Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 10 Kasım 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

BM, İsrail’e ‘dur’ demeli

Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, BM’nin, İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı operasyonlarına ‘’dur’’ demesini ve Filistin’e barış gücü göndermesini istedi.

Tanrıverdi, dostluk grubu üyeleri ile TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının artarak devam ettiğini söyledi. Bu saldırılarda, son 5 ayda 451 Filistinli’nin hayatını kaybettiğini, bin 617’sinin de yaralandığını ifade eden Tanrıverdi, son olarak Filistinli Milletvekili Cemali El Şanti’nin evine düzenlenen saldırıda 7’si çocuk 19 kişinin öldüğünü kaydetti. Bu saldırıları şiddetle kınayan Tanrıverdi, ABD, AB ve BM’den, Filistin’e yönelik ambargoyu hafifletmesini ve gıda yardımlarına hemen başlamasını istedi. Hüseyin Tanrıverdi, HAMAS iktidarının da uzlaşmacı bir yapıda olduğunu ispatlaması gerektiğine işaret ederek, ‘’ABD, İsrail’e olan açık desteğini çekmeli, bölgede huzurun ve istikrar ortamının sağlanması için elindeki imkanlarını kullanmalıdır’’ dedi.

BM’NİN İLKELERİ SORGULANMALI

Filistin Yasama Konseyi Başkanı Aziz Duweyk ile bazı bakan ve milletvekillerinin İsrail hapishanelerinde tutsak edilmesinin, demokrasiye ve insan haklarına aykırı olduğunu ifade eden Tanrıverdi, şunları kaydetti:

‘’Kuruluşunda, ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların ve kavgaların çözümü gibi insanî bir yönü bulunan BM’nin, söz konusu Ortadoğu olunca harekete geçmemesi, açıkça BM’nin ilkelerinin ve yapısının yeniden sorgulanmasını gündeme getirmektedir. BM, İsrail’in insanlık dışı, acımasız operasyonlarına ‘dur’ demelidir. Bosna’ya, Afganistan’a ve Lübnan’a gönderdiği gibi Filistin’e de barış gücü göndermelidir.’’

Tanrıverdi, ABD Başkanı Bush’un senato seçimlerinde ağır bir yenilgiye uğramasının; İsrail’in Filistin’lilere karşı uyguladığı politikayı destekleyen Bush’un bu politikasının ABD halkınca tasvip edilmediğini gösterdiğini ifade etti. Saddam Hüseyin’in idam kararının verildiği Irak’ta sonuç almak isteyen ABD’nin, önce Filistin sorununu çözmesi gerektiğini ifade eden Tanrıverdi, ‘’Filistin meselesi çözülmeden, Ortadoğu’da ve Irak’ta kalıcı barış sağlanamaz’’ dedi.

/ ANKARA

10.11.2006


 

Gül: Önemli olan müzakereleri tamamlamak

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusundaki tartışmalarla ilgili olarak, “Türkiye için önemli olan AB’yle üyelik müzakerelerini başarılı biçimde tamamlamaktır” dedi.

Üçünçü Türkiye-İtalya Forumun’a katılan Dışişleri Bakanı Gül ile İtalya Dışişleri Bakanı Massimo D’Alema ile düzenlediği ortak basın toplantısında Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki tartışmalarla ilgili olarak, ‘’Türkiye için önemli olan AB’yle üyelik müzakerelerini başarılı biçimde tamamlamaktır. Bu, Türkiye’nin transformasyonudur. Bu, herkesin yararınadır’’ diye konuştu. Türkiye’nin AB üyeliğinin hemen gerçekleşecek bir mesele olmadığına dikkati çeken Gül, şunları söyledi: ‘’Avrupa ülkelerinin çoğunda kafaların karışık olduğunu görüyorum. Şunu hatırlatmak istiyorum. 3 Ekim 2005’te müzakereler başladı. Müzakerelerin hedefi de bellidir. Tarama faslı tüm fasıllarda tamamlandı. Bir fasılda da fiili müzakere için açılım yapıldı ve kapatıldı. Diğer pek çok fasılda da Türkiye pozisyon kağıdını hazırladı ve gönderdi. Burada önemli olan müzakere sürecini tamamlamaktır.’’ Gül, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin uzun bir zaman alacağının bilincinde olduklarını belirterek, şöyle konuştu: ‘’Müzakere sürecinin kaç sene süreceğini bilmiyoruz. Tam üyelik kararı, ancak bu süreç tamamlandıktan sonra alınacaktır. Unutmayalım ki bazı üye ülkeler bu konuda referanduma gitme kararı da aldılar. Bu ülkelerin 100 veya 500 oyla evet ve hayır demeleri gibi bir durum da yaşanabilecektir. Tüm bu gerçekler ortadayken müzakere sürecini kimsenin gölgelememesi gerekir.’’

/ ROMA

10.11.2006


 

AB’den son uyarı

Avrupa Komisyonu tarafından önceki gün açıklanan Türkiye ile ilgili ilerleme raporu, Avrupa basınında geniş şekilde yer aldı. Avrupa basını, ilerleme raporunu “Türkiye için bir ültimatom”, “Kıbrıs konusunda son şans”, “Kıbrıs konusunu Türkiye’nin AB umutları önünde bir engel” ve “AB’nin şimdilik Türkiye ile bir kriz yaşamaktan kaçındı” diye değerlendirdi.

THE TIMES

İngiliz The Times gazetesi, raporun Kıbrıs konusunu Türkiye’nin AB umutları önünde bir engel olarak ortaya koyduğunu belirten bir başlıkla yayımladığı haberde, Komisyonun Türkiye’ye bu konuda süre tanıdığına dikkat çekti. “AB Komisyonu’nun ilk kez potansiyel bir üyeye ültimatom verdiğini ve Kıbrıs konusundaki şartın gerçekleşmemesi halinde görüşmelerin askıya alınmasının gündeme geleceğini” yazan gazete, müzakerelerin askıya alınmasının Türkiye-AB ilişkilerine büyük zarar verebileceği yorumunda bulundu. Gazete, “bir başka tehlikenin de Türk kamuoyunda AB karşıtı bir havanın yayılması olacağını” belirtti.

FINANCIAL TIMES

Financial Times gazetesi de Türkiye’ye AB sürecini kurtarabilmesi için bir ay süre tanındığını bildiren bir başlık kullandığı haberinde, konunun önümüzdeki ay yapılacak AB zirvesine damgasını vuracağını yazdı. Gazete, AB dönem başkanı Finlandiya’nın çözüm arayışlarına da dikkat çekerek, bu arayışların başarıyla sonuçlanmasının Türkiye’nin AB üyeliği süreci üzerindeki en büyük tehdidi ortadan kaldıracağına işaret etti.

THE GUARDIAN

The Guardian da konuya, dış haberler bölümünde yarım sayfa ayırdı. Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’ye dünkü raporuyla müzakerelerin kesintiye uğrayabileceği uyarısı yaptığını yazan gazete, AB içinde giderek büyüyen bir sabırsızlığın dikkat çektiğini kaydetti.

THE INDEPENDENT

The Independent ve The Daily Telegraph gazeteleri de konuyla ilgili haberlerinde, “Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’ye geri adım atması için süre tanıdığını” duyurdu. Independent, “bu tür gerginliklerin hem AB ülkeleri hem de Türkiye’deki seçmenin sürece bakışını olumsuz etkilediği” uyarısında bulundu.

THE DAILY TELEGRAPH

Telegraph gazetesi ise, “müzakerelerin kısmen bile olsa askıya alınmasının 70 milyon nüfuslu Müslüman, laik Türkiye’nin AB üyeliği yoluyla Batıya güçlü bir çıpa atmasını isteyen İngiltere ve ABD’nin Türkiye ile ilgili umutlarına vurulmuş bir darbe olacağını” yazdı.

EL PAİS

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais, “AB Türkiye’ye son bir fırsat sunuyor” başlığını kullanırken, AB dönem Başkanı Finlandiya’nın Kıbrıs konusundaki planının Ankara ve diğer AB ülkeleri tarafınca kabul edilmesinin istendiğini” yazdı.

EL MUNDO

El Mundo gazetesi, “Doğu Ekspresi yavaş ama rotasında devam ediyor ve ray üzerinde” ifadesini kullanarak, “Brüksel’in Rumlara limanlarını açması konusunda Türkiye’ye süre verdiğini” belirtti.

ABC

ABC gazetesi de “Brüksel, Türkiye çarpışmasını Aralık ayına kadar erteliyor” başlığını atarak, “Ankara’nın ilerlemeleri takdire lâyık görülüyor ama ifade özgürlüğü ve askerin siyasî hayata müdahalesi eleştiriliyor” ifadesini kullandı.

LA REPUBBLİCA

İtalyan basınından La Repubblica gazetesi, “Brüksel’den ültimatom. Avrupa ödün vermiyor” başlığıyla ilerleme raporuna ilişkin haberini verirken, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün dün Roma’da İtalya Dışişleri Bakanı Massimo D’Alema ile yaptığı basın toplantısına da geniş yer ayırdı. İlgili haberde Gül’ün tavrı, “Türkiye AB’ye girecek ama Kıbrıs konusunda dayatmaları kabul edemez” başlığıyla özetlendi.

CORRİERE DELLA SERA

Corriere della Sera gazetesi ise Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ile yaptığı söyleşide, Türkiye konusunu ön plana çıkardı. Başlıkta, “Borrell: İnsan hakları konusunda Türk hükümetine ciddi bir tavır takınmamız lâzım” ifadesine yer verildi. Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimine ilişkin tavrı ise ayrı bir haberle aktarıldı. Bu konuda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kıbrıs konusu müzakerelerden hariç tutulmalı” dediğine dikkat çekildi.

LA STAMPA

La Stampa gazetesi de ilerleme raporunu, “AB: Kıbrıs ile ikili ilişkilerde Ankara hiçbir ilerleme sağlamadı” başlığıyla duyurdu. Konuya ilişkin ikinci bir haberde ise Gül ve D’Alema’nın önceki gün Roma’da düzenledikleri basın toplantısına değinildi. Haber başlığında, “D’Alema ve Gül: AB üyesi Türkiye, terörizmin panzehiridir” ifadesi kullanıldı.

IL GİORNALE

Il Giornale gazetesi ise “AB’den Türkiye’ye ültimatom: Anlaşmalara uy” diye başlık attı. Spotta ise gelişmeler şu ifadelerle özetlendi: “Türkiye’nin beş hafta içinde Kıbrıs’ı ve ifade özgürlüğünü tanıması gerekecek. (AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel) Barroso, ‘Bu, Avrupa’ya girmek için son şans’ dedi. Yirmi beş üye arasında, müzakereler konusundaki görüş ayrılığı sürüyor. Kararı aralık ortasında Brüksel’deki liderler zirvesi belirleyecek.” Türkiye’nin rapor konusundaki tutumu ise “Ankara, Kıbrıs konusunda ödün vermek istemiyor” cümlesiyle ifade edildi.

LİBERATİON

Fransız gazetesi Liberation, “AB Türkiye’yi eleştirdi, ancak cezalandırmadı” başlığıyla verdiği haberde, “AB Komisyonu’nun son raporunda Türkiye’ye yönelik eleştirilerin dozunu arttırdığını” yazdı. AB Komisyonu’nun Türkiye ile bir kriz başlatmayı “daha erken bulduğu” yorumunu yapan gazete, Komisyonun müzakerelerin askıya alınmasını reddettiğini ve bu kararı AB liderlerine bıraktığını duyurdu.

LE FİGARO

Le Figaro, “Türkiye-AB ilişkileri gerginleşiyor” başlığıyla verdiği haberde, “Türkiye ve AB’nin gelecek liderler zirvesinde hesaplaşmak için hazırlandıkları” yorumunu yaptı. Gazetenin haberinde, rapora ilişkin Türkiye’nin tepkisine de yer verilirken, “Türkiye’nin Kıbrıs konusunda katı tutumunu sürdürdüğü” yorumunu yapıldı.

LE PARİSİEN

Le Parisien gazetesiyse “Brüksel’den Türkiye’ye sarı kart” başlığıyla verdiği haberde, “AB Komisyonu’nun, Türkiye’ye ciddî uyarılarda bulunduğu” belirtildi. Gazete, AB’nin müzakereleri tamamen askıya almak yerine özellikle ticaretle ilgili bazı bölümlerin açılmaması yoluna gideceği yorumunu yaptı.

Le Soir

Belçika basınından “Le Soir” gazetesi, “bir bardak suda fırtına” havası estirildiğini, son günlerde yoğunlaşan söz düellosunun bir anda yok olduğunu, AB Komisyonu’nun ortamı yumuşatma yolunu seçtiğini, katılım müzakerelerini askıya alma tehdidine başvurmadığını anlattı. Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in, “Türkiye’nin Kıbrıs konusunda yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde AB Komisyonu’nun Aralık ayında yapılacak zirve öncesinde gereken önerileri yapacağı” sözlerine de yer veren ve Fransa’nın “müzakereleri askıya almaktan” söz ettiğini hatırlatan gazete, bir uzlaşma için 5 hafta vakit kaldığını, ancak bunun yetersiz olabileceğini, Türkiye’nin taviz vermekten yana gözükmediğini belirtti.

La Libre Belgique

Muhazafakâr “La Libre Belgique” gazetesi, AB Komisyonu’nun “birkaç haftadır sürdürdüğü tehditlerini uygulamaya sokmadığını ve müzakereleri askıya almaktan söz etmediğini”, Kıbrıs konusunda diplomatik temaslara şans tanıdığını, yumuşak bir tavır izlemeyi tercih ettiğini, Ankara’nın da komisyon raporunu “iyimser bir yaklaşımla” karşıladığını yazdı.

La Derniere Heure

“La Derniere Heure” gazetesi, AB Komisyonu’nun Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması talebinde bulunmadığını ve Aralık ayına kadar çözüm beklentisine girdiğini belirtirken, katılım müzakerelerine ilişkin “askıya alma” tehdidinin gündemde tutulduğuna işaret etti.

Portekiz basınından Diario de Noticias, “Türkiye’ye 1 ay süre verildi”, Publico da “Türkiye, AB’nin Kıbrıs sorunu hakkındaki ültimatomuna meydan okuyor” ifadelerini ön plana çıkardı.

/ İSTANBUL

10.11.2006


 

Borrell insan hakları konusunda ikaz etti

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Josep Borrell, AB Komisyonu tarafından önceki gün açıklanan Türkiye ilerleme raporunun “adil ve objektif” olduğunu söyledi.

Borrell, İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği demeçte, “İnsan hakları konusunda Türkiye’ye karşı ciddî bir tavır takınmamız lâzım” dedi. Borrell, “Türkiye ilerleme raporunun sert bir üslûp içermesinin tabiî olduğunu” ileri sürerek, “Raporun, Avrupa Parlamentosu’nda Eylülde kabul edilen ciddî karar doğrultusunda, sert olmaktan başka seçeneği yoktu. Nesnel biçimde konuşmak gerekirse reform sürecindeki ilerlemede güçlükler var ve ilerlemenin daha hızlı biçimde sağlanması için de teşvik şart” diye konuştu. Türk toplumunun büyük kesiminin halen ciddî bir dönüşüm yaşamak durumunda olduğu görüşünü dile getiren Borrell, “Gerçek sorun da budur. Toplum, yasalarla değişmiyor. Benim kendi ülkem İspanya’da derin bir dönüşüm, çok sayıda reforma ve pek çok yıla ihtiyaç duyulmuştu. Bu durum, İstanbul’un Batılılaşmış modern yüzünden ibaret olmayan Türkiye için de geçerli. Türkiye’nin zamana ihtiyacı olan sosyo-psikolojik dönüşümlere ihtiyacı var” diye konuştu.

/ ROMA

10.11.2006


 

Derviş: Uçurum derinleşti

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, günümüzde zengin ve fakir arasındaki eşitsizliğin inanılmaz şekilde arttığına dikkat çekerek, bu farkın, Endüstri Devriminin (1820) başlangıcından bile daha fazla olduğunu söyledi.

Derviş, Milenyum Hedeflerinin tamamlanmasına yardımcı olunması için İspanyol Hükümetinin hazırladığı bir ön bilgilendirme dosyasının sunumu dolayısıyla Madrid’deki ziyaretinde, zengin ile fakir arasındaki eşitsizliğin ‘’korkutacak’’ oranda arttığını ifade etti.1990’lı yılların başından itibaren ülkelerin kendi içinde bile eşitsizliğin dramatik bir artışa uğradığının tesbit edildiğini kaydeden Derviş, ‘’Ne küreselleşme ne de yeni teknolojiler, ülkeler arasında veya ülkelerin kendi içindeki farklılığı kapatmaya yardım edemedi’’ dedi. UNDP başkanı, eşitsizliği azaltmayı başaran çok az ülke arasından Brezilya’yı örnek olarak gösterdi. Derviş ayrıca, Milenyum Hedeflerinin vatandaşlar tarafından tanınması konusunda BM’nin kampanyalarının faydalarına değinerek, insanların yanlış bilgilenmesi konusunda, ABD’de yapılan bir ankette çoğunluğun ülkesinin kalkınmaya yardımının yüzde 15 olduğunu inanmasına rağmen gerçekte sadece yüzde 0.5 olduğu örneğini verdi.

/ MADRİD

10.11.2006


 

Arınç: Fransa Cezayir'den özür dilemeli

TBMM Başkanı Bülent Arınç, ‘’Fransa sorumluluğunu kabul edip, Cezayir’den özür dilemelidir’’ dedi.

Arınç, Cezayir’deki gezi ve incelemelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında, gezisi sırasında Fransa’nın Cezayir halkına yönelik katliamlarının materyallerinin sergilendiği Askeri Müzede gördüklerinden çok etkilendiğini söyledi. Bu müzede, bir halkın çektiği acılara şahit olduklarını anlatan Arınç, ‘’Cezayir’’ denilince Türklerin içinde bir burukluk oluştuğunu, bunun, Fransa sömürgesi döneminde yaşanan katliamların, trajedilerin, Cezayir halkının çektiği acıların hatırlanmasından kaynaklandığını ifade etti. Askeri Müzede Osmanlı’nın bıraktığı izlerden sonra bir de Fransa’nın bıraktığı izlere şahit olduklarına dikkati çeken Bülent Arınç, şöyle devam etti:

‘’Acı ve trajedi dolu bu izleri unutmak mümkün değil. Fransa, tarihle yüzleşme kavramını burada yaşamalıdır. Hâlâ izleri olan, Fransa tanıklarının hala yaşadığı Setif katliamının ve benzeri katliâmlarda ölen yüz binlerce Cezayirli kardeşlerimizin utancını, Fransa ve tüm dünya burada görmelidir. 1.5 milyon Cezayirlinin öldürüldüğü bu katliamlar için Fransız Parlamentosu ne zaman harekete geçecek? Cezayir, Fransa’nın kanayan vicdanı olduğu sürece Fransa asla özgürlük, adalet ve eşitlikten bahsetmemelidir. Fransa sorumluluğunu kabul edip, Cezayir’den özür dilemelidir.’’

/ CEZAYİR

10.11.2006


 

YSK: Seçimlere hazırız

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) Seçmen Kütüğü Sistemindeki çalışmalar tamamlandı. Sistemin 2007 yılı genel seçimlerine hazır olduğu bildirildi.

YSK Başkanlığı Seçmen Kütüğü Genel Müdürü Gürkut Koçak, Bilişim 06 etkinliğinde ‘’Türk Seçim Sisteminde Reform’’ konulu bir sunum yaptı. Koçak, Türkiye nüfusunun yüzde 60’ını ilgilendiren en önemli projelerden birisi olan YSK Başkanlığının çalışmalarını yürüttüğü Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü (SEÇSİS) projesiyle yasalara uygun olarak seçmenlerin eksiksiz belirlenmesi, mükerrer yazımın önlenmesi, seçmenin kolay, hızlı oy vermesini, seçimin çabuk sonuçlanmasını, itirazların en aza indirilmesinin amaçlandığını belirtti. SEÇSİS Projesiyle pek çok yararın ortaya çıkacağını kaydeden Koçak, son seçimlerde mükerrer oyları önlemek üzere parmak boyama sisteminin yeni sistemde kaldırılacağını vurguladı. Seçmenlerin nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını internetten takip edebileceğini, sistem sayesinde seçmenlerin oy verecekleri sandıkların çok hızlı bir şekilde dağıtılacağını kaydeden Koçak, ‘’Seçim sonuçları istemci bilgisayarlardan toplanacağı için çok daha hızlı bir şekilde seçim sonuçları alınabilecek ve internet ortamında kamuoyuna duyurulabilecek’’ dedi. Koçak, soruları cevaplarken bu projede çok iddialı olduklarını, seçimlerde her 5 dakikada bir basın kuruluşlarına ve siyasi partilere bilgi sunacaklarını söyledi. Koçak, ‘’Bugün itibariyle 2007 yılı seçimlerine hazırız’’ dedi.

/ ANKARA

10.11.2006


 

Başörtüsü özgüven kazandırıyor

Konrad Adenauer-Stiftung Vakfı tarafından Almanya’da yaşları 18 ve 40 arasında değişen Türk uyruklu 315 başörtülü kadın arasında “Başörtüsü” konusunda bir araştırma yapıldı.

40 yılı aşkın bir süredir Müslümanların ve gayrimüslimlerin Almanya’da birlikte yaşadığı belirtilen araştırmada, yaklaşık 3.2 milyon Müslümanın arasında 2.5 milyon Türk asıllının en büyük grubu oluşturduğuna dikkat çekildi.

Çoğunluğu kız, üniversite öğrencilerinden oluşan iki dilli anketörler (Türkçe/Almanca) görevlendirilerek, yaşları 18 ve 40 arasında değişen Türk uyruklu başörtülü kadınlar arasında iki dilli bir soru formu ile anket yaptırıldı.

Anket, toplam 315 Türk asıllı kadınla yapıldı. Soruların ağırlık merkezini, kişisel hayat ve sosyal çevre, başörtüsü takma motifleri ile İslâm ve entegrasyon konuları oluşturdu. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 97’si Müslüman kadınların başörtüsü takmasını dini bir görev olarak görüyor. Her on katılımcı kadından dokuzu başörtüsüyle özgüven kazandığını belirtiyor. Başörtüsü niçin takılıyor sorusuna verilen cevapların yüzdeleri şöyle: “Örtünme her Müslüman kadının dini görevidir: Yüzde 97 Başörtüsü bana özgüven kazandırıyor: Yüzde 87 Müslüman kadınların başörtüsü takması resmî bir yükümlülük olmalıdır: Yüzde 10 Yaşamımın sonuna kadar başörtüsü takıp takmayacağımı bilmiyorum: Yüzde 8 Dışarıda başörtümle dikkat çekmek istemiyorum: Yüzde 6”.

/ İSTANBUL

10.11.2006


 

THY, bu yıl 100 bin hacı adayı taşıyacak

Türk Hava Yolları (THY), bu yıl 100 bin hacı adayı taşıyacak. THY’den yapılan açıklamada, kurumun 2006-2007 hac sezonunda gidiş-dönüş toplam 180 bin hacı adayını 750 ek seferle Cidde ve Medine’ye ulaştırmayı hedeflediği bildirildi.

Açıklamada, THY’nin ‘’Özel Hac Programı’’ uyarınca hac seferlerinin 22 Kasım-25 Aralık 2006 tarihleri arasında gidiş, 3 Ocak-3 Şubat 2007 tarihleri arasında dönüş olmak üzere Cidde ve Medine hava meydanları üzerinden gerçekleştirileceği, seferlerin büyük çoğunluğunun THY filosundaki uzun menzil uçma kabiliyetinde olan geniş gövdeli ve büyük kapasiteli uçaklar A340 ve A310 filosuyla yapılacağı ifade edildi. Türkiye’den Hac seferlerinin Adana, İzmir, Antalya, Kayseri, Dalaman, Diyarbakır, Erzurum, Ankara, Gaziantep, Isparta, İstanbul, Konya, Nevşehir, Sabiha Gökçen, Samsun, Trabzon, Van ve Bursa olmak üzere 18 havalimanından yapılacağı kaydedilen açıklamada, hac programında yurt dışı bağlantılı Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB/acentalar adına hac seferleri gerçekleştirileceği bildirildi.

Yeni Asya / İSTANBUL

10.11.2006


 

Hediyelikleri Türkiye’den

Hacca gitmeden dönüşte misafirlere verecekleri hediyeleri almanın telâşına düşen hacı adayları, seccade, tespih, yüzük, oyuncak gibi eşyaları hatta hurma ile zemzemi de ülkesinden alarak gümrük ve taşıma sıkıntısından kurtuluyor. Zemzem, kilo başı 3 riyal olan nakliye bedeli karşılığında satışa sunuluyor.

Alınan bilgiye göre, zemzem, hurma ile başlayan, ancak 1970-80’li yıllarda seccade, başörtüsü, kokular, yüzük, tespih, takke, oyuncak, kına gibi eşyalarla artan hac alışverişi, hacca giden kişileri sıkıntıya soktuğu gibi, yüksek rakamlarda paranın yurt dışına aktarılmasına sebep oluyordu. Hacdan hediyelik eşya almanın bir gelenek haline gelmesi ve Suudi Arabistan’da satılan çok sayıda ürünün Türkiye’den gitmesi bir süreden beri yurt içindeki esnafı da harekete geçirdi.

Hacı adaylarının eğitim gördüğü dönemlerde başlayan ‘’hac ürünleri sektörü’’ her geçen yıl büyürken, Mekke ve Medine’den aldıkları eşyaların üzerinde ‘’Made in Turkey’’ yazısını gören hacılar da yurt içindeki pazarlara yönelmeye başladı. Müftülüklerdeki başvurular sırasında adaylara broşürler dağıtan hediyelik eşya satıcıları, adayları, dövizlerinin yurt dışına gitmemesi yolunda uyarırken, yurt içinde, Suudi Arabistan’dan getirilebilecek her türlü eşyanın çok daha uygun fiyatla alınabileceği vurgulanıyor.

Öyle ki son yıllarda hacılara taşıma sıkıntısı olmaması için bazı hac malzemesi satıcıları zemzem bile satışa sunuyor. Bidonlarla Türkiye’ye getirilen zemzem, kilosu 3 riyal olan kargo bedeli karşılığı satılıyor. Adana’da, yaklaşık 25 yıldır, hac malzemeleri ve hediyelik eşya satan Salih Bozdoğan, her yıl ortalama 70 bin kişinin hac görevini yerine getirmek için Suudi Arabistan’a gittiğini hatırlattı.

Bozdoğan, memlekete dönecek her hacının, alış verişini Mekke ve Medine’de yapılması halinde yaklaşık 21 milyon YTL’nin yurt dışında kalacağını vurguladı. Suudi Arabistan’daki hediyelik eşyaların yüzde 80’inin Türkiye’de üretildiğine işaret eden Bozdoğan, ‘’özellikle, ilk kez yurt dışına çıkan kişiler ortama yabancı oldukları için alış verişte aldanabiliyor, pazarlık yapamıyor. Üstelik, hacılar çok fazla alış veriş yapıyor, hem bu eşyaları taşırken, hem de yurda girerken gümrüklerde büyük sıkıntı yaşıyorlar’’ dedi.

/ ADANA

10.11.2006


 

Meteorolojiden yağış uyarısı

Türkiye, Balkanlar’dan gelen yeni bir soğuk ve yağışlı havanın etkisine girecek.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, yurdun kuzeybatı kesimlerinin bugün öğle saatlerinden itibaren Balkanlar üzerinden gelen yeni bir soğuk ve yağışlı havanın etkisine girmesinin beklendiği bildirildi. Azalan hava sıcaklığı ve hafta sonunda kuzey ve iç bölgelerde görülecek kar yağışlarının oluşturacağı olumsuz şartlara karşı ilgililerin ve vatandaşların tedbirli olmaları istendi.

/ ANKARA

10.11.2006


 

Şemdinli’de temyiz duruşması seneye

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde meydana gelen olaylarla ilgili astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e verilen hapis cezası kararının temyiz duruşmasını 18 Ocak 2007’de yapacak.

Alınan bilgiye göre, Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde meydana gelen olaylarla ilgili astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e verilen hapis cezası kararının bozulması talebini içeren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin ardından tensip tutanağını hazırladı. Daire, temyiz duruşması için 18 Ocak 2007 tarihini belirledi. Duruşmanın ardından belirlenecek bir tarihte karar açıklanacak. Ali Kaya ve Özcan İldeniz, Şemdinli’de Umut Kitabevi’nin bombalanması olayıyla ilgili olarak, özel yetkili Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, “Adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs etmek’’ suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın usul eksikliği, eksik soruşturma ve esastan bozulmasını istemişti.

/ ANKARA

10.11.2006


 

İletişim vergisinde indirim 2007'de

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iletişim vergisi ile ilgili kamuya verdiği beyanatın kendileri için ‘’taahhüt anlamına’’ geldiğini belirterek, iletişim vergisinde indirimin gelecek yıl olacağını bildirdi.

Antalya’nın Kemer ilçesinde devam eden Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Tam Yetkili Temsilciler Konferansı’na katılan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iletişim vergisinde indirim yapılması yönünde çalışmalara başlanacağına ilişkin yaptığı açıklamalara da değindi. Yıldırım, “Başbakan’ın iletişim vergisinde kamuya verdiği beyanat bizim için bir taahhüt anlamına geliyor. Bundan sonra Maliye Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla bunu görüşerek bir an önce uygulamaya başlamayı düşünüyoruz. Bu, muhtemelen 2007 yılında olacak’’ dedi. Bakan Yıldırım, e-devlet kapısı uygulamalarıyla da hizmeti vatandaşın ayağına getirmeyi hedeflediklerini vurguladı. E-devlet uygulamalarında güvenlik tedbirleri üzerinde çalıştıklarını da ifade eden Binali Yıldırım, vatandaşın en çok işine yarayacak pasaport, nüfus, sağlık, ehliyet yenileme, sabıka kaydı gibi işlemlerinin e-devlet uygulamasıyla yapılabileceğini dile getirdi.

/ ANTALYA

10.11.2006


 

Hastalara internet servisi

Çukurova Devlet Hastahanesine kurulan kablosuz ağ bağlantısı ile hastaanede yatan hastalar ‘’chat’’ yapabiliyor.

Adana’da, 1973 yılında SSK Bölge Hastanesi olarak hizmete giren, sağlık kuruluşlarının tek çatı altında toplanması çalışmaları kapsamında Çukurova Devlet Hastanesi adını alan sağlık kuruluşunda yatarak tedavi gören hastalar, kablosuz ağ bağlantısı sayesinde ‘’chat’’ yapıyor. Hastane Başhekimi Dr. Aşkın Tüfekçi, 730 yatak kapasitesi ile bölge hastahanesi konumunda 850 personelle hizmet verirken toplam kalite yönetimi belgesi alma çalışmalarının da sürdüğünü bildirdi.

10.11.2006


 

“Deh!” deyip okula gidiyorlar

Balıkesir’in Havran İlçesi’nde bir okulun öğrencileri okula eşekle gidip geliyor.

Kobaklar Köyü’nde oturan öğrenciler, Eylül ayında hizmet giren yeni okulun köye 2 kilometre mesafede olmasından dolayı büyük sıkıntı çekiyor. Öğrencilerin her gün sabah okula gelmek için 2, öğle yemeği için eve gidip gelişte 4, akşam eve dönüş için 2 olmak üzere toplam 8 kilometre yürümek zorunda kaldıklarını belirten Okul Aile Birliği Başkanı Şevket Çakır, 21. asırda bu durumun içler acısı olduğunu bildirerek, “Çocuklarımız yollarda perişan oluyorlar. Birçok çocuk yollarda üşütüp ishal oldu. Kusma belirtileri var. Şanslı olanlar eşekle gidip geliyor. Köyümüz yüksekte, iyice soğuklar başlamadan yetkililerin servis koymasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

/ BALIKESİR

10.11.2006


 

Annelere diploma seferberliği

Millî Eğitim Bakanlığıyla Bağcılar Belediyesi arasında “2. Kademe Okuma Yazma Seferberliği” protokolü düzenlenen törenle imzalandı.

İstanbul Sultanahmet’te düzenlenen törene Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İstanbul Vali Yardımcısı Ali Sözen, İl Millî Eğitim Müdürü Ata özer, Bağcılar Kaymakamı İrfan Balkanlıoğlu, Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık katıldı.

Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik yaptığı konuşmada, “Bu hayırlı hizmete tanık olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sadece erkeklerini eğitmiş olan ve kadınlarını eğitmeyen milletler akıllarının yarısını kullanmıyor demektir. Biz kadınlarımızı eğitmezsek aklımızın yarısını kullanmıyoruz demektir. Bu asla tahammül edilemez” dedi.

Daha sonra sözü alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Çok mutluyum. 2 yıl önce başlatıp başarılı bir şekilde sonuçlandırdığımız ‘1. Kademe Okuma Yazma Seferberliği’nin’ ikincisini gelen yoğun talep üzerine devam ettiriyoruz. Bu önemli girişimde gayret gösteren herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Projeyle bilgi veren Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık, “Bağcılar Belediyesi kendi yaptırdığı 6 okul yanında bulduğu bağışçılara da 13 okul yaptırarak ilçemize 19 yeni okul kazandırdı” dedi.

Bağcılar Belediyesi ve Millî Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan 2. Kademe Okuma Yazma kurslarının Aralık ayında başlayacağı kurslara katılanlar ilkokul diploması yerine geçecek belge alacakları öğrenildi.

Yeni Asya / İSTANBUL

10.11.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004