19 Ağustos 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Haberler

 

ÖCALAN DERİN DEVLETİN KONTROLÜNDE

“Yakalandığı andan itibaren Öcalan İmralı'da derin devletin kontrolündeydi. Yakalanmasından sonraki 3-4 yıl içinde en azından PKK sorununu çözmek mümkündü. PKK dağdan inebilir, silâhlı çalışma tümüyle sona erebilirdi. Ama PKK'nın silâh bırakmasına fırsat vermedi birtakım çevreler. Ergenekon'u nasıl kullanıyorlarsa, PKK'yı da öyle kullanmak istediler.”

“Bu çatışma ortamının sürmesinde bazı çevreler yarar umdu. Onların işi galiba bu, yani çatışma ortamının devamında faydaları var, yoksa işsiz kalacaklar. Kendilerini öyle hissedecekler ya da imtiyazlarını yitirecekler, statükoyu sürdüremeyecekler. Onun için PKK yeniden şahinleştirildi ve yeniden silâhlı çatışmalar başlatıldı.”

İSVEÇ'TE yaşayan Kürt aydın Kemal Burkay, PKK’nın silâh bırakmasına bir takım çevrelerin fırsat vermediğini ifade ederek, “Ergenekon’u nasıl kullanıyorlarsa, PKK’nın eylemlerini de öyle kullanmak istediler. Yani, bu çatışma ortamının sürmesinde bazı çevreler yarar umdu” dedi.

30 seneye yakın yurt dışında yaşayan Kürt aydın Kemal Burkay, ‘’demokratik açılım’’ tartışmalarını değerlendirdi. Burkay, terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan meselesini bence iki yönüyle ele almak gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Öcalan, yakalanıp Türkiye’ye getirildikten sonra politikalarında çok büyük değişikler oldu. Bizler bu değişiklikleri değerlendirdik, yani Kürt hareketi bakımından neyi ifade ediyor diye. Yalnız bir şey var. Öcalan, silâha başvurmakla yanlış yaptığını söyledi ve ‘Pişmanım, silâhları bırakacağım’ dedi. Ve bıraktı da. Aradan çok uzun değil, 9-10 yıl geçti, Öcalan’ın yakalanmasından bu yana. PKK silâhları susturdu da, Öcalan’ın isteğine uygun olarak. Onun, örgütüne sözü geçiyordu gerçekten. Ve dikkat ederseniz, 2004 yılından beri PKK hiç silaha başvurmadı. Bu arada örgüt gücünü güneye, sınırın öbür tarafına geçirdi. Öcalan, dağdaki insanlarını tamamen indirmeyi de teklif etti. ‘Bir genel af çıkarılsın, bu insanlar ellerindeki silâhlarını bıraksın’ dendi. Hatta PKK adını bile değiştirdi, terk etti. Önce KADEK, sonra Kongra-gel adını aldılar, programını da terk etti PKK. Yani PKK, PKK olmaktan çıktı. Adını, programını terk etti, bütün taleplerini bıraktı. Bazı gruplar da gelip teslim de oldular. Peki, devlet niye buna karşılık vermedi? Yani niye bir genel af çıkarılmadı? Çünkü bu, Türkiye için çok iyi bir fırsattı. Silâhlar susmuştu. Ama maalesef devlet bunu istemedi.”

ÇATIŞMA BİTERSE

İMTİYAZLARINI YİTİRECEKLER

Kemal Burkay, Öcalan’ın yakalanmasından sonraki 3-4 yıl içinde, bütünüyle Kürt sorununu çözmek mümkün değilse bile en azından PKK sorununu çözmenin mümkün olduğunu söyledi. “PKK dağdan inebilirdi, silâhlı çalışma tümüyle sona erebilirdi” diyen BurkaY, 2004 yılından sonra PKK’nın tekrar hareketlendirildiğini anlattı. Burkay, şöyle devam etti:

“Dikkat ederseniz, bu aynı zamanda hükümeti devirme planlarının, AKP hükümetini devirmek için belli güçlerin harekete geçtiği dönemlerdir. İşte bu dönem başında PKK’nın adı geri verildi, PKK yeniden şahinleştirildi, yeniden silâhlı çatışmalar başlatıldı. Bu, bence Öcalan vasıtasıyla PKK’nın yeniden yönetilmesi olayıydı. Yani şunu demek istiyorum ben; PKK’yı bağımsız olarak görmüyorum. Ben bunu açık söylemiştim, şimdi de söylüyorum. Öcalan, İmralı’da Genelkurmay’ın denetimi altındadır. Eğer son dönemde Genelkurmay silâhların susmasını istiyorsa bu mümkündür. Yani, Öcalan’ın söyleyecekleri, kendisine söyletilenlerdir. PKK’nın silâh bırakmasına fırsat vermedi bir takım çevreler. Ergenekon’u nasıl kullanıyorlarsa, PKK’nın eylemlerini de öyle kullanmak istediler. Yani, bu çatışma ortamının sürmesinde bazı çevreler yarar umdu. Onların işi galiba bu, yani çatışma ortamının devamında faydaları var, yoksa işsiz kalacaklar. Kendilerini öyle hissedecekler ya da imtiyazlarını yitirecekler, statükoyu sürdüremeyecekler. Yani bu çatışma ortamı, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde engel, sivilleşmesinin önünde engel, vesayet ortamının önünde engel, demokratikleşmesinde, AB’ye girmesinde engel. Dolayısıyla PKK sorununun çözülmesi, çatışma ortamının sona ermesi; Türkiye’nin demokratikleşmesi, AB’ye girmesi ve Kürt sorununun çözümünde de yolun açılması bakımından bir fırsat olacak. JİTEM’in teşhir edilmesi, bu kirli işlerden, cinayetlerden sorumlu kimselerin tutuklanması ve yargılanması, genel olarak Ergenekon olayı. Yani Ergenekon dâvâsı Türkiye için iyi bir fırsat oldu. Demokrasinin kökleşmesi için, devlet içindeki çeteleşmelerin temizlenmesi için, bu karanlık ilişkilerin ortaya dökülüp, temizlenip aydınlatılması için çok büyük bir fırsat oldu. Dolayısıyla, Ergenekon’un üstüne gidilmesi, tasfiye edilmesi -başarılabilirse- Türkiye için, demokratikleşme için çok büyük bir kazanım olacak. Bunlar da çatışma ortamının sona erdirilmesiyle çok yakın bağı var.”

ÖCALAN DERİN DEVLETİN KONTROLÜNDE

Kemal Burkay, PKK’nın ne kadar bağımsız oluduğunun o ayrı bir konu oluduğunu ama yakalandığı andan itibaren Öcalan’ın İmralı’da derin devletin kontrolünde olduğunu hatırlattı. Burkay, “Eğer Öcalan İmralı’dan örgütünü yönetebiliyorsa, bu derin devlet istediği içindir, buna yol verildiği için yönetebildi. Bugün eğer Abdullah Öcalan barış isteyebilecekse gerçekten, silâhların susmasını samimî olarak isteyecekse, ki yakalandığında da samimi olarak istemişti ama buna fırsat vermemişlerdi. Eğer barış isteyebilecekse, bu; derin devletin kontrolünden çıkmış demektir. Ben en azından Öcalan’ın derin devletin kontrolünden çıkmasını, Adalet Bakanlığı’na bağlı bir cezaevinde tutulmasını yararlı görüyorum. Bu arada, İmralı’da neler olup bittiğini ne biz biliyoruz, ne de kamuoyu biliyor. Belki, hatta ne de Adalet Bakanlığı biliyor” diye konuştu. Stockholm / cihan

19.08.2009


 

Bağcılar Belediyesi, “irfan sofrası”nda buluşturacak

BAĞCILAR Belediyesi bu yıl da “Ramazan Çadırı, İrfan Sofrası” faaliyetlerine devam edecek. İnönü Mahallesi Molla Gürani Park yanında kurulan çadırda Ramazan ayı boyunca her akşam yaklaşık 3 bin kişi iftarını açacak.

Bağcılar Belediyesi Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, İrfan Sofrası Çadırı’yla ilgili düzenlediği kahvaltılı toplantıda, Ramazan çadırlarının kurulduğu günden beri 14 yıldır sürekli artan bir ilgiyle karşılaştığını ifade etti.

İnönü Mahallesi Molla Gürani Park yanında kurulan 3 bin kişinin iftar açabileceği çadır uygulamasının Ramazanın ruhuna uygun olarak zengin ile fakir buluşmasını sağlayacağını ifade eden Çağrıcı, iftar mönüsünün Bağcılar Belediyesi organizasyonuyla hayırsever vatandaşlar tarafından karşılandığını belirtti. Çağrıcı, 24 bin metrekarelik bir alanda kurulan çadırda, Ramazan ayı boyunca her akşam, alanında uzman konukların katılımıyla söyleşi-ler, konferanslar, paneller düzenleneceğini ve tanınmış sanatçıların konser vereceğini söyledi.

BİZİM RADYO İFTAR ÇADIRINDA

İlk kez gerçekleştirilen bir uygulama ile konferansların sunucuları her gün bir radyo kanalının tanınmış isimleri olacak. 31 Ağusutos Pazartesi günü Eğitimci-Yazar Vehbi Vakkasoğlu’nun “Anne baba hakkı” konusunda vereceği konferansın sunucusu da Bizim Radyo Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yaşar olacak.

KLİMALI ÇADIR

24 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilicek olan Ramazan etkinliklerinin bin 250 metrekarelik bir kısmı da kapalı alandan oluşuyor. Ramazan’ın Ağustos ayına denk gelmesi dolayısıyla 10 klima tarafından soğutulacak olan çadırın olduğu alanda, kafeterya, kitap fuarı, otopark ve 100 adet stand yer alacak. Çocukların da unutulmadığı planlamada minikler ve gençler için de 10 bin metrekarelik alana lunapark kuruldu.

AHMET CEYLAN / İSTANBUL

19.08.2009


 

Çatışmadan beslenenler barış istemiyor

İSVEÇ'TE yaşayan Kürt aydın Kemal Burkay, PKK’nın silâh bırakmasına bir takım çevrelerin fırsat vermediğini ifade ederek, “Ergenekon’u nasıl kullanıyorlarsa, PKK’nın eylemlerini de öyle kullanmak istediler. Yani, bu çatışma ortamının sürmesinde bazı çevreler yarar umdu” dedi.

30 seneye yakın yurt dışında yaşayan Kürt aydın Kemal Burkay, ‘’demokratik açılım’’ tartışmalarını değerlendirdi. Burkay, terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan meselesini bence iki yönüyle ele almak gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Öcalan, yakalanıp Türkiye’ye getirildikten sonra politikalarında çok büyük değişikler oldu. Bizler bu değişiklikleri değerlendirdik, yani Kürt hareketi bakımından neyi ifade ediyor diye. Yalnız bir şey var. Öcalan, silâha başvurmakla yanlış yaptığını söyledi ve ‘Pişmanım, silâhları bırakacağım’ dedi. Ve bıraktı da. Aradan çok uzun değil, 9-10 yıl geçti, Öcalan’ın yakalanmasından bu yana. PKK silâhları susturdu da, Öcalan’ın isteğine uygun olarak. Onun, örgütüne sözü geçiyordu gerçekten. Ve dikkat ederseniz, 2004 yılından beri PKK hiç silaha başvurmadı. Bu arada örgüt gücünü güneye, sınırın öbür tarafına geçirdi. Öcalan, dağdaki insanlarını tamamen indirmeyi de teklif etti. ‘Bir genel af çıkarılsın, bu insanlar ellerindeki silâhlarını bıraksın’ dendi. Hatta PKK adını bile değiştirdi, terk etti. Önce KADEK, sonra Kongra-gel adını aldılar, programını da terk etti PKK. Yani PKK, PKK olmaktan çıktı. Adını, programını terk etti, bütün taleplerini bıraktı. Bazı gruplar da gelip teslim de oldular. Peki, devlet niye buna karşılık vermedi? Yani niye bir genel af çıkarılmadı? Çünkü bu, Türkiye için çok iyi bir fırsattı. Silâhlar susmuştu. Ama maalesef devlet bunu istemedi.”

ÇATIŞMA BİTERSE

İMTİYAZLARINI YİTİRECEKLER

Kemal Burkay, Öcalan’ın yakalanmasından sonraki 3-4 yıl içinde, bütünüyle Kürt sorununu çözmek mümkün değilse bile en azından PKK sorununu çözmenin mümkün olduğunu söyledi. “PKK dağdan inebilirdi, silâhlı çalışma tümüyle sona erebilirdi” diyen BurkaY, 2004 yılından sonra PKK’nın tekrar hareketlendirildiğini anlattı. Burkay, şöyle devam etti:

“Dikkat ederseniz, bu aynı zamanda hükümeti devirme planlarının, AKP hükümetini devirmek için belli güçlerin harekete geçtiği dönemlerdir. İşte bu dönem başında PKK’nın adı geri verildi, PKK yeniden şahinleştirildi, yeniden silâhlı çatışmalar başlatıldı. Bu, bence Öcalan vasıtasıyla PKK’nın yeniden yönetilmesi olayıydı. Yani şunu demek istiyorum ben; PKK’yı bağımsız olarak görmüyorum. Ben bunu açık söylemiştim, şimdi de söylüyorum. Öcalan, İmralı’da Genelkurmay’ın denetimi altındadır. Eğer son dönemde Genelkurmay silâhların susmasını istiyorsa bu mümkündür. Yani, Öcalan’ın söyleyecekleri, kendisine söyletilenlerdir. PKK’nın silâh bırakmasına fırsat vermedi bir takım çevreler. Ergenekon’u nasıl kullanıyorlarsa, PKK’nın eylemlerini de öyle kullanmak istediler. Yani, bu çatışma ortamının sürmesinde bazı çevreler yarar umdu. Onların işi galiba bu, yani çatışma ortamının devamında faydaları var, yoksa işsiz kalacaklar. Kendilerini öyle hissedecekler ya da imtiyazlarını yitirecekler, statükoyu sürdüremeyecekler. Yani bu çatışma ortamı, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde engel, sivilleşmesinin önünde engel, vesayet ortamının önünde engel, demokratikleşmesinde, AB’ye girmesinde engel. Dolayısıyla PKK sorununun çözülmesi, çatışma ortamının sona ermesi; Türkiye’nin demokratikleşmesi, AB’ye girmesi ve Kürt sorununun çözümünde de yolun açılması bakımından bir fırsat olacak. JİTEM’in teşhir edilmesi, bu kirli işlerden, cinayetlerden sorumlu kimselerin tutuklanması ve yargılanması, genel olarak Ergenekon olayı. Yani Ergenekon dâvâsı Türkiye için iyi bir fırsat oldu. Demokrasinin kökleşmesi için, devlet içindeki çeteleşmelerin temizlenmesi için, bu karanlık ilişkilerin ortaya dökülüp, temizlenip aydınlatılması için çok büyük bir fırsat oldu. Dolayısıyla, Ergenekon’un üstüne gidilmesi, tasfiye edilmesi -başarılabilirse- Türkiye için, demokratikleşme için çok büyük bir kazanım olacak. Bunlar da çatışma ortamının sona erdirilmesiyle çok yakın bağı var.”

ÖCALAN DERİN DEVLETİN KONTROLÜNDE

Kemal Burkay, PKK’nın ne kadar bağımsız oluduğunun o ayrı bir konu oluduğunu ama yakalandığı andan itibaren Öcalan’ın İmralı’da derin devletin kontrolünde olduğunu hatırlattı. Burkay, “Eğer Öcalan İmralı’dan örgütünü yönetebiliyorsa, bu derin devlet istediği içindir, buna yol verildiği için yönetebildi. Bugün eğer Abdullah Öcalan barış isteyebilecekse gerçekten, silâhların susmasını samimî olarak isteyecekse, ki yakalandığında da samimi olarak istemişti ama buna fırsat vermemişlerdi. Eğer barış isteyebilecekse, bu; derin devletin kontrolünden çıkmış demektir. Ben en azından Öcalan’ın derin devletin kontrolünden çıkmasını, Adalet Bakanlığı’na bağlı bir cezaevinde tutulmasını yararlı görüyorum. Bu arada, İmralı’da neler olup bittiğini ne biz biliyoruz, ne de kamuoyu biliyor. Belki, hatta ne de Adalet Bakanlığı biliyor” diye konuştu. Stockholm / cihan

19.08.2009


 

64 camide hatimli teravih

Oruç ayına iki gün kala, İstanbul Müftülüğü, şehirdeki camilerde Ramazan hazırlıklarını tamamladı. İstanbul Müftü Yardımcısı İrfan Üstündağ İstanbul’da 39 ilçedeki 64 camide hatimle teravih namazı kılınacağını, 10 camiye de mahya asılacağını bildirdi.

İstanbul Müftülüğü, şehirdeki camilerde Ramazan hazırlıklarını tamamladı. İstanbul Müftü Yardımcısı İrfan Üstündağ, İstanbul’da 39 ilçedeki 64 camide hatimle teravih namazı kılınacağını bildirdi. Her ilçede asgarî bir camide hatimle teravih namazı kılınmasına özen gösterdiklerini ifade eden Üstündağ, bu programın bütün camilerde ilân edileceğini ve İstanbul Müftülüğünün internet sitesinde duyurulacağını söyledi. Üstündağ, namazların bazı camilerde Türkiye’de tanınan 14 ünlü hafızın kıldıracağını vurguladı. Üstündağ, bu yıl yeni bir uygulama başlattıklarını belirterek, Bağcılar Merkez, Beyazıt ve Maltepe Merkez Cumhuriyet Camilerinde İstanbul’un önde gelen hafızları tarafından öğle namazlarından sonra mukabele okunacağını, öncesinde de İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri tarafından o gün okunacak cüzün özel tefsirinin yapılacağını dile getirdi.

İrfan Üstündağ, Osmanlı geleneği olan Türk Tasavvuf Musikîsindeki çeşitli makamların imam ve müezzinler tarafından icra edileceği ‘’cumhur müezzinliği’’ uygulamasının da Şehzadebaşı Camii’nde yapılacağını kaydetti. Bütün cami ve Kur’ân kurslarında bir peygamber geleneği olan ‘’mukabele programları’’ düzenleneceğini dile getiren Üstündağ, buna bağlı olarak İstanbul’daki camilerde ve evlerde okunan bütün hatimlerin sayısının tesbit edileceğini ve Kadir Gecesi Sultanahmet Camii’nde yapılacak özel dinî programda bu hatimler için toplu duâ edileceğini bildirdi. Üstündağ, Ramazan ayının son 10 gününü camide geçirme ibadeti olan ‘’itikâf’’ için de gerekli tedbirleri aldıklarını ifade ederek, belirlenen camilerin müftülüğün internet sitesinde ilân edileceğini söyledi. İstanbul Müftü Yardımcısı İrfan Üstündağ, ‘’İtikâf ibadeti için camiler gece-gündüz açık kalacak. Bu ibadette, vatandaş 10 gün boyunca camide ibadet ediyor, sadece gerekli durumlarda dışarı çıkıyor. Geceleri camide uygun şekilde dinlenip, ibadetine devam ediyor. Bu ibadet, karışıklığa meydan vermemek için her camide yapılamayacak, bunun için her ilçede 2-3 cami belirledik’’ diye konuştu.

TERAVİH NAMAZI

VAKTİNDE KILINACAK

İstanbul Müftü Yardımcısı İrfan Üstündağ, bu yıl teravih namazının vaktinde kılınacağını bildirdi. İlk teravih namazı yarın akşam saat 21.34’te başlayacak. İstanbul’da ilk iftar 21 Ağustos Cuma günü saat 20.04’te yapılacak. Bayram namazının 20 Eylül Pazar günü saat 07.30’da kılınacağını dile getirerek, bayram namazının Çekmeköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe ve Tuzla’da 1 dakika önce, Şile’de 2 dakika önce, Arnavutköy, Beylikdüzü, Esenyurt, Küçükçekmece, Sultangazi’de bir dakika sonra, Büyükçekmece ve Çatalca’da 2 dakika sonra, Silivri’de 3 dakika sonra kılınacağını belirtti. Ramazanda zekâtta nisap miktarının 80,18 gram altın veya karşılığı para olduğunu hatırlatan Üstündağ, fitrelerin ise en az 6,50 TL olduğunu söyledi.

İSTANBUL'DA 10 CAMİYE MAHYA ASILACAK

İşte mahya asılacak camiler: Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet, Beyoğlu Yenişehir Çarşı, Büyükçekmece Hazreti Ebubekir, Eyüp Sultan, Kâğıthane Çağlayan Yeni, Maltepe Cumhuriyet, Pendik Kaynarca Merkez, Tuzla Abdullah Pehlivanlı, Ümraniye Çakmak Hazreti Ali ve Üsküdar Valide-i Cedid camilerine ‘’Orucunu Tut, Zekâtını ver’’, ‘’11 Ayın Sultanı Hoş Geldin’’, ‘’La İlahe İllallah’’, ‘’Oruç Tut, Sıhhat Bul’’, ‘’Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan’’, ‘’Namaz Dinin Direğidir’’, ‘’Kadir Gecesi Bin Aydan Hayırlıdır’’, ‘’Kandiliniz Mübarek Olsun’’, ‘’On Bir Ayın Sultanı’’, ‘’Nefsinin Esiri Olma’’, ‘’Yalnız Allah’a Kulluk Et, Adil Ol’’ yazılı mahyalar asılacak.

19.08.2009


 

Yine ‘Denedik, olmadı’ demeyin

DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, “Kürt sorunu”nun bir an önce çözülmesi gerektiğini belirterek, açılım çalışmasını yürüten hükümete uyarıda bulunan Çelebi, “Adımlar cesaretle atılmalı. ‘Denedik, ama başaramadık’ sözünü duymak istemiyoruz” diye konuştu.

Türkİye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ‘’Demokratik açılım’’ çalışması konusunda barışa gidecek adımların cesaretle atılmasına ihtiyaç olduğunu belirterek, ‘’Denedik, ama başaramadık’’ yaklaşımını duymak istemediklerini söyledi.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, ‘’Demokratik açılım’’ çalışmaları kapsamında DİSK’i ziyaret etti. Atalay, DİSK Genel Merkezi’nde yaklaşık bir saat süreyle basına kapalı olarak DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve konfederasyon yetkilileriyle görüştü. Çelebi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Bakan Atalay’ı DİSK’te görmekten dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Sorunun AKP’nin, diğer meslek örgütlerinin değil, Türkiye’nin sorunu olduğunu dile getiren Çelebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Bu soruna hep beraber çözüm üretmek zorundayız. Devlete küsülmez. Devlet bizim devletimiz. Ülke bizim ülkemiz. Devlete küsülerek bu sorun aşılmaz. Ortaya konulan iradelere herkesin katkı vermesini diliyorum. Bu ülkede en çok bedel ödeyen örgüt olarak söylüyorum. Bu sorunun çözümünü istedik. Onlarca yıldır irademizi açık yüreklilikle ortaya koymuş bir örgütüz. Geç kalınmış gibi ifade edilse bile, artık bundan sonra atılacak her adım bundan sonra her bir damla kanın, her bir damla gözyaşının akmasını önleyecek.’’ Süleyman Çelebi, bazı siyasi partileri bu konuda anlamakta güçlük çektiklerini ifade ederek, bu kadar direnmek yerine herkesin sürece katkı vermesi gerektiğini vurguladı. Çelebi, sözlerine şöyle devam etti: ‘’Bu sorun, bu ülkenin sorunu. Bu soruna ilişkin sayın bakana daha önce de ifade ettiğimiz iradelerimizi, kaygılarımızı, buna ilişkin yaklaşımlarımızı net olarak ortaya koyduk. Anayasa tartışmaları gündeme geldiğinde, anayasa konusundaki düşüncelerimizi de çok net bir şekilde ifade ettik. Türkiye Cumhuriyet vatandaşlığı temelinde bir değişikliğe, yalnız o değişikliğe değil, demokratik açılımlara da ihtiyaç olduğunu ifade ettik. Irkçı milli söylemlerin ve o konuda yürütülen siyasetin bedelini en çok çalışan kesim ödedi. Yaşamın diğer alanındaki bedeller de önemlidir. Bu bedelin ödenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. İşin ekonomik boyutunda da projeler geliştirilmeli. Bu konuda barışa gidecek adımların cesaretle atılmasına ihtiyaç var. ‘Denedik ama başaramadık’ yaklaşımını duymak istemiyoruz.’’

Gazetecilerin ‘’Demokratik açılım çalışmalarıyla ilgili öneri listenizde neler var?’’ sorusuna Çelebi, anayasa değişikliği başta olmak üzere demokratik açılımların ele alınmasını istediklerini, yaklaşımlarının o bölgedeki sorunların aşılması konusunda olduğunu bildirdi. Çelebi, sorunun tıkanma noktasından çıkartılması, demokratikleşmenin yaratılması gerektiğini sözlerine ekledi. İstanbul / aa

ATALAY: BU SADECE

HÜKÜMETİN SORUNU DEĞİL

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, DİSK’i ziyartinin ardından Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneğini (TÜSİAD) ziyaret ederek, yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Bakan Atalay’ı Tepebaşı’ndaki TÜSİAD binasına gelişinde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile bazı yönetim kurulu üyeleri karşıladı. Daha sonra, Atalay ile TÜSİAD Yönetim Kurulu üyeleri görüşmeye geçtiler.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, DİSK’i ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, ‘’Demokratik açılım’’ diye niteledikleri konunun, çok farklı bir konu olduğunu ifade ederek, bu süreçte birçok paylaşımın, yardımlaşmanın, düşüncenin bir araya gelmesi gerektiğini belirtti. Bakan Atalay, bu toplumsal sorunu paylaşmak için siyasi partileri ve önemli meslek kuruluşlarını ziyaret ettiği hatırlattı. Bakan Atalay, ‘’Bu sadece AK Parti’nin, sadece hükümetin sorunu değil. Yaşadığımız büyük acılarla dolu bu süreç hepimizin görevi. Bütün siyasi partiler, bütün kurumlar, bütün bireyler ve basınımızla paylaşarak ortak çaba sarf ederek bu sürecin önündeki engelleri, önleyici provokatif yaklaşımları giderebiliriz’’ dedi.

19.08.2009


 

Cumhurbaşkanı Gül’e Hak-İş tepkisi

Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, İşsizlik Sigortası Fonu’na ilişkin düzenlemeyle ilgili, ‘’Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı dışında kullanılmasına yol açan yasayı 17 Ağustos 2009 tarihinde tam da depremin 10. yıl dönümünde onaylayarak İşsizlik Sigortası Fonu’nda deprem yaratacak bir karara imza atmıştır’’ dedi.

Uslu, yaptığı yazılı açıklamada, 5921 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylandığını hatırlattı. Salim Uslu, ‘’Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı dışında kullanılmasına yol açan yasayı 17 Ağustos 2009 tarihinde tam da depremin 10. yıl dönümünde onaylayarak İşsizlik Sigortası Fonu’nda deprem yaratacak bir karara imza atmıştır’’ yorumunda bulundu.

Uslu, düzenlemenin, öncelikle Anayasa’nın, devletin, ‘’sosyal hukuk devleti’’ niteliğine vurgu yapan 2. maddesi ile çalışma hakkı ve ödevini düzenleyen 49. maddesine ve genel bütçeyi düzenleyen 161, 162 ve 163. maddelerine aykırı olduğunu savundu. Kanun’la ilgili sürecin henüz sonuçlanmadığını belirten Uslu, Cumhurbaşkanı, ana muhalefet partisi veya 110 milletvekilinin imzasıyla Kanun’un Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından 60 gün içerisinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabileceğine işaret etti. Uslu, şunları kaydetti: ‘’Hak-İş olarak Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e, ana muhalefet partisine ve emeğin hakkını savunan ve sahiplenen bütün milletvekillerimize vicdanlarının sesini dinleyerek ve itirazlarımızı dikkate alarak bu kanunu Anayasa Mahkemesine götürmesi çağrısında bulunuyoruz. Hem İşsizlik Sigortası Fonu’nun kullanılış biçiminden hem de anayasal yargıdaki boşluktan dolayı iki defa mağduruz. Çünkü Anayasal yargıda konfederasyonlara ve sivil toplum örgütlerine Anayasa Mahkemesine dava açma hakkı verilmemektedir. KKTC’de ve birçok Avrupa ülkesinde bu hak varken Türkiye’de var olan eksiklik bu vesile ile bir kez daha ortaya çıkmış ve Türkiye’de çok ciddi bir yargı reformuna ihtiyaç duyulduğu açıkça görülmüştür. Dolayısıyla çalışanların hakları söz konusu olması durumunda konfederasyonlara dava açma yetkisi verilmelidir.’’ Ankara / aa

19.08.2009


 

Sivil toplum, Deniz Feneri'nde biraraya geldi

DENİZ Feneri Derneği, İstanbul, Ankara, İzmir ve Erzurum’da bulunan dernek merkezlerinde eşzamanlı olarak 88 sivil toplum kuruluşu ve medya temsilcisini misafir etti.

İstanbul’daki toplantıda konuşan Deniz Feneri Genel Başkanı Av. Mehmet Cengiz, dâvetlileri dernek faaliyetleri hakkında bilgilendirdi. Cengiz, yaklaşan Ramazan öncesinde hayır kurumları üzerinden toplumun manevî duygularını tahribe yönelik muhtemel bir karalama kampanyasına karşı uyanık olunması gerektiğine dikkat çekerek, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri marifetiyle toplumsal bir refleks oluşturma düşüncesini katılımcılarla paylaştı. Cengiz, “iyilik platformu”, “iyilik gönüllüleri” vb. adlar altında sivil kuruluşlar ve kanaat önderlerinin içinde yer alacağı, bir inisiyatif oluşturulmasının gereğine inandığını belirtti. Katılımcılar, ortaya atılan teklif doğrultusunda görüşlerini dile getirerek böyle bir çalışmanın sivil toplum kuruluşları açısından çok önemli olacağını, bu inisiyatifin gerektiğinde denetim görevini de yerine getirebileceğini ifade ettiler. İstanbul / MURAT SAYAN

19.08.2009


 

Çankaya’da Ramazan davuluna izin yok

Çankaya Belediyesi, ‘’halktan gelen talep’’ üzerine, Ramazan davulcularının ilçe genelinde ‘’davul çalarak halkı sahura kaldırmasına’’ yasak getirdi. Zabıta müdürlüğü yetkilileri, buna uymayanların davullarına el konulacağını ve ‘’Kabahatler Kanunu’’ uyarınca işlem yapılacağını bildirdi.

Çankaya Belediyesi Başkanvekili Nebiha Mani, teknolojinin geliştiği bir dönemde vatandaşların sahura cep telefonu ya da çalar saatini kurarak sahura kalktığını ve davul sesinden rahatsız olduklarını belirtmeleri üzerine zabıta müdürlüğüyle tedbir aldıklarını bildirdi. İnancı güçlü bir aileden geldiğini ve kişisel anlamda sahurda çalınan davul sesinden çok rahatsız olmadığını anlatan Mani, ‘’Davul demek ‘oruca kalk’ demek. Ancak halkın çoğunluğundan gelen talep doğrultusunda Çankaya Belediyesi sınırlarında sahurda davul çalınmasına yasak getirildi’’ dedi. Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri ise Türkiye’nin en üst seviyede teknolojiyi yakaladığını ifade ederek, Ramazan ayında vatandaşların ‘’davul sesi’’ yerine ‘’çalar saat kurarak’’ sahura kalkmayı tercih ettiklerini söyledi. Ankara / aa

19.08.2009


 

Şehitler askeri törenle memleketlerine uğurlandı

ElazIğ’In Karakoçan ilçesinde el bombasının patlaması sonucu şehit olan askerler için Elazığ Asker Hastanesinde tören düzenlendi.

Karakoçan ilçesi Koçyiğitler köyü Düztepe mevkisinde yürütülen iç güvenlik operasyonu sırasında mevzide el bombasının kazayla patlaması sonucu şehit olan Piyade Er Mesut Bulut, Piyade Çavuş İbrahim Yaman, Piyade Onbaşı İbrahim Öztürk ve Piyade Onbaşı Ali Osman Altın’ın cenazeleri hastane bahçesinde katafalta konuldu. Şehit askerlerin özgeçmişlerinin okunmasının ardından Müftü Ömer Kocaoğul, dua etti. Şehit askerlerin cenazeleri daha sonra askeri uçakla memleketlerine gönderildi. Törene Vali Muammer Erol, AKP Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, AKP Elazığ milletvekilleri Tahir Öztürk ve Faruk Septioğlu, 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Eyüp Kaptan, Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu ile askeri ve sivil erkan katıldı. Elazığ / aa

19.08.2009


 

Babacan: Enerjimizi boşa harcamayalım

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’nin enerjisini kısır tartışmalar yerine üretim, istihdam ve yatırımların artırılmasına harcaması halinde aşamayacağı engelin bulunmadığını söyledi.

Babacan, Şanlıurfa’da düzenlenen Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye olarak ciddi bir kalkınma ve gelişme trendi yakalandıysa bunda sağlanan güven ve istikrar unsurunun, hayata geçirilen demokratik reformların, hak ve hukuk sistemindeki gelişmelerin büyük rolü olduğunu kaydetti. “Enerjimizi kısır tartışmalarla, kronik sorunlarla değil, üretime istihdama, yatırıma harcadığımız sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur” diyen Bakan Babacan, anlattıklarının hayal ve çok uzak hedefler olmadığını ifade etti. Türkiye için, Türkiye ekonomisi için aydınlık günlerin çok yakında olduğuna inandıklarını belirten Babacan, “Yeter ki bu hedeflere hep beraber inanalım. Yeter ki samimiyetimize güvenelim. O zaman aşamayacağımız hiçbir engel, ulaşamayacağımız hiçbir hedef kalmayacaktır. Milli birlik ve beraberliği pekiştirmeyi ve kalkınma fırsatlarını ülke geneline yaymayı şiar edinmiş bir hükümet olarak Bölgesel Kalkınma Programlarını başlattık. Bu çalışmaların temelinde yörede yaşayan insanların gelir düzeyini, yaşam kalitesini yükseltmek, Türkiye’nin bölgeler arasındaki farklılıklarını gidermek, ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine ulaşmak bulunuyor. Bunu gerçekleştirmek için kalkınma ajansları kurduk. GAP kapsamında yürüttüğümüz çalışmaları hızlandırmak için geçtiğimiz yıl GAP Eylem Planı’nı açıkladık” diye konuştu. Şanlıurfa / cihan

19.08.2009


 

Alevi Çalıştayı’nın 3. oturumu bugün

Alevİ Çalıştayı’nın 3. oturumu, ilahiyat fakülteleri öğretim üyeleri ve Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan bilim insanlarının katılımıyla bugün yapılacak. Edinilen bilgiye göre, Ankara Rixos Otel’de saat 09.30’da başlayacak oturuma, Alevilikle ilgili çalışma yapan, konuyu bilgi düzeyinde araştırıp, sorun düzeyinde tartışan ilahiyatçılarla, Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan ilahiyat kökenli bilim adamlarından oluşan 37 kişi katılacak. Katılımcılar arasında, Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. İlhami Güler, Prof. Dr. Hasan Onat, Prof. Dr. Sönmez Kutlu ve Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın bulunuyor. Çalıştaya, aynı zamanda Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı da olan Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İzzet Er ile Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Görmez ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi olarak görev alan Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hamza Aktan da katılacak. Ayrıca Almanya Goethe Üniversitesinden Prof. Dr. Ömer Özsoy, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü İrfan Aycan ve Tunceli Müftüsü Arslan Türk da çalıştayın katılımcıları arasında yer alıyor. Moderatörlüğünü Necdet Subaşı’nın yapacağı çalıştayda, hükümeti, Devlet Bakanı Faruk Çelik temsil edecek. Ankara / aa

19.08.2009


 

Cihanbeyli'de trafik kazası: 5 ölü

Konya’nIn Cihanbeyli ilçesinde, birinde gurbetçi ailenin bulunduğu 3 aracın çarpıştığı trafik kazasında 5 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Edinilen bilgiye göre, Cihanbeyli’den Konya yönüne gelmekte olan Mehmet Özad’ın kullandığı 42 FS 169 plakalı kamyonet, önce karşı yönden gelen, Mehmet Gemici idaresindeki gurbetçi ailenin bulunduğu DM 500 yabancı plakalı otomobile, ardından da Ali Akkoç’un kullandığı 11 EE 392 plakalı kamyona çarptı. Kazada, kamyon sürücüsü Ali Akkoç, kamyonet sürücüsü Mehmet Özad, bu araçta bulunanlardan Ahmet Arıcı, kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi ve otomobildeki gurbetçi ailenin 8 yaşındaki çocukları Turgay Gemici, olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada yaralanan otomobil sürücüsü Mehmet Gemici, eşi Havva ve kızları Tülin Gemici, ambulanslarla Konya’daki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Cihanbeyli / aa

19.08.2009


 

7 DTP’li tutuklandı

Mardİn’İn Nusaybin ilçesinde Demokratik Toplum Partisi (DTP) Nusaybin ilçe Başkanı Süleyman Çiftçi’nin de aralarında bulunduğu 7 DTP’li tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, bir süre önce ilçe merkezinde düzenlenen bir etkinlikte terör örgütünün propagandasını yaptıkları iddiasıyla DTP Nusaybin ilçe Başkanı Süleyman Çiftçi, DTP ilçe yöneticileri Abdülaziz Keskin, Mehmet Salih Özen ve belediye meclis üyeleri Sebğatullah Alper, Şemsettin Dağhan ile DTP’li Tenzire Irmak ve M.A. Nusaybin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Sorgularının ardından savcılığa sevk edilen ve ifadeleri alındıktan sonra nöbetçi mahkemeye sevk edilen 7 kişi, ‘’Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, terör örgütü propagandası yapmak ve görev başındaki memura mukavemet’’ suçlarından tutukladı. Nusaybin / aa

19.08.2009


 

Cerrah: Zanlı evde olsa yakalanırdı

Osmanİye Valisi Celalettin Cerrah, Münevver Karabulut cinayetinde katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun yakalanıp serbest bırakıldığı yönündeki iddialarla ilgili, “Katil zanlısı evde olsaydı mutlaka yakalanır ve adalete teslim edilirdi” dedi. Adana Valisi İlhan Atış’ı ziyaret eden Cerrah, hafta sonu izinsiz gösteriler sırasında bıçaklanarak şehit edilen polis memuru Özkan için Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmez’e başsağlığı ziyareti bulundu. Cerrah, burada, bir gazetecinin Münevver Karabulut cinayetinde katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun yakalanıp serbest bırakıldığı yönündeki iddialarla ilgili sorusuna, “Bu mümkün değil” cevabını verdi. “Katil zanlısı evde olsaydı mutlaka yakalanır ve adalete teslim edilirdi” diyen Cerrah, şunları kaydetti: “Evde arama yapılırken Cem Garipoğlu’nun anne ve babası, site sakinleri ve jandarma vardı. Polis, bu kadar kişinin içinde katil zanlısını yakalayacak, sonra da serbest bırakacak. Böyle bir şey mümkün değil. Aramalar sırasında evde 700 bin avronun bulunduğu söyleniyor, polis buna göz mü yumacak? Jandarma ve polis arama dolayısıyla tutanak tuttu. Savcılığın yaptığı tahkikat sonucunda böyle bir şeyin olmadığı anlaşılırsa, açıklamalarından dolayı Karabulut ailesi nasıl bir açıklama yapacak? Tüm delilleri emniyet teşkilatı açığa çıkardı. Olay aydınlatılmıştır. Ancak katil zanlısı henüz yakalanamamıştır.” Adana / aa

19.08.2009


 

Yoğun bakımda yangın

Manİsa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dahiliye Yoğun Bakım Servisi’nde su ısıtıcısının kısa devre yapması sonucu yangın çıktı. Yangın büyümeden söndürüldü. Edinilen bilgiye göre yangın, yoğun bakım servisindeki su ısıtıcısının kısa devre yapması sonucu saat 23.45 sıralarında çıktığı belirlendi. Yangın sırasında serviste yoğun duman meydana geldi. Yangın, itfaiye ekipleri tarafından büyümeden söndürüldü. Olay sırasında can kaybı ya da yaralanan olmadı. Hastane Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Asım Arslan yangının çıktığı yoğun bakım servisindeki 9 hastanın diğer servislere nakledildiğini söyledi. Manisa Belediyesi İtfaiye Müdürü Ali Gül de yangının, dializ pozisyonlarının bulunduğu yerde elektrikli su ısıtıcısının kısa devre yapması sonucu çıktığını belirtti. Manisa / aa

19.08.2009


 

Havada arızalanan THY uçağı geri döndü

Türk Hava Yolları’nın (THY) İstanbul-Johannesburg seferini yapan yolcu uçağı, hidrolik arızası sebebiyle Atatürk Havalimanı’na geri döndü. Alınan bilgiye göre, İstanbul-Johannesburg seferini yapmak üzere Atatürk Havalimanı’ndan 249 yolcusuyla saat 01.00’de havalanan TK 80 sefer sayılı Airbus 340 tipi yolcu uçağında, bir süre sonra hidrolik arızası meydana geldi. Bunun üzerine Atatürk Havalimanı’na geri dönen uçağın yolcuları, aynı tip bir başka uçakla yaklaşık 9 saatlik gecikmeyle Güney Afrika’ya hareket etti. İstanbul / aa

19.08.2009


 

İzinsiz gösteriye 58 gözaltı

Erzurum’da terör örgütü DHKP-C üyesi oldukları iddiasıyla tutuklu bulunan 5 sanığın yargılandığı davanın duruşması sırasında Adliye binası önünde izinsiz gösteri yapan gruptan 58 kişi, polise “mukavemette bulunduğu” gerekçesiyle gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşması sırasında, Adliye binası önünde toplanan bir grup, izinsiz gösteri yapıp basın açıklaması okudu. Gösteri yapan gruba tepki gösteren çevredeki vatandaşları, polis bölgeden uzaklaştırdı. Polis, basın açıklamasının ardından, göstericilere dağılmaları için 3 kez ikazda bulundu. Uyarılara rağmen dağılmayan ve polise “mukavemette bulunan” 58 kişi gözaltına alındı. Erzurum / aa

19.08.2009


 

Hacı Bayram'da mukabele

11 ayIn sultanı Ramazan dolayısıyla bir dizi hazırlık yapan Ankara Müftülüğü, bu yıl ilk kez Hacı Bayram Camii’nde kadınlar için mukabele programı düzenleyecek.

