10 Ekim 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kültür-Sanat

 

Bizim Aile “Evin Hanımı”nı arıyor

AYLIK kadın-aile dergisi Bizim Aile bu ay “Evin Hanımı Nerede?” kapak başlığı ile karşınıza çıkıyor ve “ev hanımlığı” konusunu ele alıyor.

“Modernizm ve onun bir uzantısı olarak ortaya çıkan feminizm özellikle birçok kadını yaratılışının dışında yaşamaya ve olmaya zorladı. Özgür olmak çalışmakla, para kazanmakla eş tutulurken, evde olmak, ev hanımı olmak aşağılanır ve hor görülür oldu.” Banu Yaşar’ın kaleminden ev hanımlığının sosyolojik ve psikolojik açıdan değerlendirmesini bulabileceğiniz bu çalışmanın devamını Bizim Aile’nin Ekim sayısında bulabileceksiniz. İngilizce ve resim öğretmeni ev hanımı, en önemlisi de bir anne olan Handan Terzi ile sohbetimiz var. Altı çocuk annesi Terzi, en büyük destekçisinin ve yardımcısının eşi olduğunu dile getiriyor. Bizim Aile, Aysun Çelebi’nin gerçekleştirdiği bu sohbete sizi de dâvet ediyor. Fatma Özer; emekliliği, maaşı, mesai süresi ve tatili olmayan ev hanımlığına farklı bir tanım getiriyor: “Bitmez işler mühendisliği” diyor ve kadının sorumluluk ve vazifelerini İslâm ahlâkına, sünnet ölçülerine göre tanımlıyor. Belgin Çakır, “Medya’nın velinimeti ev hanımları” diyor ve gerek dizilerle, gerek yarışma ve kadın programlarıyla ev hanımlığının hafife alınmasını, istismar edilmesini eleştiriyor. “Bir ev hanımının içinden geçenler”i Hilal Çorbacıoğlu anlatıyor.

Kültür-sanat sayfasında Nevin Alan, emekli öğretmen ve yazar Seher Keçe Türker ile yazı yazmak üzerine bir sohbet gerçekleştirirken, Minik Meleğim’de Feyzanur Güntay Söğüt, “Eyvah kardeş geliyor!” diyor. Aktüalite köşesinde Nuriye Sağdıç “İslâmiyette popüler kavramı var mıdır?” diye sorarken, Hatice İşcan tercüme-röportaj ile sizlere Debu ilâhi grubunu tanıtıyor. Yuva kuracak gençlere müjde! “Ev ekonomisi” köşesinde Lütfiye Köse, biraz ihtiyatlı ve iktisatlı olunursa evlenmenin düşünüldüğü kadar zor olmadığını anlatıyor ve “Yuva kurmak maddî bir külfet mi?” diye soruyor. Mümine Güneş’in kaleminden, okurken nefis muhasebesi yapabileceğiniz bir yazı: “Nefis ile mücadele” “İlham” sayfasında sizlerle. Bunların dışında ilgi ile takip edeceğiniz bölümler ve sayfalar okuyucular tarafından okunmayı bekliyor.

Bizim Aile için iletişim bilgileri: İrtibat-abone: Fatih Aydın

Tel: (0212) 655 88 59

Faks: (0212) 474 09 07

e-posta: [email protected]

10.10.2010


 

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e müzikal bir hikâye

CRR, yarın muhteşem bir konserle müzikseverlere merhaba diyor.

CRR Konser Salonu saray üniversitesi Enderun Mektebi’nden başlayan, batılılaşmanın ilk safhası Mûsika-yi Hümâyûn’a devam eden müzikal yolculuğun hikâyesinin anlatılacağı “Enderun’dan Mızıkaya” başlıklı konserle yarın saat 20.00’de müzikseverler merhaba diyecek. Konser, müzikal tarihimizde Türk Müziği ve Batı Müziği’nin sergilediği birlikteliği ve uyumu gösterirken, günümüzde yaşanan müzikal ayrımcılığa da eleştirel bir bakış açısı getirecek. Ünlü tenor Hakan Aysev ve Türk Müziği’nin güçlü sesi Ahmet Özhan’ın aynı sahneyi paylaşacağı Enderun’dan Mızıkaya başlıklı konserde sanatçılara İhsan Özer yönetimindeki CRR Türk Müziği Topluluğu ve Rengim Gökmen yönetimindeki CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Görsel ögelerle zenginleşecek konserin repertuvarı Sultan IV. Murad Hân’dan Dede Efendi’ye, Sultan II. Mahmud Hân’dan Donizetti Paşa’ya, Hacı Arif Bey’den Zati Arca’ya, İsmail Hakkı Bey’den Ahmet Adnan Saygun’a, Sadettin Kaynak’tan Hasan Ferit Alnar’a, Cemal Reşit Rey’den Yalçın Tura’ya kadar pek çok bestekârın eserlerinden oluşuyor. Konserde ayrıca Türk Musikîsi alanında eşsiz eserler veren bestekârların başarılı Batı müziği çalışmaları yine Batı müziği bestecilerinin hayranlık uyandıracak Türk Musikîsi çalışmalarına yer verilecek.

İstanbul / Recep Bozdağ

10.10.2010


 

Klâsik Sanatlar Sergisi, Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde

TBMM Millî Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlı Klâsik Türk Sanatları Merkezi öğretmen ve öğrencileri tarafından hazırlanan eserler 12 Ekim’de Dolmabahçe Sanat Galerisinde sergilenmeye başlıyor.

Hat, ebru, minyatür ve tezhip sanatlarına ait yaklaşık 125 eserin yer aldığı sergi esnasında öğretmenler tarafından ziyaretçiler için uygulamalar da gerçekleşecek. Millî Saraylar Daire Başkanlığı, klâsik sanatlarımızın tanınması ve yeni nesillere aktarılabilmesi için, 2004 yılında Yıldız Sarayı-Ferhan Binalarında, Klâsik Türk Sanatları Merkezini hayata geçirdi. Hat, Tezhip, Minyatür, Ebru ve Osmanlı Türkçesi derslerinin verildiği bu merkezde öğrenciler, ön başvurudan sonra, yapılan bir sınavla seçilmekte ve eğitiminin sonunda, Millî Eğitim Bakanlığı onaylı bir sertifika almaya hak kazanmaktadır. Devamın mecburi olduğu eğitim, ücretsizdir. Levent Karaduman (Hat), Nilüfer Kurfeyz - Selim Sağlam (Tezhip), Taner Alakuş (Minyatür), Hikmet Barutçugil (Ebru) ve Abdülkerim Asılsoy (Osmanlı Türkçesi) gibi uzman öğretmenlerin ders verdiği merkez, mezuniyet hakkı kazanan öğrencilerin eserlerinden oluşan ve hem gözlere hem gönüllere hitap eden bu sergiyle klâsik sanatlarımızı bir kez daha sanatseverlerle buluşturuyor. “Klâsik Türk Sanatları Merkezi Karma Sergisi”, Dolmabahçe Sanat Galerisinde 12 Ekim tarihinden itibaren Pazartesi- Perşembe günleri hariç diğer günler 09.00-17.30 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilecek.

İstanbul / Said Temur

10.10.2010


 

Osmanlı ve Selçuklu sultanları canlanıyor!

OSMANLI Padişahlarının gerçek hayatları, yönetim ilkeleri, toplumsal olayları ile birlikte adalet, ekonomi ve insan haklarının ve hüküm sürdüğü dönemleri ele alan ‘Dünyaya Nizam Verenler’ kitapları kısa zamanda büyük ilgi gördü. Araştırmacı Yazar Kemal Arkun bütün padişahlarının her biri için yazdığı kitaplar iftiraları bertaraf edecek gerçekleri ortaya koyuyor.

