Mektubat - page 691

Hem,
Allah,Rahman,Rahîm,Alîm
ve “
Lâilâheillâ
”daki
adediyle beraber yine nısfıdır; fark yalnız
dörttür. Ve
yerinde
Kadîr
ile beraber, yine mecmu-i
ayatın nısfıdır; fark dokuzdur.
lâfz-ı Celâlin mecmuundaki nükteler çoktur. Yalnız
şimdilik bu nükte ile iktifa ediyoruz.
İkinci Nükte:
sureler itibarıyladır. onun dahi çok
nükteleri var. Bir intizam, bir kasıt ve bir iradeyi gösterir
bir tarzda tevafukatı vardır.
sure-i Bakara’da, ayatın adediyle lâfz-ı Celâlin adedi
birdir; fark dörttür ki,
Allah
lâfzı yerinde dört
lâfzı var
(meselâ, “
LâilâheillâHû
”daki
gibi); onunla muvafa-
kat tamam olur.
Âl-i İmran’da, yine ayatıyla lâfz-ı Celâl tevafuktadır,
müsavidirler. Yalnız lâfz-ı Celâl iki yüz dokuzdur, ayet
iki yüzdür; fark dokuzdur. Böyle meziyyat-ı kelâmiyede
ve belâgat nüktelerinde küçük farklar zarar vermez; tak-
ribî tevafukat kâfidir.
sure-i nisâ, Mâide, en’am; üçünün mecmu-i ayetleri,
mecmuundaki lâfz-ı Celâlin adedine tevafuktadır. Ayet-
lerin adedi dört yüz altmış dört, lâfz-ı Celâlin adedi dört
yüz altmış bir;
Bismillâh
’taki lâfzullah ile beraber tam te-
vafuktadır.
Hem meselâ, baştaki beş surenin lâfz-ı Celâl adedi,
sure-i A’raf, enfal, tevbe, Yunus, Hûd’daki lâfz-ı Celâl
adedinin iki mislidir. demek, bu ahirdeki beş, evvelki be-
şin nısfıdır.
Rahîm:
sonsuz merhamet sahibi
olan Allah.
Rahman:
rahmeti bütün herkese
yayılan ve bütün yaratılmışların
rızıklarını ve geçim şekillerini içi-
ne alan rahmetin sahibi Allah.
sure:
Kur’ân-ı Kerîm’in ayrıldığı
114 bölümden her biri.
takribî:
tahminî, yaklaşık.
tarz:
biçim, şekil.
tevafuk:
uygunluk.
tevafukat:
tevafuklar, uygunluk-
lar.
adet:
sayı.
ahir:
son.
alîm:
her şeyi hakkıyla bilen
Allah.
ayat:
Kur’ân ayetleri.
ayet:
Kur’ân’ın her bir cümle-
si.
belâgat:
sözün düzgün, ku-
sursuz, yerinde ve hâlin ve
makamın icabına göre söy-
lenmesi.
bismillâh:
besmele, Allah’ın
adıyla.
evvel:
önceki.
Hû:
O, Allah.
iktifa etmek:
kâfi görmek,
yetinmek.
intizam:
düzgünlük, tertipli
olma.
irade:
dileme, isteme.
itibarıyla:
bakımından.
kadîr:
kudret sahibi olan ve
her şeye gücü yeten Allah.
kâfi:
yeter.
kasıt:
maksat, kasıt.
Lâ ilâhe illâ Hû:
Allah’tan
başka ilâh yoktur.
lâfız:
söz, kelime.
Lâfz-ı Celâl:
Celâl lâfzı, Allah
kelimesi.
lâfzullah:
Allah lâfzı, Allah ke-
limesi.
mecmu:
toplam.
mecmu-i ayet:
ayetlerin top-
lamı.
meselâ:
misal olarak, örne-
ğin.
meziyyat-ı kelâmiye:
söz
söylemedeki faziletler, üstün-
lükler.
misil:
kat.
muvafakat:
uygunluk.
müsavi:
eşitlik.
nısıf:
yarı.
nükte:
ince manalı söz.
Mektubat | 691 |
Y
irmi
d
okuzuncu
m
ekTup
1...,681,682,683,684,685,686,687,688,689,690 692,693,694,695,696,697,698,699,700,701,...1086
Powered by FlippingBook