18 Ağustos 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Kültür-Sanat

 

Bu kazı antik tarihe ışık tutacak

İstanbul’un yeni ‘Tarihî Yarımadası’ olarak adlandırılan bölgede Bakanlar Kurulu’nun izniyle kazı çalışmaları başlatıldı. Kocaeli Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Şengül Aydıngün, Avrupa ve İstanbul’un en eski yerleşim yeri Yarımburgaz’ın bulunduğu Küçükçekmece havzasında geçen yıl yaptıkları yüzey araştırmalarında şehrin izine rastladıklarını hatırlattı. İstanbul Tarih öncesi çağlar Araştırmaları (İTA) Projesi Başkanı Aydıngün basına yaptığı açıklamada, antik kaynaklarda ve coğrafyacılar eserlerinde Byzantion’a (eski İstanbul) yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta olduğu ifade edilen Bathonia adındaki antik liman şehrinin yerinin, geçen yıl yaptıkları araştırmalarda ortaya çıktığını anlattı.

Kazılara ilişkin izin sürecinin ardından çalışmalara başlandığını anlatan Aydıngün, ‘’Şu anda çok uzun sürecek bir kazı çalışmasının en başındayız. Belki yüz yıl sürecek bir çalışma bu’’ diye konuştu. Araştırmalar çerçevesince şehirde ilk olarak antik liman kalıntılarının tesbit edildiğini, yüzey araştırmalarında seramik ve benzeri küçük buluntular elde ettiklerini anlatan Aydıngün, ‘’Burada antik Bathonea şehrinin, -ki bunun tarihi Helenistik döneme kadar gider, 4-5. Yüzyıla kadar gider- bu alanda aranması gerektiğini ortaya koydu. Çalışmalarımızı bu alanda yoğunlaştırdık. Yapılan ot temizliği bütün yapıları görmemize imkân verdi’’ diye konuştu. Aydıngün, hava fotoğraflarında şehirdeki antik yolun biraz altında ‘’ızgara sistemini’’ işaret eden görüntüler tesbit ettiklerini, Efes ve diğer antik şehirlerdeki gibi planlı gelişmiş bir şehirciliğin mevcut olduğu tahmin edilen şehri ortaya çıkarmayı düşündüklerini dile getirdi. İstanbul / aa İSTANBUL’UN YENİ “TARİHÎ YARIMADASI’’ Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Sualtı Arkeoloğu Prof. Hakan Öniz de şehrin bulunduğu yerin bir yarımada olduğunu göstererek, şehirdeki yapıların yarım adanın en uç kısmında bir mendirekle, bir liman ve bir deniz feneri ile birleştiğinin görüldüğünü söyledi. Günümüzden 1000 yıl önce Küçükçekmece gölünün Marmara ile bağlantısının daha geniş olduğunu hatırlatan Öniz, şu anda limanın ve fenerin olduğu kısımda dalgıçların yürüttüğü araştırmalarla fenerin çizim çalışmalarının yapıldığını anlattı. Limanın 40’tan fazla geminin demirleyebildiği bir askerî liman olduğunu belirten Öniz, deniz fenerine ulaşmalarının halk arasında burada bir minare olduğu söylentisi üzerine yola çıkmalarıyla mümkün olduğunu anlattı. Öniz, fenerin denizin altında parçaları etrafa dağılmış bir şekilde olduğunu belirterek, yapılacak bir restorasyon çalışmasıyla ayağa kaldırılabileceğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün ise Türkiye genelinde yürütülen 150’nin üzerindeki antik kent kazısına Bathonea’nın da eklendiğini ifade etti. Düzgün, buradaki deniz fenerinin antik döneme ait 3 önemli deniz fenerinden birisi olduğunu belirtti.

18.08.2009


 

Denizli’de çobanlar koyunlarını sudan geçirdi

Denİzlİ’nİn Çal ilçesine bağlı Aşağıseyit Köyünde, yaklaşık 9 asırdır düzenlendiği belirtilen ‘’Sudan Koyun Geçirme Yarışması’’ yapıldı. Sabah saatlerinde başlayan ve festival havasında geçen yarışmaya, Çal, Baklan ve Çivril ilçeleri ile köylerinden 33 çoban, 34 sürü ile katıldı. Yoğun ilgi gösterilen yarışmada, çobanlar sürülerini Büyük Menderes Nehri’ne sokarak karşıya geçirmeye çalıştı. Yarışmayı izleyen Denizli Valisi Yavuz Erkmen, gazetecilere yaptığı açıklamada, Anadolu insanının çok çeşitli gelenekleri bulunduğunu belirterek, bunların yaşatılması gerektiğini söyledi. Erkmen, şöyle dedi: ‘’Biz köklü bir milletiz, yaşattığımız farklı gelenekler var. Bu geleneklerden bir tanesi de bugün burada sergileniyor. Bu bir yörük geleneği. Burada önemli olan, bu geleneklerin yaşatılması, korunması ve gelecek kuşaklara da aktarılabilmesidir. Bir millet olmanın en önemli vasıflarından biri de gelecek kuşaklar tarafından bu milletin özelliklerinin bilinmesidir.’’ Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turgut Tok ise bu yarışmanın 1174 tarihinden itibaren Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yaşatıldığını yaklaşık 835 yıllık olduğunu bildirdi. Yarışmada, Baklan’ın Dağlı beldesinden Emin Koçar birinci oldu, ikinciliği Baklan ilçesinden Kenan Işık ve üçüncülüğü Çal ilçesi Yukarıseyit Köyü’nden Musa Kayış kazandı. Dereceye girenler, altınla ödüllendirildi. Denizli / aa

18.08.2009


 

‘Esmâ'ül Hüsnâ Hazinesi’ okuyucunun hizmetinde

Ramazan’I şuurlu ve bereketli bir şekilde değerlendirmeleri için okurlarına yardımcı olmayı hedefleyen yayınevleri, bu yöndeki çalışmalarını hizmete sunmaya başladı. Gazeteci-Filolog İsmail Kılınç’ın 310 Sayfalık Esmâ’ül Hüsnâ Hazinesi kitabı çıktı. Dört Mevsim Yayınları tarafından yayımlanan kitabın önsözünü, editörlüğünü de üstlenen Yavuz Bülent Bakiler yazdı. Allah’ın 99 isminin geniş bir şekilde anlatıldığı kitapta ‘En önemli meselenin Allah’ı bilmek olduğu, Allah’ı bilmenin ise isimlerinin anlamını bilmekle olacağı’ konusu işleniyor. Kitapta her ismin sınırsız bir hazine olduğu ve birçok anlama geldiği geniş bir şekilde işlenirken, isimlere göre yapılması gereken duâlar da yer alıyor. Sade bir dil ve akıcı bir üslûp kullanılan Esmâ’ül Hüsnâ Hazinesi kitabı aynı zamanda akademik bir çalışma. Yunus Emre ve Anadolu’nun zengin sevgi kültüründen beslenen yazar İsmail Kılınç, “Yaratılmışa aşığız, vurgunuz tutkunuz Yaratandan ötürü. Yaratan’ın isimlerinin tecellileri olduğundan ötürü” diyor. Yazar her bir isime sınırsız bir hazine olarak bakarken, diğer yandan her bir isimle Allah’a bir aşk köprüsü kurmak ve aşkta derinleşmek istiyor ve şöyle diyor: “Bizlere, her zerrede Senin Güzel İsimlerinin, güzel tecellilerini görmeyi lütfeyle. Sana olan aşkımızı, muhabbetimizi tazele. Aşkımızı derinleştirdikçe derinleştir. Habibin Aşkına, bizleri de Kendine habib eyle. İlân-ı aşkımızı iki cihanda karşılıksız bırakma. Sana koşarak, uçarak geliyor ve hatta Burak ve Ref Ref hızıyla ilânı aşk ediyor ve varmak istiyoruz. Sen yürüyerek gelene koşarak gelensin.” İstanbul / cihan

18.08.2009


 

Arap edebiyatının yeni prensi Suriyeli

Surİyelİ şair Hasan Boti, Abu Dabi Uydu Kanalı tarafından düzenlenen yarışmada birinci seçilerek ‘’Şiirlerin Prensi’’ unvanını kazandı. ‘’Saray Şairi’’ adlı şiiriyle yarışmaya katılan Hasan Boti, 7 bin 400 Arap şairi geride bırakarak 13 milyon Suriye Lirası’nın (yaklaşık 282 bin dolar) ödülün sahibi oldu. Suriye El Baas Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Boti’nin şiiri, juri tarafından ‘’kıvrak dil ve sözcüklere hakimiyet’’ özelliği dolayısıyla övüldü. Suriye basınında, Boti’nin aldığı unvana ve yarışmaya geniş verilirken, Arap edebiyatının zenginliğiyle bilindiğine ve bu geleneğin sürmesinin Arap kültürü açısından önemine vurgu yapıldı.

18.08.2009


 

Osmanlı mezarlarının bakımı yapılıyor

KIrIkkale’nİn Çelebi ilçesindeki Osmanlı dönemine ait mezarlar bakıma alındı. Otlarla kaplı olan mezarlar, belediye çalışanları tarafından temizleniyor. Yaklaşık 300 yıllık olduğu tahin edilen mezarlar, Çelebi ilçesi Gülveren Mahallesi’nde şehir mezarlığının içinde bulunuyor. İlçe tarihinin geçmişlere dayandığını açıklayan Çelebi Belediye Başkan Vekili Mustafa Şener, şehir mezarlığı içinde bulunan Osmanlı dönemine ait mezarların bakımının yapılmaya başlandığını söyledi. Bol yağış dolayısıyla otların diz boyuna yaklaştığını açıklayan Mustafa Şener, “Otlar mezarları kapatmaya başladı. Bunun üzerine ekiplerimizle mezarları temizlemeye başladık” dedi. Kırıkkale / cihan

18.08.2009


 

Elyazımı ansiklopedik sözlük

KIrIkkalelİ bir vatandaş, 20 yılda biriktirdiği, 6 yılda yazdığı ansiklopedik sözlüğü ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek istiyor. Ansiklopedinin yazarı Mustafa Pehlivanlı, gençliğinden itibaren anlamını bilmediği kelime ya da cümlelerden rahatsız olduğunu belirterek farklı kaynaklardan topladığı kelime ve sözlükleri bir araya getirmeye başladığını söyledi. Pehlivanlı, 20 yılda el yazısı ile bir araya getirdiği 4 bin 6 sayfalık, 160 bin kelimelik ve toplam 5 cilt büyüklüğündeki sözlüğü ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek istediğini bildirdi. Kitabın değerlendirilmesini isteyen Pehlivanlı, ‘’Kütüphane raflarında kalmasın, bir işe yarasın o zaman çok mutlu olurum. Yetkililere çağrıda bulunuyorum; bana destek olun bu rekor çalışmayı topluma kazandıralım. Buna gençliğimi verdim, şimdi toplumun emrinde olmasını istiyorum.’’ Kırıkkale / aa

18.08.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Bütün haberler

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.