10 Ekim 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Güncel

 

Bakan Kavaf, çocuk yuvasını ziyaret etti

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna (SHÇEK) bağlı Kasımpaşa Çocuk Yuvasını denetledi. Alınan bilgiye göre Kavaf, SHÇEK Genel Müdürü İsmail Barış ile Kasımpaşa Çocuk Yuvasını ziyaret ederek incelemelerde bulundu ve çocukların durumu hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Çocuklarla birebir ilgilenen ve sohbet eden Kavaf, binayı yaptıran Kasımpaşa Çocuk Yuvası Koruma Derneği Başkanı Oya Kayacık ile de görüştü. Yuvada çocukların oyun oynadıkları bahçenin yetersiz olduğunu gören Kavaf, binanın bitişindeki arsaların kamulaştırılması işlemlerinin hızlandırılması ve buraya bir an önce oyun bahçesi yapılması talimatını verdi. Devlet Bakanı Kavaf, çocukların hayata hazırlandıkları yerleri yerinde inceleyerek, kaliteli hizmet vermenin görevleri olduğunu belirterek, bu şekilde daha sağlıklı sonuç aldıklarını, gördükleri eksiklikleri bir an evvel gidermeye çalıştıklarını kaydetti.

10.10.2010


 

Pakistan için 198 milyon

Pakİstan’a yardım kampanyası için açılan banka hesaplarında 193 milyon 43 bin TL toplandığı bildirildi. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, kampanyalar kapsamında, toplanan para miktarları hakkında bilgi verildi.

Buna göre, Başbakanlığın kampanyasında 87 milyon 643 bin 413 lira, Diyanet İşleri Başkanlığının kampanyasında 102 milyon 963 bin lira, TRT Genel Müdürlüğünün kampanyasında 2 milyon 437 bin lira olmak üzere, toplam 193 milyon 43 bin lira toplandı.

10.10.2010


 

164 gazeteciye basın kartı

Basın Kartı Komisyonu, 164 gazeteciye basın kartı, 55 gazeteciye de sürekli basın kartı verilmesini kararlaştırdı.

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Basın Kartı Komisyonunun, İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Merkez Binasında yapılan 2010 yılının son Basın Kartı Komisyonu toplantısına, komisyon üyelerinden Ali Baransel, Orhan Erinç, Turgay Olcayto, Atilla Sertel, Ercan Sadık İpekçi, Tuncay Yıldırım, Mutlu Mete, Turhan Bozkurt, Yılmaz Karaca, Bahattin Akyön ve Ahmet Aydın’ın katıldığı belirtildi. Açıklamada, toplantıda 198 basın kartı ve 61 sürekli basın kartı başvurusu dosyalarının incelenerek karara bağlandığı ve ilk kez basın kartı alacak 164 gazeteci ile sürekli kart alacak 55 gazetecinin talebinin onaylandığı bildirildi. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, iki gün süren çalışmalar sonunda basın kartı almaya hak kazanan basın mensuplarını tebrik etti. Karakaya, basın kartının işlevini artırmaya yönelik çalışmaların devam edeceğini ve yönetmelik değişikliği ile ilgi son bir toplantı yapacaklarını ifade etti.

10.10.2010


 

Sürücülere kış uyarısı

TÜRKİYE Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi Apaydın, sürücülerin kış mevsiminde araç kullanırken daha yavaş ve dikkatli olmaları, özellikle gizli buzlanmaya dikkat etmeleri gerektiğini bildirdi.

Apaydın, yaptığı yazılı açıklamada, havaların aniden soğuması ve bazı bölgelerde kar yağışının başlaması dolayısıyla sürücüleri uyardı. Araçların kış bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Apaydın, eksiklerin bir an önce tamamlanması gerektiğini, kışa hazırlıksız yakalanan sürücülerin zor durumda kalabileceğini belirtti. Kar yağışının erken başladığını, kış mevsiminin sert geçeceğini ifade eden Apaydın, ‘’Araçlarınızı kış şartlarında kullanırken mutlaka yavaş ve dikkatli sürün. Özellikle gizli buzlanmalara karşı tedbirli olun’’ uyarısında bulundu. Mevsime uygun araç bakımı yapılması ve kullanılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Apaydın, şöyle devam etti: ‘’Uzun ve yorucu bir kış bizi bekliyor. Kazaların azalması için araçlarımızı yavaş ve dikkatli kullanalım. Kışın yaşanan kazalara, buzlanma, aracın yolun durumuna göre kullanılmaması ve kışa hazırlanmaması neden olmaktadır. Bunun için araç lastiği, fren, direksiyon, şanzıman, diferansiyeli ile motorun yağ bakımı yapılmalıdır. Ayrıca akülere asit, radyatörlere ise antifriz bir an önce konulmalıdır. Araçtaki bütün mekanizmalar gözden geçirilerek kışa hazır hale getirilmelidir.’’

Geçen yıl trafik kazalarının sayısında başlayan düşme eğiliminin sevindirici olduğunu bildiren Apaydın, yine son aylarda şehir dışı yollarda ölümlü trafik kazalarının düşme eğilimi gösterdiğini, ancak bunun yeterli olmadığını belirtti. Özellikle kış aylarındaki kazaların çoğunun tek taraflı olduğuna işaret eden Apaydın, ‘’Bu kazalar da direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu olur. Köprü üstlerinde, virajlarda aracınızı dikkatli ve yavaş kullanın. En fazla gizli buzlanmanın olduğu yerler buralardır’’ ifadelerini kullandı.

10.10.2010


 

Konya’da şenlik havası

KONYA girişinde kılınan Cuma namazlarının ardından 20-25 araçlık bir konvoy ile şehir turu gerçekleştirildi.

Şehrin ilk girişinde Mevlânâ Dergâhının sadece önünden geçilirken, esas buluşma ise tanıtım programından sonra gerçekleşecekti. TIR'ımız programın yapılacağı Mevlânâ Kültür Merkezi’nin önündeki alana geldiği anda hazır bekleyen mehteran bölüğü mehter marşlarını çalıp söylemeye başladı. Böylece Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ı projesinde ilk kez TIR'ımız bir yerde mehter takımı ile karşılanıyordu. Programın yapılacağı meydan da tam bir şenlik havasında hazırlanmış, olağanüstü güzellikte görünüyordu. Konya’nın kalbinde yer alan, Alaaddin Tepesi’nin hemen arka kısmında kalan bu meydanda sanki hemen tepedeki Selçuklu Sultanları şehre girmiş gibi bir hal vardı. Kılıçarslanlar, Keykubatlar, Keyhüsrevler gibi cihan sultanları ile Mevlânâ’lar, Şemsler ve Konevîler gibi manevî âlemin sultanlarının diyarı Konya, ahirzamanın sultanı Bediüzzaman’ın şahs-ı manevisi karşısında adeta kıyama durmuştu.

MEDYANIN her tarafı Bediüzzaman’ın birbirinden güzel vecizeleri ile süslenmiş, portreleri asılmıştı. Konyalı hanımlar hizmetlere sarf etmek üzere kendi elleriyle yaptıkları enfes yiyecekler ile bir kermes düzenliyor ve meydana gelenlerin ağızlarını tatlandırıyordu. Öte yandan Yeni Asya Neşriyat standı kurulmuş ve yoğun ilgi görmekteydi. Beride ise Yeni Asya Gazetesi karikatüristi İbrahim Özdabak’ın lâtif nükteler içeren karikatür sergisi meydana renk katıyordu. Bir yanda mehter, öte yanda anonslar, ilâhiler, sergiler, kermesler ve insanların üzerine yağan karanfillerle karışık rahmet yağmurları... Meydana kazara uğrayan nasıl şenlikli bir ortama uğradığının hayreti ve heyecanına uğruyor, bir oraya bir buraya koşuşturarak bu bayramın tadını çıkarıyordu. Bir yandan Konyalılara ve çevre illerden gelenlere kitap, gazete, broşürler dağıtılırken, çok sayıda turiste de İngilizce olarak “Bediüzzaman kimdir, Risâle-i Nur nedir” broşürleri veriliyordu. Mehter takımının marşlarını bitirmesini ve karanfil yağmuruna müteakip olarak Melih Atom’un sunduğu tanıtım programına geçildi. İlk olarak Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve Konya Temsilcisi Said Çamkerten bir teşekkür konuşması yaptı. Bunun ardından Abdullah Eraçıkbaş Konyalılara hitap ederek Hizmet TIR'ı programının amacının Bediüzzaman Said Nursî’nin fikirlerini ve dâvâsını anlatmak olduğunu hatırlattı. Bu açış konuşmalarının ardından Konya STK’ları Birliği Başkanı Latif Selvi sahneye çıktı. Selvi şunları söyledi: “Üstad vahyin ışığında ortaya koyduğu çalışmaları, fikirleri, eserleri ile yeniden beşeriyeti özüne ve imanın nurlu hakikatlerine döndürmeye çalışır. Siyasetçi, din bilgini, düşünce adamı ve toplum inşası iddiasında bulunan herkesime yol gösterir. Eserleriyle, örnek yaşantısıyla, çözüm önerileriyle, bilgisiyle, manevî coşku ve heyecanıyla, bir büyük İslâm müceddidi ve önder şahsiyeti Bediüzzaman Said Nursî’yi ve mücadelesini iyi anlamalıyız”

Selvi’nin ardından sözü devralan İslâm Yaşar ise Bediüzzaman’ın daha evvelki Konya ziyaretlerinden bahsederek Konyalıları Bediüzzaman’a sahip çıkmaya dâvet etti. Son olarak sözü devralan Halil Uslu ise, meydanda toplanan insanlara hatırlardan ve Konya’daki Nur hizmetlerinden müteşekkil kısa bir konuşma icra etti.

10.10.2010


 

Aksaray’da yağmurlu program

AKSARAYLILAR tarafından şehir girişinde karşılanan TIR'ımız, bir şehir turu attıktan sonra, İl Müftülük binasının yanındaki alana konakladı.

Bizzat müftülüğün himayesinde gerçekleştirilen tanıtım programı, şiddetli yağışın etkisiyle TIR'ımızın hemen önünde değil de, konaklanan yerde bulunan Somuncu Baba Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Sunuculuğunu Melih Atom’un gerçekleştirildiği programda Aksaray il temsilciliği adına Sefa Çayır bir teşekkür konuşması yaptı. Daha sonra sözü devralan Araştırmacı-Yazar İslâm Yaşar, Aksaraylılara Bediüzzaman Said Nursî’nin şahsiyetini ve fikirlerini anlattı.

Konuşmaların ardından İslâm Yaşar okuyucularıyla buluşarak kitaplarını imzaladı. Kitap imzalatmak için sıraya giren Aksaraylılar İslâm Yaşar’a kucak kucak kitap imzalattı. Öte yandan Aksaraylılara ücretsiz kitap, broşür ve Yeni Asya Gazetesi dağıtıldı. Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ını himaye eden Aksaray İl Müftü Yardımcısı Süleyman Koyuncu gazetemize şu değerlendirmede bulundu: “Bütün Türkiye’yi dolaşan Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ı hareketinin Aksarayımıza da uğraması bizi çok mutlu etti, çok heyecanlandırdı. Ben şunu anlıyorum, bu tır hareketi gittiği yerlerde eğer bir gaflet hali varsa onu izale ediyor ve hizmet şevk ve heyecanını arttırıyor. Bu hizmet bu şekilde yahut başka yollarla sürekli devam etmelidir. Eskiden çok sık yapılan mevlidleriniz vardı. Farklı farklı illerde yapılırdı bunlar. İnsanlar Türkiye’nin dört bir yanından gelirler ve iştirak ederlerdi. Bu mevlidler de oldukça gayret ve şevki arttırırdı. Şimdi mevlitler biraz sekteye uğradı, ama Yeni Asya camiası başka yollar bularak bizlerin de şevk ve heyecanını hep diri tutuyor. Allah razı olsun. Biz de müftülük olarak bu önemli hizmete sahip çıktık. Her zaman da sahip çıkarız.”Aksaray’da Hizmet TIR'ını tebrik eden bir başka isim de İsmail Güneyli’ydi. Güneyli uzun süre Almanya’da çalıştığını sonra vatanına döndüğünü söyledi. Nur Risâleleriyle tanıştıktan bir süre sonra çeşitli mahkemelerde yargılandıklarını ama Av. Bekir Berk’in muhteşem savunmalarıyla beraat ettiklerini belirten Güneyli, Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ının büyük bir hizmete vesile olduğunu ifade etti.

Aksaray / UMUT YAVUZ

10.10.2010


 

Mevlana ile Bediüzzaman Buluştu

BEDİÜZZAMAN Tanıtım ve Hizmet TIR'ı Aksaray ve Konya’yı kapsayan muhteşem iki program düzenledi.

Önceki gün Nevşehir ve Kayseri’deki güzel organizasyonlardan aldığı şevk ve gayret ile geceyi Kozaklı’da geçiren Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ı güne Aksaray programıyla başladı. Adana’da turun en sıcak ve güneşli gününü yaşayan TIR'ımız, daha iki gün geçmeden en soğuk ve yağışlı gününü de yaşamış oldu. Böylece Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ının gittiği yerlerde hem manevî atmosferi, hem de maddî iklimi değiştirdiği gerçeği tahakkuk etmiş oldu.

AKSARAY'DA yapılan tanıtım programının ardından TIR'ımızın yönü Konya’ya doğru çevrildi. Konya’da büyük bir buluşma gerçekleşecekti. Zira Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bundan 51 yıl önce Ankara’dan dönüşünde Mevlânâ Dergâhı’na gelmiş burada bir süre beklemişti. Rivayet odur ki, Bediüzzaman Dergâhın kapısına gelirken durmuş ve sanki biriyle konuşurmuş gibi bir hal peyda olmuştu. Bir resmî görevli Üstad’a müdahale etmek isteyince arkada duran talebelerinden biri bağırarak, “Üstad Mevlânâ ile görüşüyor, rahatsız etme” demişti. İhtimal odur ki, Mevlânâ Hazretleri, Üstad Bediüzzaman gibi bir misafiri kapıda karşılamış ve burada bir mükalemede bulunmuşlardı. Bir sonraki sene, yani Üstad’ın vefat ettiği sene ise dergâhın önünden geçerken Bediüzzaman, Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’nin ruhuna Fatihalar yolluyordu... Şimdi Bediüzzaman’ın şahs-ı manevisini temsilen hizmet TIR'ımız Mevlânâ ile buluşuyordu. Bu zahiren sıradan, batinen ise büyük bir buluşmaydı. Üstad’ın bir keresinde “Ben Mevlânâ’nın zamanında gelseydim Mesnevî’yi, o benim zamanımda gelseydi Risâle-i Nur’u yazardı” dediği söylenir. Doğrudur zira, Mevlânâ da, Bediüzzaman da asrın idrakine “Kur’ân-ı Kerim’i söyletme” gayesi taşıyor, Kur’ân’ın elmas hakikatlerini haykırıyordu. Tek farkları yöntem idi. Zira Mevlânâ’nın dünyaya geldiği 12-13. yüzyılların idrak seviyesiyle, ahirzaman müceddidi ve “müceddid-i elfi salis” yahut “elf-i ahir” olan

Bediüzzaman’ın dünyaya geldiği 20 ve 21. yüzyılların idrak seviyesi birbirinden çok farklıydı. Mevlânâ tasavvuf ağırlıklı bir yol izlerken, Üstad Bediüzzaman hem akılları hem kalpleri doyuran zülcenaheyn bir tarz benimsemiş ve uzay ve teknoloji çağını nuruyla aydınlatmıştır... Ama en nihayetinde ikisi de bulundukları asrı aydınlatmaya hizmet etmişlerdi...

10.10.2010


 

‘Hizmet TIR'ını Denizli'de mehter takımı karşılayacak

GÜNLERDİR karşılama hazırlıkları devam eden Hizmet TIR'ı ile ilgili çalışmalar son aşamasına geldi.

Pazar günü (Bugün) saat 15:00'te İncilipınar Vali Recep Yazıcıoğlu Parkı önünde yapılacak karşılama için Mehter takımı da ayarlandı. Saat 15:00'ten sonra başlayacak progam, tır hazırlanıncaya kadar mehter takımı konser verecek ve TIR'ı mehteran eşliğinde (hoşgeldin) merasimi yapılacak. Programda ayrıca misafirlere ve gelenlere Lokma ikramı yanında Üstad Said Nursî'nin cep kitaplarından hediye edilecek. İslâm Yaşar'ın konuşma yapacağı ve kitaplarını imzalayacağı programda gazetemiz de ücretsiz dağıtılacak.

Denizli / Mehmet Cebe

10.10.2010


 

Ödemiş, Bediüzzaman TIR'ını bekliyor

İZMİR'İN Ödemiş ilçesinde Bediüzzaman Hizmet TIR'ı heyecanı yaşanıyor.

Hizmet ve tanıtım TIR'ı, 11 Ekim Pazartesi günü Ödemiş hükümet konağı önünde saat 15:00’da konaklayacak.

Bu organizasyon öncesinde 3000 adet el broşürü ve 100 adet de duvar afişi şehir merkezinde dağıtıldı. 3 adet yerel gazeteye ilan verildi ve belediye hoparlöründen de 4 gün süreyle ilân edildi. Bediüzzaman Tanıtım ve Hizmet TIR'ının geleceği gün, Ödemiş’te Yeni Asya Gazetesi tanıtım amacıyla dağıtılacak ve aynı gün tanıtım toplantısına katılanlara lokma ikram edilecek.

10.10.2010


 

BEDİÜZZAMAN TIRI NE GÜN, NEREDE?

DÖRDÜNCÜ BÖLGE:

10 EKİM 2010 PAZAR,

Saat: 10:00, Burdur

Cumhuriyet Meydanı

Konuşmacı: İslâm Yaşar

10 EKİM 2010 PAZAR,

Saat: 15:00, Denizli

İncilipınar Parkı önü

Konuşmacı: İslâm Yaşar

11 EKİM 2010 PAZARTESİ,

Saat: 10:00, Tire

Eski Belediye binası önü

Konuşmacı: İslâm Yaşar

11 EKİM 2010 PAZARTESİ,

Saat: 15:00, Ödemiş

Hükümet Konağı önü

Konuşmacı: İslâm Yaşar

12 EKİM 2010 SALI,

Saat: 10:00 Bayındır-Torbalı

Konuşmacı: İslâm Yaşar

12 EKİM 2010 SALI,

Saat: 15:00 Bornova / İzmir Cumhuriyet Meydanı

Konuşmacı: İslâm Yaşar

BEŞİNCİ BÖLGE:

13 EKİM 2010, ÇARŞAMBA

Saat: 10:00, Turgutlu

Saat Kulesi yanı

13 EKİM 2010 ÇARŞAMBA,

Saat: 13:00, Uşak.

Belediye önü

13 EKİM 2010 ÇARŞAMBA,

Saat: 17:00, Afyonkarahisar.

Anıt Park önü

14 EKİM 2010 PERŞEMBE,

Saat: 11:00, Eskişehir.

Odunpazarı Meydanı

15 EKİM 2010 CUMA,

Saat: 11:00, Sakarya.

Kent Meydanı

10.10.2010


 

Yazar ve çizerlerimize yoğun ilgi

KONUŞMALARIN ardından Işık Doğudan Yükselir adlı sinevizyon filmi gösterildi.

Programın sonunda Karikatüristimiz İbrahim Özdabak A4 boyutunda renkli olarak hazırlanmış karikatür kartlarını imzalarken, yazarlarımız İslâm Yaşar ve Halil Uslu da okuyucularıyla buluşarak, kitap imzaladı. Konyalı okuyucuların ve sevenlerinin karikatüristimize ve yazarlarımıza çok yoğun bir ilgi gösterdiği gözlendi.

İslâm Yaşar

konferans verdi

TIRIMIZ sabaha kadar bu meydanın hemen yanındaki alanda konaklarken, akşam saatlerinde Alaaddin Keykubat Konferans Salonunda Araştırmacı-Yazar İslâm Yaşar’ın “Bediüzzaman ve dâvâsı” konulu konferansı yapıldı. Konferans programını İbrahim Tollu sunarken, konferansın başında ise Hafız İbrahim Gürbüz tarafından Kur’ân tilâveti gerçekleştirildi. Konferansın kapanışında yazarımız Halil Uslu yine kısa bir konuşma yaparken, program sonunda İslâm Yaşar ve Halil Uslu yine kitaplarını imzaladı.

10.10.2010


 

Abdülmecid Nursî’ye duâ

PROGRAMIN ardından TIR'ımızın önünde hatıra fotoğrafı çekilirken, Bediüzzaman Tanııtım ve Hizmet TIR'ı şehre girişinde yarım kalan buluşmayı tamamlamak üzere Mevlânâ Dergâhı’na gitti.

Burada dergâhın yeşil kubbesi ile beraber fotoğraflar çekilirken, hemen dergâhın karşısında bulunan Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin biraderi Abdülmecid Nursî’nin de kabri ziyaret edildi, ruhuna duâalar ve Fatihalar gönderildi.

10.10.2010


 

Başbakan Erdoğan: Asimilasyon insanlık suçu

BAŞBAKAN Erdoğan, Almanya’yı ziyareti sırasında yaptığı ‘’Asimilasyon bir insanlık suçudur’’’ değerlendirmesine yönelik ‘’Asimilasyon bir insanın değerlerinin devşirilmesidir.

Bu, dinde, kültürde, bir değişime zorla tabi tutulmasıdır. İnsanoğlunu buna zorlamak kesinlikle bir insanlık suçudur’’ dedi.

Başbakanlık Binası’nda kahvaltıda bir araya gelen Erdoğan ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı yaptılar. Başbakan Erdoğan, Almanya’nın Avrupa Birliği içindeki ağırlıklı konumu gereği, Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerinin de gündemlerinde yer alan konulardan birisi olduğunu belirterek, ‘’Sürdürmekte olduğumuz üyelik müzakere sürecinde Avrupa Birliği’nin verdiği taahhütlere sadık kalmasını beklediğimizi de değerli dostum Şansölye’den özellikle rica ettim. Bu bağlamda ayrıca AB katılım sürecinde herhangi bir yavaşlamaya mahal vermeyerek, bu süreci başarıyla tamamlamaya kararlı olduğumuzu belirttim” dedi. Erdoğan, Almanya’nın, Avrupa’nın diğer ülkelerine de örnek olacak şekilde vize konusunda olumlu bir yaklaşım içerisinde olacağına inandığını söyledi.Erdoğan, bir gazetecinin ‘’2 yıl önce Köln’de yaptığınız açıklamadaki ‘Asimilasyon bir insanlık suçudur’ cümleniz çok tartışıldı, halen tartışılıyor bu konudaki tavrınızda bir değişiklik var mı? Aynı cümleyi bugün de söyler miydiniz?’’ sorusuna da şu cevabı verdi: ‘’Asimilasyon tanımını şöyle masaya yatırdığımız zaman, iyi ele alırsak bir insanın değerlerinin devşirilmesidir. Bu, zaman zaman zorla devşirilmesidir. Bu, dinde, kültürde, bir değişime zorla tabi tutulmasıdır. Örflerinden, adetlerinden, geleneklerinden zorla tecrit edilmesi soyutlanmasıdır ki insanoğlunu bura zorlamak kesinlikle bir insanlık suçudur. Bu düşüncemde herhangi bir değişikliğin olması mümkün değildir. Bunu ben söylemiyorum bunu bilim söylüyor.’’

ALMANYA BAŞBAKANI MERKEL:

ASİMİLASYON GÜNDEMİMİZDE DEĞİL

ALMANYA Başbakanı Angela Merkel ise Erdoğan’a “Asimilasyon insanlık suçudur” şeklindeki sözlerinin hala arkasında durup durmadığını sorulması üzerine Erdoğan’ın verdiği cevaptan sonra söz alarak, “Asimilasyon gündemimizde olan bir konu değil” dedi. Almanya’da asimilasyon yerine Türklerin Alman toplumuna uyumu konusuyla ilgilendiklerini ifade eden Merkel, Türkiye’nin AB üyeliği sürecini canlandırmak amacıyla somut girişimleri olup olmayacağı sorusuna karşılık da müzakerelerin ucu açık sürdürüldüğünü, bu konuda görüşbirliği içinde olduklarını, Kıbrıs’a yapacağı bir ziyaret sırasında adada çözüm bulunması için de tarafları harekete geçirmeye çalışacağını, Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiye’nin, Avrupa’nın ve tüm bölgenin çıkarına olacağını söyledi. Bir gazetecinin, yeni fasılların açılmasının siyasi nedenlerle engellendiğini belirtmesi üzerine Merkel, bu sorunun aşılması için Kıbrıs Rum kesimiyle temaslarda bulunduklarını kaydetti.

10.10.2010


 

Hizmet alan da veren de başörtülü olabilir

KÜÇÜK ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Başkanı Nurettin Özgenç, kamusal alanın özel mülkiyet olmadığını vurgulayarak, “Hizmet alan da veren de başörtülü olarak girebilmeli” dedi.

Özgenç, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin birinci gündemi ekonominin olması gerektiğini belirtti. Siyasi gündemi en fazla meşgul eden başörtüsü meselesine de acil çözüm bulunarak kamuoyunun rahatlatılması gerektiğine değinen Özgenç, insanların giyimi, inancı, yaşayışı açısından hür olabilmesi için çözüm tartışmalarının bir sonuca varması ve başörtüsü meselesinin istismar konusu olmaktan çıkartılması gerektiğine değindi. Başörtüsünün adına “türban” gibi farklı tanımlar yaparak halkın kafası karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Özgenç, “Halkımız artık yıllardan beri süregelen bu sorunun çözümsüzlüğünden yoruldu, bıktı ve usandı. Daha fazla gerilim ve yılgınlık yaşanmadan iktidar ve muhalefet partileri ortak akıl ile bu elzem soruna bir an önce çare bulmalı” dedi.

Özgenç, devletin vatandaşları arasında başörtüsü konusunda kamu kurumlarında resmi memurlarına ve sivil halkına ‘hizmet alan-hizmet’ veren diye farklı ayrıştırma yapmaması gerektiğine dikkat çekti. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ister hizmet alan olsun isterse hizmet veren, başörtülü olarak kamu dairelerinde olabilmesi gerektiğine işaret eden Özgenç, şunları kaydetti:

“Bu konuda başörtüsüne uygulanan kamusal alan safsatasına son verilmeli. Uyduruk bir uygulama ile başörtüsü devletin bir kurumunda serbest diğerinde yasak olmamalı. Nasıl ki okula giden çocuğun annesi veli toplantısına katılabiliyorsa Cumhurbaşkanlığı köşkündeki resepsiyona da katılabilmeli. Türkiye artık enerjisini yasaklarla harcamamalı. Dünyanın değişik ülkelerinde özgür olan başörtüsü kendi ülkemizde de serbest olmalı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları her kamu binasına girebilmeli, hizmeti alan da hizmeti veren de inanç özgürlüğü kapsamında hür olmalı.”

Özgenç, kamunun malı olan kurumların başörtülü olarak birine girilebilirken, diğerine girilemez olmasının mantığı olamayacağını belirtti.

10.10.2010


 

YÖK Başkanı: YÖK Kalkmasın, yeni şekil verilsin

YÜKSEK Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, YÖK’ün kaldırılması yerine belki de şeklinin değişmesi gerektiğini belirterek, ‘’YÖK selahiyetleri itibarıyla, çok fazla selahiyete sahip. Belki bunların fonksiyonları değişir’’ dedi.

Hematoloji Uzmanlık Derneğince Antalya’nın Belek beldesinde düzenlenen Avrasya Hematoloji Kongresi’ne katılan Özcan, gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidar olmaları durumunda YÖK’ü kaldıracağına yönelik açıklamalarını hatırlatması üzerine Özcan, ‘’YÖK’ün kaldırılması değil de, belki de şeklinin değişmesi gerekiyor. YÖK selahiyetleri itibarıyla, çok fazla selahiyete sahip. Belki bunların fonksiyonları değişir’’ diye konuştu.

YÖK’ün sadece planlayıcı olması gerektiğini ifade eden Özcan, ‘’Mesela kaç tane mühendise, doktora ihtiyacımız var? O türden çalışmalar yapan, üniversiteleri o yönde ittiren, yönelten bir kurum olmalıdır. O yönde bir çalışma yapılabilir. Bu YÖK’ün kaldırılması anlamına gelmiyor ama şeklinin tamamen değişmesi anlamına gelir’’ dedi.

Bir gazetecinin, ‘’Siz de olumlu bakıyorsunuz yani’’ sözleri üzerine Özcan, ‘’Tabii tabii... Bırakın olumlu bakmayı biz hatta böyle bir şeyi kendimiz yapmak istiyoruz. Böyle bir çalışma başlattık. Çoktan beri YÖK’te arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Gerçekten değiştirmek istiyoruz’’ diye yanıt verdi. Başörtüsü sorunuyla ilgili soru üzerine YÖK Başkanı Özcan, konuyu bundan sonra siyasilerin çözeceğini söyledi. Sorunun çözümü için konsensüs gerektiğini ifade eden Özcan, ‘’Herkes kabul ediyor, onların oturup da ilan etmeleri lazım’’ dedi.

10.10.2010


 

Başörtüsü düzenlemesi Meclis’e gelebilir

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, üniversitelerde kız öğrencilerin kılık kıyafetleri ile ilgili bir düzenleme yapılması ve yaşanan sorunların ortadan kaldırılması konusunda tüm siyasi partilerin düşüncelerini kamuoyu ile paylaştığını belirterek, ‘’Bu konuda muhtemelen önümüzdeki günlerde bir düzenleme ihtiyacı parlamentonun gündemine gelebilir’’ dedi.

Resmi ziyarette bulunduğu Kazakistan’daki temaslarını tamamlayarak, Ankara’ya gelen Şahin, Esenboğa Havalimanı’nda bir gazetecinin ‘’Başörtüsü konusuna çözüm arayışları kapsamında kamusal alan tartışması gündeme geldi’’, diyerek bu konudaki görüşünü sorması üzerine, şöyle konuştu: ‘’Gördüğümüz şudur üniversitelerimizde kız öğrencilerin kılık kıyafetleri ile ilgili bir düzenleme yapılması ve orada yaşanan sorunların ortadan kaldırılması konusunda tüm siyasi partilerimizin bir takım düşüncelerini kamuoyu ile paylaştığını sizler de takip ediyorsunuz. Bu konuda muhtemelen önümüzdeki günlerde bir düzenleme ihtiyacı parlamentonun gündemine gelebilir. Bu bakımdan ben Meclis Başkanı olarak bu tartışmalardan taraf olmayayım.Ben herhangi bir tartışmada taraf olmak istemem bu konuda.’’

10.10.2010


 

İHH, İsrail’e dâvâ açıyor

İHH yetkilileri ile bazı mağdurlar, İsrail’in Mavi Marmara gemisine yönelik baskınının Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesinde görülmesi için başvuracak.

İNSAN Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı yetkilileri ile bazı mağdurlar, İsrail’in Mavi Marmara gemisine yönelik baskınının Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesinde görülmesi için başvuracak. İHH’den yapılan açıklamada, Mavi Marmara gemisine yönelik İsrail baskınını Uluslararası Ceza Mahkemesine taşıyacak olan İHH’nın, avukat ve mağdurlardan oluşan bir ekiple birlikte mahkemenin bulunduğu Hollanda’nın Lahey şehrine gideceği bildirildi. Açıklamada, mahkemeye 14 Ekimde başvuru dilekçesi verdikten sonra mahkeme binası önünde bir basın toplantısı düzenleyecek olan gruba, insan hakları kuruluşları ve aktivistlerin de destekte bulunacakları kaydedildi. Diğer ülkelerdeki mağdurların da İsrail’in yargılanması için mahkemeye başvuracakları ifade edilen açıklamada, böylelikle Birleşmiş Millerler soruşturmasının yanı sıra insanlığa karşı işlenen savaş suçlarını işleyen Uluslararası Ceza Mahkemesinde de İsrail’in yargılanmasının sağlanacağı belirtildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen İHH Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Oruç, uluslararası sularda, uluslararası mahiyetteki bir olay neticesinde işlendiği sabit olan savaş suçlarının, uluslararası mahkemeler önünde yargılanmadıkça yaptırımsız kalacağını kaydetti. Oruç, bu davanın görüşülmesinin kabul etmesini ve İsrail’i yargılamasını beklediklerini bildirdi.

10.10.2010


 

Başoğlu: İnsanların inançları silinemez

TÜRKİYE Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, “Kim ne yaparsa yapsın, insanların inançlarını kafalarından ve gönüllerinden silmek mümkün değildir” dedi.

Başoğlu, yaptığı açıklamada, CHP başörtüsü yasağını çözeceğini söylemesine rağmen bazı CHP’li bayan milletvekillerinin buna karşı çıktıklarını hatırlattı. Bugüne kadar ülkemizde başörtülülerin ikinci sınıf vatandaş durumuna getirilme çalışmalarının, insanları başörtüsünden uzaklaştırmdığını kaydeden Başoğlu, şunları söyledi: “Bugüne kadar sürdürülen baskıcı tutuma rağmen, insanlar başörtüsüne saygı duyulması konusunda ısrarcı olmuşlardır. Kim ne yaparsa yapsın, insanların inançlarını kafalarından ve gönüllerinden silmek mümkün değildir. Dünya tarihinde insanların ibadet özgürlüğü uğruna verdikleri mücadele, inanç özgürlüğüne karşı olanları, sonunda pes etmek durumunda bırakmıştır. Eğer CHP, iktidar olmak istiyorsa ya da iktidara ortak olmak istiyorsa, mütedeyyin insanların dini inançlarına daha da saygılı olmalı ve başörtüsüne karşı çıkma tavrını değiştirmelidir.”

10.10.2010


 

Emekli astsubayların sabrı taştı

TÜRKİYE Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Mustafa Erol, ‘’Özlük haklarımızın iyileştirilmesine yönelik verilen sözler tutulur umuduyla bugüne kadar olağanüstü gayret gösterdik. Her şeyin bir sonu olduğu gibi sabrımızın ve iyi niyetimizin sonuna geldik’’ dedi.

Celal Bayar Caddesi’nde toplanan TEMAD üyeleri ve yakınları, ellerinde taleplerini içeren pankartlar, Abdi İpekçi Parkı’na kadar yürüdü. Buradaki mitingde konuşan Erol, yaş ortalaması 60 olan binlerce emekli astsubay ve yakınının özlük haklarının iyileştirilmesi talebiyle soğuk havaya rağmen Ankara’da bir araya geldiğini belirtti. Bu sorunlarına ilişkin kendilerine çeşitli sözler verildiğini bildiren Erol, ‘’Özlük haklarımızın iyileştirilmesine yönelik verilen sözler tutulur umuduyla bugüne kadar olağanüstü gayret gösterdik. Her şeyin bir sonu olduğu gibi sabrımızın ve iyi niyetimizin sonuna geldik’’ diye konuştu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline ekonomik sıkıntılarının giderilmesi için bazı tazminatlar verildiğini söyleyen Erol, ‘’Subaylar emekli olduklarında maaşları yüzde 5 kesilmekte ve sıkıntı yaşamamaktadır, ancak astsubayların emekli olduklarında maaşları yüzde 45 azalıyor. Bu durum adalet ve hakkaniyet ölçüsüne uymadığı gibi emekli astsubayları da açlığa mahkum etmiştir’’ diye konuştu. Astsubayların Ordu Yardımlaşma Kurumunda (OYAK) temsil edilmemesini de eleştiren Erol, dernek olarak bu kurum aleyhinde AİHM’de açtıkları davanın devam ettiğini hatırlattı.

10.10.2010


 

Okullarda andımız okunmasın

CHP’nin Bolu Abant kampı hararetli tartışmalara sahne oldu. Toplantının ilk günü gündem başörtüsüydü. Kılıçdaroğlu, “Özgürlük herkes için olmalı. Özgürlük konusunda, başı açık bir kızla türban örten bir kız arasında bir ayrım yapmamalıyız.

Birisinin diğerine baskı kurmaması gerekir” dedi. CHP toplantısında tartışılan dikkat çekici bir başka konu ise, yeni PM Üyesi Enver Aysever’in, “Milliyetçilikten uzaklaşmalı, andımız okunmamalı” şeklindeki sözleri oldu. CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Enver Aysever “Milliyetçilikten uzaklaşmalı, Andımız okunmamalı” dedi. CHP’nin Bolu Abant kampı hararetli tartışmalara sahne oldu. Toplantının ana gündemi, son günlerin tartışma konularından biri olan başörtüsü sorunu oldu. Buna göre, CHP’li bazı milletvekilleri, konunun zamanlamasının yanlış olduğunu ileri sürerken, bu tartışmaların 2011 seçimlerinden sonraya bırakılmasını istediler. Bazı milletvekilleri ise başörtüsü konusunu tabana anlatmakta güçlük çektiklerini dile getirdiler. CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, parti tabanın bu tartışmalardan rahatsız olduğunu; bu konuyu kendilerinin gündeme getirmelerinin doğru olmadığını ifade etti. Canan’ın bu teklifi bazı milletvekilleri tarafından benimsenirken, bazıları ise buna karşı çıktı. CHP yönetiminin ise, özellikle üniversitelerde başörtüsü sorununun çözülmesinden yana tavır takındıkları ifade edildi. CHP toplantısında tartışılan bir başka konu ise yeni PM Üyesi Enver Aysever’in, “Milliyetçilikten uzaklaşmalı, Andımız okunmamalı” şeklindeki sözleri oldu. Bazı CHP’li milletvekilleri, Aysever’in bu tutumunu eleştirdi. CHP’liler, okullardan andımızın kaldırılmasının doğru olmadığını ifade ettiler.

10.10.2010


 

Doğu Türkistan’ı unutmayın

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Başkanı Av. Cihat Gökdemir, Çin Halk Cumhuriyeti ile kurulan her düzeyde ilişki için Doğu Türkistan ve Tibet gibi bölgelerde yaşananların dikkate alınması çağrısında bulundu.

Gökdemir, yaptığı açıklamada, Doğu Türkistan’ın, Asya’da yoğun insan hakları ihlâllerinin yaşandığı en önemli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Gökdemir, Çin’in işgali altında bulunan bölgede Müslüman Doğu Türkistan halkına yönelik yarım asırdır uygulanan etnik ve dini ayrımcılık politikalar sebebiyle binlerce insanın hayatını kaybettiği ve yine binlercesinin de mülteci olarak dünyanın çeşitli ülkelerine sığınmak zorunda bırakıldığını kaydetti. 2009’un 5 Temmuz’unda Doğu Türkistan’da başlayan olayların ise, Çin Halk Cumhuriyeti’nin onlarca yıldır asimilasyon politikalarına maruz kalan Uygur azınlığın sorunlarını uluslar arası toplumun gündemine yeniden getirdiğini belirten Gökdemir, şunları kaydetti: “2009 Temmuz ayında Doğu Türkistan’da yaşanan katliamların ve olayların başlıca sorumlusu olan Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Ven Ciabao, Türkiye mahkemelerinde insanlık suçu işlediği gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunulmuş biridir. MAZLUMDER, hakkında insanlık suçu işlediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmuş bir siyasi yetkiliyle Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dış işleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun değişik düzeylerde kurduğu temasın ve yapılan işbirliğinin mağdur Uygurların yaşadıklarını görmezden gelen bir tutum olduğuna inanmaktadır. MAZLUMDER Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini uluslar arası ilişkilerde insan haklarına saygıyı önceleyen bir tutuma davet etmektedir. MAZLUMDER Çin Halk Cumhuriyeti ile kurulan her düzeyde ilişki için Doğu Türkistan ve Tibet gibi bölgelerde yaşananların dikkate alınması çağrısında bulunuyor.”

10.10.2010


 

ÇİN BAŞBAKANI İSTANBUL’DA DA PROTESTO EDİLDİ

ResmÎ bir ziyaret için Türkiye’de bulunan Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Ven Ciabao, İstanbul’da bir grup tarafından protesto edildi.

Sultanahmet Camisi ile Ayasofya Müzesi’ni ziyaret eden Ven’in bölgeden ayrılmasından sonra Ayasofya Meydanı’nda toplanan Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği ile Doğu Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği üyelerinden oluşan bir grup, çeşitli sloganlar atarak Ven’in Türkiye’ye yaptığı ziyarete tepki gösterdi. Burada grup adına bir açıklama yapan Dünya Uygur Kurultayı Genel Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, 5 Temmuzdaki olayların baş sorumlusunun Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Ven olduğu iddia etti. Tümtürk, şöyle konuştu: ‘’Ven Ciabao, Türkiye’ye terörizme karşı işbirliği teklif ediyor. Ben bunu lanetle kınıyorum. Komünist bir idarede teröristten, terörden bahsedilebilir mi? Orada ezilmiş, işgal edilmiş, 61 yıldır Çin işgaliyle sistematik biçimde asimile edilmek istenen mazlum ve masum 35 milyona yakın Müslüman Türk asla ve asla terörist olamaz. Orada bir terörist varsa Çin komünist partisinin Doğu Türkistan’a uygulamış olduğu devlet terörü vardır. O devlet terörü, 5 Temmuzda binlerce kardeşimizi katletti, binlercesini tutukladı.’’ Grup üyeleri, basın açıklamasının ardından Ven’in resimlerini yırtıp, çeşitli sloganlar attıktan sonra dağıldı.

10.10.2010


 

AKP’li vekillerden Tansel Çölaşan’a dâvâ

AralarInda Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın da bulunduğu 15 AKP milletvekili, ‘’Kişilik haklarına saldırıda bulunduğu’’ gerekçesiyle, ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan hakkında manevi tazminat dâvâsı açtı.

Alınan bilgiye göre, avukatlar Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu tarafından açılan dâvânın dilekçesinde, Tansel Çölaşan’ın, çeşitli tarihlerde referandumda “evet” oyu verenleri “hıyanet”tle suçladığı, dâvâ konusu ifadelerle, başta müvekkilleri olmak üzere müvekkillerinin mensubu olduğu AKP yöneticilerinin ve teşkilâtlarının hedef alındığı belirtildi. Dilekçede, davalı Tansel Çölaşan’dan, aralarında Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz’un da bulunduğu 15 AKP milletvekilinin her biri için 10 bin TL olmak üzere toplam 150 bin TL manevî tazminatın, yasal faiziyle birlikte alınması talebinde bulunuldu.

10.10.2010


 

Erzincan’da TIR minibüse çarptı: 4 ölü

Erzİncan’da TIR’ın minibüse çarpması sonu meydana gelen kazada 4 kişi öldü.

Edinilen bilgiye göre, Tuncay Güden yönetimindeki 34 RP 019 plakalı TIR, Erzincan-Refahiye karayolunun 47. kilometresinde, sürücüsünün kimliği henüz tesbit edilemeyen 34 LJ 030 plakalı minibüs ile çarpıştı. Kazada, minibüste bulunan ve kimlikleri henüz tespit edilemeyen 2 kişi olay yerinde, Lokman İlhan (41) kaldırıldığı Erzincan Devlet Hastanesi’nde öldü. Ağır yaralanan TIR sürücüsü Güden de Refahiye Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Minibüs içerisinde sıkışan 2 kişinin cesedi, Erzincan Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri ile Erzincan Belediyesi kurtarma ekiplerince yapılan çalışmanın ardından çıkarıldı. Bu arada olay yerinden geçen Hanifi Özdoğan yönetimindeki 76 AV 802 plakalı demir yüklü kamyon, kazaya karışan araçlara çarpmamak için makas yapması sonucu maddî hasar meydana geldi.

10.10.2010


 

Kıbrıs’ta liderler bir ay sonra buluşuyor

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürülen müzakereler çerçevesinde yaklaşık bir aylık aradan sonra 13 Ekim Çarşamba günü yeniden biraraya gelecek.

Liderler, 13 Ekimde saat 11.00’de, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından BM kontrolündeki ara bölgede tahsis edilen binada görüşecek. Görüşmede, mülkiyet konusunun ele alınmasına devam edilmesi bekleniyor. Liderler, bir sonraki görüşmeyi 19 Ekimde, saat 10.00’da yapacak. Kıbrıs Türk tarafının liderler seviyesinde daha çok görüşme önerdiği, ancak Kıbrıs Rum tarafının sadece 13 ve 19 Ekimi kabul ettiği öğrenildi. Liderler 10 Eylülde yaptıkları son görüşmede, birbirlerine mülkiyetle ilgili sundukları öneriler üzerinde tartışmışlardı. Eroğlu ve Hristofyas, 14 Ekimde de Yeşilırmak-Pirgo yolu ve sınır kapısının açılışına katılacak. Bu arada, Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Hristofyas’ın temsilcileri Kudret Özersay ve Yorgos Yakovu, 15 Ekimde biraraya gelecek. Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafının 11 Ekim Pazartesi günü temsilciler seviyesinde görüşme teklifini de geri çevirdiği öğrenildi.

10.10.2010


 

Denizli'de Mehter takımı ile karşılanacak

Bediüzzaman Hizmet TIR'ımız Konya'da mehterle kaşılandı.

Bediüzzaman Hizmet TIR'ımız Konya'da mehterle kaşılandı. Mehteranların söyledikleri marşlar ziyaretin ruhuna tam denk düştü.

10.10.2010


 

RUSYA’DAKİ RİSALE YASAĞINA TEPKİ ÇAĞRISI

Rusya Asya Kısmı Müftülüğü İnsan Hakları Savunma ve Eğitim İşleri Başkanı İlham Mirac, Rusya'nın Krasnoyarsk şehrinde Bediüzzaman'ın Haşir Risalesi'nin Rusça basımını yasaklama kararı veren mahkemeyle ilgili izlenimlerini Yeni Asya'ya yazdı.

“Kitap için olumsuz rapor veren bilirkişiler kendilerine yönelttiğimiz sorulara kesin ve net cevap veremediler” diyen Mirac, “Hakim baskı altında karar verdi” dedi. ÖZBEKİSTAN DA UNUTULMASIN Karara yarın itiraz edeceklerini bildiren Mirac, çeşitli ülkelerde Risâle-i Nur üzerine inceleme ve araştırmalarda bulunup olumlu kanaate varmış ve bunu deklare etmiş olan bilim adamları ile Türkiye resmî makamlarına ve insan hakları savunucularına, baskı altında alınan mahkeme kararını protesto etmeleri ve kendilerine destek olmaları çağrısı yaptı. Mirac, aynı tavrın Özbekistan'daki baskılara karşı da gösterilmesini istedi. 20–21 Eylül 2010 tarihinde Rusya’nın Krasnoyarsk şehrinde Bediüzzaman Said Nursî’nin “Haşir Risâlesi (10. Söz)” isimli eserinin mahkemesi oldu. Ben de bu mahkemeye Krasnoyarsk Müftülüğü adına, İslâm dinini kabul eden Rus asıllı avukatımız Ahmed ve Krasnoyarsk’ta bulunan yine Rus asıllı ehl-i hizmet Ali kardeşimizle birlikte iştirak ettim. Daha önce 2008’de “10. Söz” Rusya MİT’i tarafından elde edilmiş ve dokuz soru hazırlanıp incelenmesi için Krasnoyarsk Pedagojik Üniversitesi bilirkişilerine gönderilmiş. Bu kişiler, biri filoloji doçenti, biri psikoloji doçenti, biri de felsefe profesörü olan üç hanım. Onlar çok yalan ve iftiralarla “10. Söz insanları aşırılığa sürüklüyor” diye 9 soruya 20 sahifede cevap vermişler. Sonra Rusya MİT’i bu kitabı ve bu iftiraları “bilirkişi hülâsası” olarak savcıya vermiş. Savcı bunları mahkemeye vermiş. Mahkeme reisi de, “10. Söz”ü Moskova Devlet Üniversitesi’ne ikinci bir bilirkişi heyetine göndermiş. Orada Moskova Üniversitesi’nin iki profesörü ve bir doçenti “10. Söz’de hiçbir kötü şey yoktur” diye yazmış ve mahkemeye göndermişler. Ama bu dokuz soruya biraz kısa tarzda, “Yok, yok” şeklinde 8 sayfa cevap yazmışlar. Şimdi bu 20–21 Eylül’de gerçekleşen Krasnoyarsk Mahkeme safahatına geçelim. Mahkeme saat 11.00’de başladı. Krasnoyarsk bilirkişileri bir bir mahkeme salonuna dâvet edildi. İlk filoloji doçenti Kipcatova dâvet edildi. Sorguya tutuldu. Bizden önce Avukat Ahmed, ikinci olarak Ali kardeş, sonra da ben sual verdik. Sorgu 3 saat sürdü. Avukat Ahmed, bütün mahkeme safahatının ses kaydını aldı. Şimdi stangrammasi hazırlanıyor, yani kâğıda dökülüyor. Mahkeme esnasında biz inceden inceye “bilirkişi hülâsasını” tahlil ettik. İkinci bilirkişi olarak, psikoloji doçenti Malacuk dâvet edildi. 5 saat sorgu suâl. Yine aynı tarzda, Avukat Ahmed, Ali kardeş ve ben onun da sözlerini, cümlelerini, her şeyini tahlil ve tashih ettik. Saat akşam 20.30 oldu. 9 saatten fazla sürdü yani. Üçüncü bilirkişi olan felsefeci daha girmemiş, kapının dışında bekliyordu. Mahkeme reisi mahkemeye devam etmek istedi. Ama Avukat Ahmed “Biz yorulduk, yemek yemek ve istirahat etmek istiyoruz” dedi. Hâkim reddetti. Ben de “Bu mahkemeye bütün İslâm dünyası bakıyor, çok mühim meseledir. Müftüler buna çok ehemmiyet veriyorlar” dedim. Sonra hâkim, sabah saat 9.00’a kadar teneffüs ilân etti. Sabah saat 9.00’da üçüncü bilirkişi olan felsefe profesörü Grigoreva, mahkeme salonuna dâvet edildi. Onunla 9 saat karşılıklı soru-cevap yaptık. Neticede, bilirkişiler, kendilerine yönelttiğimiz sorulara kesin ve net cevap veremediler. Raporda verilen cevaplara tamamen ters cevaplar verdiler, hatta verdikleri bazı cevapları da inkâr ettiler. Bunların hepsi hâkim huzurunda kayda alındı. İki gün içinde bu bilirkişilerin verdiği rapor hülâsası tartışıldı, onların yanlışları ispat edildi. Buna rağmen hâkim, maalesef 10. Söz hakkında menfî karar verdi. Belli ki, hâkim bu kararı baskı altında vermiştir. ‘SÖZDE BİLİRKİŞİLER’İN RAPORUNDAN KESİTLER... Meselâ diyorlar ki, “Bu risâle ‘İslâm hakikatleri akılla anlaşılmaz ancak kalble anlaşılır’ diyor.” Bunu bahane edip delil olarak da, İbni Sina’nın sözünü getirmişler. Biz de, Üstad’ın sözleriyle cevap verdik: “... hem hakâik-ı İslâmiye ne kadar mâkul, mütenâsib, muhkem, mütesânid olduğunu göstermektir.” (10. Söz) “İbn-i Sinâ gibi bir dâhî-i hikmet, “Öldükten sonra diriliş (haşir) aklın ölçüleriyle kavranamaz” demiş; “İmân ederiz, fakat akıl bu yolda gidemez” diye hükmetmiştir. Hem, bütün ulemâ-i İslâm, “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir; akıl ile ona gidilmez” diye müttefikan hükmettikleri halde, elbette o kadar derin ve mânen pek yüksek bir yol, birdenbire bir cadde-i umumiye-i akliye hükmüne geçemez. Kur’ân-ı Hakîmin feyziyle ve Hâlık-ı Rahîmin rahmetiyle, şu taklidi kırılmış ve teslimi bozulmuş asırda, o derin ve yüksek yolu şu derece ihsan ettiğinden, bin şükür etmeliyiz. Çünkü, imânımızın kurtulmasına kâfi gelir. Fehmettiğimiz miktarına memnun olup, tekrar mütâlâa ile izdiyâdına çalışmalıyız.” (10. Söz) * “Askeriyeden misaller getiriyor, okuyucuyu savaşa, harbe hazırlıyor” diyorlar. Buna delil gösterdikleri yer de şurası: “Meselâ: Nasıl şu zamanda manevra meydanında harb usûlünde, ‘Silâh al, süngü tak’ emriyle koca bir ordu baştanbaşa dikenli bir meşegâha benzediği gibi; her bir bayram gününde resm-i geçit için: ‘Formalarınızı takıp, nişanlarınızı asınız’ emrine karşı ordugâh, seraser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü; öyle de rûy-i zemin meydanında, Sultan-ı Ezelî’nin nihayetsiz enva’-ı cünudundan melek ve cinn ve ins ve hayvanlar gibi şuursuz nebatat taifesi dahi, hıfz-ı hayat cihadında Emr-i Künfeyekûn ile: “Müdafaa için silâhlarınızı ve cihazatınızı takınız” emr-i İlahîyi aldıkları vakit, zemin baştan aşağıya bütün ondaki dikenli ağaçlar ve nebatlar süngücüklerini taktıkları zaman, aynen süngülerini takmış muhteşem bir ordugâha benziyor.” (10. Söz) * “İnsanları bölücülüğe sevk ediyor” diyorlar. Sözde delilleri şu: “Bu ahali çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar. Şu işlerde sivil olarak istihdam ediliyorlar.” (10. Söz) * “İnanmayanları tahkir ediyor” diyorlar. Buna da, oradan buradan cımbızla çektikleri şu ifadeleri delil getiriyorlar: “Sersem”, “o hain sersem temerrüd edip”, “bak senin gibi sersemlerden başka”, “feylesofane çok safsatiyatı söyledi”. (10. Söz’den) * “Rusya askerî manevra meydanıdır” deniliyormuş! Buna getirdikleri ilgisiz delil de: “Şu görünen memleket bir manevra meydanıdır.” (10. Söz) * “Avrupa’yı tahkir ediyor” iddiâsını da şu ifadeye dayandırıyorlar: “Sen anlaşılıyor ki, bir parça firengî okumuşsun. Bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun. Hem de bilenden sormuyorsun. İşte gel, en büyük fermanı sana okuyacağım.” (10. Söz) * “’Edebsizler’ diye tahkir ediyor” “Haysiyet ve namus ise, edebsizlerin te’dibini ister.” (10. Söz) * “Rusya’yı kast ediyor” diye ilişmişler: “Şu memlekette o merhamet, o namusa lâyık binden biri yapılmıyor. Zalim izzetinde, mazlûm zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.” (10. Söz) * “Bu sözleriyle iman etmeyenleri kendine düşman sayıyor” diye ilişmişler: “İnsan, bilmediği ve yetişmediği şeye düşmandır.” (10. Söz) * “İnsanların özgürlüğünü elinden alıyor” iddiası… “Bütün ahali: ‘Evet, evet biz de istiyoruz’ diyorlar.” (10. Söz) * “Bu dünyayı aşağılıyor ve ahireti sevdiriyor, insanın yaşama şevkini kırıyor” diye ilişmişler. “Şu misafirhane ve şu meydan ve şu meşherlerin arkasında daimî saraylar, müstemir meskenler, şu numunelerin ve suretlerin halis ve yüksek asıllarıyla dolu bağ ve hazineler vardır.” (10. Söz) * Tercümede “general adyutan” denilir. Bunu “savaş generali” diye anlamışlar. “Yaver-i Ekrem” (10. Söz) * “Müdhiş dalâlet” sözünü tahkir anlamışlar: “Felsefe şakirdleri ve millet-i küfriye ve nefs-i emmarenin en müdhiş dalâleti, Cenâb-ı Hakk’ı tanımamaktadır.” (10. Söz) * “İman etmeyenleri ‘mutlak cani, affedilmez‘ diye gösteriyor.” “Halbuki küfür; cinayet-i mutlakadır (Haşiye), afva kabil değil. “(Haşiye): Evet küfür, mevcudatın kıymetini iskat ve mânâsızlıkla ittiham ettiğinden, bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudat âyinelerinde cilve-i esmayı inkâr olduğundan bütün esma-i İlâhiyeye karşı bir tezyif ve mevcudatın vahdaniyete olan şehadetlerini reddettiğinden bütün mahlûkata karşı bir tekzib olduğundan; istidad-ı insanîyi öyle ifsad eder ki, salah ve hayrı kabule liyakatı kalmaz. Hem bir zulm-ü azîmdir ki, umum mahlûkatın ve bütün esma-i İlâhiyenin hukukuna bir tecavüzdür. İşte şu hukukun muhafazası ve nefs-i kâfir hayra kabiliyetsizliği, küfrün adem-i afvını iktiza eder. ‘Muhakkak ki şirk, pek büyük bir zulümdür.’ (Lokman Sûresi: 13) şu mânâyı ifade eder.” (10. Söz) SONUÇ: Velhâsıl-ı kelâm biz bunların yanlış yorumlarını hep tashih ettik. Onlar da kendi eski fikirlerinden vazgeçtiler. Bu rapor tartışması onlar ve bizim için çok faydalı oldu. Biz de şunu anladık ki, Risâle-i Nurlarda yer alan bütün mevzular tam yerinde ve gündemde, hatta müdafaalar eskimemiş, aynı Üstadın zamanındaki gibi devam ediyor. Biz de Allah’ın inayetiyle devam edeceğiz. Şimdi biz geçen sempozyuma da iştirak eden dünya ilim adamlarından, Rusya ve Özbekistan’daki yasaklamalara karşı Risâle-i Nur eserlerinin beraatı için neler yapılması gerektiği hususunda yardımlarını rica ediyoruz.Resmî kurumlardan Rusya resmî kurumlarına mektuplar yazmalarını ve bu işin takipçisi olmalarını rica ediyoruz. İLHAM MİRAC Rusya Asya Bölgesi Müftülüğü İnsan Hakları Savunma ve Eğitim İşleri Başkanı

10.10.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.