"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Torunlar, dedelerinin yolunda...

M. Latif SALİHOĞLU
09 Kasım 2017, Perşembe
Merhûm Saadeddin Çelik Ağabey ile ilgili olarak, dünkü köşe yazısına sığdıramadığımız daha başka hususlar da var.

Yıllar önceki bir sohbetimizde “ölüme hazır” olduğunu söyleyince, biz de yanındaki torunu Said Baha’yı gösterek, şöyle bir mukabelede bulunmuştuk: “Bak Saadeddin Abi! Öyle hemen çekip gitmek yok. Said Baha daha büyüyecek, yetişecek, delikanlı olacak, senin hizmetteki yerini alacak; sen de işte ancak o zaman çekip gidebilirsin... Öyle yerini doldurmadan gitmek yok.”

Şimdi liseye giden Said Baha kardeşimiz, tam bir “Küçük Said” hüviyetiyle, dedesine lâyık bir torun olma arzu ve emelinde, cehd ve gayreti içinde bulunuyor. Maşaallah, bârekâllah...

Dahası var. Son ziyaretimizde, Saadeddin Ağabeyin iki kız torunuyla daha tanıştık. Onlar da ortaokula gidiyorlar. Üstelik, sınıfın en çalışkanları arasındalar. Karneleri Teşekkür ve Takdirnâmelerle dolu.

Gazetemizi de muntazaman alıp okuyorlar. “Dergileri okuyor musunuz?” diye sorduk. Ortak cevapları şu oldu: “Biz Can Kardeşi okuyorduk. O yaş seviyesini geçtik artık...” Biz hemen “Tamam” dedik ve ekledik: “Size inşaallah Bizim Aile ve Genç Yorum dergilerini de göndermeye çalışırız.”

Sohbet esnasında, bu pırlanta-misâl çalışkan ve gayretli çocukların gelecek adına bazı kaygılarının olduğunu tesbit ettik.

Haliyle, şu anda bile tahsile devam etmekte, okul masraflarını karşılamakta zorlanırlarken, “Üniversite nasıl olacak?” kaygısını taşımaları gayet normaldir.

O noktada da onlara şu teselliyi verdik: Türkiye’nin her yerinde, Allah’ın izniyle size sahip çıkacak, okumanıza yardımcı olacak, size burs imkânı sağlayacak babanızın dostları, kardeşleri durumundaki ağabeyleriniz var. O cihetten de hiçbir endişeniz olmasın.

GÜNÜN TARİHİ: 09 KASIM 1922

Bediüzzaman’a "Hoşamedî" merasimi

Millî Mücadelenin bütün şiddetiyle devam ettiği esnada (Başta M. Kemal tarafından) ısrarla Ankara’ya dâvet edilen Üstad Bediüzzaman’ın yeni Başkent’e—gün ve ay itibariyle—hangi tarihte gittiği tam olarak bilinemiyor.

Fakat, onun Millet Meclisi’nde hangi gün “Hoşâmedî/Hoşgeldiniz” merasimi ile karşılandığı, hiçbir şüpheye, tereddüde yer kalmayacak netlikte biliniyor.

Bu tarihî hadise, o dönem itibariyle resmî tutanak olarak kabul edilen Zabıt Ceridesinde, Rumî takvime göre “9 Teşrinisâni 1338” şeklinde kayıtlara geçmiş.

Özellikle ihtisas tarihçilerinin bildiği bir realite şudur ki: 1 Mart 1917 ile 26 Aralık 1925 tarihleri arasındaki dönemde, Rumî ile Milâdî takvim, gün itibariyle aynileştirilmiştir. Yani, şimdiki gibi arada 13 günlük bir fark bulunmuyordu.

Eski tâbirle "Teşrinisâni" Kasım ayı olduğuna göre, Bediüzzaman Hazretleri’nin Millet Meclisi’nde merasimle ağırlandığı ve kendisinin Meclis Kürsüsü’nden mebûslara hitaben duâ okuduğu-konuşma yaptığı tarih, Milâdî takvime göre tamıtamına 9 Kasım 1922 tarihidir. (Perşembe, 135. içtimâ/oturum.)

Aynı tarihli Zabıt Ceridesinde yer alan konuyla ilgili ifadelere gelince...

Öncelikle “Açık oturum” şeklinde gerçekleşen o günkü Meclis toplantısında, Üstad Bediüzzaman dinleyici salonunda (kendi ifadesiyle "Sâmiîn Locası"nda) oturmakta idi.

Esasen, özel bir dâvete icâbeten İstanbul'dan Ankara'ya gelmişti. Onu gören bazı milletvekillerinin teklifleri Meclis Başkanlığı’nca da kabul gördü ve duâ için kürsüye dâvet edildi.

Bu hususla ilgili resmî tutanakta kayda geçen metin şöyledir: "Ulemadan Bediüzzaman Said Efendi Hazretleri’ne beyan-ı hoşâmedi.”

Reis (M. Kemal): Efendim, Bitlis mebusu Arif Beyle rüfekasının (arkadaşlarının) takriri (önergesi) vardır:

"Riyâset-i Celileye!:

"Vilâyât-ı Şarkiyye Ulema-i benâmından olup, Anadolu gazilerini ve Meclis-i Âliyi ziyaret etmek üzere, İstanbul'dan buraya gelerek, Samiîn Locasında bulunan Bediüzzaman Molla Said Efendi Hazretleri’ne 'Hoşamedî' edilmesini teklif eyleriz."

Son bir not: İsmet Paşa ve Rıza Nur'un dahil olduğu “Lozan Heyeti” o günlerde Meclis’te değillerdi. Ankara’dan hareketle İsviçre’ye gitmişlerdi. Bu sebeple, Lozan dönüşüne kadar onlarla herhangi bir karşılaşma vâki olmadı.

***

@salihoglulatif:

Çocuğa yemek yemesi için üstelemek, baskı yapmak, ondaki iştah-kursak gelişimini engellemek; yediklerinden de lezzet alamamasına sebebiyet vermek demektir.

Okunma Sayısı: 2284
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı