"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Darbe İsmet’e yaradı

M. Latif SALİHOĞLU
20 Kasım 2018, Salı
Cumhuriyet tarihindeki ilk koalisyon hükümeti 20 Kasım 1961’de kuruldu.

CHP ile AP ortaklığında kurulan bu ilk koalisyon hükûmetinin başına ise, darbecilerle içli-dışlı olan İsmet Paşa getirildi.

Türkiye’de ilk kez ortaya çıkan bu yeni siyasî tablo, aynı zamanda darbeci cunta idaresinin ilk siyasî meyvesi oldu. Hatta denilebilir ki, İsmet Paşanın başında bulunduğu Halk Partisini yeniden iktidara taşımak için kanlı 27 Mayıs Darbesi yapıldı. Zira, o lânetlik darbenin dinî, millî, vicdanî, hukukî, hatta insanî hiçbir dayanağı yoktur. Geriye, ecnebi hesabına yapılan demokrasi dışı bir siyasî tasarruf ihtimali kalıyor ki, esasen onun için darbe yapılmış oldu.

* * *

1961 genel seçimleri çok ağır baskılar altında yapıldı. Demokrat Partinin devamı mahiyetinde ve aynı misyon çizgisinde kurulan Adalet Partisi, özellikle daimî bir baskı ve tehdit altında tutulmaya çalışıldı. Oyları dağıtılarak parti kendi içinden parçalanmaya sürüklendi. Ancak, buna rağmen AP ikinci büyük parti olarak Meclis’e girmeyi başardı.

Seçim sonucu tablosu, darbecilerin tam istediği gibi değildi. İsmet Paşanın tek başına hükûmet kurmasını istiyorlardı. Buna muvaffak olunamayında, AP’yi koalisyon ortağı olmaya zorladılar. Neticede, İsmet Paşayı bu ilk koalison hükümetinin başına getirdiler.

Şimdi de Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen bu koalisyon hükûmetinin kurulmasına yol açan gelişmelerin seyir defterine kısaca bir bakalım.

* * *

27 Mayıs (1960) Darbe Cuntası’nın başında, ilk etapta Korg. Cemal Madanoğlu vardı. Org. Ragıp Gümüşpala’nın tavır koyması üzerine, gece yarısı apar topar gidip Org. Cemal Gürsel'i İzmir’den Ankara’ya getirdiler ve cuntanın başına monte ettiler. Ecnebilerin direktifiyle harekete geçen darbe cuntası, ilk iş olarak Demokrat Parti iktidarını devirdi. Sayısı 600’ü aşkın Demokratları Yassıada’da gaddarca yargıladılar. 1961 yılının Eylül ayı ortalarında ise, Demokrat Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşını idam ettirdiler. 

İdamdan tam bir ay sonra genel seçimlere gidildi. Dört partinin katıldığı seçimlerin neticesi, yüzdelik oy oranı itibariyle şöyle oldu: CHP % 36; AP %34; CKMP %14; YTP % 13.

Bu tabloya göre, hiçbir parti tek başına hükümet kuramıyordu. Ayrıca, yeni Cumhurbaşkanı da yeni teşkil edilecek olan Meclis tarafından seçilmesi gerekiyordu. İşte bu safhada öne çıkan iki isim vardı: Cunta lideri Org. Cemal Gürsel ve AP Samsun senatörü Ali Fuat Başgil.

Şayet, Meclis'teki seçimler hür ve serbest bir ortamda yapılacak olursa, Başgil'in kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Bunu fark eden darbeci artıkları yeniden atağa geçtiler ve siyasîleri baskı altına aldılar.

Seçimden iki gün sonra (17 Ekim 1961) AP'lileri tehdit eden Sıkıyönetim Komutanlığı bildirisinden sonra, General Faruk Güventürk de, AP Ankara İl Başkanı Muhittin Güven’i şu sözlerle tehdit etti: “Başgil’i, 30 bin kişi ile karşılayacağınızı duydum. Havaalanına bir tabur gönderiyorum. 3 kişiden fazla karşılama heyeti bulunursa, ateş açtırırım. Haberiniz olsun…”

Bu gelişmelere paralel olarak, o olağanüstü dönemin darbe alkışçısı gazeteler, Başgil’in adaylıktan çekilmesi için bir iftira ve karalama kampanyası başlattı. Başgil'in “sağcı, mürteci ve Atatürk düşmanı” olduğu şeklinde tahrik ve tahkir edici yayınlar yapıldı. Aynı etki altında kalarak 21 Ekim günü İstanbul Harp Akademileri’nde toplanan cuntacı generaller, hazırlanan şu protokol metnine imza koydu: "Cemal Gürsel’in cumhurbaşkanı seçilmemesi halinde, ordu ülke idaresine yeniden el koyacaktır." 

Sonunda iş, Prof. Başgil'i silâhlı tehdit yoluyla adaylıktan vazgeçirme noktasına kadar gelip dayandı. Genel seçimler sonrası 25 Ekim'de Meclis'in açılışını yapan Org. Gürsel, ertesi gün Meclis'teki 607 oyun 434'ünü alarak Cumhurbaşkanlığına seçildi... İşte, böylesine baskı ve dayatmanın had safhada olduğu bir ortamda 20 Kasım 1961'de kurdurulan CHP-AP koalisyon hükûmeti, 4'ü red, 78'i çekimser oya mukabil, 269 oyla güvenoyu aldı.

Türkiye, 1965 yılı genel seçimlerine kadar birkaç kez değişen zayıf koalisyon hükûmetleriyle idare edilegeldi.

Okunma Sayısı: 2128
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    20.11.2018 07:09:46

    "Ecnebilerin direktifiyle harekete geçen darbe cuntası, ilk iş olarak Demokrat Parti iktidarını devirdi" Türkiye'de bütün DARBELER ve DARBE GIRISIMI/ISYAN/KALKISMA Ecnebinin EMRIYLE yapilmistir. Dolayisiyla DARBELER sonrasi Devlet Yönetimi Ecnebi Emri ile gelir/gider. Demokratlar nasil bu kadar kolay SIFIRLANDI? Demokratlar bu ülkede buharlasti mi? Ecnebi Türkiye'yi yönetiyor ben diyeyim Lozanin sefi Ingiliz sen de hem Ingiliz hem ABD ama ABD önplanda. AKP Ecnebinin Emir ve Görüslerine uydukca -bilhassa komaya girmis Kemalizm sun'î yasattirildikca- secimler ona kazandirilacak. Medya BIATI devam edecek!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı