğini belirterek, ‘’Bu bilinci toplumumuzda yerleştirebildiğimiz zaman, alınan tüm tedbirlerin sonuç vereceğine ve kazalarda büyük oranda azalma olacağına yürekten inanıyorum’’ değerlendirmesinde bulundu.

04.05.2009


 

Eruygur, kafeteryadan çıkarken görüntülendi

BEYİN kanaması geçirdiği için GATA’da tedavi gören Şener Eruygur, eşiyle birlikte Caddebostan’da görüldü.

Eruygur bir süre oturduğu kafeteryadan çıkarken bir vatandaş tarafından cep telefonu ile görüntülendi. Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008 günü gerçekleştirilen 6. dalga operasyonunda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Şener Eruygur, koğuşunda düşmesı sonrası Kocaeli Tıp Fakültesi’ne kaldırılmış buradan da GATA’ya sevk edilmişti. Beyin kanaması geçirdiği açıklanan Eruygur, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 21 Eylül 2008 günü “Sağlık sorunları” gerekçesiyle tahliye edilmişti. Uzun süredir GATA’da tedavi gören Şener Eruygur eşiyle birlikte önceki gün Kadıköy Caddebostan’da bir kafeteryadan çıkarken görüntülendi. Eşi Mukaddes Eruygur ile birlikte saat 15.00 sularında kendi araçlarıyla Caddebostan’a gelen Eruygur’un fiziksel olarak iyi göründüğü gözlendi. Eruygur’un eşiyle birlikte kafede bir süre oturduktan sonra ayrıldıkları öğrenildi.

Mukaddes Eruygur ile Şener Eruygur’u GATA’da tedavi eden Albay Mehmet Nusret Demircan arasındaki konuşmasın ses kayıtları internete düşmüştü. Albay Demircan’ın “Taburcu olmasına mani yok. Ancak taburcu edersek yeniden tutuklanır endişesiyle taburcu etmiyoruz” sözleri tartışma oluşturmuştu.

04.05.2009


 

Mobilyacılar, KDV indiriminin sürmesini istedi

ÇANAKKALE'NİN Biga ilçesinde kurulu Doğtaş Mobilya Genel Müdürü İsmail Doğan, KDV indiriminin yılbaşına kadar sürmesini istediklerini bildirdi.

Doğan, yeni mağazalarının açılışı nedeniyle geldiği Mersin’de yaptığı açıklamada, KDV indirimiyle birlikte sektörde ‘’bayram havası’’ yaşandığını, ücretsiz izin ve işten çıkarmaların önlendiğini belirterek, sektörde yüzde 30 civarında hareketlilik oluştuğunu söyledi. İndirimin Haziran ayı itibariyle sona ereceğini hatırlatan Doğan, şöyle devam etti: ‘’İndirim kalktığı zaman yeniden bir dar boğaz yaşanmaya başlayacak ve belki de işçi çıkarmalar, süresiz izine göndermeler gündeme gelecek. Bu nedenle krizin etkisini hissetmemek adına KDV’nin en azından yılbaşına kadar yüzde 8’de tutulmasını istiyoruz. Çünkü ekonomistlerin açıklamalarına göre, krizin etkileri 2010 yılının ikinci yarısına kadar hissedilecek. Bu isteğimiz dikkate alınması halinde işçilerimize ve işimize sahip çıkmaya devam etmiş olacağız.’’

Tekstilde toparlanma sinyalleri

TEKSTİL ve konfeksiyon sektöründe Avrupalı alıcıların siparişlerini artırmaya başladığı belirtildi. İşlerin hareketlenmesi sebebiyle iplik fiyatları yükselişe geçerken, kapanan iplik fabrikalarının da tekrar açılmaya başladığı belirtildi. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Sabri Ünlütürk, ekonomik kriz sebebiyle Avrupalı alıcıların geçen yılın son döneminden itibaren durdurduğu siparişlerini son günlerde tekrar artırmaya başlattığını ifade etti. Geçen dönemde kriz sebebiyle yeni alım yapmayan Avrupa’daki mağazaların indirimler uygulayarak raflarını boşalttığını, yeni sezonla birlikte paniğin geçtiğini, artık yeni ürünlere ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Ünlütürk, ‘’Son günlerde siparişlerde canlanma var. Henüz geçen senenin aynı dönemine oranla daha aşağıdayız. Normalde Nisan, Mayıs ve Haziran ayları bizim en yoğun sezonumuzdur. Yaptığımız görüşmelerden anladığımız kadarıyla geçen seneyi geçebileceğiz’’ şeklinde konuştu. Kıpırdanmayla pamuk fiyatlarının yükseliş yönünde harekete geçtiğini dile getiren Ünlütürk, viskon ipliğin kilogram fiyatının da bir haftada 4 TL’den 4,5 TL’ye yükseldiğini, kapanan bazı iplik fabrikalarının da tekrar üretime başladığını kaydetti.

04.05.2009


 

İşsizlik ödeneği başvuruları azalıyor

EKONOMİK krizin yoğun olarak hissedilmeye başladığı 2008 yılı Eylül ayından itibaren sanayi üretim rakamları hızla gerilerken, işsizlik ödeneği başvurusu ise son iki ayda düşmeye başladı.

Eylül ayından itibaren sanayi üretim rakamları düşerken, İşsizlik Fonu’ndan ödenek almak için başvuranların sayısı da yükselişe geçti. İşsizlik ödeneğinden yararlanma talebi kriz dönemi içerisindeki en yüksek rakama 2009 yılının Ocak ayında ulaştı. Bu ay da İş-Kur’a işsizlik ödeneği almak için 78 bin 577 kişi başvurdu. Ancak bu rakam sanayi üretimindeki hızlı ve yoğun düşüşe rağmen, Şubat ve Mart aylarında çok fazla olmasa da belirgin bir şekilde inmeye başladı ve Şubat ayında 69 bin 677, Mart ayında da 62 bin 97 kişi olarak gerçekleşti. İş-Kur Genel Müdürü Namık Ata, kriz öncesi dönemde işsizlik ödeneği almak için başvuranların sayısının aylık ortalama 25-30 bin olduğunu hatırlatarak, krizin etkisini daha fazla gösterdiği 2008 Eylül-Ocak 2009 döneminde ise başvuruların hızlı bir şekilde arttığını söyledi. Ocak ayından itibaren başvuru sayısının gerilemeye başladığını ifade eden Ata, ‘’Bu piyasanın canlanmaya başladığını gösteren bir işaret olabilir’’ dedi.

04.05.2009


 

İşsizlikten çok, iş beğenmeme var

İŞKUR Adana İl Müdürü Haşim Meydan, işsizlere iş beğendirmekte zorlandıklarını bildirdi. Meydan, çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak, istihdamı artırmaya yönelik meslekî kurslar açtıklarını söyledi.

Bu kurslara katılan kursiyerlere günlük 15 TL ödeme yaptıklarını ifade eden Meydan, şöyle dedi: ‘’Özel kurslara katılmak için para ödemeniz gerekirken, biz üstüne para veriyoruz. Ayrıca kursların çoğunda da yüzde 50 istihdam garantisi sağlıyoruz. Ama buna rağmen, çoğu zaman yeterli katılımı sağlayamıyoruz, çünkü bizde işsizlik değil, iş beğenmemezlik var. Büro hizmetleri için açılan meslekî kurslara başvuru için kuyruklar oluşurken, sanayiye yönelik kursa başvuran kişi bulmakta zorlanıyoruz. Bunun yanı sıra adama ‘Ne iş yapıyorsun?’ diye soruyorsun, ‘İşsizim. Ne iş olursa yaparım’ diyor ancak vasıfsız olmasına rağmen tarlaya çapa işine gitmiyor, kaynakçılık kursuna gelmiyor. Anlamıyorum eğer açsan 25 TL yevmiye veriliyor niye gitmezsin.’’

04.05.2009


 

Dolandırıcıların yeni oyunu Ergenekon

KONTÖR dolandırıcılarının tuzaklarında kullandığı yeni yöntem, ‘Ergenekon’ adıyla bilinen soruşturma oldu.

Çeşitli numaralardan vatandaşları arayarak, çeşitli bahanelerle kontör isteyen dolandırıcılar, son günlerde, ‘Ergenekon’ adıyla bilinen soruşturmayı kastederek, “Ergenekon terör örgütü üyelerince telefonunuz kopyalanmış” diye korkutarak emellerine ulaşmaya başladı. Bu yöntemin kurbanlarından biri de İzmir’de oturan 69 yaşındaki Mehmet Büyükkaan oldu. Önceki gün, saat 08.00 sıralarında karakola giden Büyükkaan, evde otururken, telefonunun çaldığını, açtığında tanımadığı kişinin, “Ergenekon terör örgütü üyelerince telefonunuz kopyalanmış. Kötü amaçlarla kullanılabilir. Sorunun giderilmesi için kontör gönderin” dediğini anlattı. Büyükkaan, kişinin söylediklerine inanıp, kendisine verdiği telefon numaralarına 533 TL değerinde kontör gönderdiğini, daha sonra yaptığı araştırmada dolandırıldığını anladığını söyledi. Büyükkaan’ın şikayeti üzerine harekete geçen polis, dolandıran kişi veya kişilerin bulunması için geniş çaplı araştırma başlattı. Yetkililer, bu amaçla arayan kişilere güvenilmemesi hemen kendilerini arayan telefon numaralarını polise bildirmeleri gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

04.05.2009


 

Kriz, serbest bölgeleri de vurdu

KÜRESEL kriz olumsuz etkilerini serbest bölgelerde de gösterdi. Söz konusu bölgelerde ilk üç ayda yüzde 43,5 gerilemeyle 3,7 milyar dolarlık ticaret yapıldı.

Ticaret gerçekleştirilen 18 serbest bölge arasında, sadece TÜBİTAK-MAM Teknoloji bölgesinde yüzde 116,8 artış gözlendi. Ticareti en fazla gerileyen bölge ise yüzde 99,5 ile Samsun Serbest Bölgesi oldu. En fazla ticaret İstanbul Deri Serbest Bölgesi’nde, en az ticaret ise Samsun Serbest Bölgesi’nde yapıldı. Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre, Türkiye’deki serbest bölgelerde Ocak-Mart döneminde ticaret hacmi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 43,5 gerileyerek, 3 milyar 692 milyon 707 bin dolar oldu.

04.05.2009


 

Gümüşhane, yeraltı maden zengini

GÜMÜŞHANE Sanayi ve Ticaret Müdürü Sinan Müftüoğlu, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve özel sektör tarafından yapılan arama çalışmalarında il genelinde 22 bölgede metalik maden, 18 bölgede endüstriyel ve 4 bölgede enerji ham madde yataklarının tesbit edildiğini söyledi.

Müftüoğlu, Gümüşhane’nin ‘’yer altı zengini’’ olduğunu belirterek, ‘’Mastra Altın Gümüş Yatağı’nda yıllık 250 bin ton cevher ve 2 ton altın üretimi hedeflenmektedir. Halen çıkartılan cevher, ayrıştırılmak üzere il dışına gönderilmektedir. Çıkarılan cevherin yerinde ayrıştırılarak işlenmesini sağlayacak tesisi kurma çalışmaları özel bir şirket tarafından sürdürülmektedir’’ bilgisini verdi.

04.05.2009


 

TV’ler alkolizmi teşvik ediyor

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, içki içmenin normal olarak algılandığı sahnelerin çocuk yaşta alkol kullanımına sebep olduğuna dikkat çekerek, “Televizyonun eğitici olması gerekirken alkol kullanımını teşvik etmesi kabul edilemez” dedi.

DEVLET, GENÇLERİ KORUMAK ZORUNDA

Anayasanın 58. maddesine göre devletin gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu hatırlatan Kaya, bu hükme rağmen birçok programda içki reklamı yapıldığını ve bunun için RTÜK’e başvurduklarını söyledi.

İçki hem öldürüyor, hem de rezil ediyor

Dünyada binlerce insanın küresel ekonomik kriz dolayısıyla işini kaybettiği bir zamanda aşırı alkol tüketimi de hızla artıyor. Araştırmalar, alkol tüketimi ile trafik kazaları, çeşitli suçlar ve sağlıkla ilgili dâvâlar arasında güçlü bir bağ olduğunu ortaya koyuyor. Hemen hepimizin bildiği bu gerçek, ‘purpleslinky’ adlı internet sitesinde farklı bir yönden ele alınmış ve aşırı alkolden sarhoş olmuş bir kişinin yapabileceği en delice 9 hareket şöyle sıralanmış:

l Sebepsiz yere ağlar: Aşırı alkol alan birçok kişi sebepsiz yere ağlamaya başlayacaktır. Sarhoş kişi kendini kontrol edemez hale gelir ve ya kendini çok güçlü hissedip delilik yapmaya kalkışır ya da güçsüz hissettiğinden ağlamaya başlar.

l Etraftakilere bolca tavsiye verir: Sarhoş adam özellikle aile, dostlar, ekonomi, aşk gibi birçok konuda aniden profesyonel danışman olur ve etrafındakilere tavsiyeler dağıtır.

l Şarkı söyler: Alkolün etkisiyle duygularını içinde tutamaz olur, utanma duygusu kalkar ve kimseden çekinmeden ‘karga sesli’ de olsa şarkılar söyler.

l Eski eş ya da arkadaşını mânâsızca arar ya da mesaj çeker: Bunun sebebi yine kendini kontrol edememekten kaynaklanır ve içinde ne varsa sonucunu düşünmeden döker.

l Kolayca aşık olur: Utanma duygusu kalktığından çabuk arkadaşlık kurar, hislerini kontrol altına alamaz ve yanlış mecralara sürüklenir.

l Tuvalet pisuvarını yastık yapar: Alkol, merkezi sinir sistemini baskı altına alır, hafıza, duyum, uyku ve karar verme mekanizmasını köreltir ve aşırı alkolün verdiği güçsüzlük sonucu sarhoş kişi tuvalette dahi uyur kalır.

l Aşırı para harcar: Sarhoş adam asıl harcaması gereken yerleri unutarak içkiye parasını yatırır.

l Sırlarını döker: İçkinin etkisiyle tanıştığı yeni insana hayat hikâyesini sonradan pişman olacağını düşünmeden anlatır.

l ’Artık içmeyeceğim’ der. İçki kadehini elinden bırakmadan tekrar tekrar ‘Artık içmeyeceğim’ der ve geçersiz sözler verir.

Alkolün uzun vadedeki etkileri arasında beyin hücrelerine verilen zarar, mide ve ince bağırsak hastalıkları, pankreas bozuklukları, kalp arızaları ve yüksek tansiyon gibi onlarca hastalık sayılıyor.

TV’LER ALKOLİZMİ TEŞVİK EDEMEZ

Tüketİcİler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, televizyonun eğitici olması gerekirken alkol kullanımını teşvik etmesinin kabul edilemez olduğunu bildirdi. Kaya, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de kişi başına ortalama televizyon izleme süresinin 5, bazı ailelerde 10 saatini bulduğunu, aile ortamında çocukların da izlediği filmlerde ‘’güç sahibi’’, ‘’kahraman’’ ve ‘’sevilen’’ karakterlerin rol aldığı içki sahnelerinin gösterildiğini belirtti. Çocuklar için içki içmenin normal olarak algılandığı bu sahnelerin, çocuk yaşta alkol kullanımına sebep olduğunu iddia eden Kaya, şunları kaydetti: ‘’Televizyonun eğitici olması gerekirken alkol kullanımını teşvik etmesi kabul edilemez. Alkolün sağlık zararları yanında sosyal ve maddi zararları da ürkütücü boyuttadır. Anayasanın 58/2 maddesi; ‘devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır’ hükmü getirmiştir. Bu hükme rağmen birçok dizi ve film sahnesinde, spor programlarında toplumun beğendiği karakterlerle içki reklâmı yapılmaktadır. Anayasa ve ilgili kanunların amir hükümleri gereği hayatımızın bir parçası haline gelen ve çocuklarımızla paylaştığımız televizyonlardaki içki sahnelerinin yasaklanması için Radyo Televizyon Üst Kurumuna başvurduk.’’

04.05.2009


 

9700 kez top sektirdi

Macarİstan’da 24 yaşındaki Pongrac Csima isimli genç, bir saat boyunca yerde sırt üstü yatarak ayağıyla 9700 kez top sektirerek bu alanda yeni bir dünya rekoruna imza attı.

Pongrac Csima’nın geçtiğimiz yıl da yarım saat içinde ayakta 4300 kez top sektirerek başka bir dünya rekorunun sahibi olduğu bildirildi. Organizasyonu düzenleyen Macar yetkililer, bu alanda daha önceki rekorun sahibi olan bir İsveçli’nin, 2007 yılında sırtüstü yatarak topu ayağıyla 10 dakika sektirdiğini, Pongrac Csima’nın Guinness rekorlar kitabına adını yazdırarak kendilerini gururlandırdığını açıkladılar. Rekorun sahibi genç, bu rekoru kırabilmek için son 6 hafta içinde günde 4-5 saat antrenman yaptığını, şimdilik başka bir rekor denemesinde bulunmayacağını açıkladı.

04.05.2009


 

42 bin yıllık süt

Rusya’nIn kuzeyinde Sibirya’da 2007 yılında göl kenarında bulunan altı aylık yavru mamut fosili, mamut ırkının yeniden canlandırılması için umut oldu.

Eksi 15 derecede hiç bozulmadan günümüze kadar gelen Lyuba adı verilen 50 kilogram ağırlığındaki dişi mamut yavrusunun midesinde annesinden emdiği süt tespit edildi. Araştırmaya katılan dünyaca ünlü fosilci Fransız Bernard Buigues,on yıl içinde topladıkları kan hücreleriyle klonlama yapabileceklerini belirtti. Bir başka Fransız araştırmacı Yves Coppens ise, “Amacımız ‘Jurasic Park’ı yaratmak değil. Biz sadece nesli tükenen hayvanları yeniden dünyaya getirilip getirilemeyeceğini araştırıyoruz” açıklamasında bulundu. Lyuba hakkında National Georgaphic dergisi için bir araştırma hazırlayan Amerikan Michigan Üniversitesi paleontologlarından Daniel Fisher, “85 santimetre boy ve 130 metre uzunluğunda iri bir köpek büyüklüğünde olan bu mamut yavrusu şimdiye kadar dünya üzerinde bulunmuş en iyi korunan fosil olma özelliğini taşıyor. Muhtemelen çamura saplanarak öldü. Buz çağı hakkında çok şeyler öğretebilir” diye konuştu. Lyuba’yı klonlamak için bütün imkânların olduğunu belirten Rus Zooloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Alexei Tikhonov, 42 bin yıldır donmuş vaziyette bulunan hücrelerin buna elverişli olmadığını ifade etti.

04.05.2009


 

Dosyalarınız daha az yer kaplasın

Gelİşmİş sıkıştırma yazılımı WinRAR’ın yeni sürümü 3.90 için deneme sürümü yayınlandı. Piyasada bulabileceğiniz en yetenekli sıkıştırma yazılımlarından biri olan WinRAR 3.90 sürümünü yayınlamaya hazırlanıyor.

Yeni sürümün en büyük özelliklerinden bir tanesi 64 bit için bir WinRAR kurulumunun sağlanacak olması. Ayrıca Windows Vista ve Windows 7 kullanıcıları için, çok çekirdek desteği de iyileştirilmiş durumda. Bu şekilde kullanıcılar daha hızlı sıkıştırma yapabilecek.

04.05.2009


 

“Nanoteknoloji ile ameliyat tarih olabilir”

Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Ata, nanoteknoloji ile birlikte ameliyatsız bir dünyaya ulaşılabileceğini söyledi.

Sağlık Mensupları Derneği (SAMADER) tarafından düzenlenen, “Nanoteknoloji ve Tıpta Kullanımı” isimli konferansa konuşmacı olarak katılan Doç. Dr. Ata, nanoteknolojinin atomlarla oynama san'atı olduğunu söyledi. Teknolojinin en son geleceği noktanın nanoteknoloji olduğunu belirten Ata, “Robot insanlar ortaya çıkacak. İnsan vücudu nanoteknolojik bir işletim gösterir. Hücrelerde ve doğada çalışan biyolojik sistemler nano ölçektedirler” dedi. Hekimlerin nanoteknolojiyi iyi öğrenmesi gerektiğini anlatan Ata, “Nanoteknoloji tıpta da önemli bir yere ulaşacak. Sadece tıpta değil, endüstride de önemli bir yere gelecek. Bizi sağlığımıza kavuşturmak için doktorların nanoteknolojiyi öğrenmeleri gerekiyor. By-pass ameliyatları son derece ilkel yapılıyor. İnsanların 100 yılın üzerinde yaşaması lâzım. Ameliyat olan insanlar, narkoz yiyen insanlar daha az yaşıyor. Nanoteknoloji ile birlikte ameliyatsız bir dünyaya ulaşabiliriz” diye konuştu.

04.05.2009


 

Görünmez araba yaptı!

İngİltere’nİn Lancashire şehrinde öğrenim gören 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Sara Watson, stüdyosunun önündeki arabayı sprey boya ile boyayarak arabanın sanki “görünmez” olduğu hissini vermeyi başardı.

Üç hafta sürdürdüğü çalışması için hurdadan araba alan öğrenci, soyut çalışması için bazı somut ögelere de ihtiyaç duyduğunu belirtti. Çalışmalarında kamera merceği kullanan öğrenci “Yoldan geçerken arabamı gören kişiler, durup ona yaklaşıyor ve bazıları da çarpıyor” dedi. Arabanın sahibi Steve Jackson, “Arabamın görünmez durumdaki fotoğraflarını görünce önce bilgisayara yardımı ile photoshoplandığını düşündüm. Ama daha yakından bakınca gerçek olduğunu gördüm ve gözlerime inanamadım” dedi.

04.05.2009


 

Köpekleri ayırırken canından oldu

İngİltere’de kavga eden iki köpeği ayırmaya çalışan adam canından oldu.

Polis, 21 yaşındaki adamın dün akşam, ülkenin kuzeyindeki Blackpool’da hayvanların sahibiyle paylaştığı evin arka bahçesinde kavga eden Alsatian cinsi iki köpeği ayırmaya çalışırken köpeklerin saldırısına uğradığını ve kurtulmak isterken düşerek başından birçok kez darbe aldığının sanıldığını açıkladı. Köpeklerin sahibinin evden dışarı çıkarak duruma müdahale etmesiyle son bulan saldırıda ağır yaralanan adamın kurtarılamadığı belirtildi. Saldırgan köpeklerin yetkililer tarafından uyutulduğu kaydedildi.

04.05.2009


 

Düşünce kontrollü tekerlekli sandalye

İspanyol bilimadamları, düşünce gücüyle hareket eden tekerlekli sandalye geliştirdiler.

Yakında, engelliler sadece düşünerek istedikleri yere gidebilecekler. İspanyol bilimadamlarını geliştirdiği tekerlekli sandalyenin kontrolü düşünce ile sağlanıyor. Sandalyede, çevrenin üç boyutlu resmini çıkaran bir lazer tarayıcı bulunuyor. Oluşturulan resim, sandalyedeki bir ekrana aktarılıyor, kullanıcı da bu resimde nereye gideceğine yoğunlaşıyor. Bu sırada kullanıcının başına bağlanan 16 elektrot yardımıyla ekrana yoğunlaşıldığında oluşan beyin aktiviteleri ile tekerlekli sandalye yönlendiriliyor. İstenilen yere gidilebilmesi için sandalyenin tekerleklerinde de çeşitli sensörler yer alıyor. Çalışmaları sürdüren ekibin başında bulunan Zaragoza Üniversitesi’nden Dr. Javier Minguez, gönüllülerin 45 dakikada sandalyeyi kullanmayı öğrendiğini söyledi.

04.05.2009


 

İslâm hoşgörü ve barış dinidir

Eflatun Saygılı, İslâm âlemi ile Hıristiyan dünyası arasında tarihte müsamaha ve diyaloğun ötesinde ilişkilerin yaşandığını ifade etti.

Tarihte farklı inançlar arasında diyalog geliştirebilen toplumlarda barış ve huzurun hâkim olduğuna dikkat çeken Saygılı, terörün hiçbir semavî kitapta yerinin bulunmadığını kaydetti. “İslâm denince akla kan gelmez.” diye konuşan Saygılı, şunları anlattı: “Hz Muhammed’in iştirak ettiği bütün savaşlarda karşıdan ölenlerin sayısı 150 kişidir. Müslümanlardan ise 120 kişi bu savaşlarda ölmüştür. İslâm’ın ilk yıllarında kendi ve arkadaşlarına inanılmaz işkenceler edenleri Peygamberimiz af etmiştir. Tarihte böyle af görülmemiştir.” Hıristiyanlığın, Hıristiyanların yaptıklarıyla, Müslümanlığın da Müslümanların yaptığıyla değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Saygılı, hiçbir dinin kitabında terörün yer almadığını ifade etti. Protestan Baptist Kilisesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Çevik ise esnafla başlatılan diyaloğun önemine dikkat çekti. Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in Padişahlığı döneminde İzmir’e yaptığı bir gezi sırasında Protestan Baptist Kilisesi’ni ziyaret ederek onarması için ferman yazdığını anlatan Çevik, aynı fermanın kilisenin duvarında asılı durduğuna dikkat çekti.

