Detaylı bilgi için TIKLAYIN
      "Gerçekten" haber verir 28 Ocak 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Hülya KARTAL

Düşlerin seni çağırır



Rüzgâr nasıl da esiyor. Uğulduyor, der edebiyat ilminden sorsak! Oysa resmen ve düpedüz ‘Hu’ diyor işte. Sanki komşu kadın kapıyı çalıyor ‘Huu’ diye.

Üşümelerim çoğalıyor; gönül yollarıma kar düşmüş ve kapatmış gibi buzdan hadiseler ve hadiselerin soğuk yüzüyle… Nice ümitlerim, sevinçlerim kar altında kalmış, düşlerimin üzerine çığ düşmüş, yardan aşağı yuvarlanmışım Yâr diye diye… ‘Karlı kayın ormanında geceleyin yürür’ gibi olmuş bazen hayatım. Ama yine de karanlık ormanda uzakta bir ışıklı evsiz kalmamış gözlerim. Yine de ümit boy vermiş, filiz çıkarmış karlar altından. Yavaş adımlarım hızlanmak için bir bahane bulmuş ya yeniden. Hani hiç değilse çok üşüsem de soğuktan donmamışım!

Çünkü yeniden açacak çiçeklerimin gülen yüzünün hayâliyle ve ‘bir tas sıcak çorba’ hayâliyle düşlerimin ellerini ısıtmışım. Her şeyimi yitirmiş gibi şaşakalmış ve bakakalmış olsam da, ümitlerim hiç terk etmemiş beni. Ümidi kesmediğim rahmet izini, özünü, yüzünü göstermiş farklı pencerelerden. Işıklı ev olmuş kendine çağıran!

***

Yâr diye diye tutuna tutuna çıkmışım yine de bir yerlerden. Yâr olmasa, ümidim olmasa düşer kalırdım da düşmezdim yollara güzel düşler kurarak! Düşlerle duâların kesiştiği yerlerde gerçekleşme vakitlerine kaç kere şahit olmuşum da, onun için taviz vermemişim en imkânsız düşlerden! Çünkü bilmişim düşlerin ümitleri beslemek, duâları körüklemek ve ileriye çağırmak için, düştüğün yerlerden kalkmak için karanlık uzaktaki bir evin ışığı olduğunu. Ne çok yıkılsam da hayâllerimi yıkmalarına izin vermemişim bu yüzden!

Gemileri karadan da yürütür insan hayâli! Rahmetten ümidi kesmeyenlerdir onlar! O yüzden herkesin düşte bıraktığı şey onlarda gerçek olur! Herkesin düştüğü yerde düşseler de kalkmasını bilirler yeniden. En harabe evde en güzel köşkün hâlini ve hayâlini görüp çalışırlar onlar. Ve en güzel ve en sağlam evleri dinamitleyip harabeye çevirenleri, hayâlleri yıkıp ümitleri boğazlayanları, tahrip edip övünenleri affetmezler asla!

Tamir edilmiş evler gördün mü? Ya tahrip edilmiş evler gördün mü? Neden evleri tahrip edenler çokça övünürler de tamir edenler sessizce işine bakar? Övünmekle sinsice bir tahrip mi yaşarlar ve öylece tahrip övünmeye mi yol açar onlarda çok iş başarmış gibi? Düşlerin, ümitlerin ve duaların, sende yapılan tahripleri tamir malzemesi olduğunu bildin mi? Ve harap olmuş evlere düşler, ümitler ve dualarla yardım ettin mi? “Allah bizimle” dedin mi mağaradaki iki sevgili gibi? Aslında ‘üç’ kişiydiler!

***

En soğuk günlerde “Huu” diye kapıyı vurunca rüzgâr, içimdeki küçük aşk kıvılcımını ‘Hu’ diye üfleyerek çoğaltırım ben de. Isıtsın ve aydınlatsın diye içimi. Yârdan gelen kartopuna döner en soğuk yüzlü hadiseler. Sevinçle gezinirim ‘kudret helvası’ yiyerek.

Allah bizimle! Biz Allah’la mıyız? Unutur muyuz, O'nu sevinçte ve kederde? Onu unuttuğun sevinç acının baş harfleri onu hatırladığın keder sevinç gözyaşları değil midir?

Ne lâzımsa O nasılsa bir şekilde gönderecek! Sen yeter ki yola düş. Kar, tipi, fırtına, donduran soğuk, bunaltan sıcak, hepsi arkandan itiyor olacak. ‘Hu’ diye içindeki kıvılcımı üfleyen ve ateşe döndüren bir nefes olacaklar belki de? Karın sıcak kolları olacak bilmediğin. Sen savrulduğunu sansan da, asıl gitmen gerek yer için rüzgâr yardım ediyor olacak belki de? En azından ‘olmak istediğin yer neresi’, olmak istemediğin yerlerden hızla uzaklaştıkça daha çok anlayacaksın. Yani yaşadığın hadiselerin sıcak yüzü karşılayacak seni ve ok işareti olacak her seferinde. Güzel düşlerinin peşine düş. Seni çağıran ışık, karanlık ormanı böylece aydınlatacak…

28.01.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (21.01.2006) - Maddeye hücum!

  (07.01.2006) - Duâmız olmasaydı...

  (31.12.2005) - Safları dolduralım!-2

  (24.12.2005) - Safları dolduralım!-1

  (17.12.2005) - Hipnotizma

  (10.12.2005) - Abi, saat kaç?

  (03.12.2005) - Ayna!

  (19.11.2005) - İki ayaklılar!

  (12.11.2005) - Yoğurdu sinekli!

  (05.11.2005) - Farklıyım, farklısın, farklı... -2

 
Reklam filmini indirmek için tıklayın

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004