04 Kasım 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Güncel

 

Sigarayı bırak hayata tutun

Cumhurİyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı aynı zamanda Sigara ve Nikotin Bağımlılığı Tedavi Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erol Sezer, sigaranın ne kadar erken bırakılırsa insan sağlığı açısından o kadar yararlı olduğunu bildirdi.

Tiryakilere sigarayı bırakma çağrısında bulunan Prof. Dr. Sezer, ‘’Sigaranın bırakılması çok önemli bir müdahale. Sigaranın bırakılması, sigara nedeniyle ölme ve hastalanma tehlikesini önemli ölçüde azaltıyor’’ dedi. Sigaranın erken yaşta bırakılmasının sağlık açısından önemini vurgulayan Sezer, şunları kaydetti: ‘’60 yaşında sigara içmeye devam edenlerin yüzde 15’i 75 yaşına vardıklarında akciğer kanserinden ölmüş oluyorlar. Eğer 60 yaşında sigarayı bıraksalar, bu kadar gecikerek bırakmış olsalar bile akciğer kanserinden ölmesini beklediğimiz 15 kişinin yarısı ölmeyecek. Yani 60 yaşında sigarayı bırakmaları bile bu yaştan sonra kanser olma tehlikesini yarı yarıya azaltıyor. 50 yaşında bıraktığınız zaman bu yararlanma daha fazla oluyor, genç yaşlarda bırakınca daha fazla oluyor. 30 yaşında bırakanlar neredeyse kendilerine gelebilecek öldürücü zararların hepsinden kendilerini kurtarabiliyorlar, yani sigara ne kadar erken bırakılırsa yararı o kadar büyük, ama gecikmiş olanlar bile sigarayı bıraktıkları zaman düşünemeyecekleri kadar büyük yararlar sağlıyorlar. Sigarayı bırakmak kesinlikle mümkün, ilâçları var, teknikleri var.’’

KAPALI ALANLARDAKİ YASAK FAYDALI OLDU

KapalI alanlardaki sigaraya yasağı ile ilgili yasal düzenlemenin sigara kullanımının azaltılması konusundaki önemini vurgulayan Prof. Dr. Erol Sezer, ‘’4207 sayılı yasa çok önemli yararlar sağlayıcı, dünyanın en güzel örneklerinden, dünyanın en güzel sigara mücadele kanunlarından birisi. Ülkemiz bu kanunu ile ne kadar gurur duysa yeridir. Bu kanun ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın gayretleriyle olabildiğince iyi uygulanıyor, ama daha iyi uygulanması gerekir’’ dedi.

TÜTÜN TÜKETİMİ

BEŞTE BİR AZALDI

Sİgarayla etkin bir şekilde mücadele edildiğini ifade eden Sezer, ‘’Bir büyük değişim, bu büyük değişim tabi bir çırpıda, bir anda dört dörtlük olmuyor, bazı yerlerde aksamalar oluyor, ama aksamaların giderek azalmasını beklemeliyiz. Herkes yasaya sahip çıkarsa bu yasa her yerde giderek en istenilen düzeyde uygulanacaktır. Çünkü bu yasanın arkasında önemli bir idare kararlılığı var, devlet kararlılığı var, bilim kararlılığı var, akıl kararlılığı var, yani her şey sigaradan uzaklaşmayı gerektiriyor’’ ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Sezer, ‘’4207 sayılı kanunun ciddî bir şekilde uygulanmasıyla ülkemizde tütün salgını bir ölçüde kontrol altına girmeye başladı. Son 1 yıldır biz ülkemizdeki tütün tüketiminin yaklaşık 5’te 1 oranında düştüğünü biliyoruz’’ dedi.

04.11.2010


 

Faydalı insan projesi yayılıyor

YaklaşIk 5 bin öğrenci ile veliler ve öğretmenlerin istenmeyen davranışlardan kurtulmasını amaçlayan ‘’Faydalı İnsan Projesi’’, Sosyal Destek Programı (SODES) kapsamında aldığı destekle 2010-2011 döneminde yaklaşık 20 ilde uygulanacak.

Proje Koordinatörü Mehmet Akman, Gaziantep ile 10 ilde yürütülen çalışmalarda yüzde 88 başarı elde ettiklerini belirtti. Tamamen gönüllü eğitimciler ve okul aile birliklerinin desteğiyle, binlerce öğretmen, öğrenci ve veliye ulaştıklarını, proje uygulama süresince şimdiye kadar 5 bin kişinin projeye gönüllü olarak dahil olduğunu kaydeden Akman, bu sayede bireylerin istenmeyen davranışlarından kurtulduğunu, özel yeteneklerinin ortaya çıkarıldığını dile getirdi.

Bu yıl projeye başvuru sayısının rekor seviyeye ulaştığını aktaran Akman, sözlerine şöyle devam etti: ‘’35 ilin AR-GE temsilcileri, emniyet müdürleri, millî eğitim müdürleri, vali yardımcıları hatta vali düzeyinde aranarak tebrik edildik. Projemize ilgi çok büyük, onlarca ilden konferans teklifleri alıyoruz. Projenin uygulanmasını yetkililerimiz bizzat istediler. Bu durum bizi çok duygulandırdı. Bu müracaatları imkânlarımız ölçüsünde değerlendirdik ve bu dönem yaklaşık 20 ilimiz proje kapsamına alınacak. Ayrıca projemiz Sosyal Destek Programı (SODES) kapsamında destek almaya hak kazandı. Türkiye genelinde bilgilendirme konferansları ile milyonlarca bireyi proje sürecine dahil ederek, değişim sürecini hızlandıracağız. Bu dönem sadece Gaziantep’te 20 okulda yaklaşık 5 bin kişiyi proje kapsamına alacağız.’’

04.11.2010


 

Bulduğu paranın sahibini arıyor

Ardahan’da mandıracılık yapan bir esnaf sokakta bulduğu bin liranın sahibini arıyor. Kongre Caddesi üzerinde esnaflık yapan Erol Kayatürk, bir işlemini yaptırmak üzere merkezde bulunan PTT şubesine gitti.

İşlemini bitirdikten sonra PTT şubesinden çıkan Kayatürk, yerde bir miktar para buldu. Bir süre çevrede parasını kaybeden olup olmadığını soran Kayatürk, herhangi bir sonuç alamadı. Basın aracılığıyla parayı kaybeden vatandaşa çağrıda bulunan Kayatürk, parasını kaybeden vatandaşı, mandıracılık yaptığı iş yerine beklediğini, sahibi çıkmaması durumunda, parayı Emniyet Müdürlüğü’ne teslim edeceğini söyledi. Paranın emin ellerde olduğunu ifade eden Kayatürk, “En büyük hak kul hakkıdır. Parayı bulduğumda ilk aklıma gelen hemen sahibine teslim etmek oldu” diye konuştu.

04.11.2010


 

Kültür timleri, tanıyıp tanıtacak

Konya’nIn Ereğli ilçesinde faaliyet gösteren Özel Şahika Koleji, başta Ereğli olmak üzere Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde’nin tarihî ve kültürel yerlerini tanıtmak amacıyla öğrencilerden ‘Kültür Timleri’ kurdu.

Yurtiçindeki tarihî ve kültürel değerleri tanıyan öğrenciler, projenin yurtdışı ayağında Türkiye’nin tanıtımını da yapacak. Koordinatör öğretmenlerin önderliğinde okul öğrencileri arasından seçilen bir grup öğrenci, Ereğli, Karaman, Konya, Aksaray ve Niğde’nin tarihî ve kültürel değerlerinin tanıtımını yapmaya başladı. Proje koordinatörlerinden Abdullah Işık, amaçlarının çevresel yerel kültürlerin öğrencilere tanıtılması ve Türkiye’nin tarihî ve kültürel zenginliklerinin farkındal

04.11.2010


 

Güneş tarlasından enerji üretilecek

BatI Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Tuncay Engin, Avrupa Yatırım Topluluğu (AYT) Grup Enerji Anonim Şirketi’nin Burdur’da güneş tarlası oluşturarak, Türkiye’ye elektrik satacağını bildirdi.

Engin, Isparta, Burdur ve Antalya’nın kalkınmasına yönelik yapılan yenilenebilir enerji çalıştayının ardından bölgeye yenilenebilir enerjiler üzerine yatırım çekmeye çalıştıklarını belirtti. Engin, güneş enerjisi ile ilgili hazırladıkları raporu firma yetkililerine sunduklarını kaydetti. Yapılan görüşmeler neticesinde AYT Grup Enerji’nin Burdur’da güneş tarlası oluşturma kararı aldığını ifade eden Engin, ‘’2 bin dönümlük bir arazi üzerinde oluşturulacak güneş tarlasıyla elektrik üretilecek’’ dedi.

04.11.2010


 

Türk buluşlarına Almanya’dan ödül

Almanya’nIn Nürnberg şehrinde düzenlenen ‘’IENA 2010 Fuarı’’nda sergilenen 3 Türk buluşundan ikisi altın, biri de gümüş madalyaya lâyık görüldü.

Gençler, serbest ve üniversite buluşları olmak üzere 3 dalda ödülün verildiği fuarda, ‘’Taşınabilir RF vericiler aracılığıyla göçük altındaki canlıların yer tayini’’ buluşu ile patent sahibi TÜBİTAK adına buluşçu Başuzmanlar Levent Şenyürek ve Adnan Lana, Altın Madalya ile ödüllendirildi. ‘’Parmak izinden yüz, yüzden parmak izi tanıyan biometrik sistem’’ buluşu da altın madalya ya hak kazandı. “Patinaj önleme düzenekleri için bir merkezi sıkma sistemi ve buna sahip patinaj önleme düzeneği’’ buluşu da hem gümüş madalyaya hem de özel ödüle lâyık görüldü.

04.11.2010


 

20 yıl sonra yönetim kurulları olmayabilir

Youth Holding’in gençlik araştırmaları şirketi Youth Research araştırmasına göre, üst ve orta düzey yöneticiler önümüzdeki 20 yıl içinde şirketlerin insan kaynakları, satın alma departmanlarıyla birlikte yönetim kurulunun da tarihe karışacağını düşünüyor.

İnternet üzerinde yapılan ve 2030 yılında iş hayatının ve geleceğin ofisinin nasıl olacağına dair soruların yer aldığı araştırma, üst ve orta düzey yönetici ile uzman ve uzman yardımcısı seviyesinde çalışanlar arasında yapıldı. İlgi çekici sorulardan birisi de ‘’2030 yılında şirketlerde hangi fonksiyonun olmayacağını düşünüyorsunuz?’’ idi. Burada yüzde 22 ile insan kaynakları ilk sırada yer aldı. Onu yüzde 17 ile satın alma departmanı ve yüzde 14 ile yönetim kurulu takip etti.

04.11.2010


 

Hacı adayları Mekke’de

HACI adayları, Arefe Günü ile Kurban Bayramı’nda gidecekleri Arafat, Müzdelife ve Mina’yı ziyaret ederek hac hazırlığı yapıyor.

Mekke’ye gelen hacı adayları, Diyanet İşleri Başkanlığınca görevlendirilen kafile başkanlarıyla Kâbe’yi tavaf etmenin yanı sıra Arafat bölgesinde bulunan Cebeli Rahme Tepesi ile Müzdelife ve Mina gibi mukaddes yerleri de ziyaret ediyorlar. Hacı adayları, arefe ile Kurban Bayramında yapacakları hac için şimdiden kendilerini hazırlıyor. Arafat’ta duâ edip namaz kılan hacı adayları, arefe günü kalacakları Müzdelife ile Kurban Bayramında şeytanı temsilen cemarata taş atacakları yerleri de gezerek, bilgi alıyorlar. Arafat bölgesinde süslenmiş develerle hatıra fotoğrafı çektiren bazı hacı adayları, buradaki seyyar satıcılardan alış veriş yapıyor, yola dizilmiş çok sayıdaki dilenciye sadaka veriyorlar.

CEBELİ RAHME’DEKİ DİKİLİ TAŞ

Hac organizasyonunu takip etmek üzere Mekke’ye gelen gazetecilere de Adana Müftüsü İsmail Canbolat eşliğinde mukaddes yerler gezdirilerek, buralar hakkında bilgi verildi. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in, (asm) ‘’Hac Arafat’tır’’ sözünü hatırlatan Canbolat, ‘’Hacı adayları, arefe günü öğle namazından sabah namazı fecrine kadar Arafat sınırları içerisinde vakfe durmak zorundadır. Kefene benzeyen ihram içerisinde 4 milyon insan burada ellerini açıp Allah’a yalvaracak; diye konuştu. Hazreti Adem ile Hazreti Havva’nın cennetten çıkarıldıktan sonra ilk buluştukları yer olan Cebeli Rahme Tepesi’nin ‘’birleşme ve buluşma yeri’’ olduğuna dikkati çeken Canbolat, bazı hacı adaylarının burada bulunan beyaz dikili taşa isim veya isteklerini yazmalarının ‘’yanlış bir uygulama’’ olduğunu kaydetti. ‘’Yazılar, taşı kirletmekten başka bir şey değildir’’ diyen Canbolat, Arefe Günü burada yapılacak her duânın kabul olacağını söyledi.

MÜZDELİFE İLE MİNA’DA HAZIRLIK

Arefe günü ihrama girerek Arafat vakfesi yapacak hacı adaylarının ‘’Öldükten sonra mahşerde buluşma anını temsilen yaşayacaklarını’’ belirten Canbolat, daha sonra Müzdelife’ye giderek orada 3 gün kalacaklarını, bundan sonra da Mina’ya giderek şeytanı taşlama misali Cemerat’a taş atacaklarını anlattı. Müzdelife’de her ülkenin hacı adaylarının kalacağı bölgeler, renkli direklerle ayrılarak ülkelere tahsis edildi. Burada hacı adaylarının konaklamada ulaşım, çadır, abdest yeri, su ve yiyecek temini gibi ihtiyaçların giderilmesi için tedbirler alınmaya devam ediliyor. Mina’da Cemerat’a taş atma esnasında herhangi bir izdiham yaşanmaması için de yürüyüş güzergâhları belirleniyor.

04.11.2010


 

Mekke’de yağmur: 3 ölü

Mekke’de önceki yağan yağmur, hacı adayları ve Mekkelileri sevindirirken, oluşan sellerde 3 hacı adayı öldü.

Yılda en fazla 3-4 kez yağış alan Mekke’de, gün batımına doğru yağmur başladı. Aralıksız bir saatten fazla süren yağmur, ilginç görüntülere yol açtı. Mekkeliler dışarı çıkarak yağmurda dolaşırken, Türkiye’den gelen hacı adayları otellerinden yağmuru izlemeyi tercih etti. Kabe’de tavaf eden hacı adayları, yağmur altında duâ etti. Yağış, trafikte aksamalara sebep oldu, yolda kalan araçları vatandaşlar iterek su birikintilerinden çıkardı. Yağan şiddetli yağmurda 3 hacının öldüğü de bildirildi. El Arabiye televizyonunun internet sitesinde yer alan habere göre, bir sivil savunma yetkilisi, yağış dolayısıyla Hira Dağında 3 hacının vefat ettiğini söyledi. Yağışın şehirde 3 saat gibi kısa bir süre etkili olduğunu belirten yetkili, şehirde birçok iş yerinin sular altında kaldığını ve bazı bölgelerde elektrik kesintisi yaşandığını kaydetti. Yetkili, vefat eden hacıların cinsiyeti ve hangi ülke vatandaşı oldukları konusunda bilgi vermedi.

04.11.2010


 

Almanya’dan da ilk kafile mukaddes topraklara uçtu

DİYANET İşleri Türk İslâm Birliği (DİTİB) organizesi ile Almanya’dan kutsal topraklara gidecek olan 5 bin hacı adayının ilk kafilesi, önceki gece Düsseldorf Havalimanı’ndan Suudi Arabistan’a hareket etti.

Havalimanına erken saatlerde gelen ilk hac kafilesini Berlin Din Hizmetleri Müşaviri Ali Dere, DİTİB Hac Müdürü Ali Özdemir, Düsseldorf Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Dr. İlhami Ayrancı birlikte uğurladılar. Hacı adaylarını büyük heyecanla mukaddes topraklara uğurlayan aileler ve hacı adayları gözyaşlarına hakim olamadılar. Düsseldorf havalimanındaki uğurlama töreninde DİTİB yetkilileri toplu duâ yaparak hacı adaylarını uğurladı. DİTİB Hac Müdürü Özdemir bu yıl Almanya’dan kutsal topraklara 5 bin 15 hacı adayı, 131 din görevlisi ve 6 DİTİB personelinin gideceğini vurguladı.

04.11.2010


 

Bingöllü çocuklardan engelleri aşan kampanya

BİNGÖL İMKB Fatih İlköğretim Okulu öğrencileri, örnek bir kampanya yürütüyor.

Engelli vatandaşları unutmayan öğrenciler, bir haftada 2 binden fazla kapak toplayarak, bir engelliye tekerlikli sandalye alacak. Engellilere tekerlekli sandalye temin etmek için başlatılan ‘Tane Tane Kapakları Toplayalım Adım Adım Engelleri Aşalım’ projesi kampanyasının hızlı gönüllüleri olan öğrenciler kısa sürede 2 bin kapak topladı. Projeye yurdun dört bir yanından ve dünyanın çeşitli yerlerinden de destek geliyor. Şehirdeki birçok lise, üniversite, restoran, kamu kurumu ve anaokullarından plastik kapaklar gönderildi. Fatih İlköğretim Okulu’nda da toplanmaya başlayan kapakların engellilere umut olması düşünülüyor. Su tüketilen özellikle restoran ve otellerin naylon kapakları biriktirerek engelli vatandaşlara birer sandalye hediye etmeleri mümkün olacak.

04.11.2010


 

YÖK, rektör seçiyor

YÖK Genel Kurulu, 15 üniversitenin rektör adaylarıyla görüşmeye başladı. YÖK Genel Kurulu Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında toplandı.

İki gün sürecek toplantıda, 15 üniversitenin rektör adaylarıyla görüşülecek. Her bir üniversitenin 6 adayı olduğu için YÖK, her üniversiteden toplam 90 adayı dinleyecek. YÖK dinlediği rektör adayları arasından seçtiği 3 ismi, rektör ataması için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sunacak. Öte yandan YÖK, yeni kurulan 7 üniversiteye yapılacak rektör atamalarının başvuru süresini uzattı. Buna göre yeni kurulan Bursa Teknik, Erzurum Teknik, İstanbul Medeniyet, İzmir Kâtip Çelebi, Kayseri Abdullah Gül, Konya ve Yıldırım Beyazıt üniversitelerine rektör ataması için yapılacak başvuru süresi 5 Kasım Cuma günü mesai bitimine kadar uzatıldı.

04.11.2010


 

Sur Belediyesi’nden 7 dilde broşür

DİYARBAKIR'IN Sur Belediyesi tarafından 2004’te hazırlanan Türkçe, Kürtçe, Süryanice, Ermenice, Rusça, İngilizce el broşürlere bir yenisi daha eklendi. Diyarbakır’ın tanımı bundan sonra İbranice de yapılacak.

Turistik beldelerde belediye hizmetlerinde Türkçe’nin yanında İngilizce ve Almanca gibi dillerin de kullanıldığını anlatan Sur Belediye Başkan Vekili Bedri Turan, “Biz de bastırdığımız broşürlere İbraniceyi de ekledik. Bu aslında turizme katkı için hazırlanmış bir tanıtım broşürüdür. Yedi dilde, ilimizin zengin tarih ve kültürünü tanıtarak turizme hizmet etmeyi amaçlıyoruz” dedi.

04.11.2010


 

Okul kışla değil, bu ders kalksın

Millî Güvenlik dersinin kaldırılmasını tartışan 18. Millî Eğitim Şûrâsında ders müfredatının yenilenmesi ve derse branş öğretmenlerinin girmesi benimsendi. Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, “Kışladan subaylarımızı işini gücünü bıraktırıp eğitim ortamına çağırmanın anlamı yok, üniformalı şekilde gelip derslere girmesine gerek yok'' dedi.

ÜNİFORMAYLA DERS VERMEK UYGUN DEĞİL Karaman Millî Eğitim Müdürü Sebahaddin Altun da, “Gelen asker arkadaşımızın pedagojik formasyonu yok. İnsanların şu çağda resmî kıyafetleriyle okullarda ders vermeye gelmeleri uygun birşey değil. Millî Güvenlik dersini bir tarih öğretmenimiz neden veremesin?” diye konuştu. 18. Millî Eğitim Şurası’nda ‘’Millî Güvenlik dersi’’nin kaldırılması tartışıldı. Tartışmalar sonucunda, bu dersin müfredatının gözden geçirilerek yenilenmesi ve derse branş öğretmenlerin girmesi teklifi benimsendi. Kızılcahamam’daki Asya Termal Tesisleri’nde gerçekleştirilen Şûrâ’da, ‘’İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin Sağlanması’’ konusunu ele alan komisyonda, Millî Güvenlik dersi tartışıldı. Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, Millî Güvenlik dersinin ya kaldırılması ya da bu dersin sosyal bilgiler veya inkılâp tarihi dersinde verilmesini önerdi.

Etyemez, ‘’Çünkü artık Millî güvenlik kavramında ciddî bir değişiklik yaşanıyor. Gördük ki Türkiye’nin dört bir tarafında çok fazla bir problemimiz yok. İlişkiler kurduğunuz zaman güvenlik sorunu yaşamıyorsunuz. Korku üzerine kurgulanmış bir eğitimi verme yerine bunu daha farklı bir boyuta taşımak, bunu sosyal bilgiler veya inkılâp tarihi dersinde vermek gerekir diye düşünüyorum. Kışladan subaylarımızı işini gücünü bıraktırıp eğitim ortamına çağırmanın bir anlamı yok. Üniformalı bir şekilde gelip derslere girmesine gerek yok’’ dedi.

Şura’ya Genelkurmay temsilcisi olarak katıldığını belirten Hakan Günay da şunları söyledi: ‘’Uzun yıllar bu dersi vermiş bir öğretmen olarak Millî Güvenlik dersinin içeriğinin öğrencilere faydalı olduğunu ve katkı sağladığını düşünüyorum. İçerik güncellenebilir, değiştirebilir, ama burada ortaöğretimin geliştirilmesi konusunda hiçbir dersin müfredatına yönelik spesifik bir inceleme yapılmamışken özellikle Millî Güvenlik dersinin müfredatının değiştirilmesinin ortaöğretimin gelişimine nasıl bir katkı sağlayacağı bende bir soru işareti olarak kaldı. Bu derse giren subaylar görev olarak bu derse girmektedir. Bunun içeriğine hakim öğretmenler tabiî ki bu dersi verebilir. Özellikle Millî Güvenlik dersinin içeriğinin incelenmesinden ziyade tüm derslerin içeriğinin verimlilik çerçevesinde incelenmesi daha faydalı olur diye düşünüyorum.’’

BU DERSE GİREN SUBAYLARIN

PEDAGOJİK FORMASYONLARI YOK

KARAMAN Milli Eğitim Müdürü Sebahaddin Altun da ‘’Biz ücretli öğretmenleri görevlendirirken bile Bakanlığın koyduğu kıstaslara göre yapıyoruz. Bu açıdan bakmak istiyorum konuya. Gelen bir asker arkadaşımızın pedagojik formasyonu yok. Öğretmenlikle ilgili aldığı bir ders yok. Asker arkadaşlarımızın gelip okullarda bu dersleri vermeleri bizim pedagojik formasyon meselemize aykırıdır. Onun için Milli Güvenlik dersini bir tarih öğretmenimiz neden veremesin. Zaten müfredatı Bakanlığımızca hazırlanmış, Talim ve Terbiye Kurulundan geçmiş. Bunu tarih öğretmenlerimiz inceleyerek okullarda bu dersleri verebilirler. Hakikaten insanların resmi kıyafetleriyle şu çağda artık okullarda ders vermeye gelmeleri uygun birşey değil diye düşünüyorum’’ diye konuştu. Bir başka komisyon üyesi de tartışmalara, ‘’Bu dersi komutanın vermesi özellikle kız çocuklarımızın hayatında belki görmeyeceği bir durumdur. Kim zarar görmüş askerden. Biz askerimizin derste hiçbir zararını görmedik. Bu konuyla ilgili hiçbir soruşturma olmadı’’ sözleriyle katılması üzerine bazı üyeler, ‘’pedagojik açıdan uygun değil’’ diyerek karşı çıktı. Tartışmalardan sonra komisyonda, ‘’Milli Güvenlik dersi müfredatı gözden geçirilmeli ve derslere branş öğretmenleri girmeli’’ önerisi benimsendi.

OKULLLARA ZORUNLU İNSAN

HAKLARI DERSİ GELİYOR

İSTANBUL Millî Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın, okullarda zorunlu olarak insan hakları ve demokrasi dersi konulması önerisi de kabul edildi. Komisyonda ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimliği uygulamasıyla sağlık ocaklarını daha aktif hale getirdiği anlatılarak, bu sistemin de ‘’mahalle-okul’’ sistemi şeklinde Millî Eğitim Bakanlığında da uygulanması, okul müdürlerine yetkiler verilmesi istendi. Mesleki ve teknik liselerinin de tartışıldığı komisyonda, meslekî ve teknik lise mezunlarına kendi alanlarında yükseköğretim programlarına giderken ek puan verilmesi, mesleki eğitim kampüsleri oluşturulması; kız teknik, erkek teknik, ticaret ve turizm genel müdürlüklerinin tek çatı altında birleştirilmesi, her okula bir kadın bir erkek rehber öğretmen atanması, öğrencilerin ve velilerin eğitim süreçlerine katılımlarının sağlanması konularında görüş birliğine varıldı.

8 yıllık zorunlu

eğitimin tartışıldı

18. Millî Eğitim Şurası’nda, zorunlu eğitim süresinin lise dahil 13 yıla çıkarılması, ortaöğretimde sınıf geçme yerine ders geçme sistemi getirilerek okulu erken bitirme olanağı verilmesi, haftalık ders saatlerinin azaltılarak teneffüslerin süresinin uzatılması konuları komisyon kararı olarak benimsendi. İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin sağlanması’’ konularını tartışan komisyon, raporunu tamamladı. 8 yıllık zorunlu eğitimin tartışıldığı komisyonda, ‘’Gelişim özellikleri bakımından farklı düzeylerdeki öğrencilerin bir arada bulunmasının ortaya çıkardığı pedagojik sorunların ortadan kaldırılması için ilköğretim okullarında 8 yıllık zorunlu eğitim, öğrencilerin yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınarak kademelendirilmeli. Fiziksel mekanlar bu kademelere göre öğrencilerin ayrı alanlarda eğitim görmelerini sağlayacak biçimde bölümlendirilmeli’’ önerisi kabul edildi. Komisyon ayrıca, zorunlu eğitimin süresinin lise dahil 13 yıla çıkarılması kararı da aldı. Komisyonda önceki gün tartışılan ‘’Milli Güvenlik dersi müfredatı yenilenmeli, derse branş öğretmenleri girmeli’’ önerisi, ‘’Millî Güvenlik dersi müfredatı yenilenmesi ve derse öğretmenlerin girmesi için yasal düzenleme yapılması’’ şeklinde değiştirildi. Komisyonda, öğrencileri sevindirecek bazı maddeler de kabul edildi. Bu çerçevede, ortaöğretimde haftalık ders saatlerinin azaltılması, teneffüs süresinin uzatılması, ortaöğretimde sınıf geçme yerine ders geçme sistemi getirilerek okulu daha erken bitirmeye imkan sağlanması’’ gibi konularda görüş birliğine varıldı.

04.11.2010


 

Yargı sistemi sorunlu

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Türk yargısı sisteminin sorunlu olduğunu, özellikle yüksek yargının işleyişi ve çalışmasıyla ilgili toplumda çok ciddi şikayet, endişe ve kaygı bulunduğunu belirterek, ‘’Hedefimiz, bu ülkede gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemini hayata geçirebilmektir’’ dedi.

Bazı Anayasa Mahkemesi üyeleriyle birlikte Yozgat’ın Yerköy ilçesinde Bozok Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’nun açılış törenine katılan Kılıç, burada yaptığı konuşmada, bugün itibariyle cezaevlerinde 60 binden fazla vatandaşın tutuklu olduğunu, yılda 15 bin dava dosyasının zaman aşımına uğradığını, bu nedenle Türkiye’nin adil bir yargı düzenine sahip olduğunu kimsenin söyleyemeyeceğine dikkati çekti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, tören sonrasında gazetecilerin eski DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve eski milletvekili Aysel Tuğluk’un milletvekilliğine geri dönmek için Anayasa Mahkemesine başvuracaklarını açıklamalarıyla ilgili sorusu üzerine, ‘’Şu anda önümüze gelen bir şey yok’’ dedi.

04.11.2010


 

Oktay Ekşi’ye tepki

BASIN Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi ve Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ve TGRT Haber Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal, Oktay Ekşi’nin Basın Konseyi Başkanlığı görevinden ayrılmasını istedi. Albayrak ve Soysal, Konsey Başkanı Oktay Ekşi’nin istifasını isteyerek, Ekşi görevinden ayrılıncaya kadar toplantılara katılmama kararı aldıklarını duyurdu.

Medya Etik Konseyi (MEK) Yüksek Kurul Başkanı Halit Esendir, eski Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi’nin hayatının hatasını yaptığını söyledi. Esendir “Basın özgürlüğü başkasına küfür ve hakaret etmek değildir. Basın meslek ve etik ilkelerini bilen bu hatayı asla yapmaz” dedi. Esendir, Basın İlan Kurumu Şeref Divanı ve Yönetim Kurulu re’sen bir inceleme başlatarak Hürriyet gazetesine 2-60 gün arasında resmi ilan kesme cezası uygulaması gerektiğini belirtti.

04.11.2010


 

Bekleyen dosyalar tahliyelere engel

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, cezaevlerinin kalabalık olmasının, tutuklu sayısının fazla olmasından kaynaklandığını belirterek, bazı mahkumların verilen cezanın tamamını çektiği halde dosyaları 3-4 yıl Yargıtay’da beklediğinden tahliye olamadığını kaydetti.

Üskül, Hükümlü ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Şafak Soy’u kabul etti. Soy, Üskül’e, 2005’te kurulan derneklerinin sorunlarına ilişkin bilgi verdi. Çalışmaları anlatan Soy, vasıfsız bir hükümlünün cezaevinde iş sahibi olması için meslek kursları düzenlediklerini kaydetti. 3 yıldır yurtiçinde ve yurtdışında cezaevlerini incelediklerini belirten Üskül, ‘’Tutuklu ve hükümlü sayısı yarı yarıya neredeyse. Bu kadar kolay tutuklama kararı verilince... Yaklaşık 60 bin tutuklu varsa yapacak da fazla bir şey yok’’ diye konuştu. Üskül, hükmen tutukluların sorunlarına da işaret etti. Bu konuda komisyonlarına çok şikayet geldiğini, dosyalarının 3-4 yıl Yargıtay’da beklediğinden yakınanlar olduğunu belirterek, şunları kaydetti:’’Bu insanlar dosyaları Yargıtay’da beklediği için şartla salıverme ve açık cezaevine geçme hakkından yararlanamıyorlar. Bazıları verilen cezanın tamamını çektiği halde tahliye olamıyorlar. Ama bu konular yargı ile ilgili olduğu için komisyonumuz müdahale edemiyor. Bizim Yargıtay’a talimat verecek halimiz yok. Bağımsız yargıya Meclisin bir organı olarak müdahale edemeyiz. Ama kamuoyuna bu sorunun varlığını da iletmek gerekiyor.’’

04.11.2010


 

Bombacının cenazesi Adlî Tıp’ta sahipsiz kaldı

TAKSİM'DE meydana gelen patlamayı Vedat Acar isimli şahsın gerçekleştirdiği bildirildi. İstanbul Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, 31 Ekim Pazar günü saat 10.40 sıralarında Taksim Meydanı’nda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü bekleme noktasına yönelik olarak yapılan saldırıyla ilgili olarak eylemin failinin Van Gürpınar nüfusuna kayıtlı 1986 doğumlu Vedat Acar isimli şahıs olduğu belirtildi.

Açıklamada, Acar’ın 2004 yılında bölücü terör örgütüne katıldığının tespit edildiği kaydedildi. Acar’ın (24) ailesi, ilçeye 60 kilometre uzaklıktaki Uzungedik Köyü Çığlı mezrasından 7 yıl önce İstanbul’a taşındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, patlamayla ilgili olarak 7 kişiyi gözaltına aldı. Yakalanan kişilerin bölücü terör örgütüne üye oldukları ileri sürüldü. Olayla ilgili soruşturma ve operasyonların sürdüğü kaydedildi. Taksim’de 15’i polis memuru 32 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırıda parçalanarak ölen ‘’canlı bomba’’ Vedat Acar’ın cenazesini almak için Adlî Tıp Kurumuna başvuran olmadığı belirtildi.

04.11.2010


 

CHP'de Kılıçdaroğlu-Sav kavgası

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Parti Meclisi (PM) toplantısını iptal etti ancak, Genel Sekreter Önder Sav PM’yi kendisi topladı.

CHP’de Parti Meclisi kaosu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderdiği 2008’de hazırlanan tüzüğün uygulamaya konulması yönündeki yazısının ardından, dün saat 14.30’da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanması beklenen CHP Parti Meclisi’nin (PM) ertelendiği bildirildi. Öte yandan CHP Genel Sekreteri Önder Sav, PM’yi toplanması CHP’de derin bir krizin habercisi olarak olarak yorumlanıyor. Kılıçdaroğlu’yla uzlaşamayan genel sekreter Önder Sav ve ekibi kurultay için imza toplamaya başladı. 80 kişilik Parti Meclisi’nde 56 imza ile tüzüğün kabul edildiği de gelen haberler arasında. CHP’de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın tüzük uyarısıyla başlayan Kurultay’a gidip gitmeme tartışması yine başsavcının açıklamasıyla netlik kazanmıştı. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya, “Tüzük için kurultay yapmaya gerek yok” demişti. Önder Sav, Genel Sekreter’in parti örgütündeki etkinliğini azaltacak yeni tüzüğe karşı çıkarak, “Kurultaya gidelim, Baykal’ın getirdiği tüzüğü iptal edelim” teklifi getirmişti. Oylamada, 21 üyeli merkez yönetim kurulunda 16 üye Sav’a destek olurken, öneriye karşı çıkan CHP lideri Kılıçdaroğlu beş oyda kalmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sav’ın teklifine tepkisi, “Kurultaya gidelim çarşaf liste ile parti meclisi de yeniden seçilsin” olmuştu.

04.11.2010


 

YAŞzedeler endişeli

ASDER Kayseri Şube Başkanı emekli Yarbay Kemal Mete, “Son resepsiyon krizinde de görüldüğü gibi TSK’da başörtüsüne karşı reaksiyon hâlâ sürmektedir. Başörtülü sivile dahi tahammül edemeyen âmir zihniyetin, kontrolü altındaki askerî yargıyı etkileyerek adalete uygun karar çıkmasına engel olabileceği endişesindeyiz. Çünkü, askerî yargı halihazırda bağımsız karar verebilme özelliği taşımamaktadır” diye konuştu.

Kayseri’de Yüksek Askerî Şûrâ (YAŞ) kararlarıyla resmen emekli edilen Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) üyesi 20 subay ve astsubay, emeklilik işleminin yok sayılması ve özlük haklarının iadesi için mahkemeye başvurdu. ASDER Kayseri Şube Başkanı emekli yarbay Kemal Mete, Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin önünde yaptığı basın açıklamasında, Türk Silâhlı Kuvvetlerinden (TSK) YAŞ kararlarıyla resen emekli edildiklerini, ‘’irticai görüş sahibi olma ve disiplinsizlikle’’ suçlanarak dışlandıklarını söyledi.

YAŞ kararları yargıya kapalı olduğu için bugüne dek haklarını arayamadıklarını ve yargısız infaza uğradıklarını ileri süren Mete, şöyle konuştu: ’’Ordudan uzaklaştırılarak işimizi kaybettiğimiz gibi TSK ile ilgili tüm sosyal haklarımız da elimizden alındı. Lojmanlarımızdan çıkarıldık, kimliklerimiz alındı, hastalarımız bile tedavisi yarım bırakılarak ölüme terk edildi. Bu nedenle hayatını kaybeden yakınlarımız oldu. Sorgusuz sualsiz işlerimizden edildiğimiz gibi bazılarımızdan eğitim gideri olarak tazminat talip edildi, hem kamuda hem de özel sektörde iş bulmamız çeşitli baskılarla engellendi, tam anlamıyla sefalete mahkûm edildik. Çaresiz, ümitsiz bırakılarak intihar eden arkadaşlarımız oldu. Ancak her ne şart altında olursak olalım sabırla, birbirimize destek olarak ayakta kalmayı başardık. Devletimize ve TSK’ya güvenimizi kaybetmedik. Çünkü biliyorduk ki kişilerin hatası kurumlara mal edilemez. Gün geldi bizi yargısız infaza tabi tutanlar yargıya hesap vermek zorunda kaldı.’’

Mete, 12 Eylülde yapılan referandumla yürürlüğe giren anayasa değişikliğinin kendilerine güç verdiğini ifade ederek, artık ordudan ihraçlarını hukuken sorgulayabilecekleri yeni bir dönemin başladığını kaydetti. Yargısız infazın ‘’baş örtülü eşlere sahip olmalarından’’ kaynaklandığını ifade eden Mete, şunları söyledi:

‘’Son resepsiyon krizinde de görüldüğü gibi TSK’da baş örtüsüne karşı reaksiyon hâlâ sürmektedir. Baş örtülü sivile dahi tahammül edemeyen amir zihniyetin, kontrolü altındaki askerî yargıyı etkileyerek adalete uygun karar çıkmasına engel olabileceği endişesindeyiz. Çünkü, askerî yargı halihazırda bağımsız karar verebilme özelliği taşımamaktadır. Anayasa değişikliği doğrultusunda başvurumuzun değerlendirileceği Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) yapısı değiştirilerek bağımsız hakimlerin görev aldığı özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır. YAŞ mağdurlarının kanunla belirlenen suçları varsa gereken ceza verilmeli, aksi halde zedelenen itibarları iade edilmeli, ellerinden alınan tüm yasal hakları tazmin edilerek verilmelidir.’’

Açıklamanın ardından Kemal Mete ve YAŞ kararıyla resen emekli edilen toplam 20 subay ve astsubay, dâvâ dilekçelerini AYİM’e gönderilmek üzere Kayseri Bölge İdare Mahkemesine verdi.

04.11.2010


 

Emekli, jandarmalar AİHM’e başvurdu

Emekli uzman jandarmalar, kadrolu görev yaptıkları ve üniversite mezunu oldukları halde, eğitim seviyeleri dikkate alınmayarak ortaokul mezunu statüsüyle emekli edildikleri için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdular.

Emekli uzman jandarmalar, kadrolu görev yaptıkları ve üniversite mezunu oldukları halde, eğitim seviyeleri dikkate alınmayarak ortaokul mezunu üzerinden emekli edildikleri için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdular. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emekli Muvazzaf Uzmanlar Derneği (EMUD) Genel Başkanı emekli Gazi Uzman Jandarma Adnan Oğuz, kanun çıkarma yetkisi yasama organı Meclis’te olduğu halde, anlayamadıkları nedenlerden dolayı bu haksızlığa göz yumulduğunu söyledi. Şu an binlerce uzman jandarma arkadaşının bir bir mahkemeye giderek umut olarak gördüğü AİHM’in kapısını çalmaya başladıklarını dile getiren Oğuz, defalarca yetkililere durumları hakkında bilgi verdiklerini belirtti. Oğuz, girişimleri sonucu kendilerini anlayan, dinleyen ve çözüm üreten bir kurum bulunmadığını savundu.

Mesleğe en az lise ve dengi okul mezunu şartı ile alındıklarını, Jandarma Genel Komutanlığı ile Açık Öğretim Fakültesi arasında 2002 yılında protokol imzalanarak bütün lise mezunu jandarma astsubayların ve uzman jandarmaların eğitim seviyelerinin yükseltildiğini anlatan Oğuz, şöyle devam etti: ”Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kadrolu olarak görev yapan 25 bin uzman jandarmalardan yaklaşık 20 bini üniversite mezunudur. Fakat halen giriş şartımızın ve tahsilimizin altında ortaokul mezunu sayılarak 3’üncü dereceden emekli ediliyoruz. Aldığımız emekli maaşımız 907 TL. Açlık sınırının altındadır. Hiçbir ülkede mesleğe başladığı tahsilin altında bir tahsilde kimse emekli edilmiyor, sadece Türkiye’de bu adaletsiz uygulamaya tek devlet memuru olarak uzman jandarmalar maruz kalıyor.”

04.11.2010


 

Gazeteci Öztürkmen duâlarla uğurlandı

İstanbul’da 81 yaşında vefat eden Türkiye gazetesi yazarı ve eski Bursa Milletvekili Ömer Öztürkmen’in cenazesi toprağa verildi.

Öztürkmen için Fatih Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Öztürkmen’in eşi Sevim Öztürkmen, kızları Ayşe Mudun, Arzu Öztürkmen Yılmaz, Ahu Yıldırmaz, oğlu Rasi Öztürkmen’in yanı sıra Osmanlı hanedanlığı üyesi Harun Osmanoğlu, şair Yavuz Bülent Bakiler, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, DP eski Genel Başkanı Süleyman Soylu, İhlas Haber Ajansı (İHA) Genel Müdürü Fevzi Kahraman, Türkiye gazetesinden çalışma arkadaşları ve yakınları katıldı. Şair Yavuz Bülent Bakiler, Öztürkmen’in siyaset ve edebiyat dünyasında çok seçkin bir isim olduğunu söyledi. Öztürkmen’in cenazesi, öğle vakti kılınan namazın ardından Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.

04.11.2010


 

Eski bakan Can toprağa verildi

Eskı bakanlardan Mehmet Can, son yolculuğuna uğurlandı. Mehmet Can, Kocatepe Camii’nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Karşıyaka Mezarlığında toprağa verildi.

Can’ın, cenaze namazına, ailesinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, CHP Ankara milletvekili Yılmaz Ateş, eski HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ile aralarında Hikmet Çetin, Yekta Güngör Özden ve Saffet Arıkan Bedük gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda seveni katıldı. Islahiye’de 1927 yılında doğan Mehmet Can, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli ilçelerde kaymakamlık görevinde bulunan Can, 4, 5 ve 7. dönem Adana Milletvekili olarak TBMM’de görev aldı. Can, 1977-1978 yıllarında Bülent Ecevit’in başbakanlığında kurulan hükümetlerde, Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı görevlerinde de bulundu. Mehmet Can, evli ve üç çocuk babasıydı.

04.11.2010


 

CHP’nin aklına ihtiyacımız yok

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda resepsiyon verilmesiyle ilgili, ‘’29 Ekim kutlamalarının yeri bugüne kadar hep Çankaya olmuştur’’ dedi.

Başbakan Erdoğan, Kosova’ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ‘’Kim nasıl ne zaman görevden alınır, alınamaz, bu konunun aklını da bize kimse vermesin. Biz bu görevimizi de gayet iyi biliyoruz. Kim görevden alınacaksa nasıl alınacaksa onu da yeri geldiği zaman yaparız, bundan da kimseye hesap vermeyiz. Yeter ki böyle bir yasal süreç söz konusu olsun. Ama böyle bir yasal süreç yoksa da... CHP’nin aklına da ihtiyacımız yok, onlar aklını kendilerine saklasın.’’

04.11.2010


 

İslâm için daha fazla görüş bildirin

Almanya Cumhurbaşkanı Wulff, bilim adamlarından İslâmiyet ile ilgili konularda daha fazla görüş belirtmelerini isteyerek, “Sadece şeriat kelimesini yazabilen bir kişi bile İslâm uzmanı kesiliyor” diye konuştu.

İbadet yerlerine saygı gösterilsin SURİYE'DE Müslüman dinî otorite olan Vakıflar Bakanlığı ve Hıristiyan din adamları, Irak’ın başşehri Bağdat’a bir kiliseye yönelik gerçekleştirilen terör saldırısını kınadı. Vakıflar Bakanlığı tarafından yayımlanan bildiride, saldırı şiddetle kınanarak, İslâm ve Hıristiyan ibadet yerlerine ve Müslümanlar ile Hıristiyanlara saygı gösterilmesi çağrısında bulunuldu.

‘’Saldırının insanî ve dinî hiçbir değerle bağdaşmadığının’’ vurgulandığı bildiride, ‘’ibadet yerlerine saldıranların, insanlığa düşman, şüpheli ve karanlık güçlere tabi oldukları” belirtildi.

Şam’da bulunan Hıristiyan din adamları ise yayımladıkları bildiride, saldırıyı kınayarak, ‘’Hıristiyanların veya Müslümanların ibadet yerlerine saldırarak masum insanların öldürülmesinin hiçbir geçerli sebebinin olamayacağı’’ ifade edildi.

İslâmiyet için daha fazla görüş belirtin

ALMANYA Cumhurbaşkanı Christian Wulff, bilim adamlarından İslâmiyet ile ilgili konularda daha fazla görüş belirtmelerini istedi. Berlin Belediye Sarayını ziyaret eden Wulff, Berlin’in, zengin kültür ve bilim kurumları ile dünyanın farklı yerlerinden gelen araştırmacılardan ve bilim adamlarından faydalandığını belirterek, “Dünyadaki zeki beyinlere sahip olma yarışında, bu karışımdan Berlin ve bütün Almanya istifade ediyor” diye konuştu. Berlin’deki bilim adamlarından özellikle İslâmiyet ile ilgili konularda daha fazla görüş gelmesini ümit ettiğini ifade eden Wulff, “Sadece şeriat kelimesini yazabilen bir kişi bile İslâm uzmanı kesiliyor” şeklinde konuştu. Wulff’u ağırlayan Berlin Eyaleti Başbakanı Klaus Wowereit da Wulff’un iki Almanya’nın birleşme günü olan 3 Ekimde, “İslâmiyet Almanya’nın bir parçası” şeklindeki sözleri ile uyum konusundaki tartışmalarda çok yararlı ve gerekli bir duruş sergilediğini söyledi.

04.11.2010


 

Şaban DÖĞEN'i Rahmetle Anıyoruz

Vefatının yıl dönümünde Şaban DÖĞEN'i Rahmetle Anıyoruz...

Vefatının 1. yıldönümünde Şaban Döğen’e rahmete vesile olması niyazıyla... Kabre imanla girmek,

Bir Şaban Döğen vardı-Raşit Yücel

Sakin, mütebessim ve mesut bir ruh: Şaban Döğen-Orhan Güler

yazılarını Yeni Asya ve www.Sentezhaber.com'un yazarlar bölümünden okuyabilirsiniz.

04.11.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.