Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Aralık 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Şaban DÖĞEN

Hastalıklarımızın ilâcı



Peygamberimizin duâlarından birisi şöyleydi: “Allah’ım, hastalarımıza şifalar ver. Şifa veren ancak Sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur.”

Manevî hastalıklarımız için de aynı hakikat geçerlidir. Günah kirleriyle ruhunu, kirletmiş insan bu manevî hastalığının farkında değilse, o kirlerden temizlenmesi de mümkün değildir.

Hasta hastalığını bilmezse tedavî için de bir gayrete girmez.

Mânen hasta olmuş insanlar, hastalıklarını İslâm mihengine vurmaları gerekir ki hastalıklarının farkına varabilsinler.

“Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-ı Kur’ân’dır” diyen asrın manevî tabibi, ilâcımızın Kur’ân eczanesinde olduğunu anlatıyor.

Bütün mesele hastalığımızı bilmek, ıslâhımız için Allah’a yalvarmak, şifamız için maddeten ve mânen tedavi yoluna girmek.

Sıkıntılar içinde kıvranan adamın biri büyük gönül ehli Ebû Haris’in yanına gelir. Dert yanar ve duâ ister. O da, “Asıl sen bana duâ et” der. “Çünkü sıkıntı hâlinde yapılan duâ daha makbuldür.”

Evet, biz de mânen hastayız. Bizim de hastalıklarımızın şifası için duâmız makbuldür. Sabah, akşam, kendimiz ve ümmet-i Muhammed’in manevî hastalıklarından kurtulmamız için duâlar edeceğiz.

Ancak kavlî duâ yetmez. Fiilî duâya da ihtiyacımız var. Bu da ıslâh-ı hâl etme ve onun gayreti içinde olmakla mümkündür.

Bunun için asırları aydınlatan, bağlanıldığında maddeten ve mânen yücelten Kur’ân’ı iyi anlamak ve ona sımsıkı sarılmak gerekir. Nitekim Kur’ân da şifamızı şöyle sunuyor: “Allah’ın dinine ve Kur’ân’a hep birlikte sım sıkı sarılın; ayrılığa düşüp dağılmayın. Bir de, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki, siz birbirinize düşman iken, O sizin kalplerinizi kaynaştırdı da, Onun nimeti sayesinde kardeş oluverdiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız; Allah sizi oraya düşmekten kurtardı. Herkes Onun huzuruna döndürülecektir.”1

Bugün nisbeten ayakta isek, daha kötü durumlarda değilsek, bunun en önemli sebebi de yine bir ölçüde Kur’ân hakikatlerine bağlılığımızdır. Onu daha iyi anlayıp uygulama yoluna gidersek daha ilerde, daha güzel noktalarda olacağımız açıktır.

Bütün dertlerin ilâcı Kur’ân’dadır.

Dipnotlar:

1. Âl-i imran Sûresi: 103.

29.12.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.12.2006) - Haccın kazandırdıkları

  (27.12.2006) - Manevî bir eğitim

  (26.12.2006) - Çok yönlü bir ibadet

  (25.12.2006) - Yolun doğrusu

  (24.12.2006) - Hakkın hatırı için

  (23.12.2006) - Şeytanla mücadele

  (22.12.2006) - Birlik ve bütünlük için

  (21.12.2006) - Ayakkabı mı, kadın reklamı mı?

  (20.12.2006) - İnsan hak ve hürriyetlerine saygı

  (19.12.2006) - Aile ve toplumun huzuru için

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri

Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004