Hacı Bayram Camii’nde 10.00-11.30 saatleri arasında 4 kadın din görevlisi ezbere grup mukabelesi okuyacak. Kadın görevliler, yarım saate yakın da okunan âyetlerle ilgili kadınlarla sohbet edecek. Ayrıca, başşehirdeki bin 376 metropol olmak üzere toplam 2 bin 730 camiden bin 353’ünde değişik zamanlarda mukabele okunacak. Başşehirde, 13 camide hatimle teravih namazı kılınabilecek. Hatimle namaz kılınacak camiler şöyle: ‘’Altındağ - Hacı Bayram Camii, Ayaş - Merkez Bünyamin Camii, Beypazarı - Merkez Tabakhane Camii, Çubuk - Merkez Yeni Cami, Elmadağ - Ulu Cami, Keçiören - Rabia Hatun Mescidi, Mamak - Altıağaç Türbe Camii, Mamak - Kutludüğün Yeni Cami, Polatlı - Şehitlik Camii, Pursaklar - Hz. Ebubekir Camii, Sincan - Andiçen Camii, Yenimahalle - Sami Efendi Camii ve Yenimahalle - Çavuşoğlu Camii.’’ Kur’ân-ı Kerim’in vahiy yoluyla Peygamberimize indirildiği ve İslâm dininde en faziletli gece olarak bilinen Kadir Gecesi de başşehirde bazı camiler sabaha kadar açık kalacak. Metropol ve ilçelerde olmak üzere toplam 29 caminin açık kalacağı gecede, söz konusu camilerde sabaha kadar ibadet yapılabilecek. Buna göre, merkezde, Kocatepe Camii, Etlik Hicret Camii, Abidinpaşa Merkez Cami, Terminal (AŞTİ) Camii ile Sami Efendi Camii, Kadir Gecesi sabaha kadar açık kalacak. Ayrıca Kızılcahamam, Çubuk, Polatlı, Etimesgut, Şereflikoçhisar ve Nallıhan gibi ilçelerde de belirlenen camiler Kadir Gecesi sabaha kadar açık olacak.

19.08.2009


 

Güventürk: Kriz, KOBİ’leri vuruyor

EGE Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Derneği (EGEKOBİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Güventürk, sanayi bölgelerinin ekonomik kriz sebebiyle yangın yerine benzediğini belirtti.

Güventürk, yazılı açıklamada, ekonomik krizin, piyasaların ateşini günden güne yükselttiğini, söz konusu ateşten en çok KOBİ’lerin etkilendiğini savundu. Ülkedeki işletmelerin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lere yeterli ölçüde destek verilmemesinin sorunlara neden olduğunu savunan Güventürk, şunları kaydetti: ‘’Ekonomik kriz ve yaz aylarında yaşanan mevsimsel durgunluk nedeniyle tıpkı orman yangınları gibi birçok işletmede de yangın misali sesler duyulmaya başlandı. KOBİ’lerin sıkıntısı giderek büyüdü. Ülkemizde özellikle yaz aylarında birçok orman yanıyor. Ama bir başka yangın da sanayi bölgelerinde yaşanıyor. KOBİ Ormanları yanmaya devam ediyor. Dirençler kırılmaya yüz tuttu. Sanayi bölgelerindeki fabrika ve atölyelerin kapılarındaki ‘Satılık-Kiralık’ ilânlarının sayısı her geçen gün artmaktadır. Sanayi bölgeleri yangın yeri gibi. Bu yangını bir an önce söndürmek, yayılmasını önlemek lâzım.’’ Yaşanan sıkıntıların, KOBİ’lerin yatırım ve moral isteğini körelttiğini, iş yerlerinde kepenk kapatmaların arttığını anlata Güventürk, ekonominin ‘’orta direği’’ KOBİ’lerin çökmeden önce desteklenmesi gerektiğini belirtti. Güventürk, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ‘’Ayakta kalabilmiş üretici KOBİ’lere en az 6 ay ödemesiz dönemi olan 3-4 yıl vadeli faizsiz kredi verilmelidir. Ülkemizin varoluşuna özdeş olan küçük işletmeler, tarım KOBİ’leri, sanayi işletmelerinin bu alarm ve yangın misali sesine kulak verilmesi gerekiyor. KOBİ’ler için mutlaka kalıcı, ayağa kaldırıcı destek ve çözümler üretilmelidir. Aksi takdirde ekonominin temelinde oluşacak hasarın kolay tamiri mümkün olmayacak.’’ İzmir / aa

19.08.2009


 

Domuz gribi video oyununda

Dünyada ilk olarak Meksika’da patlak veren, sınırları aşan salgına dönüşen ve aşı üretim çalışmaları yapılan H1N1 virüsünün yol açtığı domuz gribi, şimdi de bir video oyununa konu oldu. Hastalığa karşı insanları bilinçlendirme hedefinde olduklarını açıklayan Hollandalı bilim adamları, oyuncuların sınırları aşan yeni bir salgını kontrol altına almaya çalışacağı bir video oyunu tasarladı. Sadece internette “www.thegreatflu.com” sitesinde oynanabilen oyunun ücretsiz olduğu belirtildi.

19.08.2009


 

Mevsimsel grip daha tehlikeli

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji ve Temel İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, mevsimsel grip aşısının önemine işaret ederek, “Neden insanlar kuş ya da domuz gribi denince panikliyor da, mevsimsel grip denince önemsemiyorlar anlamak mümkün değil. Çünkü mevsimsel grip domuz ve kuş gribinden daha fazla ölüme yol açan bir hastalık’’ dedi.

Sağlık Bakanlığı Aşı Danışma Kurulu üyesi, Türkiye’de influenza virüsü konusunda inceleme yapan 2 referans laboratuvarından biri olan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji Laboratuvarı’nın sorumlusu olan Badur, Türkiye’de ilk kez mevsimsel grip aşısının bu yıl Ağustosta piyasaya verildiğini belirtti.

Badur, H1N1’in çok hızlı yayılan bir virüs olduğunu, çok sür'atle yayıldığını, kolay bulaştığını, ama mevsimsel grip kadar hasar yapmadığını belirterek, ‘’Mevsimsel gripten dünyada yılda 250-500 bin kişi ölüyor. Bu çok büyük bir rakam. İnsanlar grip konusundaki herhangi bir haberi ilâç ya da aşı firmalarının yapay olarak gündeme getirdiğini düşünüyor. Ama öyle değil. Bugün kuş gribi de, domuz gribi de mevsimsel gripten daha az insan öldürmüştür ve daha az korkulmaları gerekir’’ görüşlerini dile getirdi. İstanbul / aa

19.08.2009


 

Asya’nın en mutlusu, Sri Lankalılar

Asya ülkelerinde yapılan ankete göre Sri Lankalılar bölgenin en mutlu insanları. Ada halkı yaşlarının çok altında gösteren sağlıklı bedenleri ve hiç eksik olmayan tebessümleri ile dikkat çekiyor. Singapur merkezli reklam firması Grey Group’un yaptığı ankete göre, ülkede 30 yıldır devam eden çatışmalara rağmen Sri Lankalılar, Asya’nın en mutlu insanları çıkarken, Tayvan listede en altta yer aldı. Anket, Grey Group tarafından geçtiğimiz Aralık-Ocak ayında, yaşları 18 ile 65 arasında 8 bin insanla elektronik posta ve yüz yüze görüşme yoluyla yapıldı. Asya’nın zengin ülkesi Singapurlular, “Gelecek geçmişten daha mı iyi olacak ?” sorusuna verdiği olumsuz cevapla listenin en kötümser dört ülkesinden biri çıktı. Gelişmekte olan Sri Lanka ve Çin yüzde 94’le geleceğe güvenle bakan en iyi iki ülke. İstanbul / aa

19.08.2009


 

Çin, alkole karşı savaş açtı

Çİn Güvenlik Bakanlığı, alkollü araç kullananlara karşı, iki ay sürecek operasyonlara başladı. Şinhua ajansının haberine göre, Çin’in birçok bölgesinde meydana gelen ve ölümle sonuçlanan trafik kazalarının ardından, medyanın da baskısıyla denetimler ülke genelinde başlatıldı. Çin Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, alkollü sürücülere ağır cezalar vereceklerini ve yaptırımların, insanlar “sorumlu birer sürücü” olana kadar daha da arttırılacağını belirterek, “Ülkemizin yolları dünyanın en tehlikeli ve kalabalık yollarından. Bu sebeple önce insanların sonra da alkollü araç kullananların kendi iyiliği için daha ağır cezalar uygulamayı planlıyoruz” diye konuştu. Yetkililer, gerekirse alkollü araç kullananların ehliyetine el konulabileceğini kaydetti. Pekin / aa

19.08.2009


 

Satürn’ün uydusunda büyük fırtına

Satürn’ün Dünya’ya benzerliğiyle dikkat çeken en büyük uydusu Titan’da Hindistan büyüklüğünde fırtına “yuvası” gözlendi. ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki California Institute of Technology (Caltech), gözlemde, dev metan gazı bulutunun, soğuk çöllük bir bölge üzerinde tesbit edildiğini belirtti. Titan üzerindeki bu büyük noktayı ilk olarak Nisan 2008’de keşfeden Emily Schaller adlı astronom, doktora sonrası çalışmasında, Satürn’ün uydusundaki bu büyük lekeyi incelediğinde bunun dev metan bulutundan kaynaklanan bir fırtına olduğunu belirledi. İlk metan bulutunun tropik bölgeler yakınında görüldüğünü belirten Caltech, bu metan bulutuna neyin sebep olduğunun henüz bilinmediğini, ancak atmosferde bir patlama gibi davranan bu oluşumun, kendi bulutlarının oluşumunu tetikleyen dalgalarının, gezegen çevresinde dolaştığı kaydedildi. Öte yandan, Amerikan Cassini uzay aracı, Satürn’ün ekinoksuna (gece ve gündüzün eşit olması) ulaşma anını görüntüledi ve bu görüntüleri Dünya’ya geçti. Satürn’ün yörüngesinin çok büyük olmasından ötürü ekinoks sadece her 15 dünya yılında bir meydana geliyor. Washington / aa

19.08.2009


 

Kilo almadan Ramazanı bitirmek mümkün

Yaklaşan Ramazan Ayı’nda gün boyunca oruç tutarak aç kalanlar, akşam iftarda çok yedikleri için istemeden de olsa kilo alıyor. Uzmanlar, Ramazan’da kilo almadan bayramı karşılamanın mümkün olduğunu belirtiyor. “Ramazan ayında öğün sayısının en az 4 tercihen 5 (Sahur, İftar açılışı, İftar yemeği, Gece yatmadan önce iki ara öğün olacak şekilde) olacak şekilde planlanması gerektiğini aktaran Diyetisyen Nurdan Camcı, sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin son derece zararlı olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı. Yetişkin bir bireyin ortalama su ihtiyacının 2-2.5 litre arasında olduğunu hatırlatan Camcı, oruç tutarken vücudun uzun süre susuz kalacağı için, iftar ve sahur arasında bol su içilmeye özen göstermelisi gerektiğini ifade etti. Nurdan Camcı, günde en az 5 porsiyon sebze-meyve tüketiminin sağlanması gerektiğinin de altını çizdi. Camcı, Ramazan ayı süresince ağırlık denetimine katkıda bulunmak için iftar sonrasında kısa yürüyüşler yapmanın da metabolizma için faydalı olacağını ifade etti. Bursa / cihan

19.08.2009


 

Hacı bayram'da Mukabele

11 ayIn sultanı Ramazan dolayısıyla bir dizi hazırlık yapan Ankara Müftülüğü, bu yıl ilk kez Hacı Bayram Camii’nde kadınlar için mukabele programı düzenleyecek.

Hacı Bayram Camii’nde 10.00-11.30 saatleri arasında 4 kadın din görevlisi ezbere grup mukabelesi okuyacak. Kadın görevliler, yarım saate yakın da okunan âyetlerle ilgili kadınlarla sohbet edecek. Ayrıca, başşehirdeki bin 376 metropol olmak üzere toplam 2 bin 730 camiden bin 353’ünde değişik zamanlarda mukabele okunacak. Başşehirde, 13 camide hatimle teravih namazı kılınabilecek. Hatimle namaz kılınacak camiler şöyle: ‘’Altındağ - Hacı Bayram Camii, Ayaş - Merkez Bünyamin Camii, Beypazarı - Merkez Tabakhane Camii, Çubuk - Merkez Yeni Cami, Elmadağ - Ulu Cami, Keçiören - Rabia Hatun Mescidi, Mamak - Altıağaç Türbe Camii, Mamak - Kutludüğün Yeni Cami, Polatlı - Şehitlik Camii, Pursaklar - Hz. Ebubekir Camii, Sincan - Andiçen Camii, Yenimahalle - Sami Efendi Camii ve Yenimahalle - Çavuşoğlu Camii.’’ Kur’ân-ı Kerim’in vahiy yoluyla Peygamberimize indirildiği ve İslâm dininde en faziletli gece olarak bilinen Kadir Gecesi de başşehirde bazı camiler sabaha kadar açık kalacak. Metropol ve ilçelerde olmak üzere toplam 29 caminin açık kalacağı gecede, söz konusu camilerde sabaha kadar ibadet yapılabilecek. Buna göre, merkezde, Kocatepe Camii, Etlik Hicret Camii, Abidinpaşa Merkez Cami, Terminal (AŞTİ) Camii ile Sami Efendi Camii, Kadir Gecesi sabaha kadar açık kalacak. Ayrıca Kızılcahamam, Çubuk, Polatlı, Etimesgut, Şereflikoçhisar ve Nallıhan gibi ilçelerde de belirlenen camiler Kadir Gecesi sabaha kadar açık olacak.

19.08.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Bütün haberler

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.