BUCA’DA KAHVALTI, DİYALOĞA DÖNÜŞTÜ

İzmİr’İn Buca ilçesinde bir grup esnafın başlattığı kahvaltı geleneği dinler arasında diyalog toplantılarına dönüştü. Kahvaltılarda buluşan Müslüman ile Hıristiyanlar, inancın kaynaştırıcılığının en güzel örneklerini sergiliyor. Kahvaltı sonrasında Hz. Muhammed ve Hz İsa’nın hayatını anlatan sohbetler yapılıyor. Semavî dinlerin birleştiriciliğine ve hoşgörüsüne vurgu yapılıyor. Protestan Baptist Kilisesi’nde geçtiğimiz Perşembe günü verilen ikinci kahvaltıya katılım ilkine göre daha yüksek oldu. Kahvaltıdan sonra İslâm âlemi ile Hıristiyan dünyası arasında tarihte geçen diyaloglar anlatıldı. Hiçbir dinin kitabında terörün ve insana eziyetin bulunmadığı vurgulandı. Katılımcılardan Ali Özcan, Hz. Muhammed’in peygamberlik döneminde Hıristiyan alemiyle kurduğu diyalogları anlattı. Kendisine ilk vahi geldiğinde konuyu eşi Hz. Hatice’ye açtığını, Hz. Hatice’nin onu Hıristiyan âleminin önemli din adamlarından Varaka bin Nevfel’e götürerek konuyu anlattığını kaydetti. Varaka’nın Hz. Muhammed’i dinledikten sonra “Sana gelen melek Hz. İsa’ya gelen melektir. Memleketinden çıkarıldığın zaman yanında olmak isterdim” dediğini anlattı. Habeşistan’a hicret edenlerin adil bir kralla karşılaştığını hatırlatan Özcan, “İslâm Peygamberi ehli kitap Hıristiyanlarla sürekli diyalog halinde olmuştur.” dedi. Sohbetin konuları arasında, Hz. Ömer’in Kudüs’ü fethederken gösterdiği hoşgörü de yer aldı. Halife Hz. Ömer, Kudüs’ü aldıktan sonra namaz kılmak için yer ararken kendisine kilise gösterilir. Nazikçe ret ederek sebebini şöyle açıklar: “Eğer ben burada namaz kılsaydım, benden sonra ‘Ömer burada namaz kıldı’ denilerek kiliseyi camiye çevirmeye çalışırlar olabilir.”

04.05.2009


 

Artık yardımlarla geçinmiyorlar

VAN Valiliği bünyesinde 2004 yılında kurulan, ‘’Proje İzleme ve Değerlendirme Ofisi’’ sayesinde, daha önce Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan (SYDV) aldığı gıda, kömür ve para gibi yardımlarla ayakta durmaya çalışan bin 318 kişi, şimdi kendi iş yerlerinin patronu oldu.

Van Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na bağlı olarak 2004 yılında kurulan Proje İzleme ve Değerlendirme Merkezi, kurulduğu günden bu yana bin 318 kişiyi kendi işinin patronu yaptı. Devlet yardımıyla yaşayan bu kişiler, yine devlet yardımıyla kendi işlerini kurma fırsatı elde etti. Şimdiye kadar 9 milyon TL harcanan proje sonucunda, yardımlarla geçinen fakir ailelere tuhafiye, kuaför, marangoz, bakkal, matbaa, gazete bayi, unlu mamuller, terzi, züccaciye gibi birçok alanda yeni iş yerlerinin açılması sağlandı. Proje Ofisi’nden sorumlu Vali Yardımcısı Halil Berk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ofiste SYDV’den yardım alan muhtaç insanlara, gıda ve giyecek yardımı yapmak yerine buradan verilen destekle kendi iş yerlerinin sahibi olmasının hedeflendiğini söyledi.

04.05.2009


 

20 metre karda yol çalışması

KARAYOLLARI karla mücadele ekipleri, Van’ın Bahçesaray ilçesi yolundaki 2990 rakımlı tepede, yer yer 20 metreyi bulan karla mücadele ediyor.

Kar kalınlığının fazla olması sebebiyle ekiplerin açacağı yolu bulmakta da güçlük çektiği belirtildi. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekiplerinin, Bahçesaray ilçesinin alternatif yolu olarak bilinen Van’ın Çatak ilçesi üzerinden bağlantısını sağlayan ve 7 ay kar sebebiyle kapalı olan yoldaki temizleme çalışmaları devam ediyor. Bitlis’in Hizan ilçesi bağlantılı karayolunda ulaşımın yıl boyu sağlanmasına karşılık, daha kısa olması yüzünden yaz aylarında tercih edilen yolda karla mücadele çalışmalarını 11 personel, 2 dozer, bir greyder ve bir yükleyici ile sürdürüyor. Kar kalanlığının yer yer 12 ile 20 metreye ulaştığı 2990 yüksekliğindeki Karapet Geçidi’nde ekipler zorlukla çalışmalarına devam ediyor. Şantiye Şefi Davut Gezer, çalışmalara 22 Nisan’da başladıklarını, kar kalınlığının 2990 rakımlı tepede 20 metreye ulaştığını söyledi. Bölgede çığ tehlikesi sebebiyle çalışmaların dikkatle yürütüldüğünü bildiren Gezer, ‘’Amacımız yolu bir an önce ulaşıma açıp, bu çileden kurtulmaktır. 2 haftadır çalışıyoruz ve yolun yaklaşık 18 kilometrelik kısmını kardan temizledik. Yaklaşık 10 kilometrelik bir kısmı kaldı. Böyle devam etmesi halinde Mayıs sonunda karla mücadele çalışmasını bitireceğiz’’ dedi. Karayolları Bölge Müdürlüğü yetkilileri, karla mücadele ekiplerinde görev yapan operatörlerin emekli olması dolayısıyla iş makinelerinde çalışan operatörlerin yolu bilmediğini ve önceki çalışanların verdiği bilgi doğrultusunda yol açma çalışmalarını sürdürdüklerini belirti.

04.05.2009


 

Ürküten uyuşturucu raporu

TÜRKİYE'DE 2007 yılında 28 bin 134 şüphelinin yakalandığı 13 bin 692 operasyonda, 32 ton esrar, 13 ton eroin ile 7.5 milyon adet captagon ve 1 milyon adet ecstasy ele geçirildi.

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) tarafından hazırlanan, ‘’Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılık ile Mücadele Türkiye Raporu’’nda, Türkiye’nin bağımlılık yapıcı maddelerin doğudan batıya ve batıdan doğuya geçişlerinde transit konumda olduğu belirtildi. Türkiye’nin transit konumda olmasına rağmen 2007 yılında uyuşturucu madde yakalamalarında önemli artış kaydedildiği belirtilen rapora göre, bu artışa birimler arasındaki uyum, teknik kapasitenin güçlendirilmesi, madde satıcılarıyla kararlı mücadele, uluslar arası boyutta gerçekleştirilen operasyonlar ve bu operasyonlara verilen siyasî destek önemli etken oldu. Avrupa ve Asya arasında köprü konumunda olan Türkiye’nin uyuşturucu madde geçişlerinde, Afganistan, Pakistan, İran gibi özellikle afyon ve türevlerinin yoğun üretildiği ülkelere yakın olmasının risk unsurunu arttırdığı ifade edildi. Afyon ve türevlerinin doğudan batıya, amfetamin ve türevlerinin batıdan doğuya bir rotada kaçırıldığına değinilen raporda, kaçakçıların yakalama yapılan güzergâhları takip ederek zaman zaman sevkiyat rotalarını değişikliğe gittiğinin tesbit edildiği de vurgulandı. Buna göre, Balkan rotasındaki yoğun yakalamalar, Kuzey Karadeniz rotasının kullanımının artmasına sebep oldu. Bunda, Türkiye ve Bulgaristan’ın sınır kontrollerini daha da güçlendirmesinin etkisi büyük rol oynadı. Güvenlik güçlerine verilen eğitimin de uyuşturucu madde yakalamada etkili olduğuna değinilen raporda, esrar maddesinin yakalanma oranının 2004’ten 2007’ye kadar artış gösterdiği kaydedildi. 2004’te 9 ton 382 kilogram, 2007’de ise 32 ton 550 kilogram esrar maddesi yakalandığı belirtilen raporda, Avrupa’da ve Türkiye’de en yaygın kullanımı olan uyuşturucu maddenin esrar olduğuna işaret edildi. Türkiye’nin dünya afyon üretiminin yüzde 97’sini gerçekleştiren Afganistan ile Avrupa arasındaki en kısa güzergâh olduğu hatırlatılan raporda, bu ülkedeki afyon üretiminin 2006’da 165 bin hektardan 2007’de 295 bin hektara çıktığı, bunun sonucu olarak Türkiye’de düzenlenen operasyonların, yakalanan şahıs sayısının, ele geçirilen afyon ve türevlerinin de arttığına değinildi. Raporda, yakalanan eroin miktarında da artış yaşandığı, bunda Afganistan’daki afyon üretiminin artmasının yanı sıra güvenlik güçlerinin mücadele kapasitelerini arttırmalarının da etkili olduğu kaydedildi. 2004’te 8 ton 847 kilogram, 2007 ise 13 ton 228 kilogram eroin ele geçirildiği belirtildi. Kokain’in afyon ve türevlerine göre daha düşük miktarlarda yakalandığı ifade edilen raporda, 2004’te 125, 2007’de ise 115,8 kilogram ele geçirildiği bildirildi. Kokainin anavatanının Güney Amerika olduğu anlatılan raporda, yakalamaların özellikle yaz aylarında ve kaçakçılığın da havalimanlarından yapılmasının dikkat çekici olduğuna işaret edildi. Buna göre, 2007’deki yakalamaların yüzde 67,5’inin havalimanlarında Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleştiği, yakalanan 65 yabancı şahıstan 35’inin Afrika kökenli olmasının ise dikkat çekici bir başka unsur olduğu ifade edildi. TÜRKİYE’DE YAKALANAN EROİN AB ÜLKELERİNDEN FAZLA TÜRKİYE'DE yakalanan eroin miktarının bütün AB ülkelerinde yakalanandan fazla olduğu belirtilen raporda, esrar maddesinde de yükseliş yaşandığı kaydedildi. Ecstasy ve captagon maddelerinin yakalamalarında düşüş olduğu vurgulanırken, bu düşüşe bireylerin bu maddelerin zararları karşısındaki bilinç düzeyinde yaşanan artışın sebep olabileceği bildirildi. Raporda, 2007 yılında bazı uyuşturucu maddelerin yakalama istatistiklerine de yer verildi. Buna göre, 22 bin 400 şüphelinin yakalandığı 11 bin 95 operasyonda, 32 ton 550 kilogram esrar, 2 bin 915 şüphelinin yakalandığı bin 100 operasyonda 13 ton 228 kilogram eroin, 9 şüphelinin yakalandığı 5 operasyonda, 169 kilogram baz morfin, 103 şüphelinin yakalandığı 65 operasyonda 765 kilogram afyon, bin 8 kişinin yakalandığı 418 operasyonda 115,8 kilogram kokain, 137 şüphelinin yakalandığı 32 operasyonda 7 milyon 609 bin 327 captagon, bin 856 şüphelinin yakalandığı 783 operasyonda 1 milyon 102 bin 559 ecstasy, 293 şüphelinin yakalandığı 189 operasyonda sentetik ecza, 13 şüphelinin yakalandığı 5 operasyonda ise 13 bin 523 litre asetik anhidrit ele geçirildi. ULUSLAR ARASI İŞBİRLİĞİ Uluslar arası iş birliğine de önem verildiği belirtilen raporda, polis bölgesinde 370 yabancı şahsın, yurt dışında ise 389 Türk vatandaşının yakalandığı belirtildi. Türkiye’de yakalanan yabancılar sıralamasında İran, Gürcistan ve Türkmenistan uyrukluların ilk sırada yer aldığı kaydedildi. Raporda, ABD, Almanya, Belçika, Bulgaristan, Hollanda, İngiltere, İspanya, İran, Kazakistan, Macaristan, Makedonya, Norveç, Polonya, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Suudi Arabistan ve Ukrayna ile Türkiye arasında 47 projeli operasyon düzenlendiği, gerçekleştirilen 17 operasyonda 125 kişinin gözaltına alındığı, 958 kilogram eroin, 2 milyon 680 bin captagon, 250 bin ecstasy ele geçirildiği vurgulandı. Türkiye’de gerçekleştirilen uluslar arası 30 projeli operasyonda da bin 121 kilogram eroin, 17 kilogram kokain, 34 gram afyon, 4 milyon 718 bin 765 captagon, 214 bin 715 ecstasy, 216 kilogram amfetamin, 12 bin 960 litre asetik anhidrit ile 188 kişinin yakalandığına işaret edildi. 146 YILDIR YOKSUL ÖĞRENCİLERİN YANINDA Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanvekili Beşir Özmen, Darüşşafaka Eğitim Kurumunda şu an itibariyle ilköğretim 4. sınıftan lise son sınıfa kadar 310’u kız, 510’u erkek olmak üzere 820 öğrencinin eğitim gördüğünü bildirdi. Özmen, Darüşşafaka’nın Türkiye’de eğitim amacıyla kurulan ilk sivil toplum kuruluşu olduğunu söyledi. Özmen, Darüşşafaka’nın, 30 Mart 1863’te Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslâmiye adı ile babası ölmüş ve maddî durumu yetersiz öğrencilere karşılıksız eğitim verilmesi amacıyla Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Vidinli Tevfik Paşa, Hariciye Nazırı Sakızlı Esad Paşa ve Trabzonlu Ali Naki Efendi öncülüğünde kurulduğunu anlattı. Darüşşafaka’nın Kapalıçarşı’da 1865 yılında açılan ilk okulunda esnaf çıraklarına boş zamanlarında eğitim verildiğini belirten Özmen, yetim çocuklara eğitim yardımı yapmayı amaçlayan Darüşşafaka Okullarında Namık Kemal, Ressam Agâh Efendi, Ahmet Mithat gibi dönemin en önemli isimlerinin öğretmenlik yaptığını ifade etti.

04.05.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır

Kurumsal Linkler:
Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl

Reklam Linkleri:
Risale Yorum- Risale Çocuk- Oktay Usta - Euro Nur - Fıkıh İnfo- Ahmet Maranki- Cevşen - Yeni Asya Barla - Makdis