Arkun yazmaya başladığı Selçuklu Sultanlarının beşini tamamladı. Araştırmacı Yazar Kemal Arkun, yaklaşık 30 yıllık araştırmalar sonucu dünyada ilk defa her yönüyle roman olarak kaleme aldığı Osmanlı Padişahları kitapları ile Osmanlı Devleti hükümdarlığının sona ermesinden günümüze kadar çeşitli iftira, söylenti ve çarpıtmaları ile birlikte gerçekleri gün yüzüne çıkartıyor. Osmanlı Padişahlarının amaçları, hayatları, yönetim anlayışları ve merak edilen her yönlerini ele alındığı “Dünyaya Nizam Verenler” tarihi roman serisi kısa sürede okuyucular tarafından büyük ilgi gördü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Umumî Türk Tarihi ve Ortaçağ Tarihî branşlarında eğitim gören Kemal Arkun kitapların yazılmasını ve yayınlanmasını şu şekilde açıklıyor: “Osmanlı bizim geçmişimiz olduğu kadar dünya medeniyetinin de zirvesidir. 623 yıl dünyaya nizam veren ender bir nesildir. Belki de bir daha gelmeyecek bir nesildir. Haklarında çok çeşitli şeyler söylendi, iftiralar atıldı. Osmanlı ile alâkalı kitaplara baktığınızda, büyük çoğunluğunun, ezeli düşmanı olan Haçlılar tarafından veya yerli işbirlikçileri tarafından yazılmış olduğunu görüyorsunuz. Biz, ecdadımıza, bu yüce sultanlara vefa borcumuzu ödemek için her birisi hakkında birer kitap yazdık. Toplam 13 bin 500 sayfalık kitap oldu. Osmanlı ile alâkalı müsbet kitapları yazabilmek açısından kaynak sıkıntısı mevcuttur.

İstanbul / Sedat Serdar

10.10.2010


 

Kubbealtı Akademisi, 40. yılını kutladı

1970 yılında Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi ve İlhan Ayverdi tarafından kurulan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 40. yılını kutladı.

Türk kültür ve tarihine ait değerlerin yaşatılması amacını güden Kubbealtı Vakfı’nın 40. yıl kutlamasına vakıf için çalışanlar katıldı. Vakfın çalışmalarını tanıtan belgeselle açılan program, Mütevelli Heyeti Başkanı Sinan Uluant ve Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın konuşmasıyla devam etti. Kubbealtı’nı 40’ı çıkan yeni doğmuş bir çocuğa benzeten Uluant, “Vakfımız, kültür, san'at ve ahlâkla donatılmış ise ne mutlu bize” dedi. Gecede, vakfın 40. yılı hatırasına kültür ve edebiyata hizmetlerinden dolayı Orhan Okay’a, vakfa yaptığı katkılardan dolayı Kale Şirketler Grubu Başkanı İbrahim Bodur’a, Türk Dünyası Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan’a ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Gülnur Duran’a ödül verildi. İbrahim Bodur’un ödülünü kızı Zeynep Bodur aldı.

10.10.2010


 

Sırrı Paşa’da restorasyon

KOCAELİ’NİN en önemli kültür varlıklarından olan Sırrı Paşa Konağı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun şekilde restore ediliyor. Kocaeli’nde 19. yüzyılın ikinci yarısında İzmit Mutasarrıfı (Valisi) Sırrı Paşa’nın yaşadığı konağın restorasyonu sürüyor.

Kendi döneminin ve günümüzün özgün mimarî eserlerinden biri olarak kabul edilen konak geçirdiği yangından sonra tekrar elden geçiriliyor. Kamulaştırılması biten ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından projesi onaylanan tarihî bina, restorasyonunun ardından sosyal ve kültürel amaçlı olarak kullanılacak.

10.10.2010


 

Ahilik Haftası kutlanacak

MERSİN Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nce düzenlenen Ahilik Kültürü Haftası, 11-17 Ekim tarihleri arasında kutlanacak.

Mersin ESOB Yönetim Kurulu Başkanı Talat Dinçer, bu yıl 17.’si düzenlenecek Ahilik Kültürü Haftası ile ilgili yaptığı açıklamasında, ahiliğin 13. yüzyılda, Anadolu’da, Balkanlar’da ve Türkistan’da yaşamış olan Türklerin sanat ve meslek alanında yetişmelerini, ahlâkî yönden gelişmelerini sağlayan, bir meslekî kuruluşun adı olduğunu belirtti. Dinçer, ilk kuruluşunu Anadolu’da gerçekleştiren ve teşkilâtın örgütlenmesini sağlayan kişinin “Ahi Evran” olduğuna vurgu yaparak, “İlk başlarda o zamanki adı debbağlık, günümüzdeki adı ise dericilik olan meslek dalında örgütlenme başlamış olup, daha sonra diğer meslek dallarında da örgütlenmeler hızla devam etmiştir. Ahilik o dönemlerde sürekli göçebe olarak yaşayan Türklerin yerleşik hayata geçmelerinde, kendi işlerini kurmalarında ve zanaat sahibi olmalarında çok önemli rol almıştır” dedi.

10.10.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.