Mektubat - page 537

hısset derecesinde bir iktisat ile, düşkün ve pest ahlâklar
görünüyor.
ey kardeşler! sizi bütün bütün kaçırmamak için, bu
şahsiyetimin gizli çok fenalıklarını ve suihâllerini söyle-
meyeceğim. İşte, kardeşlerim, ben müstait ve makam
sahibi olmadığım için, şu şahsiyetim, dellâllık ve ubudiyet
vazifelerindeki ahlâktan ve âsârdan çok uzaktır.
Hem,
(1)
âr
°ù«
p
f p
•r
ôn
°T r
âs
«p
?p
HÉn
b Gn
Q r
?n
M p
OG n
O
kaidesince, Ce-
nab-ı Hak, merhametkârâne, kudretini benim hakkımda
böyle göstermiş ki, en edna bir nefer gibi bu şahsiyetimi,
en âlâ bir makam-ı müşiriyet hükmünde olan hizmet-i
esrar-ı kur’âniyede istihdam ediyor. Yüz binler şükür ol-
sun! nefis cümleden süflî, vazife cümleden âlâ.
(2)
»
p
q
Hn
Q p
?r
°† n
a r
øp
e Gn
ò'
g! o
ór
ª n
ër
dn
G
@
kudret:
güç, Allah’ın bütün varlığı
çevreleyen ezelî kuvveti.
makam:
büyük memuriyet, ma-
nevî mevki.
makam-ı müşiriyet:
mareşallik
rütbesi, makamı.
merhametkârâne:
acıyarak,
merhamet göstererek.
müstait:
kabiliyetli, yetenekli.
nefer:
rütbesiz asker, er.
nefis:
kötü vasıfları, özellikleri
kendisinde toplayan, kötülüğe
sevk eden, şehevî istekleri kam-
çılayıp hayırlı işlerden alıkoyan
güç.
nîst:
yoktur, değildir.
pest:
aşağı.
Rab:
mahlûkatı yaratan, besle-
yen, büyüten, yetiştiren, uyum
içinde sevk ve idare eden Allah.
suihâl:
kötü durum.
süflî:
alçak, bayağı, adî.
şahsiyet:
kişilik, kişi özelliği.
şükür:
görülen bir iyiliğe karşılık
hoşnutluk, memnunluk ve min-
nettarlık ifade etme, teşekkür.
ubudiyet:
kulluk, kul olduğunu
bilip Allah’a itaat ve ibadet etme.
vazife:
görev, iş.
ahlâk:
huylar, manevî özellik-
ler.
âlâ:
üstün; yüce.
asar:
eserler.
Cenab-ı Hak:
hakkın ta ken-
disi olan, şeref ve azamet sa-
hibi yüce Allah.
dâd-ı Hak:
Allah vergisi.
dellâl:
ilân eden; hakka davet
eden.
edna:
pek aşağı.
fazl:
iyilik, ihsan, cömertlik.
fena:
kötü.
hamd:
Allah’a karşı olan şük-
ran ve memnuniyetini onu
överek bildirme, Allah’ın yü-
celiğini övme.
hısset:
cimrilik.
hizmet-i esrar-ı kur’âniye:
Kur’ân’ın hakikat ve sırlarını
yayma vazifesi.
hükmünde:
değerinde, yerin-
de.
ihsan:
iyilik etme, ikram, ba-
ğış.
iktisat:
tutumluluk.
istihdam etmek:
hizmet et-
tirmek, çalıştırmak.
kabiliyet:
yetenek.
kaide:
kural, prensip.
1.
“Dâd-ı Hak râ kabiliyet şart nîst”: Allah vergisi için kabiliyet şart değildir.
2.
Rabbimin fazl ve ihsanından dolayı Allah’a hamd olsun.
Mektubat | 537 |
Y
irmi
a
lTıncı
m
ekTup
1...,527,528,529,530,531,532,533,534,535,536 538,539,540,541,542,543,544,545,546,547,...1086
Powered by FlippingBook