"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İçgüdü” değil, sevk-i İlâhî

Ali FERŞADOĞLU
02 Aralık 2016, Cuma
Az çok herkeste bulunan önsezi özelliği yalnız insana mahsus değildir.

Hayvan, hatta bitkilerde de (duyarlı antenlerle) İlâhî sevk şeklinde önseziler vardır. Ne yazık ki, 19-20’nci asrı etkisi altına alıp çalkalayan seküler, lâdini, ateist felsefe sevk-i İlâhî’yi, “kendi kendine oluyor veya tabiatın icâbı” diyerek onu “içgüdü” kılıfıyla örttü. 

Akıl/ilim, araştırmalar göstermiştir ki, atomdan yıldızlara, milyonlarca hayvan türleri ve bitki çeşitlerine kadar  her varlığın hem kendi içinde hem de diğer bütün unsurlarla öyle harika/girift bağlantıları var ki, içeriden değil, mutlaka dıştan sonsuz bir akıl, ilim, irade ve güç sahibi tarafından idare ve sevk edilmesi gerekir. Hayvan ve bitkilerin de ilhamla/İlâhî bir sevkle yönlendirildiklerine delil, onların yaptığı harika işleri yüz milyonlarca akıllı, şuurlu ve bilgili insanın bir araya geldikleri halde yapamamaları, âciz kalmalarıdır. 

Meselâ kedi gibi bazı hayvanların gözü kör olduğunda, kaderin sevkiyle gidip gözüne ilâç olan otu bulup sürmesi, kartal gibi (etobur) kuşların fersah fersah uzaklardaki hayvan ölüsünü fark etmesi, bir günlük arı yavrusunun, havada bir günlük mesafede izini kaybetmeyerek ve yuvasını karıştırmayarak gelip girmesi; bülbülün yuvasını çorap gibi örmesi, (anestezi yapan sivrisinek, binlerce kilometre uzaklara göç eden kuş ve balıkların yerlerini bulması) nasıl içgüdü olabilir? Demek, onlara İlâhî sevk ve ilhamen bildirilir. İlâhî Kudret ve izniyle bütün hayvanların melaikeden bir çobanı var ki onları yönlendiriyor… 

Bir arının bir çay kaşığı balı yapabilmek için günde 18 bin çiçeğe konduğu, fennin tesbitleri arasındadır. (Sanki her bir çiçek, 18 bin âlemden birisini temsil ediyor). Bu kadar karmaşık yolları vurduktan sonra tekrar kovanını bulması, içgüdüyle izah edilip geçiştirilebilir mi? Keza tavuk, inek, kurt, kedi, köpek gibi hayvanların depremin yaklaştığını hissetmeleri de ilim ve tecrübeyle sabittir. Ki, kimi garip sesler çıkarıyor, kimisinin vücut hareketleri değişiyor, kimisi deprem bölgesini terk ediyor... 

Ya patates, soğan, pancar gibi sebzeler, toprak altındaki karanlıkta nasıl büyüyüp gelişiyorlar? İpek gibi yumuşak kökler nasıl taşı toprağı deliyor, ihtiyaçları olan kimyevî elementleri (gıdayı) hassas ölçüyle şaşırmadan ayırt edip alıyorlar? 

Atomdan galaksilere kadar her şey, nasıl yörüngesinden sapmadan nizam ve intizam içinde yoluna devam ediyor?

Bunlar apaçık, sevk-i İlâhî şeklindeki önsezinin varlığını göstermez mi?

Okunma Sayısı: 911
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı