03 Aralık 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Güncel

 

KAPSAMLI YARGI REFORMU GECİKMESİN

Avrupa Parlamentosuna sunulan Türkiye raporundan: Ergenekon dâvâsı, demokratik kurumların saygın işleyişine ve hukukun üstünlüğüne güveni arttırmak için fırsat olarak kullanılmalı. Yargı vakit geçirilmeden kapsamlı reforma tâbi tutulmalı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), temsil gücü, objektifliği, tarafsızlığı ve şeffaflığı güvence altına alınacak şekilde yeniden yapılandırılmalı.

AÇILIM SOMUT REFORMLARA DÖNÜŞMELİ

Yargının AİHM standartlarıyla uyumlu hale getirilmesine özel önem verilerek yargı reformu stratejisi geciktirilmeden uygulanmalı. Ordu bütünüyle sivillerin gözetimine tâbi olmalı. Her Türk vatandaşının kökeninden ve dinî inancından bağımsız olarak eşit haklara sahip olması ve toplumda aktif bir rol oynaması için başlatılan açılımlarda siyasî inisiyatif somut reformlara dönüşmeli.

AVRUPA Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, “Türkiye’de sivil anayasa tartışmasının gündemden kalkması yazık oldu” dedi.

AP Dış İlişkiler Komitesinde bugün tartışılacak Türkiye karar taslağıyla ilgili Türk basınına bilgi veren Hollandalı Hristiyan Demokrat Oomen-Ruijten, Türkiye’de Kürt sorunu ve ordunun rolü gibi hassas konuların artık genişçe tartışılmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Bu tartışmada hükümetin başlattığı demokratik açılımın çok önemli bir rol oynadığını anlatan Oomen-Ruijten, “tartışmaların sonuçlandırılarak artık eyleme geçilmesi” gerektiğini ifade etti. Türkiye’de kadın hakları başta olmak üzere birçok alandaki başarılı yasal düzenlemelere rağmen uygulamada eksiklikler olduğunu kaydeden Oomen-Ruijten, AB reformları kapsamında askerî yargının görev alanının sınırlandırılması gibi TBMM’den geçen birçok yasanın da ana muhalefet partisi CHP tarafından iptal talebiyle Anayasa Mahkemesine götürülmesinin “talihsizlik olduğunu” kaydetti. Oomen-Ruijten, “Türkiye’de sivil anayasa tartışmasının gündemden kalkması yazık oldu. Hükümet bu konuda harekete geçmeli. Yeni anayasa için siyasi partilerin uzlaşması da gerekiyor, ama maalesef partiler bunu tartışmak istemiyor” şeklinde konuştu.

BU ANAYASA İLE BAŞÖRTÜSÜ SORUNU ÇÖZÜLMEZ

“18 yaşına girmiş bir kızın isterse üniversitede başörtüsü takabilmesinden yana olduğunu” belirten Oomen-Ruijten, Türkiye kararı taslağında “akıllıca olmadığı için” başörtüsüne değinmediğini söyledi. AP Türkiye Raportörü “Başörtüsü konusu kapandı. Ortada bir öneri var mı? Hükümetin daha önceki girişimi Anayasa Mahkemesinden döndü. Mevcut Anayasa geçerli oldukça sonuç değişmeyecek. O nedenle Türkiye raporunda başörtüsü konusuna girmem akıllıca olmazdı” dedi. İsviçre’de yeni minare yapımının yasaklanıp yasaklanmaması konusunda Pazar günü gerçekleştirilen referandumda seçmenlerin yüzde 58’e yakınının yasakçı yönde oy kullanmasının kendisinde “büyük hayal kırıklığı oluşturduğunu” belirten Oomen-Ruijten, böyle bir yasağın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden döneceğini ifade etti. Brüksel / aa

03.12.2009


 

Bu anayasayla başörtüsü sorunu çözülmez

AP Dış İlişkiler Komitesinde tartışılacak Türkiye karar taslağı hakkında Türk basınına bilgi veren Oomen-Ruijten, taslakta başörtüsü konusuna değinmediklerini belirterek, “Başörtüsü konusu kapandı. Ortada bir öneri var mı? Hükümetin daha önceki girişimi Anayasa Mahkemesinden döndü. Mevcut anayasa geçerli oldukça sonuç değişmeyecek. Ben 18 yaşına girmiş bir kızın isterse üniversitede başörtüsü takabilmesinden yanayım” dedi.

AP Türkiye Raportörü Hollandalı Hristiyan Demokrat Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye karar taslağında, “Türkiye’nin Ergenekon dâvâsını, demokratik kurumlarının saygın işleyişine ve hukukun üstünlüğüne güveni artırmak için fırsat olarak kullanması gerektiği” görüşünün AB Komisyonu ve AP tarafından paylaşıldığı kaydedildi. Taslakta, “Ergenekon suç ağının boyutundan endişe edildiği” de ifade edildi.

“YARGI, KAPSAMLI

REFORMA TABİ TUTULMALI”

AP Dış İlişkiler Komitesinde bugün tartışılacak taslakta, “Ergenekon suç ağının iddia edilen büyüklüğünden endişe edildiği” dile getirilerek, hükümetten ve yargıdan süreci hukuka uygun ilerleterek sanıkların bütün haklarına saygı göstermeleri istendi. Türkiye karar taslağında “Yargının vakit geçirilmeden kapsamlı reforma tabi tutulması, Türkiye’nin modernleşme sürecinin başarısında hayati önem taşımaktadır” denildi.

“HSYK YENİDEN YAPILANMALI”

Yargı reformu stratejisinin memnuniyetle karşılandığı ifade edilen taslakta, hükümetten, “yargının tarafsızlığı ve uzmanlaşmasına ilâveten yargının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) standartlarıyla uyumlu hale getirilmesine özel önem verilerek yargı reformu stratejisinin geciktirilmeden uygulanması” istendi. Taslakta, “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK), temsil gücü, objektifliği, tarafsızlığı ve şeffaflığı güvence altına alınacak şekilde yeniden yapılandırılması” talebi dile getirildi.

“ORDUNUN SİYASETE

KARIŞMASI ENDİŞE VERİCİ”

Türkiye karar taslağında, “askeri yargının yetkilerini kısıtlayan yasanın not edildiği, fakat bunun iptal için Anayasa Mahkemesine götürülmesinden üzüntü duyulduğu” ifade edildi. Belgede, “Ordunun Türk siyasetine ve dış politikasına karışmayı sürdürmesinden endişe edildiği ve demokratik bir ülkede ordunun bütünüyle sivillerin gözetimine tabi olması gerektiği” görüşüne yer verildi.

“AÇILIM MEMNUNİYET VERİCİ”

“Türk hükümetinin, her Türk vatandaşının kökeninden ve dini inancından bağımsız olarak eşit haklara sahip olması ve toplumda aktif bir rol oynaması için başlattığı açılımların” memnuniyetle karşılandığı ifade edilen taslakta, hükümete “siyasî inisiyatifini somut reformlara dökmesi”, muhalefete ve tüm taraflara “süreci desteklemeleri ve karşılıklı hassasiyetlerin aşılması için çabalamaları” çağrısı yapıldı.Oomen-Ruijten’in hazırladığı taslakta, Türkiye’deki terör eylemleri kınanan PKK’nın, “silâhlarını bırakarak ve şiddeti sona erdirerek hükümetin siyasî inisiyatifine cevap vermesi” istendi.

“YENİ BİR BASIN KANUNU YAPILMALI”

Türkiye’de “özellikle bir medya grubuna verilen benzersiz ceza” ve internet sitelerinin sık sık yasaklanmasının ardından basın özgürlüğünden endişe edildiği ifade edilen taslakta, medya patronlarının diğer ticarî faaliyetlerinin kısıtlanması talep edildi. Taslak metinde, “Basın özgürlüğünün çoğulcu bir toplumda önemli bir siyasî kültür göstergesi olduğu vurgulanır. Medya ve ticarî çıkarlar arasındaki sağlıksız bağlantı ışığında yeni bir basın kanunu kabul edilmelidir” denildi.

Türkiye’nin Kıbrıs’ta BM gözetimindeki kapsamlı çözüm müzakerelerini aktif şekilde desteklemesi istenen taslakta, Türkiye’nin adadaki askerlerini geri çekerek müzakereler için uygun bir atmosfer oluşturabileceği savunuldu.

03.12.2009


 

İçişleri: Jandarma ile ilgili çalışma yok

İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Jandarma Genel Komutanlığının statüsünde değişiklik yapılmasına yönelik bir mevzuat çalışması yoktur.

Bakanlığımızın bağlı kuruluşları olan ve ülkemizin iç güvenlik hizmetlerini yürüten Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının sorumluluk alanları kanunlar ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Her üç kuruluşumuz ilgili kanunlar ve yönetmeliklerin belirlediği esaslar çerçevesinde çalışmalarını başarı ile yürütmektedirler.” denildi.

Haberin detaylarını SentezHaber'de okumak için tıklayın.

03.12.2009


 

Müzakereler 2014’te bitmeli

Türkiye’nin AB üyeliğinin ne zaman gerçekleşeceği halen bilinmezler arasında yer alırken ve AB reformları durma noktasına gelmişken, İktisadî Kalkınma Vakfından yapılan açıklamada, “Türkiye’nin katılım müzakerelerinin yeni bir ivme ile üyelik doğrultusunda ilerlemesi ve 2014 hedef tarihine kadar tamamlanması gerek Türkiye, gerekse AB için temel bir öncelik olmaya devam etmelidir’’ denildi.

İktİsadÎ Kalkınma Vakfı (İKV), Türkiye’nin katılım müzakerelerinin 2014 hedef tarihine kadar tamamlanmasının, Türkiye ve AB için temel öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini bildirdi.

İKV’nin, 1 Aralık 2009 itibarıyla yürürlüğü giren Lizbon Antlaşması’yla ilgili yaptığı yazılı açıklamasında, AB’nin 2003 yılından bu yana devam eden Anayasal sürecini sona erdiren bu antlaşmanın kurumsal reformdaki tıkanıklığın aşılmasını sağladığı belirtildi. AB’nin 2010 yılı itibarıyla önümüzdeki on yıla ‘’tek bir uluslar arası tüzel kişilik kazanmış, karar alma sürecini hızlandırmış, kurumsal yapısını daha etkin hale getirmiş ve dış politikadaki hareket kabiliyetini arttırmış’’ olarak gireceği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

‘’19 Kasım 2009 tarihinde AB Konseyi’nin oy birliği ile Konsey Başkanı olarak Herman Van Rompuy ve Dış İşleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi olarak Catherine Ashton’ın seçilmesi bu yeni dönemin arefesinde ortak bir kararlılığın göstergesidir. İktisadî Kalkınma Vakfı olarak ülkemizin katılım süreci içinde olduğu AB’deki bu olumlu gelişmeleri memnuniyetle karşıladığımızı ifade ederiz. 2007 sonrasında genişleme sürecini yavaşlatan unsurlardan biri olan bazı üye devletlerdeki onay sürecinde yaşanan sıkıntılar ve bundan kaynaklanan gecikmenin aşılması aday ülkeler için umut verici bir gelişmedir. Buradan hareketle ve dünyada ve Türkiye’nin içinde olduğu bölgede yaşanan değişimler ve dönüşümler dikkate alındığında, Türkiye’nin katılım müzakerelerinin de yeni bir ivme ile üyelik doğrultusunda ilerlemesi ve 2014 hedef tarihine kadar tamamlanması gerek Türkiye gerekse AB için temel bir öncelik olmaya devam etmelidir.’’ İstanbul / aa

03.12.2009


 

İsrail’e gitmeyiz diye birşey yok

CumhurbaşkanI Abdullah Gül, İsrail ziyaretinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin sorulması üzerine, ‘’Her yere gideriz. İsrail’e gitmeyiz diye bir şey yok. Daveti kabul ettik biliyorsunuz ama zamanlaması önemli’’ dedi.

Ürdün ziyaretini izleyen gazetecilerle sohbet toplantısı yapan Gül, kırmızı bültenle aranan Hakan Uzan’ın Ürdün ile ilişkili olduğuna dair birçok bilgi olduğunu belirterek, ‘’Bu konudaki kaygılarımızı tabiî ki söyleyeceğiz’’ dedi.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ile yaptıkları görüşmede, katsayı kararıyla ilgili Danıştay’daki yargı sürecinin ele alındığını bildiren Gül, ‘’YÖK bu konuda bir formül üretiyor mu?’’ sorusunu, ‘’YÖK, öğrencileri zarara uğratmamak için çeşitli hazırlıklar yapıyor, yapmak zorunda’’ diye cevapladı.

“Türkiye’nin bölgesindeki güçlenme sürecini batı nasıl algılıyor?’’ sorusu üzerine Gül, Türkiye’nin ne yaptığını bilerek politika uyguladığını belirtti. Türkiye’nin kendi bölgesinde güvenlik ve istikrara önem verdiğini kaydeden Gül, güvenlik ve istikrar konuları çözülmeden hiçbir bölgede ekonomik işbirliği, refah ve mutluluk sağlamanın mümkün olmayacağını ifade etti. ‘’Türkiye’nin yaptığı şey bu. Bundan da kimsenin kaygılanmaması lâzım. Tam tersine desteklemesi lâzım’’ diyen Gül, “Bu bölge madem bizim bölgemiz, bölgemize sahip çıkmak lazım. Bölgeyi sahiplenme ilk defa gerçekleşiyor. Bölgeyi sahiplenince kötü şeyler mi yapılıyor? İyi şeyler yapılıyor. Alkışlasalar ya” diye konuştu. Amman / aa

“ŞARTLAR OLGUNLAŞIRSA İSRAİL’E GİDERİZ”

CumhurbaşkanI Gül, İsrail ziyaretinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin sorulması üzerine, şunları söyledi: ‘’Her yere gideriz. Önemli olan, bu ziyaretler yapılınca netice vermesi, faydalı olmak. O şarlar olgunlaşır ve başarılı olacağı görüldüğü anda zamanı olmuş demektir. Yoksa İsrail’e gitmeyiz diye bir şey yok. Dâveti kabul ettik biliyorsunuz ama zamanlaması önemli.’’

03.12.2009


 

İSVİÇRELİLER İSLÂMİYETİ TANIMIYOR

’İsviçre’de çoğu insan İslâmiyet’i bilmiyor, gerçekten Müslümanları tanımıyor.

Marcus Blöchlinger, yaptığı açıklamada, İsviçre’nin bütün kültürlere kapılarını açan bir ülke olduğunu ifade etti. İsviçre’de gün geçtikçe minarelerin sayısının arttığını, bunun da insanlarda korkuya sebep olduğunu dile getiren Blöchlinger, ‘’İsviçre’de çoğu insan İslâmiyet’i bilmiyor, gerçekten Müslümanları tanımıyor. O yüzden çok minare yapılması İsviçrelilere aykırı geliyor. İç çatışmalardan korktuğu için ülke, bu konuda çekimser kalıyor’’ dedi. İsviçre’nin turizm ülkesi ve dünyanın her yerinden ziyaretçi çeken bir kayak merkezi olduğuna dikkati çeken Marcus Blöchlinger, ülkede yaşayanların ‘’turizm ülkesi’’ imajına zarar gelmesini de istemediğini ifade etti. Ülkede İslâmiyete inanan sadece Türklerin yaşamadığını, Arap ülkelerinden de çok sayıda kişinin İsviçre’de hayatını devam ettirdiğini kaydeden Blöchlinger, sözlerini şöyle sürdürdü: “İsviçre dağ köyleriyle ünlü bir yer. Küçücük bir köyde birçok farklı kültürün yaptırdığı birden fazla minare insanları korkutuyor, gelenlerde de burası ‘Müslüman ülkesi mi’ diye bir düşünce oluşturabilir. Turistlerin yanlış anlamaması gerekir. İsviçre inanç özgürlüğünü yaşatan bir ülke. Katoliğine de Protestanına da Müslümanına da kapılarını açmış bir yer. Ben olayı turizm boyutuyla düşünüp ‘hayır’ oyu kullandım. Sırf o köyde birden fazla Müslüman topluluk var diye hepsi minare inşa ederse, orada İsviçre köyü, İsviçre köylüsü kalmaz.’’

‘’BEN DE ‘HAYIR’ OYU KULLANDIM’’

İsviçre'de yaşayan, çifte vatandaşlığı bulunan, referandumda da yeni minare yapılması konusunda ‘’hayır’’ oyu kullandığını dile getiren Şefika Blöchlinger ise, “Orada İslâmiyet’in dinî bayramlarında İsviçrelilerle bayramlaştım. Orada bulunduğum süre içinde kendi dinimi anlattım ve çok da iyi tepkiler aldım.’’ dedi. İzmir / aa

Minare yasağı Danimarka'nın da gündeminde.

İsvİçre'de yapılan ve halkın yüzde 50’den fazlasının ‘hayır’ demesiyle sonuçlanan referandumun ardından Avrupa gündemine oturan minare yasağının yankıları devam ediyor. Danimarka’da hükümeti dışarıdan destekleyen aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi’nin (DF) Başkanı Pia Kjeaergaard ‘Bravo İsviçre’ diyerek yasağı savundu. Önümüzdeki dönemde Kopenhag ve Roskilde şehirlerinde yapılması planlanan minareli camiler içinde referanduma gidilmesi gerektiğini savunan aşısı sağcı lider Kjeaergaard konuyla ilgili yasa tasarısı hazırlayacaklarını söyledi. Henüz minareli bir caminin bulunmadığı Danimarka'da Kopenhag, Arhus ve Roskilde şehirlerinde minareli camilerin yapılması planlanıyor.

03.12.2009


 

MEYVE VE SEBZEYİ SOFRANIZDAN EKSİK ETMEYİN

BağIşIklIk sistemini güçlendirmenin önemi, özellikle salgın hastalıklar döneminde giderek artarken, bunun en önemli yolu sağlıklı beslenmeden geçiyor.

KALP KRİZİNE KARŞI SEBZE SULARI

KARA ÜZÜM CİLDİ GÜZELLEŞTİRİYOR

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN

MERCİMEK KALBİN DOSTU

KALBİN EN İYİ DOSTU, BADEM

Haberin detaylarını SentezHaber'de okumak için tıklayın.

03.12.2009


 

Müslümanlar paralarını çeksin

Avrupa Parlamentosundaki Yeşiller grubunun lideri Daniel Cohn-Bendit, İsviçre’de minare yapımının referandumla yasaklanmasına karşılık olarak, “Müslüman ülkelerdeki zenginlerin, bu ülkenin bankalarından paralarını çekmesini” teklgi etti. Cohn-Bendit, İsviçre’nin Le Temps gazetesinin ünkü sayısında yayımlanan açıklamasında, “En iyi karşılık, Müslüman ülkelerin en zenginlerinin paralarını İsviçre bankalarından çekmesi olur. İsviçre’nin kasalarını boşaltsınlar. İşte gereken budur. Bu referandumun ekonomik sonuçları olursa, o zaman İsviçreliler anlar” ifadesini kullandı. İsviçrelilerin kararlarını iptal etmek için yeniden oylama yapmasını isteyen Cohn-Bendit, demecinde şöyle devam etti: “İsviçre’nin sorunu, zengin egoizmidir. İsviçre bu tavrını bize alıştırdı. 2. Dünya Savaşı’nı düşünüyorum. İsviçre için sınırlarına dayananları ve sığınma isteyenleri kurban etmek hiç sorun olmamıştı.” Cohn-Bendit, İsviçre’de minarelerin yasaklanması kararına karşı olan siyasi kesimin, “bu lekenin temizlenmesi için” yeni bir referandum düzenlenmesi amacıyla hemen harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmanın da iyi bir fikir olduğunu, ancak bunun zaman alacağını kaydeden Daniel Cohn-Bendit, AB’nin İsviçre ile ikili ilişkilere hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyeceğini de söyledi. Cenevre / aa

03.12.2009


 

Kenan Evren ismi bir okuldan daha kaldırıldı

12 Eylül’ün mimarı Kenan Evren’in ismi bir okuldan daha kaldırıldı. Antalya’nın Döşemealtı ilçesi Nebiler Köyündeki Kenan Evren İlköğretim Okulu’nun adı Osman Ali Cingöz İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Antalya Şubesi 15 Eylül 2009 tarihinde İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe vererek, Kenan Evren İlköğretim Okulu’nun adının Fakir Baykurt İlköğretim Okulu olarak değiştirilmesini istedi. Talebi değerlendiren Antalya Millî Eğitim Müdürlüğü, 16 Kasım 2009’da Kenan Evren İlköğretim Okulu’na, Fakir Baykurt yerine, okul bahçesine okul binası yaptıran hayırsever Osman Ali Cingöz’ün adını veremeyi uygun buldu. Böylece Kenan Evren İlköğretim Okulu’nun adı Osman Ali Cingöz İlköğretim Okulu oldu. Eğitim-Sen’in isim değişikliği isteği dilekçesinde “Başka ülkelerde darbeciler yargılanırken, ne yazık ki ülkemizde darbecilere üniversitelerce fahri doktora verilmekte, adları eğitim kurumlarına verilmektedir. Bu durum ülkemiz adına onur kırıcıdır” denilerek isim değişikliği talep edilmişti. Antalya / cihan

03.12.2009


 

Barkey: Açılım sürecinden geri dönüş yok

ABD’dekİ düşünce kuruluşlarından Carnegie Endownment uzmanı, Lehigh Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Henri Barkey, “Açılım sürecinden geri dönüş artık mümkün değil” dedi. Carnegie Endowment’ta düzenlenen “Türkiye’deki Kürt Açılımı: Kökenleri ve Geleceği” başlıklı panelde konuşan Barkey, “8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dan beri, 1993’ten bugüne kadar bu konuda gerçek bir fırsat olmadı. Başarılı olur mu olmaz mı zaman gösterecek, ama bence (bu süreç) Türkiye’de bu konuda yürütülen en uyumlu ve en kapsamlı girişim, Kürt meselesine yönelik bir zihniyet değişikliğine de işaret ediyor ki bu da çok önemli bir gelişme” dedi. “Kürt meselesi”ni çözmeden AB’ye üyeliğin mümkün olmadığını herkesin bildiğini söyleyen Barkey, demokratik açılımın uzun ve zor bir süreç olduğunu, süreçte zaman zaman gerileme ya da ilerlemelerin görülebileceğini, ancak bu süreçten geri dönüşün artık mümkün olmadığını kaydetti. Washington / aa

03.12.2009


 

Eski kuvvet komutanları ifadeye çağrıldı

Eskİ Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına’nın, ‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamında ifadelerine başvurulmak üzere savcılığa çağrıldığı öğrenildi. Alınan bilgiye göre, ‘’Darbe Günlükleri’’ni yazdığı iddia edilen Örnek ve aynı dönemde kuvvet komutanlığı yapan Yalman ile Fırtına, ‘’Ergenekon’’ soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcılarınca, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulmak üzere Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesine çağrıldı. Örnek, Yalman ve Fırtına’nın hangi gün adliyeye geleceği konusunda herhangi bir bilgi alınamadı. İstanbul / aa

03.12.2009


 

Başbakan Erdoğan, Meksika’ya gidiyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, domuz gribinin ilk görüldüğü ülke olan Meksika’ya iki günlük resmi ziyarette bulunacak. Başbakan Erdoğan, domuz gribinin görüldüğü ilk ülke olan Meksika’ya 8-10 Aralık tarihlerinde resmî ziyarette bulunacak. Domuz gribi aşısı olmayacağını açıklayarak Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile ters düşen Erdoğan, domuz gribinin yoğun şekilde yaşandığı Kuzey Amerika ülkelerinden ABD ve Meksika’ya dört günlük ziyaret gerçekleştirecek. Meksikalı yetkililer ilk olarak 18 Mart 2009 tarihinde domuz gribini tesbit etmiş ve 16 Nisan tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmişti. Ankara / cihan

03.12.2009


 

Salgın, kan bağışlarını vurdu

TÜRK Kızılayı Kuzey Marmara Bölge Kan Merkezi Müdürü Hüsnü Altunay, ‘’domuz gribi’’ salgınının sadece toplumu değil kan alımları konusunda Kızılayı da vurduğunu söyledi. Altunay, kan bağışı konusunda genellikle isteksiz davranan halkın, eğitilmesi gerektiğini ifade etti. Bağışların istenilen düzeyde olmadığını vurgulayan Altunay, insanların genellikle akrabalarına veya arkadaşlarına lâzım olduğu zaman bağışta bulunduğunu ve herhangi bir felaket anında kan bağışında artış olduğunu anlattı. Altunay, rutin ameliyatlar ve kan hastalığı olanların kan ihtiyacının sağlanabilmesi amacıyla normal zamanlarda İstanbul’da her gün en az bin kişiden kan alımının yapılması gerektiğini vurgulayarak, kan bağışı konusunda grip salgını sebebiyle beklenilmeyen bir sorunla karşı karşıya kalındığını kaydetti. ‘’Salgın, toplumu yavaş yavaş etkilerken bizi de çok etkiledi’’ diyen Altunay, şöyle devam etti: ’’Kasım ayının başında başlayan bugünlerde çok ciddî boyutlara ulaşan bir sorunla karşı karşıyayız. İnsanlar grip salgını nedeniyle ya hasta durumdalar ya da hasta olmamak için kalabalık ortamlara girmek istemiyor. Bir kısmı ise kan verdiği zaman vücut dirençlerinin düşeceğini bu nedenle gribe yakalanma ya da hastalığı ağır geçirme riskinin daha fazla olacağı şeklinde bir düşünceye sahipler. Aslında böyle bir şey yok. Kan bağışında bulunmak vücut direncini düşürmüyor. Böyle olunca da öngörülerimizin çok altında kaldık. Örneğin Kasım ayı için 12 bin civarında kan bağışı almayı hedefliyorduk. Sayımız şu anda 5 bin civarında. Hedeflediğimiz sayının yüzde 40’ındayız. İnsanlar bağışta bulunmadığı için hastanelerden gelen istekler çok arttı. Günlük 500-600 civarında kan isteği olurken, bu ay bir günde bin 300 kan isteği oldu. Biz bunun ancak 300 kadarını karşıladık.’’

BAKANLIĞA BİLDİRİLDİ

BAZEN sıkıntıda oldukları durumlarda diğer şehirlerden kan nakli yaptıklarını, ancak bütün şehirlerde bağış düştüğü için bunun da yapılamadığını ifade eden Altunay ‘’Grip salgını sadece toplumu değil, kan alımları konusunda Kızılayı da vurmuş durumda. Mutlaka bir önlem almak lâzım. Çünkü önümüzdeki iki ay boyunca salgının devam edeceği düşünülürse, bu sorun da giderek önemli bir problem halinde karşımıza gelecektir’’ şeklinde konuştu. Altunay, İl Sağlık Müdürlüğü ile neler yapılabileceği konusunda toplantı yaptıklarını, Kızılay Genel Müdürlüğünün, Sağlık Bakanlığına yazı ile durumu bildirdiğini, hastanelerin de haberdar edileceğini, acil olmayan kan istekleri ve acil olmayan ameliyatları ertelemelerini isteyeceklerini anlattı. Asıl yapılması gerekenin, toplumun bilinçlendirilerek kan bağışlarının sürmesini sağlamak olduğuna işaret eden Altunay, kanın yerine konabilecek başka bir şey bulunmadığını, bu sebeple kan bağışının öneminin çok büyük olduğunu vurguladı.

KAN STOKLARIMIZ ERİDİ

HÜSNÜ Altunay, son 15 gündür özellikle de bir haftadır eldeki stoklardan kullandıklarını ifade ederek, ‘’Kan stoklarımız eridi. Stoklarımız şu an en alt seviyede. Muhtemelen de önümüzdeki günlere stoksuz gireceğiz’’ şeklinde konuştu. Kan bağışlarının özellikle Ekim, Kasım ve Aralık aylarında ve yazdan çıkış ile Ramazandan çıkış dönemlerinde arttığını anlatan Altunay, bu ayların kan bağışı anlamında kendileri için çok önemli olduğunu belirtti. Havaların güzel olmasının da aslında bir avantaj olduğunu, kar veya yağmur yağdığı günlerde meydanlarda kurulu bulunan kan merkezlerinde sorun yaşandığını dile getiren Altunay, son zamanlarda durumun tahminlerden de kötü olduğunu, bir günde 70 bağışın beklendiği yerden üç, 90 bağışın beklendiği yerden yedi bağış geldiğini vurguladı. Altunay, şunları kaydetti:’’Ağırlığı 50 kilogramın altında olmayan, belli bir hastalığı bulunmayan, sağlıklı, 18-65 arasında olan herkes kan verebilir. Normal şartlarda sağlıklı bir erkek yılda dört, sağlıklı bir kadın yılda üç defa kan bağışlayabilir. Biz en azından herkesin yılda en az iki defa kan vermesini öneriyoruz.’’ İstanbul / aa

03.12.2009


 

Sarıkamış’tan geri kalan üç ders var

İSTANBUL Memorial Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı ve Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, ‘’Sarıkamış Şehitleri, bugün hak ettikleri rütbeyi, mertebeyi elde etmiş bulunuyorlar’’ dedi. Sönmez, Edirne Devecihan Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘’1914-15 Sarıkamış Meydan Muhaberesi’’ konulu konferansta, arşiv görüntüleri eşliğinde Sarıkamış’ta yaşanan olayları anlattı. Sarıkamış Savaşı’ndan çıkarılması gereken üç ders bulunduğunu vurgulayan Sönmez, konuşmasına şöyle devam etti: ’’Bunlardan birincisi liderinizi doğru seçiniz. İkincisi ekonomik bağımsızlığı olmayan ülkeler özgür değildir. Üçüncüsü ise bu ülke kolay kazanılmamıştır. Sarıkamış Savaşı Balkan Savaşı’nın devamıdır. Çanakkale Savaşı, Sarıkamış’ın devamıdır. Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı’nın devamıdır. Eğer, Kurtuluş Savaşı’nın ön sözü Çanakkale’de yazılmış ise Çanakkale’nin ön sözü de Sarıkamış’ta yazılmalıdır, bu böyle bilinmelidir.’’ Sarıkamış’ta yaşananların 90 yıl boyunca üstünün örtüldüğünü ifade eden Sönmez, 2004 yılında Sarıkamış Dayanışma Grubu olarak yaptıkları aktivitelerle ülkenin Sarıkamış Şehitlerini duyduğunu belirtti. Edirne / aa

03.12.2009


 

Mantar ararken kafatası buldu

İSTANBUL'DA yaşayan Tekirdağlı neyzen Ferit Yavuz, spor yapmak için çıktığı bağ evi yakınlarında mantar toplarken insan kafatası ve kemikleri buldu. Ferit Yavuz, ihbarı üzerine Jandarma ekiplerinin araştırma yaptığı alanda parçalanmış iç çamaşırı, pantolon ve cep telefonu bulundu. Cinayet ihtimali üzerinde duran jandarma ekipleri çevre köylerdeki kayıp şahıslar üzerinde inceleme başlattı. Tekirdağ-Malkara karayolunun 20’nci kilometresine yakın olan bağ evinden sabahın erken saatlerinde kalkarak spor yapmak için dışarı çıktığını söyleyen Ferit Yavuz, Spor dönüşü çevrede mantarları inceleyen Yavuz, insan kafatası ve kemikleri bularak jandarma ekiplerine haber verdiğini söyledi. Deliller DNA testi için İstanbul Adlî Tıp Kurumu’na gönderildi. Tekirdağ / iha

03.12.2009


 

Bayram tatilinin acı bilânçosu

KURBAN bayramı süresince ülke genelinde meydana gelen trafik kazalarında 81 kişinin öldüğü, 2 bin 978 kişinin yaralandığı bildirildi. Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, 26-30 kasım tarihleri arasındaki Kurban Bayramı tatili süresince ülke genelinde meydana gelen 60 ölümlü, bin 248 yaralanmalı trafik kazasında 81 kişi öldü, 2 bin 978 kişi yaralandı. Ankara / aa

03.12.2009


 

Sağlıkçılara şiddet konulu eğitim verildi

SİNOP'TA sağlık personeli kadına yönelik aile içi şiddetin önüne geçilmesine yönelik eğitildi. Sinop İl Sağlık Müdürlüğü toplantı salonunda sağlık personeline yönelik “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadelede Sağlık Personelinin Rolü ve Uygulayacağı Prosedürler Eğitimi” verildi. Psikolog Macide Özkan Karaduman tarafından verilen ve yaklaşık iki hafta süren eğitimlere birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve hastanelerin acil servislerinde çalışan 371 sağlık personeli katıldı. Eğitimler, Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şube Müdürlüğü tarafından yürütüldü. Sinop / iha

03.12.2009


 

Şahin: Özgürlükler referandum konusu yapılamaz

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, İsviçre’de yapılan ‘’minare’’ referandumuyla ilgili olarak, ‘’Ben böylesine temel bir özgürlüğün referandum konusu yapılmasını, temel hukuk prensipleri karşısında isabetli bulmuyorum’’ dedi. Şahin, Finlandiya Parlamento Başkanı Sauli Niinistö ile görüşmesinde gazetecilerin konuyla ilgili sorusunu cevaplarken, din ve ibadet özgürlüğünün temel hak ve özgürlükler arasında olduğunu vurgulayarak, ‘’Ben böylesine temel bir özgürlüğün, bir referandum konusu yapılmasını temel hukuk prensipleri karşısında isabetli bulmadığımı ifade etmek isterim’’ diye konuştu. Finlandiya Parlamento Başkanı Niinistö de İsviçre’deki referandumla ilgili soruyu cevaplarker, ‘’Bu tür durumlar herhangi bir şekilde bizim için alışıldık durumlar değil. Bizlerin de bu tür ortam ve tartışmalarda daha önce de bulunmadığımızı ve bize pek aşina konular olmadığını görüyoruz. Bizim için önemli olan insan haklarına ve ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesi, dini vecibelerin yerine getirilebilmesi ve uygulama özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği ve bu konuların herhangi bir tartışma konusu edilemeyeceğini düşünüyoruz’’ dedi. Finlandiya’da böyle bir konunun referanduma sunulmasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Niinistö, ülkesinde, ‘’sadece imar kuralları ve genel yapı planlama ve düzenleme hususlarına uygun olup olmadığına bakıldığını’’ söyledi. Ankara / aa

03.12.2009


 

Diyanet: İnsan hakları kısıtlanamaz

nDİYANET İşleri Başkanlığı, İsviçre’deki ‘’minare’’ referandumuyla ilgili olarak, ‘’temel insan haklarının iptali veya ihlalinin referandum konusu yapılamayacağı gibi herhangi bir ulus, devlet yahut organ tarafından kısıtlanması veya bu anlama gelebilecek şekilde sınırlandırılmasının da kabul edilemeyeceğini’’ bildirdi. Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve bunların ayrılmaz parçası olan diğer özgürlüklerin temel insan hakları olduğu belirtildi. Açıklamada, ‘’Temel insan haklarının iptali veya ihlali, referandum konusu yapılamayacağı gibi herhangi bir ulus, devlet yahut organ tarafından kısıtlanması veya bu anlama gelebilecek şekilde sınırlandırılması da kabul edilemez’’ ifadesi kaydedildi. ‘’İsviçre’de yaşayan Müslüman azınlığın ibadet etme ve inancını yaşama hakkı anlamını taşıyan cami inşası ve cami mimarisinin mütemmim cüzü olan minare yapımı hakkının bir referanduma tabi tutulmasının, her şeyden önce kültürler ve inançlar arası ilişkiye vurulan ciddi bir darbe’’ olduğu ifade edilen açıklamada, ‘’Bu durum, minare üzerinden İslam’a ve Müslümanlara karşı açık bir tahammülsüzlük göstergesi olarak hafızalarda yerini alacaktır” denildi. Ankara / aa

03.12.2009


 

Türkiye’nin önünü sivil anayasa açar

ULUSLARARASI Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) Başkanı İsrafil Kuralay, toplumun büyük çoğunluğunu dikkate almadan verilen kararların, toplumsal travmalara yol açtığını belirterek, “Danıştay’ın son kararı, yeni ve sivil bir anayasanın ne kadar önemli olduğunu bir daha gösterdi” dedi.

UTESAV Başkanı Kuralay, Danıştay’ın katsayı ile ilgili verdiği kararla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, Danıştay’ın ideolojik bir karar vererek milyonlarca gencin ufkunu kararttığını belirtti. Kuralay, Danıştay’ın aynı konuda daha önce mağdurların yapmış olduğu müracaatı, bu konuda YÖK yetkilidir deyip, daha sonra YÖK’ün özgürlüklerin önünü açması ile bu süreci tıkayan bir karar almasını eleştirdi. 28 Şubat darbesinin hâkim olduğu atmosferde sadece imam hatiplerin yüksek öğrenimde istedikleri bölümlere gidebilmelerini engellemek için, katsayı engelinin ortaya çıkartıldığını ifade eden Kuralay, Türkiye’nin büyük zarar gördüğü bu uygulamaların Danıştay’ın verdiği son kararla, devam ettirilmek istendiğini belirtti. Kuralay, şunları söyledi: “YÖK’ün katsayı konusunu meslek liselerinde ve imam hatiplerde okuyan gençlerin önünde bir engel olmaktan çıkaran ve makul bir çözüm yolu öneren kararı, toplumda belirli bir rahatlama sağlamışken, tam da bayram öncesi, yüzbinlerce insanın hayal kırıklığına uğratılması toplumun her kesiminde şaşkınlıkla karşılanmıştır. YÖK’ün katsayı eşitsizliğini giderecek düzenlemesi iş dünyasında, sanayi kesimini ve binlerce firmayı temsil eden resmî, yarı resmî ve sivil kuruluşlar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmıştı. Çünkü Türkiye’de katsayı sorunu ile meslek liseleri bitirilmek üzereydi. Firmalar ara eleman bulamaz hale gelmişti. Binlerce imam hatipli mağdur olmuştu. Bu adaletsizlik toplumda derin yaralar açmıştı. YÖK’ün düzenlemesi bütün toplum kesimlerinde bir rahatlama sağlamışken, Danıştay’ın verdiği bu karar insanlarımızda bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Türkiye’nin bu kronik sorunlarının çözümü için sivil ve yeni bir anayasanın bir an önce Meclis gündemine gelmesi lâzım.” "

BİR AVUÇ İNSANA SİSTEMİ TIKAMA HAKKI

VERİLİRSE..."

DANIŞTAY'IN elinde her tür idarî işlemi durdurabilme hakkının olduğunu ve milyonlarca insanın isteği ve iş dünyasının tercihlerinin hiçbir geçerliliğinin olmadığını vurgulayan Başkan Kuralay, “Bir avuç insana sistemi tıkama hakkı verilirse, onlar da istedikleri zaman sistemi tıkayabilirler, istedikleri zaman da açarlar. Sistemin özü demokrasi ise, o zaman yapılması gereken milyonları ilgilendiren kararların yasaklama ve serbest bırakma hakkının bir avuç insana verilmemesidir. Bunun da yegâne yolu Anayasa değişikliğidir. Diğer türlü hiçbir tedbir kökten bir çözüm olamayacaktır. Yeni Anayasa yapımı meselesi bu ülkenin en hayatî konularından birisidir. Bu konu halledilmeden bu tıkanıklıkların önü maalesef açılamayacaktır. Bazı kurumların toplumun büyük çoğunluğunu dikkate almadan verdikleri kararlarla daha çok bayramlar zehir olacak, yüzbinlerce gencin ve ailesinin tüm dengeleri değişecek, toplumsal travmalar oluşacaktır” diye konuştu. İstanbul / YENİ ASYA

03.12.2009


 

Korucular, çiftçi olmak istiyor

VAN’IN Gürpınar ilçesine bağlı 3 korucu köyünde yaşayan ve geçimlerini aldıkları maaşlarla sağlayan 200 korucu, terörden önceki hayatlarına dönmek istiyor. Gürpınar’a bağlı Örmeli, Kırgeçit ve Yoldüştü Köylerinde yaşayanlar erkekler, 1994 yılında civar köylerin terörden dolayı zarar görmeleri ve köylerini boşaltılmasına karşın geçiçi köy korucusu olarak, teröre karşı direndi. Örmeli Köyü Karakaş mezrasında korucu olarak olarak görev yapan Korucubaşı İsmet Sertdur, eşi ve amcasını teröristlerle girdikleri çatışmada şehit verdiklerini belirterek, yıllarca köylerinde hapis hayatı yaşadıklarını söyledi.

Terörün yoğun olduğu yıllarda köyün 1 kilometre dışına çıkmalarının yasak olması nedeniyle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşamadıklarını kaydeden Sertdur, şöyle konuştu: ’’1995’ten beri çok çektik. Köyün bir kilometre dışına çıkamıyorduk.

Çünkü yasaklanmıştı. 5-6 yıl ot biçemedik. Yaylaya çıkamadık. Arazilerimiz boş kaldı. Ekip, biçemedik. Yaptığımız hayvancılıkta bu sebeple bitti. Şimdi buradaki boşaltılan köylerde yaşayanlar, köylerinden gittikleri için terör tazminatı aldı, biz kaldığımız için terör tazminatı da alamadık. Tazminat alabilmek için birkaç defa başvurduk ama köyümüzü boşaltmadığımız için bize verilmedi. Biz köyde hiçbir şey yapamadık. Sadece korucu olabildik. 8 yıl boyunca sadece köyün içerisindeki otları biçebildik. Zararımız çok fazla oldu. Eski günlerimize geri dönmek istiyoruz. Koruculukla değil, hayvancılık ve çiftçilik yaparak geçinmek istiyoruz. 200 korucumuzun hepsi bunu istiyor.’’ Köy tepelerinde sürekli güvenlik tedbirleri aldıklarını ifade eden Sertdur, tek işlerinin artık koruculuk olduğunu söyledi. Terörden önceki köy yaşantısına geri dönmek ve sadece çiftçilikle uğraşmak istediklerini belirten Sertdur, ‘’Eski günlerimize geri dönmeyi çok istiyoruz ama elimizde hiçbir şey kalmadı. Köyde adam başı 50-60 hayvan alabilirsek eski hayatımıza belki dönebiliriz’’ diye konuştu.

Devletten bu konuda yardım beklediklerini sözlerine ekleyen Sertdur, ‘’Bize en azından hayvan versin’’ diye konuştu. Kırgeçit Köyü Muhtarı Faruk Şehmuzoğlu da değişik tarihlerde bölgede yaşanan çatışmalarda 5 korucu şehit verdiklerini belirterek, kaçırılan yeğenlerinden birinin de teröristler tarafından öldürüldüğünü söyledi. Dönemin sancılı ve sıkıntılı geçtiğini kaydeden Şehmuzoğlu, sürekli operasyonlarda olmalarından ve köyün bir kilometre dışına çıkma yasağı dolayısıyla hayvancılık ve tarım faaliyetlerinden koptuklarını belirterek, ‘’Devletimiz bize yardım etsin tarım ve hayvancılığımızı geliştirecek katkılar yapsın, biz korucu aylığıyla değil kendi kazandıklarımızla geçinelim’’ dedi. Van / aa

03.12.2009


 

İşkence iddiaları sebebiyle 6 işçi işten çıkarıldı

İSTANBUL Valiliği, Bakırköy 80. Yıl Özürlüler Rehabilitasyon Merkezi’nde çalışan görevlilerin özürlülere işkence yaptığı iddiası sonrası merkezde çalışan 6 işçi işten çıkarıldı. Merkez hakkındaki iddialara ilişkin yapılan idarî soruşturma sonucunda, hizmet alım yoluyla çalışan 6 işçinin işten çıkarıldığını, adlî soruşturmanın da sürdüğünü bildirdi. Valilikten yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında, Bakırköy 80. Yıl Özürlüler Rehabilitasyon Merkezi hakkında yazı yer aldığı hatırlatıldı. Yazıda geçen iddialar konusunda, 5 Ocak 2009 tarihinde idarî ve adlî soruşturma başlatıldığı ifade edilen açıklamada, yapılan idarî soruşturma sonucunda, hizmet alım yoluyla çalışan 6 işçinin işten çıkarıldığı bildirildi. Açıklamada, Bakırköy Adliyesinde adlî soruşturmanın halen devam ettiği belirtilerek, sonuçlandığında ayrıca bilgi verileceği ifade edildi. İstanbul / aa

03.12.2009


 

Güçlükonak’ta çatışma

ŞIRNAK’IN Güçlükonak ilçesinde terör örgütü mensubu bir kişi etkisiz hale getirildi, Siirt’in Pervari ilçesinde hayvan otlatan bir vatandaş patlama sonucu yaralandı. Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesindeki bölücü terör örgütüyle mücadeleye ilişkin duyuruya göre, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesi dağlık arazi kesiminde bir grup bölücü terör örgütü mensubunun tesbit edilmesi üzerine çıkan çatışmada, 1 terörist etkisiz hale getirildi. Bölücü terör örgütü mensuplarına ait 2 adet kaleşnikof piyade tüfeği, bu silâhlara ait 6 adet şarjör ve 154 mermi, 2 adet el bombası ile muhtelif gıda ve hayat malzemesi ele geçirildi. Siirt’in Pervari ilçesinin dağlık arazi kesiminde ise hayvan otlatan bir vatandaş, sebebi bilinmeyen patlama sonucu yaralandı. Yaralı, askerî helikopterle Şırnak Asker Hastanesine sevk edilerek, tedavi altına alındı. Ankara / aa

03.12.2009


 

Ermenek’te kaza: 2 ölü 8 yaralı

KARAMAN’IN Ermenek ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 4’ü çocuk, 8 kişi yaralandı. Sandıklı Mahallesi İlçe Emniyet Müdürlüğü önündeki kazada, Veli Keleş yönetimindeki 70 E 5575 plâkalı otomobil, Mehmet Çukur’un kullandığı 70 E 6796 plâkalı otomobille çarpıştı. Kazada, Çukur’un idaresindeki otomobilde bulunan Züleyha (26) ile Özlem Çukur (7) olay yerinde vefat etti. Kazada, her iki otomobilin sürücülerinin yanı sıra Meryem ve Gizem Keleş ile aynı aileden Ayşe, Fatma, Veysel ve Durmuş Ali Çukur yaralandı. Yaralıların Ermenek Devlet Hastanesi’ndeki ilk tedavilerinin ardından ağır olan Veli ve Gizem Keleş ile Ayşe, Veysel, Durmuş Ali Çukur Karaman Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Karaman / aa

03.12.2009


 

Terör tahrikleri sürüyor

AĞRI’DA Terör örgütü PKK’nın kuruluş yılını bahane ederek izinsiz gösteri ve yürüyüş yapmak isteyen gruba polis müdahale etti, olaylarla ilgili 7 kişi gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, önceki gece şehir merkezinde bir araya gelen grup, terör örgütü PKK’nın kuruluş yılını bahane ederek yola barikat kurup yürüyüş düzenledi. Şehirdeki bazı alış veriş merkezlerine de molotof kokteyli ile saldıran göstericileri polis, biber gazı kullanarak dağıttı.

Adana’da terör örgütü lehine sloganlar atarak izinsiz gösteri yapan bir gruba polis, panzerler eşliğinde müdahale etti. Ateş yakarak cadde ve sokakları kapatan bir grup, terör örgütü lehine slogan attı. Çevik Kuvvet ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, panzer ve TOMA adı verilen zırhlı araçlar eşliğinde gruba müdahale etti. Polis ekiplerinin kullandığı biber gazından bazı vatandaşlar da olumsuz etkilenirken, yakılan ateş panzerler tarafından söndürüldü.

Şırnak’ın Cizre ve Beytüşşebap ilçelerinde izinsiz gösteri yapanlara emniyet güçleri müdahale etti. Cizre-İdil kara yolunda toplanan bir grup, taş ve çöp bidonlarıyla yolu trafiğe kapatarak, terör örgütü lehine slogan atmaya başladı.

Gösterinin izinsiz olduğunu belirten ve dağılmaları yönünde anons yapan emniyet güçlerine, gruptan bazı kişiler taş attı. Polis, uyarılara rağmen dağılmayarak taş atmaya devam eden gruba tazyikli su sıkarak müdahalede bulundu. Grup, ara sokaklara kaçarak, dağıldı.

Şanlıurfa’da izinsiz gösteri yapmak için toplanan grup, polis ekiplerinin olay yerine gelmesiyle dağıldı. Bağlarbaşı Mahallesi Açıksu Caddesi’nde toplanan ve terör örgütü PKK lehine slogan atarak yürümek isteyen gruptakiler, çevredeki çöp konteynerlerini dağıttı. Polis ekiplerinin olay yerine gelmesi üzerine gruptakiler, ara sokaklara dağılırken, güvenlik güçleri söz konusu bölgede tedbir aldı. İzmir’in Bayraklı ilçesinde bir belediye otobüsüne taşlı saldırı düzenlendi. Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, Karşıyaka-Yamanlar hattında yolcu taşıyan ESHOT otobüsü, Onur Mahallesi son durakta yaklaşık 10-15 kişilik grubun taşlı saldırısına uğradı. Yüzleri kapalı saldırganlar, otobüs içerisine, ‘’molotofkokteyli’’ görünümünde çok sayıda boş şişe attı. Saldırı sebebiyle panik yaşayan yolcular, otobüs şoförünün kapıları açmasının ardından aracı terk etti. Gruptakiler, saldırının ardından olay yerinden kaçtı. Otobüste maddî hasar oluştu.

03.12.2009


 

Gerginlik tren seferini durdurdu

MERSİN’DE Mevlânâ Mahallesi’nde, bir grubun molotofkokteyli attığı polis aracında yangın çıktı. Olayda 2 polis memuru yaralandı. Saldırganlar, molotofkokteyllerini attıktan sonra karanlıktan da yararlanarak sokak aralarına kaçtı. Yetkililer, saldırganların yakalanması amacıyla çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi. Bu arada Mersin’de, trenin altında kalan 17 yaşındaki genç vefat etti. Kazayı bahane eden bir grubun, terör örgütü lehine slogan atarak treni taşlaması dolayısıyla Adana-Mersin arasındaki seferler bir süre yapılamadı.

Alınan bilgiye göre, İsmail Keser’in (17) kullandığı plakasız motosiklet, Çilek Mahallesi Bekirde yolundaki kontrollü hemzemin geçitte bariyerlerin kapalı olmasına rağmen duramayınca, Adana’dan Mersin istikametine seyreden 62219 sefer sayılı treninin altında kaldı. Keser, olay yerinde vefat etti. Kaza sonrası trenin durmasını fırsat bilen bir grup, terör örgütü lehine slogan atarak treni taşladı. Camları kırılan tren yeniden hareket ederek, Mersin Garı’na ulaştı. Kazanın olduğu yerde gerginliğin sürmesi üzerine bölgeye panzer ve çevik kuvvete bağlı bağlı ekipler sevk edildi. Keser’in cesedi, Mersin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Gerginlik sebebiyle, Adana-Mersin arasındaki tren seferleri bir süre yapılamadı. Polisin bölgede tedbir almasıyla seferler yeniden başladı. Mersin / aa

03.12.2009


 

Keles’e yeni hayvan pazarı

BURSA’NIN Keles ilçesine modern hayvan pazarı yapıldı. Eski hayvan pazarının yerine ilköğretim okulu yapılınca 6-7 yıldan beri değişik araziler hayvan pazarı olarak kullanılıyordu. 2 yıl önce temeli atılan hayvan pazarı nihayet bitirilerek Keles modern bir hayvan pazarına kavuştu. Keleste yaşayanların çoğunun geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu belirten Belediye başkanı Mustafa Bektaş, “Bursa’nın hiçbir ilçesinde olmayan standartlarda bir hayvan pazarı inşa ettiğimize inanıyoruz. Pazar yeri aynı zamanda kiraz-çilek alım merkezi olarak da hizmet verecek. İlçe mezbahasının da buraya taşınması ile proje tamamlanmış olacak. Projenin ilçemiz tarım ve hayvancılığına katkı sağlamasını bekliyoruz” dedi. Bursa / iha

03.12.2009


 

Nişanlısını uğurlarken canından oldu

AĞRI’NIN Patnos ilçesinde otobüs terminalinde nişanlısını uğurlayan öğretmen, otobüs çarpması sonucu öldü. Alınan bilgiye göre, Muş’un Malazgirt ilçesinde öğretmenlik yapan Onur Değirmenci (25) ismi henüz öğrenilmeyen nişanlısını Ankara’ya göndermek üzere Ağrı’nın Patnos ilçesi otobüs terminaline geldi. Nişanlısını uğurlayan Değirmenci’ye sürücüsünün ismi henüz öğrenilmeyen 34 T 888 plâkalı otobüs manevra yaptığı sırada çarptı. Kazada, yaralanan ve Ağrı Devlet Hastanesinde yapılan ilk müdahalesinin ardından Erzurum Aziziye Araştırma Hastanesine sevk edilen Değirmenci Yolda öldü. Kazayla ilgili otobüs sürücüsünün gözaltına alındığı bildirildi. Patnos / aa

03.12.2009


 

Gazeteciler kep fırlattı

ANTALYA Gazeteciler Cemiyetince düzenlenen ‘’Basın Akademisi’’nden mezun olan 120 gazeteci, sertifikalarını aldıktan sonra kep fırlattı. Antalya’da bir otelde düzenlenen sertifika törenine Antalya Vali Yardımcısı Mehmet Seyman, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ve diğer yetkililer katıldı. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni, törende yaptığı konuşmada, Avrupa Birliğince desteklenen ‘’Basın Akademisi Antalya’’ ile 120 ‘’alaylı’’ gazetecinin akademik eğitim alarak sertifikaya kavuşturulduğunu kaydetti. Yeni, ‘’Basın akademisi Türkiye’ye örnek oldu. 17 ayda tamamlanan basın akademisinden 120 alaylı gazeteci sertifika aldı. Verdiğimiz bu belge yarı diploma niteliği taşımaktadır. Bu eğitimlere branşlarda devam edilecek. Yakında kamera, fotoğraf, habercilik alanlarında kurslar açılacak. Bu proje Avrupa Birliği desteği ile yapılmıştır’’ dedi. Konuşmaların ardından 120 gazeteciye sertifikaları verildi. Kep giyerek sertifikalarını alan ‘’alaylı gazeteciler’’ daha sonra keplerini fırlattı. Antalya / aa

03.12.2009


 

Çarpıştırıcının enerjisi arttırılıyor

YüzyIlIn en büyük deneyi olarak kabul edilen ve Büyük Patlama ortamının oluşturulacağı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın (BHÇ), 1,18 trilyon elektron volt (TeV) gücünde parçacık ışınıyla dünya rekoru kırmasının ardından, enerjisi aşama aşama artırılmaya devam edecek. ABD’nin Chicago şehrindeki Fermilab atom çarpıştırıcısının 2001’de 0,98 TeV’lik rekorunu gölgede bırakan BHÇ’nin Noel’den önce proton ışınlarının enerjisini 1,2 TeV civarına çıkarması bekleniyor. Ancak CERN’deki bilim adamları, gerçek ilerlemenin, BHÇ’nin gelecek yılın ilk yarısında 3,5 TeV enerji kapasitesine çıkmasından önce beklenmemesi gerektiğinin altını çiziyorlar. CERN Genel Direktörü Rolf Heuer, Fransa-İsviçre sınırının altına inşa edilen makinenin kapasitesini aşamalı olarak arttıracaklarını belirtirken, “2010’da fizik yapmaya başlamadan önce daha yapacak çok şey var” dedi. Deneyi yürüten Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinden (CERN) projenin sorumlusu fizikçi Steve Myers, “Big Bang Machine” (Büyük Patlama Makinesi) olarak da adlandırılan çarpıştırıcının en yüksek hızına ulaşmasının 2011’i bulması ihtimalini dile getirmişti. Fizikte gerçek anlamda ölçebilecekleri yeni sürprizleri görebilmek için ışın parçacıklarının BHÇ’de azamî güçle çarpışmalarına kadar beklemek gerekebileceğini belirten Myers, “Çarpıştırıcıda maksimum enerjiye 2011’de ulaşacağız” demişti. Cenevre / aa

03.12.2009


 

Gelecekte pamuk yiyebiliriz

AmerİkalI bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi. Alman “Die Welt” gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki “gossypol” adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi. Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticarî kullanımından önce çok sayıda resmî onayın alınması gerektiği bildirildi. Ankara / aa

03.12.2009


 

Microsoft “siyah ekran” sorununu araştırıyor

DünyanIn en büyük yazılım firması Microsoft, son işletim sistemi Windows 7’yi etkileyen “siyah ekran” sorununu araştırdığını doğruladı. Bazı kullanıcıların sisteme girdikten sonra sistemin çöktüğünü gösteren ekranla karşılaşmalarıyla ilgili olarak firma, soruna sebep olduğu sanılan ve 25 Kasımda yayımlanan son güvenlik güncellemesi hakkındaki ihbar ve bilgileri incelediğini bildirdi. Sorunun Vista, XP ve diğer işletim sistemi kullanıcılarını da etkileyebileceği belirtildi. Sorun için bir yama yayımlayan yazılım firması Prevx, milyonlarca kullanıcının etkilenebileceğini ve sorunla karşılaşan kullanıcıların son çare olarak Windows’u yeniden yükleme yöntemine başvurduklarını kaydetti. Yazılım firması, çıkardıkları yamanın her soruna iyi gelmediğini belirtirken, bir Windows güncellemesi yaptıktan veya bir virüs programı kullanmaya başladıktan sonra iki hafta içinde ekranların kararmaya başlaması durumunda bu yamanın işe yarama ihtimalinin yüksek olduğunu bildirdi. Microsoft firması da sorunla karşılaşan kullanıcıların müşteri hizmetleriyle temas kurmaları gerektiğini belirtirken, sorunun neden kaynaklandığının henüz açık olmadığını kaydetti. Ankara / aa

03.12.2009


 

Sakin şehirde hızlı koşu

Türkİye’nİn ilk Cittaslow’u (Sakin Şehri) unvanını almaya hak kazanan İzmir’in Seferihisar ilçesi, bu unvanı almaya hazırlanırken kendi içinde çok hızlı bir koşu süreci yaşadı. Geçen Haziran ayında adaylık için başvuru yapan ilçe, altyapısı özünde bulunan ancak küçük değişikliklerle tamamen uygun hale getirilecek kriterler için kolları sıvadı. ‘’Sakin Şehir’’ olmanın öncelikli kriteri olan slow food (yavaş yemek) kriterini yerine getirmek için esnafa yönelik çalışmalar yapıldı. İzmir / aa

03.12.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl