27 Kasım 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Basından Seçmeler

EMASYA yürürlükte mi, yoksa tabelâlar indi, fişlemeye devam mı?

2006 yılının son aylarına gidelim. Hatırlıyorum da Nokta Dergisi kapatılmadan önce Emasya’yı kapak yapmıştı.

Soru: EMASYA nedir?

Cevap: EMASYA dediğin askeri darbedir.

Nasıl darbedir?

EMASYA denilen şey askere gerekli gördüğü zaman toplumsal olaylara müdahale yetkisi veren bir protokol, bir anlaşma...

Ama öyle anlaşılıyor ki EMASYA’ya imza atanlar neye imza attıklarını bilmiyorlardı ya da kendilerini bir şekilde imzalamak zorunda hissettiler!

2006 yılında EMASYA çerçevesinde Çağlayan Meydanı’nda tank, top yürüterek toplumsal olaylara müdahale tatbikatı yapmayı düşünenler, bunu yapamayınca bir gazetenin manşetinden yürütmüşlerdi tank ve topları.

Sonra da “Aman Sincan sanmayın” demişlerdi.

Peki, ne sanalım ki?

Yani toplumsal olaylara tankla topla müdahale olur mu?

Ne demek bu?

Nasıl sanmamızı istersiniz?

“Biz bu tatbikatı yapalım ama bunun yanlış anlaşılmaması için de bir gazetenin manşetinden “Askerin hassasiyeti” başlığını atalım ki, millet bu işi Sincan sanmasın.”

Allah Allah... Hangi demokratik ülkede asker toplumsal olaylara dilediği gibi ve istediği şekilde hem de tankla topla müdahale ediyor.?

O günlerde İstanbul’da İzmir’de, Malatya’da tank top yürütülecek ve biz bunu zinhar Sincan sanmayacağız.

Amaç bize bu çağrışımı yaptırmak değilse neydi?

Tankları topları caddelere, meydanlara çıkarmanın amacı başka ne olabilir ki?

Neyse ki, böyle bir şey o zamanki 1. ordu komutanının açıklaması ile yalanlandı.

Meğer EMASYA yokmuş!

EMASYA bir Türkiye gerçeğiydi aslında. Nasıl yok olur ki?

Yok, olmasa bir komutan EMASYA diye bir şey yok diyebilir mi?

Diyemez! O halde yok ya da tasfiye halindeydi.?

Ordu bünyesinde EMASYA birlikleri oluşturulmuş. İstanbul’daki 52. Tümen bünyesinde kurulan birlik EMASYA birliğiymiş. Bu birlikler 28 Şubat dönemi şartlarında oluşturulmuş! Olağanüstü dönemin olağanüstü çabası...Normal olmayan şu:

“Protokol imzalandığı sırada Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olduğundan çok daha fazla, kendi toplumunun İslami kesiminden gelen bir tehdit paranoyası içindeydi.

TSK bu protokolden hareketle iç güvenlik doktrinini yeni baştan inşa etti.

Bu iç güvenlik doktrininde iki temel mekanizma var. Birincisi, EMASYA birlikleri tali birliklerken düzenli ve sürekli birlikler haline getirildi.

İkincisi, bir merkezileşme süreci yaşandı. Toplumsal olaylar gerçekleşmeden önce tedbir alınması fikri öne çıktı.

Bu da sürekli takip, sürekli değerlendirme, sürekli bilgi depolama anlayışını egemen kıldı.

Bunun sonucu olarak askeri garnizonların içinde asayiş güvenlik merkezleri kuruldu. Toplumsal gruplar ya da muhtemel tehlikelerle ilgili bütün bilgiler, Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT), askeri istihbarattan ya da emniyet istihbarattan asayiş güvenlik merkezlerine akmaya başladı.

Bu bilgilerin değerlendirilmesi ve bunun sürekliliği dikkat çekici biçimde asker merkezli bir toplum takibi fişlemesi mekanizması üretti.”

İşte bu fişleme mekanizması öyle işledi ki milyonlarca insanımız fişlendi.

Bu fişlenen milyonlarca insandan yüz binlercesine müdahale edildi.

Mesela “Kamu hizmeti yapmaya uygun değildir” denildi işinden çıkartıldı.

Yani asker sadece topluma değil kendisi dışındaki devlet kurumlarına karşı da güven duymuyor!

Önce fişliyor sonra müdahale ediyor ve sivil yetkililerden bu fişlenen kişinin işine son verilmesini istiyor. “EMASYA aslında 28 Şubat’ta yapılan postmodern darbenin niteliğini bize tanımlar. Çok açık bir şekilde bu darbe devletin iç işleyişinin mutlak olarak askerileşmesi sürecini ifade eder. Maalesef hükümet bunun farkında değil.”

Hükümetin bunun farkına varması lazım!

Ayrıca bu protokol tek taraflı olarak da bir genelgeyle ortadan kaldırılabilir.

Kaldırıldığı da düşünülmeli.

Ama askerin buna uyup uymadığı nasıl denetlenecek?

Ya tabelalar indi fakat faaliyet, fişleme işlemi devam ettiyse...

Ya da 1. ordu komutanı “EMASYA diye bir şey yok” derken neyi kastediyordu?

EMASYA iptal olmuş da haberimiz olmamış mıydı?

Sahi EMASYA protokolünün son durumu nedir, bu konuda birileri bir açıklama yapmalı değil mi?

Nuh Gönültaş / Bugün, 26.11.2009

27.11.2009


Derdiniz ne?

DANIŞTAY dün aldığı bir kararla yeni sınav sisteminin öğrencileri eşitleyen kısmını iptal etti. Şikayet eden İstanbul Barosu. Hukuk karşısında boynumuz kıldan ince tamam ama lütfen bir daha düşünün. 1999 yılında uygulanan tek basamaklı sınav ülkemizde ne kadar büyük yaralar açtı. 1999 yılında getirilen sistemin akademik kısmını hiç yorumlamayacağım. Orası tam bir facia ama diğer taraf daha facia.

Nasıl bir uygulama idi hatırlatayım. Öğrenciler üniversiteye girmek istediklerinde onlara sorardı; ‘Hangi okuldan geliyorsun?’ Öğrenci cevap verirdi; ‘Meslek lisesi bilgisayar bölümü.’ Sistem derdi ki; ‘Kusura bakma, sınavda ne yaparsan yap sadece bilgisayar öğretmeni ve iki yıllık bölüm kazanabilirsin.’ Çocuk ‘Neden’ der, sistem; ‘Çünkü sen 14 yaşında o okulda okumaya karar verdin.’ Çocuk; ‘Ama bilmiyordum. Babam da çiftçi, bilememiş.’ Sistem; ‘Bilseydin’ der.

Sizce bu diyalog sağlıklı mı? Düşünün fen lisesine giden ülkemizin en zeki çocukları maalesef avukat olamıyor. Neden mi? Çünkü onlar sayısalcı. Okula ilk girdiklerinde sayısalcı oluyorlar. Yani bu sisteme göre zeki hukukçumuzun olması çok zor. Zeki iletişimci de olamaz. Zira okulların ‘başarısız’ öğrencileri sözelci oluyor. Bir de biz öyle mükemmel bir sisteme sahibiz ki; çocuklarımızı 14-15 yaşında yönlendirip işi bitiriyoruz. O yüzdendir ki üniversiteye gidenlerin %61’i ilgi ve yeteneğine uygun yerde olmadığını söylüyor.

BÖYLE UYGULAMA

NEREDE VAR?

Allah’ınızı severseniz, bunun neresi sağlıklı ve adil. Dünyanın neresinde böyle saçma bir uygulama var. Şimdi ilköğretimden çıkan kaç çocuk lisede yeteneği ve ilgisine göre okuyabiliyor: ‘Hiiiççç’. Hangi çocuk lisede gösterdiği başarıdan dolayı istediği üniversiteye girebiliyor: ‘Hiiiççç’. Peki, söyler misiniz eğitimin temel amacı öğrencileri ilgi ve yeteneklerine göre geliştirmek, yönlendirmek değil mi? Öğrencilerin önüne barajlar, setler koyarak nereye ulaşacaksınız.

YÖK’ün aldığı kararın neresi yanlış söyler misiniz? Danıştay hangi aileye, hangi çocuğa sordu da bu kararı aldı. Hukuk toplum yararına değil midir? Yarın gazete manşetlerini duyar gibiyim, ‘Danıştay yeni sınav sistemini iptal etti.’ Öğrencilerin kafası karışacak, birçok öğrencinin hayalleri çökecek, kimin buna hakkı var ki.

Ben YÖK’ün yerinde olsam bu işi çok kolay çözerim. Sizin dediğiniz olsun derim alan içi katsayıyı ‘0.15’ yaparım. Alan dışı katsayıyı ‘0.13’ yaparım ve derim ki alın size katsayı farkı. 1999 yılından bu yana bu ülkede sadece katsayı konuşuyoruz. Eğer problem bir okul türüyse ki imam hatipleri kastediyorum, MEB sayısını yeniden düzenler olur biter. Bu okullar bu devletin okulları değil mi yoksa? Lütfen yeter; herkes derdi neyse çıksın söylesin. Milyonlarca öğrenci oturmuş gece gündüz sınava hazırlanıyor. Bu motivasyonu bozmaya ne hakkınız var. Ben öğrenci velilerinin yerinde olsam Danıştay’ı dava ederim. Benim çocuğumun motivasyonunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur.

Hiç panik yapmaya gerek yok. Eğer YÖK geçen yıl önce 45. maddeyi değiştirip sonra sistemi değiştirseydi bugün bunları yaşamayacaktık. Ama yine de yaşardık yaa, çünkü bizim için önemli olan eğitimimiz geleceğimiz falan değil. Bizim için önemli olan sadece beynimizin altındaki ‘kavga’ değil mi? Yoksa çocuklarımız kimin umurunda...

Turgay Polat

Akşam, 26.11.2009

27.11.2009


Resimli bayrak

İZMİR’DEKİ olaylı gösterilerde, “üzerinde kalpaklı Atatürk resmi bulunan Türk bayrakları” kullanılmış. Son zamanlarda çok yaygınlaştı bu uygulama, resimli bayrak “daha bir milliyetçi” sayılıyor... Yürürlükteki kanuna göre, Türk bayrağının üzerine herhangi bir şey çizmek, herhangi bir resim yapıştırmak suç mudur, değil midir?

“Ama o herhangi birisi değil ki, Atatürk” diyeceksiniz... Kanunda “Atatürk resmi eklenebilir” şeklinde bir madde var mıdır?

Peki, kalpaksız olabilir mi? Atatürk’ün “spor gömlek ve baklavalı kazakla” bir resmini bayrağa yapıştırıp sokağa çıksam “caiz” midir? Ya yarın öbür gün birileri de “Osmanlı üniformasıyla” çekilmiş fotoğrafını kullanmaya kalkarlarsa bayrak üzerinde? Ne yapacaksınız? Tutuklayacak mısınız?

Ayrıca... Kalpak, şapka kanununa aykırı mı, değil mi?

Gördünüz mü, iş nerelere varabiliyor...

Şimdi bu soruları sorduğum için beni gene Atatürk düşmanlığıyla suçlayacak budalalar bir yana, bu tür “eylemleri” yapmadan önce iyi düşünün. Bakarsınız, umduğunuzun tam tersi sonuçlara yol açmış...

Emre Aköz / Sabah, 26.11.2009

27.11.2009


Balbay burada, Örnek Paşa nerede?

GALATASARAY, Ali Sami Yen’de herhangi bir takıma gol atınca tribünler coşar, slogan üstüne slogan atılır:

Caney caney caney,

delikanlı Fener,

nerdesin haney!

Cumhuriyet’in dünkü manşetini görünce anımsadım bunu. Ergenekon davasında çapraz sorgusu yapılan meslektaşım Mustafa Balbay’ın sözü gazetenin tepesine taşınmıştı:

“Ben buradayım,

Örnek nerede?..”

Bence de öyle. Balbay’ın sorusu haklı bir soru. Evet, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek nerede?..

Yalnız Örnek Paşa değil bazı komutan arkadaşları da, örneğin eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman nerede? Ya da eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına nerede?

Sadece Şener Eruygur Paşa’nın, sadece Hurşit Tolon Paşa’nın yargı karşısına çıkarılmış olması herhalde bazı vicdanları rahatsız ediyor.

Mustafa Balbay çapraz sorgusunda, darbe çalışmalarından haberdar olmadığını, darbe çalışmaları içinde kesinlikle bulunmadığını söylüyor.

Bunun üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Şengün, savcılara soruyor:

“Bildiğim kadarıyla söylediğiniz darbe planlarıyla ilgili tahkikat bile yok, var mı?”

Savcı Pekgüzel yanıtlıyor:

“Davanın özünü Ayışığı, Yakamoz ve Sarıkız darbe girişimleri oluşturuyor. Burada darbe girişimlerini yargılıyoruz. İkinci Ergenekon davasının özü bu. Ankara’da askeri tahkikat devam ediyor. Buradaki sanıklar darbe girişimiyle ilgili olarak burada...”

Bu arada Savcı Nihat Taşkın, Özden Örnek günlüklerinden bazı bölümleri de okuyarak bir soru yöneltince Balbay’ın tepkisi demin de belirttiğim gibi şöyle oluyor.

“Ben buradayım, Örnek nerede?”

Haklı ve meşru bir soru.

Çünkü eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek Paşa’nın günlüklerinde darbe tertipleri ayrıntılı biçimde yer alır. Tayyip Erdoğan hükümetini devirmeyi öngören ve 2003-2004 dönemini kapsayan bu darbe tertipleri Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz gibi isimler taşır.

Başrolde daha çok eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’un yer aldığı darbe tertipleri, hatırlanacağı gibi, devrin Genelkurmay Başkanı Özkök Paşa tarafından da yalanlanmamıştır.

O zaman Balbay haklı, “Ben buradayım, Örnek Paşa nerede?” diye sorarken...

Evet nerede?..

Nerede o komutanlar?..

Onlardan da hesap sorulmayacak mı? Yoksa bir çizgi mi çekildi devletin doruklarında, o komutanlara dokunulmayacağına dair?..

Yasalar mı el vermiyor?

Eğer vermiyorsa, hükümet yasaları değiştirmek için bunca zamandır ne bekliyor?

Ya TBMM?..

Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna dair o büyük slogan TBMM’nin çatısı altında, kürsünün üzerinde yazmıyor mu?

Sayın milletvekilleri;

Egemenlik eğer gerçekten millete aitse, siz de milletin oyuyla o çatının görev yapıyorsanız, bu durumda darbe tertiplerini soruşturmayacak mısınız?..

Darbecilerden, cuntacılardan hesap sorulmasını engelleyen anayasa ve yasaları değiştirmeyecek misiniz?..

Bu açıdan örneğin bir Yunanlı parlamenterden, bir Arjantin’li parlamenterden ne eksiğiniz var ki?..

Darbe tertipleriyle, darbecilerle, cuntacılarla ilgilenmeyecekseniz, TBMM kürsüsünün üstünde asılı, “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” sözünün ne anlamı olabilir ki?

Hiç bir anlamı olamaz.

İndirin onu olsun bitsin.

Türkiye’de darbeler, muhtıralar, askeri müdahaleler hep cezasız kaldı. Darbe tertiplerinden, cuntacılar hesap sorulmadı.

Türkiye, işte bunun içindir ki, demokrasi yolunda bir türlü doğru dürüst ilerleyemedi, hukukun üstünlüğü dersinden sürekli kırık not aldı.

Mustafa Balbay soruyor:

“Ben buradayım, Örnek nerede?”

Haksız mı?..

Sayın milletvekilleri, hep bir ağızdan slogan atmaya başlayın:

Caney caney caney,

delikanlı Örnek Paşa,

nerdesin haney!

Hasan Cemal / Milliyet, 26.11.2009

27.11.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl