Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 23 Mayıs 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Sistemi sorgulamak suç

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Türkiye’de sistemi sorgulayanların suçlu ilân edildiklerini savundu. HRW’nin Avrupa ve Orta Asya Bölümü Yönetici Müdürü Holly Cartner imzasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilen mektupta, Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerinde devam eden sınırlamalardan derin endişe duyulduğu, gazeteci ve yazarların görüşlerini açıkladıkları için yargılanması sonucu Türkiye’de “mevcut durum” hakkında kritik sorular soranlara karşı düşmanca bir ortamın oluştuğuna dikkat çekildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), başta TCK 301. ve 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu ile, Türkiye’de sistemi sorgulayanlara karşı düşmanlık oluşturulduğu konusunda hükümeti uyardı.

HRW’nin Avrupa ve Orta Asya Bölümü Yönetici Müdürü Holly Cartner imzasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilen mektupta, Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerinde devam eden sınırlamalardan derin endişe duyulduğu, gazeteci ve yazarların görüşlerini açıkladıkları için yargılanmasının, Türkiye’de “mevcut durum” hakkında kritik sorular soranlara karşı düşmanca bir ortamın oluşmasına neden olduğuna dikkat çekildi. Daha önce de gönderdikleri mektupta 301. madde ve benzeri maddelerin kaldırılmasını önerdiklerini hatırlatan Cartner, “Ancak durum iyileşmek yerine daha da kötüye gitti. 2005 yılında yargılanan 157 gazeteciye karşılık, 2006 yılında toplam 293 gazeteci, yayıncı ve eylemci yargılanmış. 301. maddeye göre yargılananların sayısı, 2005’te 29 iken, 2006’da 72’ye çıkmış. Başka bazıları da (312., 216., 288., maddeler de dahil olmak üzere) Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Atatürk’e Karşı İşlenen Suçlarla İlgili Kanuna göre yargılanmış” açıklamasında bulundu.

CİDDİ ENDİŞE DUYUYORUZ

Mektupta şu görüşlere yer verildi: “Yazar, gazeteci ve eylemciler hakkındaki ısrarlı suçlama ve yargılamalar, barış yanlısı görüşlerin ifade edilme hakkını ihlal etmenin ötesinde, bu kişiler hakkında düşmanca bir ortam oluşturulmasına da katkıda bulunuyor. Öldürülmeden önce Hrant Dink hakkında üç sefer dâvâ açılmış ve bunların birisi TCK’nın 301. maddesine göre ‘Türklüğe hakaret’ten dolayı altı ay hapis cezasına hükmedilmesiyle sonuçlanmıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, benzer maddelerle suçlanan diğer kişilerin maruz kalabileceği saldırı risklerinden dolayı ciddi olarak endişe duymaktadır.

“Bu davalar Türkiye’nin, ifade ve basın özgürlüğü ile ilgili temel hakları garanti altına almakla ilgili uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmekte yetersiz kaldığı yolunda ciddi endişelere yol açmaktadır.

“Türk hükümeti, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile getirilen ifade özgürlüğü hakkını tam olarak yerine getirmeye yasal olarak zorunludur.”

Kemal BENEK / ANKARA

23.05.2007


 

Bomba çarşı girişinde patladı

Ankara’nın merkezinde batlayan bomba, Türkiye’yi yasa boğdu. Ulus’taki Anafartalar Çarşısı girişinde bir canlı bomba saldırısıyla 6 kişi parçalanarak can verdi, çok sayıda kişi yaralandı. Ölü ve yaralılar arasında turist Pakistanlılar da var..

Ankara Ulus Meydanı, Ankara tarihinde görülen en büyük terör saldırısıyla can pazarına döndü. 6 kişinin öldüğü, 16’sı ağır 100 kişinin yaralandığı saldırı sırasında başkentin göbeğinde dehşet dakikaları yaşandı. Canlı bomba, kalabalığının ortasında üzerindeki bombayı patlatarak Ankara’yı kan gölüne çevirdi. Olay sırasında ölü ve yaralıların vücut parçaları her yana dağıldı, Anafartalar Çarşısı harabeye döndü. Patlama ile ilgili 8 kişi gözaltına alınırken, Emniyet olayla ilgisi olduğu gerekçesiyle bir otomobilin yanı sıra kırmızı renkli bir motosikletin peşine düştü.

İŞ SAATİNDE DEHŞET

Genel seçimlere hazırlanan Ankara’yı sarsan çirkin terör saldırısı, dün akşam saat 18.45 cİvarında meydana geldi. PKK’lı olduğu ileri sürülen ‘canlı bomba,’ Ulus’tan Bentderesi yönüne giden caddenin üzerinde Kiler Market ile Zincirli Camisi karşısındaki Anafartalar Çarşısı giriş kapısında, üzerindeki bombayı patlattı. Bomba, insanların otobüslere binmek için otobüs duraklarında beklediği saatte patlatıldığı için ölü ve yaralı sayısı arttı. Saldırıda 6 kişi öldü.

KOLLAR BACAKLAR KOPTU

Patlamanın ardından Ulus’a çok sayıda ambulans ve itfaiye sevk edildi. Yaralılar bölgede bulunan Numune, Yüksek İhtisas, Hacettepe, İbni Sina, Dışkapı hastanelerinde tedavi altına alındı. Bacakları ve kolu koparak feci şekilde vefat eden vatandaşların cesetleriyle kopmuş uzuvları tek tek toplandı ve otopsi yapılması için Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Polis olaydan kısa bir süre sonra olay yerinden uzaklaştığı öğrenilen bir motosikleti terkedilmiş halde buldu. 3 kişinin de otomobille kaçtığı iddia edildi.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Arınç: 367 şartı hesapta yoktu

TBMM Başkanı Bülent Arınç, ‘’son 5-6 cumhurbaşkanının, 11. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün aldığı 357 oydan daha az oyla seçildiğini’’ kaydederek, ‘’367’nin Anayasa Mahkemesine götürülmesi ve onun verdiği kararla bu oy, Sayın Gül’ü Cumhurbaşkanı yapmaya yetmedi’’ dedi.

Arınç, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde kaymakamlık ve belediyeyi ziyaret etti.

Belediye toplantı salonunda vatandaşlara hitap eden Arınç, cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile AKP Hükümetinin icraatlarını değerlendirdi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının cumhurbaşkanını seçme görevini Meclis’e verdiğini ve 11. Cumhurbaşkanının seçimi için bu sürecin 16 Nisan’da başlatıldığını hatırlatan Arınç, seçim öncesinde yapılan çok sayıda tartışmaya rağmen, Meclis olarak bunlara itibar etmediklerini ve Anayasanın kendilerine verdiği görevi yerine getirmek üzere hareket etiklerini ifade etti.

Bu süreçte Meclis’in 11. Cumhurbaşkanını seçebileceğine olan inançlarının tam olmasına rağmen, hiç akıllarında olmayan Anayasa Mahkemesi kararı ile karşı karşıya kaldıklarını anlatan Arınç, şunları kaydetti: ‘’Hiç aklımıza gelmeyen Anayasa Mahkemesi kararı ile yeni cumhurbaşkanının Meclis’te seçilmesi engellendi. Sayın Gül, 1. turda 357 oy almıştı. Bu sayı, 367’nin altında kalmıştı, ama çok yüksek bir sayı. 2000 yılında Sayın Sezer 5 parti tarafından aday gösterilmesine rağmen 330 oy ile cumhurbaşkanı seçildi. Ondan önce Sayın Demirel, 230 ile, Sayın Özal da 260-265 civarda bir oyla seçilmişti. Ondan önce de Sayın Evren, anayasa oylaması sırasında cumhurbaşkanı seçilmişti. Yani, son 5-6 cumhurbaşkanı oylamasında 350 milletvekilinin oyu bulunamamıştı, ama bu oy (357), 367’inin Anayasa Mahkemesine götürülmesi ve onun verdiği kararla Sayın Gül’ü cumhurbaşkanı yapmaya yetmedi. Ama, biz Anayasaya bağlı insanlarız. Anayasaya sadık insanlarız. Hoşumuza gitse de gitmese de beğensek de eleştirsek de Anayasa Mahkemesi kararına karşı yapacağımız bir işimiz yok.’’

/ MANİSA

23.05.2007


 

Prodi: Türkiye Avrupa'ya ait

İtalya Başbakanı Romano Prodi, Türkiye’nin Avrupa’da yer alan bir ülke olduğu konusunda herhangi bir kuşkusunun bulunmadığını, ancak Ankara’nın AB’ye tam üyeliği için uzun süreç gerekeceğini söyledi. Prodi, ‘’Şahsen, Türkiye’nin Avrupa’ya ait olduğundan eminim. Ama tam üyeliğin, uzun ve karmaşık bir süreç olacağını da sizden gizleyemem. Hedefin yakalanması için, sabır ve ısrar gerekiyor’’ dedi.

Prodi, bu akşam Roma’da Avrupa ve Orta Asya Gençleri Konferansı’nın açılışı sırasında yaptığı konuşmada, ‘’Şahsen, Türkiye’nin Avrupa’ya ait olduğundan eminim. Ama tam üyeliğin, uzun ve karmaşık bir süreç olacağını da sizden gizleyemem. Hedefin yakalanması için, sabır ve ısrar gerekiyor’’ dedi.

Prodi, AB Komisyonu başkanlığı sırasında genişleme sürecini hararetle savunmuş biri olduğunu da hatırlatarak, ‘’Ben o dönemde rehberlik etmiş olduğum genişleme sürecinden büyük gurur duyuyorum ve bunu savunmaya da devam ediyorum. Avrupa kıtasının birleşmesini sağlamak için genişleme, kaçınılmaz seçenek konumundaydı’’ diye konuştu.

Genişleme sürecinin AB’de sorunları arttırdığı iddiasıyla yapılan eleştirileri doğru bulmadığını belirten Prodi, konuya ilişkin görüşlerini şöyle özetledi: ‘’Kimi kez, genişleme sürecine ilişkin eleştiriler duyuyorum. Bunun, sorunları ve gerilimi arttırmış olduğu söyleniyor. Ama bu tür eleştirilere katılmıyorum. Zira genişleme, kıtasal düzeyde refahı arttırmıştır. İş dünyasında istihdam da artmış, pazar genişlemiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapay bölünmeler, genişleme sayesinde ortadan kalkmıştır.’’ Prodi, Balkan ülkelerinin, AB’nin genişleme sürecine dahil edilmeleri gerektiğini de kaydetti.

/ ROMA

23.05.2007


 

Büyükanıt: Başer'i ben atamadım ki

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye’nin eski Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Emekli Orgeneral Edip Başer’in görevden alınmasıyla ilgili olarak, “Ben atamadım ki’’ dedi.

Orgeneral Büyükanıt, Ankara 75. Yıl Hipodromu’nda düzenlenen IDEF 2007 8. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda gazetecilerin, Başer’in görevden alınmasıyla ilgili soruları üzerine, “Ben atamadım ki’’ karşılığını verdi. ‘’Bundan sonra ne olur?’’ sorusunu da Orgeneral Büyükanıt, ‘’İzin verirseniz bende kalsın’’ şeklinde yanıtladı. Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu hatırlatılarak, tebrik edilmesi üzerine ise Orgeneral Büyükanıt, ‘’Futboldan soğumaya başladım. Türkiye’nin dünyaya verdiği şu görüntüye bakın, vahşi bir ülke gibi’’ diye konuştu.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Orgeneral Kılınç: Başer'in görevden alınma yöntemi yanlış

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) eski Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, ‘’Edip Başer’in görevden alınmasında yöntem yanlıştır’’ dedi.

Kılınç, yarın başlayacak Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF-2007) çerçevesinde Ankara Dedeman Oteli’nde düzenlenen resepsiyonda, gazetecilerin, Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Edip Başer’in görevden alınmasına ilişkin sorularını cevapadı. Kılınç, ‘’Edip Başer’in görevden alınmasında yöntem yanlıştır’’ ifadesini kullandı.

/ ANKARA

23.05.2007


 

3 bin GP’li DYP’ye katıldı

Genç Parti teşkilatlarından 3000 kişi düzenlenen törenle DYP’ye katıldı. Darüşşafaka / Ayazağa tesislerinde yapılan yemekli toplantıya GP teşkilatlarından 3000 kişi katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan GP MYK üyesi Şahin Torun, merkez sağı bütünleştirme adına DYP saflarına katılma kararı aldıklarını açıkladı. Törende konuşan DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Türkiye’nin zıtlaşma ve kutuplaşma ile bir yere varamıyacağını, artık birleşme ve bütünleşme günü olduğunu söyledi. Birleşmenin de Demokrat Parti çatısı altında mümkün olacağını ifade eden Ağar, daha sonra Genel Başkan Yardımcısı Halit Topyay MYK üyeleri Faruk Durak ve Şahin Torun ile bazı partililere DYP rozetlerini taktı.

Yeni Asya / İSTANBUL

23.05.2007


 

Kesici, CHP’den aday

Eski ANAP milletvekili İlhan Kesici, CHP’ye katıldı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ‘’Bu bir vitrin düzenlemesi değil. Ahlâklı, yurtsever bir beraberlik, başkalarıyla kimse karıştırmasın’’ dedi.

Baykal, CHP Genel Merkezi’nde İlhan Kesici ile birlikte açıklamalarda bulundu. Kesici’nin geçmişte çok önemli görevler üstlendiğini hatırlatan Baykal, yeni bir döneme doğru yürürken kendisiyle birlikte yolculuk yapacaklarını söyledi.

Bir vitrin düzenleme arayışıyla bir araya gelmediklerini kaydeden Baykal, ‘’Türkiye’ye yönelik tehdidi önemsedikleri, tehdidin kaynaklarını birlikte teşhis ettikleri ve ülkenin bu tehditten kurtulmasına yönelik çözüm önerilerini paylaştıkları için bir araya geldiklerini’’ ifade etti.

Baykal, bu beraberliğin ‘’vitrin anlayışı etrafında gerçekleşen birlikteliklerle karıştırılmamasını’’ istedi.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Mumcu: Paketi bölme talebi bize gelmedi

ANAVATAN Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Cumhurbaşkanının onayına sunulan Anayasa değişikliği paketinin iade edilmesi durumunda bölünerek yeniden görüşüleceği yönündeki iddialara ilişkin, ‘’Bize böyle bir talep gelmedi. İnşallah şakadır’’ dedi.

Mumcu, ANAVATAN TBMM grup toplantısına gelişinde, gazetecilerin ‘’CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ‘AKP’nin Anayasa değişikliği paketini bölmek istediğini’ belirtti. AKP’den size böyle bir talep geldi mi?’’ yönündeki sorusuna şu cevabı verdi: ’’Bize böyle bir talep gelmedi. İnşallah şakadır. Çünkü ikiyüzlülüğün çeşitli biçimlerini görmüştük ama üç yüzlülük, dört yüzlülük beş yüzlülük gibi çok yüzlülüğe de siyasetimiz alışık değildir. Bu kadarını bizim midemiz kaldırmaz.’’

/ ANKARA

23.05.2007


 

‘Hesapları Türkiye bozacak’

Türkiye’nin Avrupa, Ortadoğu ve dünya için anahtar konumunda olduğunu ifade eden Dış Haberler Müdürümüz Mustafa Özcan, “Türkiye kendine geldiğinde Ortadoğu’daki hesapları bozacaktır. Bu fasit daireyi bozacak ülke Türkiye’dir” dedi.

Yeni Asya Gazetesi Manisa Temsilciliği ile Manisa Belediyesi, “Değişen Dünya Düzeninde Ortadoğu ve Türkiye” başlıklı bir konferans düzenledi. Manisa ile İzmir’in merkez ve ilçelerinden dâvetlilerin katıldığı konferansta Dış Haberler Müdürümüz Mustafa Özcan Ortadoğu ve Türkiye’nin bölgedeki durumunu anlattı.

Manisa Belediyesi Kültür Sitesi Lâle Salonu’nda gerçekleştirilen konferansta Türkiye’nin İslâm dünyasının merkezi olduğuna dikkat çeken Özcan, “Mısır için dünyanın anası deniyor. Anadolu da dünyanın babasıdır. Türkiye, İslâm dünyasının merkezidir. İran bin yıl, Mısır altı yüz elli yıl Türk ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır” dedi.

Dünyadaki esaslı değişikliklerin başlangıcının Fransız İnkılâbı olduğunu belirten Özcan, bu devrimden sonra geleneksel yapıların yıkıldığını, bir çok ülkede Tanzimat dönemlerinin başladığını hatırlattı. 1826 yılından itibaren Osmanlı’da da Tanzimatlarla bu devrimin etkisinin görüldüğünü belirten Özcan, Fransız İnkılâbının aynı zamanda emperyalizmin başlamasına sebep olduğunu vurguladı.

Dünya siyasî tarihine bakıldığında hep ikili bir yapının varlığının görüldüğünü anlatan Özcan, Fransa ve İngiltere’nin tarihteki rolünü, onlardan sonra Amerika ve Rusya’nın aldığını söyledi. Bu ikiliden Amerika’nın bir dönem Latin Amerika ülkelerini ‘arka bahçesi’ olarak gördüğünü aktaran Özcan, Rusya’nın da Türkiye’ye tek parti kavramını hediye ettiğini söyledi.

Yirminci yüzyılın Amerika yüzyılı olduğunu, bazı tarihçilerce ise İsrail yüzyılı olarak görüldüğünü belirten Özcan, “1990’lı yıllar Rusya’nın havlu attığı Amerika’nın tek güç olarak ortaya çıktığı dönemdir. 2026’da bu süreç bitecektir” dedi.

Bediüzzaman Said Nursî’nin de 1371’de fecri sadıktan haber verdiğini hatırlatan Özcan, “Önceki asırda Müslümanlar dünyanın onda biri kadardı. 2000’li yıllarda bu oranın % 20’lere, 2025’te % 30’lara varacağı öngörülmektedir. Yani dünyadaki 3 kişiden biri Müslüman olacak demektir. ‘Yüz yıl içinde Avrupalılar Müslümanlaşacak’ tesbiti bunun içindir” şeklinde konuştu.

Amerika’nın Irak’ta kalma süresini on yıl olarak öngördüğünü söyleyen Özcan, “Amerika, Irak’ta A takımını kaybetti, şimdi İran’ın A takımı duruma hakimdir.

Türkiye ise Avrupa, Ortadoğu ve dünya için anahtar konumdadır. Türkiye kendine geldiğinde Ortadoğu’daki hesapları bozacaktır. Bu fasit daireyi bozacak ülke Türkiye’dir. Ben öyle görüyorum ki 2026 yılına kadar Türkiye bölgenin en etkili ülkesi haline gelecektir. Çünkü Türkiye’nin bölgede rezerv bir rolü vardır. Amerika çekilince bu boşluğu Türkiye etkili bir biçimde dolduracaktır. Tarih çok hızlı akmaktadır. Bir gün Osmanlı anlamında bölge ülkeleri buluşacaktır. Ama bu buluşma günümüz şartlarına uygun olacaktır. Bölgede sistem inşa edildiğinde dünyanın da sistemi inşa edilmiş olacaktır. Bediüzzaman’ın ‘Ümidvar olunuz şu istikbal ınkılabı içinde en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır’ müjdesi inşaallah tahakkuk edecektir.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.

Furkan ÖZKAN / M. Sait ÖNAL / MANİSA

23.05.2007


 

Su tasarrufu çağrısı

TEMA Vakfı Kaynak Geliştirme Bölüm Başkanı Yeşim Beyla, 4 kişilik bir ailenin, alacağı basit tedbirlerle yılda 140 ton su tasarrufu yapabileceğini bildirdi.

Beyla, küresel ısınmanın etkilerinin artık net olarak görüldüğünü, kar ve yağmur sularıyla beslenmesi gereken göllerin nehirlerin kuruduğunu, kuraklığın etkisinin sadece kırsal kesimde değil, şehirlerde de hissedildiğini hatırlattı.

Beyla, Türkiye’de suyun büyük bir bölümünün evlerde kullanıldığını belirterek, TEMA Vakfı olarak evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi için ‘’Suyunu Boşa Harcama’’ kampanyası başlattıklarını hatırlattı.

Herkesin tek tek göstereceği bireysel çabaların kullanılabilir su miktarının korunması için büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeşim Beyla, ‘’4 kişilik bir aile, musluğun gereksiz yere akmasına izin vermeyerek, yılda 140 ton su tasarrufu yapabilir’’ dedi.

TASARRUF TEKLİFLERİ

Yeşim Beyla, su tasarrufu konusunda şu tekliflerde bulundu:

*Musluğu açık bırakmayın. Sebze meyveler elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkanırsa çok daha az su tüketilir. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir.

*Bulaşıkları elde değil makinede yıkayın. 4 kişilik bir aile günlük bulaşığını elde yıkarsa, ortalama 84-126 litre su harcanır. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26-40 ton su tasarrufu demektir.

*Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatın. Kullanılmadığı halde açık bırakılan su harcaması, yılda kişi başına ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam yaklaşık 48 tondur.

*Daha kısa duş alın. 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 litre su harcanır. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton suyu kurtarır.

*Sifonu gereksiz yere çekmeyin. Dört kişilik bir ailenin fertleri günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse, yılda 16 ton su harcamış olur.

*Rezervuara, su dolu 1,5 litrelik pet bir şişe yerleştirin. Bu basit önlemle, yılda 2 ton su tasarrufu sağlanabilir.

*Duş başlığını yeni çıkan suyu daha iyi püskürten ekonomik duş başlıklarıyla değiştirin. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli suyla duş alınabilir.

*Muslukların su kaçırmadığından emin olun ve gerekirse tamir ettirin. Her saniye bir damla damlayan musluk, yılda 1 ton su harcar.

*Su kaçaklarını engelleyin. Ev ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca suyun kayıp olmasına neden olur.

*Çamaşır makinesini ekonomik kullanın. Tek bir çalıştırmada yaklaşık 176 litre su harcayan çamaşır makinesi haftada bir kez bile az kurulsa, yılda 9 ton su tasarruf edilir.

/ İSTANBUL

23.05.2007


 

Trakyalı çifçiler yağışa sevindi

Merkezi Edirne’de bulunan Türkiye Bitki Islahçıları Derneği Başkanı Yalçın Kaya, yağışların Trakya çiftçisinin yüzünü güldürdüğünü belirterek, ‘’Son yağışlar, buğday ve ayçiçeğinde rekolte artışına büyük katkı yapacak’’ dedi.

Kaya, Mayıs ayının buğday ve ayçiçeğinin yağışa en fazla ihtiyaç duyduğu ay olduğunu, son yağışların bitkilere çok faydalı olduğunu söyledi.

Edirne’de son yağışlarla birlikte Meriç ve Tunca nehirlerinin debilerinin yükseldiğini belirtildi. Yağışların nehirlerin debilerinin artmasına neden olduğunu ifade eden yetkililer, nehir debilerinin artmasının sulu tarım yapan üreticiler için sevindirici olduğunu belirtti. Trakya’da 8 barajda doluluk oranının yüzde 68,93 olduğu bildirildi.

/ EDİRNE

23.05.2007


 

Çiftçiler yağmur duâsına çıktı

Yozgat’ın Çekerek ilçesinde çiftçiler yağmur duasına çıktı.

Çekerek’te bir araya gelen çiftçiler, Seyit Ahmet Evliyası tepesine çıktı. İlçe Müftüsü Yusuf Dikmen’in kıldırdığı namazın ardından çiftçiler dua etti. Yağmur duasına katılanlara bulgur pilavı ikram edildi. Çekerek Çiftçi Mallarını Koruma Derneği Başkanı Osman Yücel, kuruyan toprağın suyla buluşması umuduyla dua ettiklerini belirtti. Yücel, ‘’Bölgemizde halk, geçimini tarımdan sağlamaktadır. Toprak suyu görmediği zaman verimsiz, çiftçimizde perişan oluyor. Bu yıl oldukça kurak bir dönem geçiyoruz’’ dedi.

/ YOZGAT

23.05.2007


 

Gönül: TSK güçlü olmalı

Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ‘’Çatışmalı coğrafyada barış ve güvenliği korumak için silâhlı kuvvetlerimizi güçlü ve donanımlı tutmak zorundayız’’ dedi.

IDEF 2007 8. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı, Ankara 75. Yıl Hipodromu’nda törenle açıldı. İstiklâl Marşı’nın okunmasının ardından, fuara katılan ülkelerin bayraklarının tören alanından geçişi, Süvari Grubu eşliğinde yapıldı. Daha sonra Mehter Takımı gösteri sundu.

Millî Savunma Bakanı Gönül, törende yaptığı konuşmada, uluslararası savunma sanayi fuarlarının savunma sanayi alanında teknolojik gelişmelerin takibi ve tedarik programlarına yönelik olarak uluslar arası işbirliği imkânlarının değerlendirilmesi ve tüm katılımcılara seviyeli bir rekabet ortamı sağlaması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Gönül, şöyle konuştu: ‘’ 2007 yılında 55. yılını tamamlamış bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin barışı yaymak ve korumak için bir güç ve denge unsuru olarak bu coğrafyada yer alması uluslar arası toplumun huzuruna ve refahına verdiği önemin en önemli göstergesidir. Esas olarak savunma politikamız cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ prensibini temel almaktadır. Ancak çatışmalı coğrafyada barış ve güvenliği korumak için silahlı kuvvetlerimizi güçlü ve donanımlı tutmak zorundayız.’’ Daha sonra dâvetliler, Türk yıldızlarının gösterisini izledi.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Meclis’ten Ermeni atağı

Meclis, Ermeni soykırımı iddialarına karşı atağa geçti. Yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığı projeyi hayata geçiren TBMM, Ermeni soykırımı iddialarına karşı beş ciltlik kitap hazırladı.

www.haberx.com’un haberine göre Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil çalışmanın yaklaşık iki yıldır devam ettiğini söyledi. Beş cilt halinde hazırlanan kitaplar Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanacak. Çalışmalar Türk-Ermeni İhtilaf Makaleleri, Türk Ermeni İhtilaf Belgeleri ve Belgelerle Ermeni Mezalimi adlı kitaplar olarak hazırlandı.

Bu hafta baskısının tamamlanması beklenen, Türk-Ermeni İhtilaf Makalelerinde 30 yazarın eserlerine yer verildi. Kitabın sunuşu TBMM Başkanı Bülent Arınç, önsöz ise Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Müdürlüğü Başkanı Hikmet Özdemir tarafından yazıldı. İlk kitapta yer alan makaleler bölümünde 30 yazarın görüşü ve kaleme aldığı eserler yer aldı. Meclis, Arşivler Genel Müdürlüğünden yaklaşık 200 belge elde etti. Elde edilen belgeler Osmanlıca’dan Türkçe ve İngilizceye çevrildi.

Meclis Kültür Sanat Yayın Kurulu, ikinci kitapta, ‘Türk Ermeni İhtilaf Belgelerine’ yer verdi. Yaklaşık 200 belge tespit etti. Bu arada Meclis’in, Ermeni soykırımı iddialarına karşı yaptığı çalışmalar sonucu elde ettiği belgeler arasında Aram Manukyan gibi ilginç isimler de dikkat çekiyor.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Küçük esnafın boş vaadlere karnı tok

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Genel Başkanvekili, Bakkallar ve Bayiler Federasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ‘’bu seçim döneminde esnaf ve sanatkârlar olarak vaat verenlerin değil, esnaf politikalarını parti programlarına koyanların takipçisi olacaklarını’’ söyledi.

Palandöken, yaptığı yazılı açıklamada, yeni seçilecek olan meclisten beklentilerinin fazla olduğunu belirterek, yıllardır müzminleşen sorunlarının yeni mecliste zaman kaybedilmeden çözülmesini beklediklerini ifade etti. Siyasî parti mitinglerinde esnaf ve sanatkârlara vaat verenlerin değil, esnaf ve sanatkârların sorunlarını meclis gündemine taşıyan siyasi partilerin esnaf için önemli olduğunu kaydeden Palandöken, milyonlarca küçük esnaf ve sanatkârın kaderine terk edildiğini söyledi.

Esnafın sorununun dar gelirlinin sorunuyla eşdeğer olduğunu kaydeden Palandöken, bundan sonra siyasetçilerin gündeminde esnaf ve sanatkâr ile dar gelirlinin sorunlarının birinci planda olması gerektiği görüşünü bildirdi. Küçük esnaf ve sanatkârların sorunlarının giderilmesi için artık net cevap beklediklerini belirten Palandöken, ‘’TBMM’de bekleyen ‘Büyük Mağazalar’ yasa tasarısının, Sosyal Güvenlik Yasası’nın ve Vergi Yasası’nın acilen çıkarılması gerekmektedir. Bunun için, bu seçim döneminde esnaf ve sanatkârlar olarak vaat verenlerin değil, esnaf politikalarını parti programlarına koyanların takipçisi olacağız’’ dedi.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Türkiye, 1 Mart'ta doğru karar verdi

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz, Türkiye’nin 1 Mart tezkeresinde verdiği kararın, sonraki gelişmeler göz önüne alındığında, doğru bir karar olduğunu söyledi.

Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Antalya Sanayici ve İşadamları Derneğinin (ANSİAD) düzenlediği ‘’Irak Savaşı ve Sonrasında Türk-Amerikan İlişkileri’’ konulu konferansta konuşan Akyüz, Türkiye ve ABD’nin ekonomiden çok siyasi ve stratejik ilişkileri olduğunu belirtti. 1 Mart tezkeresinin TBMM’den geçmemesinin ABD’de büyük şok meydana getirdiğini kaydeden Akyüz, kendisinin de ABD’de yaşayan biri olarak bu şok karşısında paniklediğini söyledi. Akyüz, ‘’Türkiye, sonraki gelişmeler göz önüne alındığında, ‘Hayır’ diyerek doğru bir karar verdi. Bu kararın Türk demokrasisi ve AB sürecine olumlu katkısı oldu. Türkiye’nin zaten o ‘Evet’ten beklentileri büyük ölçüde karşılanmayacaktı. Bugün ne yaşıyorsak, onu yaşayacaktık’’ dedi.

/ ANTALYA

23.05.2007


 

McCormack: İşbirliği devam edecek

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, Türkiye’nin Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Emekli Orgeneral Edip Başer’in görevinden alınması ile ilgili olarak, ABD’nin PKK ile Mücadele Koordinatörü General Ralston’ın çalışmalarının devam edeceğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, ABD’nin PKK ile Mücadele Koordinatörü General Ralston’ın çalışmalarının devam edeceğini söyledi. PKK konusunun Türkiye’de çok duygusal bir konu olduğunu ve konuyla alakalı halk arasında gerçek endişeler olduğunu belirten McCormack, “Biz bu endişeleri paylaşıyoruz. Türkiye ve Irak iki komşu ülke ve bu konuya bir çözüm bulmak herkesin çıkarına olacaktır” dedi.

Ralston’ın yeni bir partner konusunda ne düşündüğünü bilemeyeceğini kaydeden McCormack, “Eminim Türk hükümeti bu konuyla yakından ilgilenmeye devam edecektir. Biz ilgileniyoruz ve Irak hükümetinin de ilgileneceğini umuyoruz” dedi. McCormack, Başer’in PKK’ya karşı yeterince somut adım atılmamasını eleştirmesine dair yorumu hakkında; Başer’in kendi sözlerinden sorumlu olduğunu, ancak kendilerinin PKK konusunun sadece siyasi yanı değil pratik yanı ile ilgili de endişe duyduklarını vurguladı. (

/ WASHINGTON

23.05.2007


 

Esat Canan CHP’den istifa etti

CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, partisinden istifa etti.

Canan, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde partisinin aldığı karara uymayarak oturuma katılmıştı. İstifadan sonra Parlamento Aritmetiği şöyle oldu:

AKP: 352, CHP: 150, ANAP: 20, Bağımsız:12, Boş: 8, DYP: 4, GP : 1, SHP : 1, HYP : 1

23.05.2007


 

AKP'de yeni vitrin hazırlığı

AKP, seçimler öncesinde yeni vitrin hazırlığı için çalışmalarını son aşamaya getirdi.

CHP eski Genel Sekreteri Ertuğrul Günay’ın AKP’nin adaylık teklifine ‘olumlu’ cevap vermesine kesin gözüyle bakılıyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’ye destek veren Bayburt Bağımsız Milletvekili Ülkü Güney, CHP’nin önde gelen isimlerinden Haluk Özdalga da AKP’nin yeni vitrininde yer alacak isimler arasında. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisine katılacak yeni isimleri önümüzdeki hafta grup toplantısında tanıtacak. AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) dün gece geç saatlere kadar süren bir toplantı gerçekleştirdi. Başbakan Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda seçimler öncesinde partiye yeni katılımlar ele alındı. Kurul, partiye katılması kesinleşen isimlerin önümüzdeki hafta salı günü AKP TBMM Grup Toplantısı’nda kamuoyuna tanıtılmasını kararlaştırdı.

/ ANKARA

23.05.2007


 

e-kayıtlar başlıyor

Geçtiğimiz yıl pilot illerde başlatılan ilköğretim okullarına yönelik e-kayıt uygulaması bu yıl ülke genelinde uygulanacak. İnternet üzerinden yapılacak kayıtlar, 1 Haziran Cuma gününden itibaren başlayacak.

Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, “e-kayıt” konulu bir genelge yayınladı.

Çelik, genelgede, 2006-2007 öğretim yılı kayıt döneminde beş ilde (Adana, Ankara, Eskişehir, İstanbul, İzmir) pilot uygulaması yapılan e-kayıt sisteminin, 2007-2008 öğretim yılında e-Okul sistemi içerisinde ülke genelinde uygulanmasının kararlaştırıldığını bildirdi.

Yeni kayıtların, 1 Haziran 2007 tarihinden itibaren öğrenci velisi tarafından doğrudan okul müdürlüğüne müracaat edilerek yapılacağını belirten Çelik, “Öğrenci Yerleştirme Komisyonu” kararı doğrultusunda, e-Okul sisteminde aday kayıt bölümüne geçici kayıtların yapılacağını bildirdi. Çelik’in yayınladığı genelgede, şehit, malûl ve muharip gazi çocuklarının talepleri halinde istedikleri okula kayıtlarının yapılacağı da bildirildi.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Sigara içen hızlı yaşlanır

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdil Ünal, deri yaşlanmasında birçok etkenin rol oynadığını belirterek, tiryakilerde içilen sigara miktarıyla orantılı olarak kırışıklığın arttığını söyledi.

Sigara içenlerin kırışık, soluk, hafif kavuniçi renkli ve kuru bir cilde sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, “Yılda 50 paket üzeri sigara içenlerde kırışıklık riski 4.7 kat artmaktadır. Sigaranın deri yaşlanmasına etkisi çeşitli mekanizmalarla açıklanmaktadır. Sigara içerken mimik kaslarının zorlanmasıyla meydana gelen mekanik faktörler de kırışıklıklara ve cildin erken yaşlanmasına yol açmaktadır.” dedi. Yaşın ilerlemesi, ultraviyole ışınları, sigara ve alkol kullanımı, yetersiz beslenme ve olumsuz çevre faktörlerinin cildin yaşlanmasına sebep olduğunu vurgulayan Ünal, “Yaşlanan derinin görünümündeki başlıca değişiklikler kuruluk, kırışma ve gevşeklik olarak sıralanabilir.” diye konuştu.

/ İZMİR

23.05.2007


 

Meşrubatı sütten fazla tüketiyoruz

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye’de süt içme alışkanlığının yaygın olmadığını belirterek, “Tüketilen bütün içecekler arasında ne yazık ki sütün payı sadece yüzde 9” dedi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Dünya Süt Günü dolayısı ile bir mesaj yayınladı. Akdağ mesajında, büyüme ve gelişme çağında olan çocukların, gençlerin, anne adaylarının, yaşlıların, süt ve süt ürünlerini dengeli biçimde tüketmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de süt içme alışkanlığının yaygın olmadığına dikkat çeken Akdağ, şöyle devam etti: “Sütün çay, su ve özellikle gazlı içeceklerden sonra 4. sırayı aldığını görmekteyiz.”

/ ANKARA

23.05.2007


 

Enerjide yanlış yapılmasın

Bosphorus Gaz Corporation A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şen, ‘’Enerjinin kaynağı neredense, o kaynak sahipleri kimlerse onlarla zıtlaşmamamız lazım. Bugün Rusya o kaynağın sahibi...’’ dedi.

Yüzyılın doğal gaz yüzyılı olduğunu kaydeden Şen, Rusya’da tespit edilmiş 48 trilyon metreküp doğal gaz bulunduğunu, bu rakamın 86 yıl için tüm dünyanın yüzde 30’luk ihtiyacına cevap verebilecek bir büyüklük olduğunu aktardı.

Şen, İran ve Katar’da da 25’er trilyon metreküplük ispatlanmış rezerv bulunduğuna işaret ederek, ‘’Her iki taraftan Avrupa’ya gidecek yolun adı Türkiye’’ dedi.

Konuşmasında gerçekleştirilen bazı boru hattı projelerine de değinen Şen, ‘’Enerjinin kaynağı neredense, o kaynak sahipleri kimlerse onlarla zıtlaşmamamız lazım. Bugün Rusya o kaynağın sahibi...’’ görüşünü aktardı.

Samsun-Ceyhan boru hattı projesinde anlaşma yapıldığını, özel kanun çıkarıldığını, ancak ihaleye gidilmediğini anlatan Şen, şu görüşleri dile getirdi:

‘’Bunlar ileride Türkiye’nin başını ağrıtır. Yeni hükümetler geldiği takdirde enerji konusunda büyük olaylar olacağını görüyorum ben, bu işin içinde olan biri olarak... Rusya bu projede yok. Peki içine hangi petrolü koyacaksınız? Kazak petrolünü koyacaksınız. Hangi gazı koyacaksınız? Yok öyle bir gaz. Rusya’nın istemediği hiçbir büyük enerji boru hattını, içinde Rusya petrolü, doğal gazı yoksa yapamazsınız.’’

Ali Şen, Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu faktörü kullanarak Batıyı tehdit ettiğini savunanlar olduğunu belirterek, ‘’Yıllardır Araplar kullandı. Allah da petrolü, doğal gazı onlara vermiş. Onlar da kendi politikalarını sürdürecekler. Türkiye çok akıllı olmalı. Türkiye’de son zamanlarda özellikle Türkiye’nin enerji köprüsü olması görevinde yanlış politikalar üretildiğini söylüyorum’’ diye konuştu.

BOTAŞ’LA ANLAŞMA

Şen, konuşmasında Ankara’da BOTAŞ ile Bosphorus Gaz arasında bir imza töreni yapıldığını da aktardı.

Şen, bir başka soru üzerine de Samsun-Ceyhan boru hattının Türkiye’nin enerji köprüsü olmasında, özellikle Akdeniz’den sıcak denizlere açılma yönünde fayda getireceğini söyledi.

Şen, Mavi akım projesine de değinerek, bunun hükümetler arası kanunla hayata geçirildiğini, Moskova parlamentosu ve TBMM’nin kabul ettiği bir proje olduğunu kaydederek, boru hattının o kadar çabuk Samsun’a getirileceğini kimsenin tahmin etmediğini, boru hattı Samsun’a ulaştığında Türkiye’de sadece 4 ilde doğal gaz bulunduğunu hatırlattı.

‘’Al-Öde’’ zorunluluğundan dolayı Türkiye’nin kullanmadığı gazı ödemeye mecbur olduğunu anlatan Şen, bunun bazı kesimlerce bilinmediğini ifade etti.

Şen, dünyada pek çok ülkenin doğal gazda Rusya’ya bağımlı olduğunu aktararak, BOTAŞ’ın geçen sene Gazprom’a 5 milyar 700 milyon dolar ödediğini belirtti.

‘’Peki Türkiye ne yapmalı?’’ sorusuna ise Şen, ‘’Türkiye’yi yönetenler, bürokratlar ve siyasetçiler dünyada enerji politikacıları ne yapıyorlarsa onu yapsınlar. Bu da çok basit; kaynak kimdeyse, mal kiminse onunla iyi ilişkilerde olmak’’ şeklinde cevap verdi.

/ İSTANBUL

23.05.2007


 

Elektrik kesintisi yaşanacak mı?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, 22 Temmuz’da yapılacak genel seçimler öncesinde elektrik arzında sorun yaşanmaması için herhangi ilave tedbir almaya gerek olmadığını belirterek, “Sistemimiz gayet güzel çalışmaktadır” dedi.

Bakan Güler, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) 70 yatırımını hizmete sunum töreni sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Geçen yıl 1 Temmuz’da Türkiye’nin batı illerinde yaşanan elektrik kesintisinin hatırlatılarak, “Yaz aylarında klimalara aşırı yüklenilmesi elektrik kesintilerine neden olur mu?” şeklindeki soru üzerine de Bakan Güler, Avrupa’da, ABD’de de zaman zaman sorunlar yaşanabildiğini, bazen sistemin arızalanabildiğini, Türkiye’de ise bunun minimum seviyede olduğunu kaydetti. Güler, “Altyapımızı kuvvetlendirdik. Son 4,5 yılda iletimi yüzde 25, üretimi ise yüzde 35 artırdık. Herhangi ilavede tedbir almamıza gerek yok. Sistemimiz gayet iyi şekilde çalışıyor” dedi.

Bazı enerji uzmanlarının Türkiye’de elektrikte arz-talep dengesinin “bıçak sırtı” olduğunu söylediklerinin hatırlatılması üzerine Güler, geçen yıl elektrik üretimi yapan özel sektörün bir kesiminin fiyatlandırmadan dolayı sorunları olduğunu, bunun da Dengeleme Uzlaştırma Yönetmeliğinin (DUY) uygulanmaya başlanmasıyla aşıldığını bildirdi.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Kırım Kongo için 22 bin 500 kutu ilâç dağıtıldı

Erzurum Tarım İl Müdürlüğü’nün, Kırım Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığıyla mücadele kapsamında 18 ilçede 22 bin 500 kutu ilacı ücretsiz dağıttığı bildirildi.

Erzurum Tarım İl Müdürü Bektaş Erdoğan, il genelinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığıyla ilgili risk haritası oluşturduklarını söyledi. Şenkaya, Olur, Oltu, Narman, Tortum, Uzundere, Horasan, İspir ve Pazaryolu ilçelerinin riskli bölge olarak belirlendiğini ifade eden Erdoğan, bu ilçeler ile bağlı köylerde söz konusu hastalıkla mücadele kapsamında ilâçlamanın nasıl yapılacağının veteriner hekimler tarafından vatandaşlara gösterildiğini kaydetti. 9 ilçe ve bağlı köylerde, ahır ve hayvan sayısına göre ilâçlama ekipleri oluşturduklarını belirten Erdoğan, ‘’Yaptığımız çalışmalar kapsamında Kırım Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığı’na karşı tavsiye edilen 22 bin 500 kutu ilacı 18 ilçede vatandaşlarımıza ücretsiz dağıttık. 9 ilçede de oluşturduğumuz ekipler, ilâçlama çalışmalarına devam ediyor’’ diye konuştu.

/ ERZURUM

23.05.2007


 

Trafik işareti olmayan tek il Bitlis

Bitlis kent merkezinde yayaların sık kullandığı, önemli geçiş yollarında trafik uyarı ışıklarının ve kaldırımların bulunmaması trafik kazalarına ve yayaların sıkıntı yaşamasına neden oluyor.

Türkiye’de trafik ışıkları olmayan tek ilin Bitlis olduğunu belirten Bitlis Belediye Başkanı Cevdet Özdemir, şu bilgileri verdi: ‘’Trafik uyarı ışıkları bir tek nahiyelerde ve bizim vilayette yok. İlimizde ışık ve kavşak ihtiyacı duyulan alanları belirledik. Bu kavşaklar aynı zamanda ışıkla düzenlenecek. Hafta sonu ilimizi ziyaret eden Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak’a da durumu anlattık. Kendileri de ilgili yerlere talimat verdi. Talimatlar doğrultusunda kavşaklar düzenlenecek ve yollara trafik ışıkları konulacak.’’

/ BİTLİS

23.05.2007


 

Sorgun olaylarına inceleme başlatıldı

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde önceki gün meydana gelen olayları incelemek üzere iki polis başmüfettişi görevlendirildi.

Alınan bilgiye göre, İçişleri Bakanlığı’nın görevlendirdiği Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığından iki polis başmüfettişi olayları incelemek üzere Sorgun’a gitti.

Müfettişler, önceki gün ‘’fuhuş yaptıkları’’ iddia edilen bazı kişilerin evlerinin yakılmasının ardından meydana gelen olaylarla ilgili incelemelerde bulunacaklar. Müfettişler hazırlayacakları raporu İçişleri Bakanlığı’na sunacaklar.

/ ANKARA

23.05.2007


 

Yeşilay’dan 500 bin poster

Yeşilay, zararlı alışkanlıkları anlatmak üzere hazırlattığı 500 bin afişi Türkiye’nin dört bir yanına gönderdi.

Toplumu sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak amacıyla 500 bin afiş bastıran Yeşilay, sözkonusu afişleri Millî Eğitim Bakanlığı protokolü çerçevesinde 81 il ve ilçeye gönderdi. Yeşilay şube ve temsilcilikleri, Türk Eczacılar Birliği, Genel Kurmay Başkanlığı ve protokol yapılan diğer ilgili kurumlar da bu kampanyaya destek verdi. Belirlediği yeni konsept gereği, madde bağımlısı olmayan ve sağlıklı mutlu, huzurlu hayat sürenlerin bu hayatlarını özendirici bir mücadele stratejisi izleyen Yeşilay yetkilileri, madde bağımlılığı ile mücadeleyi bilimsel bir alt yapıya dayandırdıklarını belirtti. Yeşilay, 28-31 Mayıs 2007 tarihlerinde de “Uluslar arası Bağımlılık Kongresi”ni gerçekleştirecek.

Yeni Asya / İSTANBUL

23.05.2007


 

Zorla baş açtırmak, insanlığa sığmaz

İnsanın başını zorla açtırmak veya kapattırmak arasında fark olmadığını dile getiren Dr. Senai Demirci, “Dinimiz İslâm, bir başkasını ezmeye, bir başkasına zorla Müslümanlık yaptırmaya müsaade etmiyor. Dinin inceliği güzelliği burada” diye konuştu.

Yeni Asya Kırşehir temsilciliği tarafından, “Kâinatta Sevgi” konulu bir program düzenlendi. Kırşehirlilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen ve Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle başlayan program, Yeni Asya Gazetesi Kırşehir Temsilcisi Cemalettin Elibol’un açılış konuşmasıyla devam etti. Can Kardeş Çocuk Korosunun seslendirdiği Delail-in Nur’dan duâlar ve Itri’nin bestelediği Salâvat-ı Şerif, gelen misafirlere hoş dakikalar yaşattı. Program, Dr. Senai Demirci‘nin konuşmasıyla devam etti.

Temel olarak sevgi konusunu işleyen Dr. Demirci, konuşmasında başörtülü başörtüsüz ayrımının olmadığını su cümlelerle dile getirdi; “Bizim insanları başı örtülü, başı açık diye bir ayrımımız söz konusu değildir. Bunların arasında ayrımcılık yapanlara Allah akıl, fikir, vicdan versin.”

Demirci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim kamusal alanımız yok. Bizim alanımızın adı rahmet. Bizim rahmetler alanımız var. O alana başı açık olan da, kapalı olan da girer, hepsi kardeşimizdir. Onlar zannediyorlar ki kamusal alanı biz birilerini dışlamak için kullandık; sıra onlara geçerse onlarda başkalarını dışlayacaklar. Hayır, siz bizim öğretmenimiz değilsiniz ki. Biz sizden öğrenmeyeceğiz nasıl davranacağımızı… Hiçbir mü’min’e intikam ve misilleme yakışmaz. Efendimiz (asm) intikamın ve misillemenin olduğu yerde, düşmanımızı bizim gibi düşünmeyeni kınadığımızı, beğenmediğimizi kendimize öğretmen seçtiğimizi ikaz eder. Hayır! Onlar bizim öğretmenimiz değil, olmayacaklarda… Bu ülkede dekolte giyen hanım kardeşim de çarşaflara bürünmüş hanım kardeşim de birbirini seviyor. Onların birbirleriyle bir problemi yok. Hepimizin problemleri olabilir, ama biz birbirimizi seviyoruz.”

HER ŞEYİN TEMELİ SEVGİ

“Peygamberimiz birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız buyuruyor” diyen Demirci, “Eğer birbirimizi sevmiyorsak imanın altı şartını yerine getirmekte de sığ kaldığımız anlamına gelebilir. Çünkü biz Allah’a iman ediyoruz. Allah’ın bir olduğuna inanıyoruz. Bir olan Allah’ın yarattığı canlı cansız bütün mahlûkatı sevmiyorsak biz Allah’ın birliğine inanma konusunda samimî değiliz demektir” diyerek her şeyin temelinin sevgiden kaynaklandığını ifade etti: “Biz hepimiz bu ülkede kardeşliği yeni öğrenmedik. Birbirimizi sevmeyi Efendimiz’e (asm) borçluyuz. Onun aramızda oluşu sayesinde birbirimizi seviyor, birbirimize yar oluyor, birbirimize anne baba evlât komşu olabiliyoruz.”

Demirci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onun (asm) getirdiği müjde olmasa insan kendisini bile sevemez. O kadar çok bunalırız ki... Kalbimiz sonsuzluğu istiyor, sevdiği her şeyi sonsuz varsayıp öyle seviyor. Ama diyorlar ki; “sen her an ölebilirsin, her an toprak olabilirsin, hiç olabilirsin, seni toprağa atıp arkamıza dönüp gideceğiz diyenlerin hiçbiri sana teselli vermez”. Her günün başında her anının başında o hiçlik korkusuyla yaşar durursun kendi kendine yük olmaya başlarsın lezzet alamazsın hayattan. Allah a şükür ki O bize sonsuzluk müjdesi getirdi, ebediyet müjdesi getiriyor. Bizi Rabbimize sevdiriyor, Rabbimize bizi sevdiriyor. Rabbimiz bize mecbur değil, o bizi yaratmasaydı kimse ona bir eksiklik atfetmeyecekti.”

Dr. Senai Demirci konuşmasının devamında; “Allah’tan korkmayı öğrettiler bize uzun uzun çocukluğumuzda. Kaç tane korku var hayatımızda? Bazıları karanlıktan korkar, karanlıktan korkan ne yapar? Işığı yakar karanlığı kendinden uzak eyler. Bazıları yükseklikten korkar, yükseğe çıkmayıveri. Bazıları annesinden korkar, bazıları karısından korkar ben onlardan biriyim. Ben karımdan korkarım. Ancak ‘ya bu kadını şimdi üzmeyeyim ters lâf etmeyeyim bir gece beni uyurken boğazlar’ diye bir korkum yok. Sevdiğim için korkuyorum. İnsan sevdiğinden korkar kendisini sevenden korkar. Allah korkusu da böyle bir korkudur. Biz sevdiğimiz için korkuyoruz Allah tan” ifadelerini kullandı.

“ZORLA BAŞ AÇTIRMAKLA

ZATEN İRAN’A BENZEMİŞİZ”

Demirci, gündemdeki laiklik tartışmalarıyla ilgili olarak ise; “Ortalıkta laiklik falan yok. İhtiyaç da yok. Bizim dinimiz bir başkasını ezmeye, bir başkasına zorla Müslümanlık yaptırmaya müsaade etmiyor. Dinin inceliği güzelliği orda. Siz zannediyor musunuz ki bir insanın başını zorla açtırmakla zorla başını kapattırmak arasında fark var. İkisi de gayr-ı insani ikisi de gayr-i İslâmî, ikisi de gericilik, yobazlıktır. Hani korkulur eyvah irtica gelecek İran’a benzeyeceğiz. İran 79 devriminde birçok insana zorla başını kapattırdılar. Peki, bizde zorla açtırıyorlar bence İran’a benzemesine gerek yok bayağı benzemişiz” dedi.

Senai Demirci, konuşmasında Kutlu Doğum Haftası için çektiği içinde kendisinin, Engin Noyan’ın ve Zara’nın da bulunduğu ‘Beyza’nın Türküsü’ Salâvat klibini izletti.

Senai Demirci konuşmasını tamamladıktan sonra ‘Bize ne oldu’ adlı sinevizyon gösterisi yayınlandı ve Can Kardeş Çocuk Korosu sertifika ve hediyelerle ödüllendirilerek program sona erdi. Programın bitimiyle beraber salon dışında Senai Demirci kitaplarının bulunduğu stand büyük ilgi gördü. Senai Demirci de kitaplarını imzalayarak misafirlerle söyleşi yaptı. Hanımlar da hazırladıkları gıda kermesiyle programa katkıda bulundular. Ayrıca Yeni Asya Neşriyat’ın kitapları ve Risâle-i Nurlar da tanıtıldı.

Yeni Asya / KIRŞEHİR

23.05.2007


 

Tren yoluna düşen kamyon seferleri aksattı

Bilecik’in Osmaneli ilçesi yakınlarında, çakıl yüklü kamyonun tren hattına düşmesi sonucu İstanbul-Ankara seferleri üç saat boyunca aksadı.

Önceki gece 23.00 sıralarında 34 DMV 61 plakalı çakıl yüklü kamyon, toprak zeminin çökmesi sonucu tren yoluna düştü. Kamyonun İç Anadolu Mavi Tren Ekspresi geçtikten birkaç saniye sonra düşmesi, muhtemel faciayı önledi. Kamyon sürücüsü Ahmet Şener, devrilen kamyonun içerisinden yara almadan kurtulmayı başardı. Kaza sebebiyle tren seferleri üç saat aksadı. Kamyon, yakındaki bir kum ocağının iki iş makinesiyle raylardan kurtarıldı.

/ BİLECİK

23.05.2007


 

Hastalığı yenme iradesi en güçlü ilâç

Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, “Kanser dahil her hastalıkta doktor ve ilâç yüzde 20, kişinin hayat isteği ise yüzde 80 etkilidir’’ dedi.

Prof. Dr. Toygar, EÜ 28. Kültür Sanat ve Spor Şenliği etkinlikleri kapsamında Hemşirelik Yüksekokulu tarafından düzenlenen ‘’Başarıda Beynin Gizli Kodları ve Süper Yaşam Potansiyeli’’ konulu toplantıda, her canlının yaşama belirli bir enerji kredisiyle başladığını ve yaşam boyu bu krediden harcama yaptığını belirtti.

Bu enerjinin, yaşam biçimine göre erken ya da geç bittiğini, bunun sonucunda da yaşamın sona erdiğini ifade eden Toygar, buna göre sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrının bu enerjiyi akıllıca harcamaktan geçtiğini söyledi.

Yaşam enerjisi ile bunu kontrol eden beyin gücü açısından beslenmenin ve hayata bakışın büyük önem taşıdığına işaret etti.

/ İZMİR

23.05.2007


 

Yardımlarda adaletsizlik var

Yoksulluk Savaşçıları Derneği Başkanı Fahrettin Kadıoğlu, yardım dağıtımlarında adaletsizlikler yaşandığını ifade ederek, buna yönelik bir proje düşündüklerini söyledi.

Günden güne artan yoksulluğun toplumda gelenekselleşen yardımlaşma mekanizmasıyla çözülemeyecek kadar ciddî bir sorun haline geldiğini söyleyen Fahrettin Kadıoğlu, sivil toplum kuruluşlarının yoksullukla mücadelede önemli bir yeri olduğunu vurguladı. Yardımların adil dağılımını sağlamak için bir proje hazırladıklarını ifade eden Kadıoğlu, “Bununla ilgili bir internet sitesi kurmaya hazırlanıyoruz. Bu sitede yardıma ihtiyacı olan yoksul vatandaşların listesi yer alacak. Yardım kuruluşu, siteye bizim verdiğimiz şifreyle girebilecek. Herhangi bir vakıf ya da derneğin destekte bulunduğu vatandaş, bu listede işaretli görünecek. Yardım kuruluşu, bu kişinin yerine daha önce hiç yardım almamış kişiye ulaşabilecek. Böylece herkesin eşit oranda yardım almasını, ulaşılamayan kimse kalmamasını sağlayacağız” dedi.

/ KONYA

23.05.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004