Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 13 Ağustos 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Hayatın tekrarı ve denemesi yok!



Ruhumuzu yüceltmek, duygularımızı mecraına yönlendirmek ve yaratılışımız istikametinde hayat sürebilmemiz; nefsî yönümüzü öne çıkarmakla değil, ulvî duygularımızı tekâmül ettirmekle mümkün. Şu halde yaratılışımız ve dizayn edilişimiz istikametinde kendimizi yönlendirmeliyiz. Bunu gerçekleştirebilmek için de kendimizi bilmeli ve Yaratıcımızı tanımalıyız.

Hiç şüphesiz Allah’ı biliyoruz, varlığına, birliğine ve diğer iman esaslarına inanıyoruz. Ancak, “Tanıyorum, inanıyorum, biliyorum!” demek yetmez. Bilmekten bilmeye, tanımaktan tanımaya mahiyet ve kalite farkı vardır. Tıpkı, ilkokul talebesinin matematik bilmesi ile üniversite talebesi ve matematik profesörünün bilmesi gibidir. Dolayısıyla, birinci planda hepimizin talim etmesi gereken ilim, iman ilmidir. İşte, başta Allah’ın varlık ve birliği olmak üzere sâir iman esaslarını, aklî/mantıkî, kalbî, vicdânî, ilmî (kevnî, oluşsal âlemle ilgili) delillere dayanarak benimsemek ve özümsemek durumundayız.

Şu fıkra bize bir hakikati hatırlatır: Paraşütçüler birer birer uçağı terk ediyorlardı. En sonunda sıra Temel’e gelir. Komutan:

“Sakın atlama, sakın, paraşütün yok!”

Temel gayet sakin:

“Olsun, nasıl olsa bu bir deneme atlayışı!”

Şu dünya hayatı tekrarı olmayan bir denemedir, bir imtihandır. Dolayısıyla din ve iman paraşütünü açmak gerekmektedir.

Peşinde koşuşturup durduğumuz, dünyevî-uhrevî acılardan kurtulup, lezzetlere kavuşmak, yani huzur ve mutluluk; inkâr, şüphe ve günahlardan uzak durmamıza bağlı.

Nefsimizi ikna ederek, inkârın olumsuzluklarından ve günahlardan sakındırmalıyız. Nefsimizi öylesine ikna etmeliyiz ki, olumsuz şeylere, günahlara dalmasın. Çünkü, işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar...

Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ iman nurunu çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.1

Ki, bu ısırıklar, dünya hayatındaki lezzet, zevk, huzur ve mutluluğumuzu da öldürüyor. Sineğin ısırmasından rahatsız olurken; yılan ve akrep gibi günahların ısırmasına yardımcı olmamız tuhaf değil mi?

Dipnot:

1. Lem’alar, s. 14-15.

13.08.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (12.08.2006) - Tahta köprü üzerine ev inşa etmek!

  (11.08.2006) - Din ve savaşlar

  (10.08.2006) - Psiko-sosyal boyutumuz din/iman

  (09.08.2006) - Yenilenmek ve okumayı yeniden okumak

  (08.08.2006) - Kalp temizliği ve gerçek iman

  (07.08.2006) - Merak sermayemizi nerde harcıyoruz?

  (05.08.2006) - Yeniden gençlik için neyi vermezdik?

  (04.08.2006) - Hayatımızın kaçınılmaz gerçekleri ve imân

  (03.08.2006) - Kâinat boşluk kabul etmez

  (02.08.2006) - Otobüsün şoförü yoksa!..

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004