"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seçim sürecinde kutuplaştırma...

Cevher İLHAN
06 Aralık 2018, Perşembe
Her seçim ve referandum öncesinde olduğu gibi mahalli seçiler sath-ı mâilinde de özellikle “iktidar cephesi”nce fütûrsuzca toplumda kamplaşma ve kutuplaşma fitnesi ateşleniyor.

Vakıa şu ki, son dönemde 15 Temmuz Hâdisesi perdesindeki politik tahriklerle, tırmanan gerginliklerle toplumu kutuplaştırılarak iç barış zemini tahrip ediliyor. Milletin tercihinin tesbiti için yapılan referandumda “hayır” diyen halkın en az yüzde 50’sinin “teröre destek”le ithamı ya da adâlet için yürüyen milyonların “darbecilere destek”le suçlanmasında olduğu gibi, siyasî rant hesâbına pervâsızca birlik ve bütünlük zeminini dinamitleyen “siyasî illet” ne yazık ki azmış durumda.  

Özellikle kamu kurumlarında ehliyet ve liyâkatin değil, yandaşlığın, partizanlığın esas alınması, “darbeyle ve terörle mücadele perdesinde suçsuz ve mâsum insanların zarar görmemesi” çağrısında bulunanların peşinen “darbeci” ya da “darbecilere arka çıkmak”la “terör siyaseti”yle töhmet altında bırakılıp hakaretlerin yağdırılması, öncelikle siyasetteki diyalog zeminini yok ediyor. 

SİYASÎ REKABET UĞRUNA...

Terörle ülkenin felâkete sürüklendiği ortamda, “millî mesele” - “beka sorunu” denilerek, cerbezeli çarpıtmalarla seçim süreçleri saptırılıp, siyasî çıkarlar ve ihtiraslar uğruna, siyasî rekâbet sınırlarını aşan provokatif kışkırtıcı söylemleriyle siyasette kargaşa ve kaos tırmandırılıyor. 

Beynelmilel araştırmalarla, “melez/hibrit demokrasiler” kategorisinde yer alan Türkiye’de, muhalefet partilerinin ve oy veren seçmenin “gayr-ı millîlik”le ve “ihânete ortaklık”la tahkiri siyasî arenada kalmıyor, toplumda yarılmalar meydana getiriyor, kamplaşma ve kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor. 

“Darbeye ortam oluşturma’ ve ‘darbeye teşebbüs iddiaları” olan “Ergenekon davaları”, “kumpas” diye toptan tasfiye edilirken, haksız ve hukuksuz OHAL uygulamalarına karşı en ufak bir eleştiri ve ikaza sert tepki ve tehditler savuran, meş’um “darbe girişimi” ile mücadeleyi ekseninden kaydırıp sulandıran husûmet saçan çıkışlarla bir başka tuzağa düşülüyor. 

Özetle, “darbe girişimiyle hesaplaşma” paravanında, -zaman zaman iktidar mensuplarının ve iktidara yakın kalemşorların da yakındığı- sözkonusu davaların hukuk ve adalet zemininden çıkarılıp, öfke ve intikam söylemleriyle tam bir anafora dönüştürülmesiyle, üst üste yığılan yüz binlerce haksızlık, milyonlarla mağduriyete karşı hak arama yollarının kilitlenip engellenmesiyle Türkiye tam bir karambol ve kargaşaya sürükleniyor. 

Mahalli seçimlere aylar öncesinden, “iktidar cephesi”nin ittifakı “demokrasi ve bekânın teminatı”, muhalefetin işbirliğinin “teröre arka çıkmak ve iç savaş tahrikçiliği” olarak provoke edilirken, sırf siyasî rekâbet veya iktidarı/koltuğu kaybetmemek uğruna, dehşetli tehevvürlü tahrikçikle, haksız isnad ve iftira furyasının başlaması bunun sinyallerini çakıyor. 

“GAYET DEHŞETLİ BİR KİN VE ADÂVETLE…”

Bediüzzaman’ın, târifiyle, “inhisar zihniyeti” ile “umumun mal-ı mukaddesi (ortak değeri) olan dini tekeline alan “menfî siyaset”,  “muharriki (tahriki ve dinamiği) ve müreccihi (tercihi ve ölçüsü) siyasetçilik (sırf siyasî rant ve menfaat) ve tarafgirlik olan, dine aleyhtarlık meylini uyandırmakla (dini) nazardan düşüren” “menfî siyaset”, çirkin yüzü”nü yeniden sergiliyor. (Sünûhat, 65-66) Dahası, “vatanperverliği ve “yerliliği - millîliği” de tekeline almakla toplumu bu kez millî değerler üzerinden kamplara ayırıyor.  

Yine Bediüzzaman’ın tesbitiyle, “matbuat lisânı” dediği medyanın “iktidara iliştirilmesi”yle, “hava-i gıll-u gışı” diye tanımladığı gizli kin ve kötü niyetlerle süslenmiş müzevirlik ve koğuculuk dolu yalan dolan propagandalarla gerçeklerin tersyüz ediliyor; kutuplaştırma azdırılıyor. “Gayet dehşetli bir kin ve adâveti damarlara dokundurup kin ve garaza ve mukabele-i billmisile mecbur eden” dehşetli tahrikler pompalanıyor. (Tarihçe-i Hayat, 487, 202; Şuâlar, 313)

 Türkiye’nin biran önce toplumu gerginlik ve kutuplaşma anaforuna sürükleyen, kamplaşma ve kutuplaşmayı daha da derinleştiren bu anafordan kurtulması; seçimin bir “savaş” değil “demokratik yarış” olduğu şuuruyla, akl-ı selimle hîlelerden, çarpıtmalardan ve yanıltmalardan azâde dürüst ve âdil seçimlerle, millet irâdesinin doğru olarak belirlenmesi gerekiyor. 

Aksi halde seçim sürecinden sırf siyasi rant uğruna çarpıtma ve yanıltmalarla kamplaştırıp kutuplaştırma, gerginliği daha da arttırır, maddi ve mânevi çöküşü hızlandırır.

Okunma Sayısı: 1015
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı