11 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Görüş

Deniz Baykal’a mektup var

HELLO Can Denizcim. How çoluk çocuk? İnşallah hepsi bestir. Ben Erdoğan, can ciğer arkadaşın! Eğer my hal sorarsan iyidir. Biliyorum sormayacaksın! Çünkü sen benim mirasıma konmak için olmadık tuzaklar koruyorsun. Yuvarlanıp gidiyoruz şu world’e. Biliyorum uzun bir aradır hal hatırını sormuyorum. Hele bi sor niye sormuyorum. Çünkü daha önce birkaç mektuba cevap vermedin. Ne kadar umursamaz davranıyorsun. Kaç yıldır birbirimizi görmüyoruz ben bile artık unuttum! En son her halde anayasa mahkemesi karşılaşmasında buluşmuştuk. Bizi fena halde yenmiştiniz.

Bu arada para durumunuz nasıl? Yoksa siz de bizim gibi şu melet IMF’nin kapısına mı göz dikmişsiniz. Ya abi her gün koca koca adamları devreye sokuyoruz. Ama bize zırnık koklatmıyorlar. En son bir gazeteci kokmuş pabucunu attı onlara. Çoluk çocuk, millet aç. Kazan kaldırmalarından korkuyoruz. Bizim hanım 3 gündür ıspanak pişiriyor. Sizin durumunuz nasıl? Her halde senin balık tutma merakın yüzünden, her gün balığa talim olmuşlar sizinkiler.

Ya kanka biz artık bu mektup faslını değiştirsek diyorum. Baksana eskidi artık. Bizim “Deli Emin” bile mektupla haberleşmiyor. Telefon dururken pek de akla mantığa uymuyor. Bu aralar bi açılalım denizlere dedik ve bir ‘açılım’ meydana getirdik bir el atsanız inanın çok sevabı var. Bu sorun yerde kalırsa vebali altında ikimizde iflâh olmayız. Bunun için rahatsız ettik by Rodos. Tez elden cevabını bekliyorum. Kusura bakma çok konuşunca fazla yazıyorlar faturaya hadi good hoşça kal.

Not: Bu aralar İngilizce kursuna gittiğim için mektupta İngilizce kelimeler var. Gelecek seneki Davos olimpiyatlarına hazırlanıyorum. Bu maruzumu hoş gör. Kendine bir sözlük al. Çeviri için gerekli çünkü.

TATİL BİTTİ VEKİLER

Vekillerin ballı tatili bitti artık. Meclis ilköğretim okulu hayırlısıyla yeni yasama yılına başlayacak. Tatil kitaplarını pek çalışmışa benzemiyorlar. Bazılarının performansı sıfırın altında eksilere düşmüş. İlk derste hemen güzellik uykusuna dalanlarda vardı. Ne kadar Başöğretmen Abdullah Gül dersi güzel anlattıysa da, bazılarının bir kulağından girip diğerinden çıktı. Bazıları da saygının ne demek olduğunu unutup, büyüklerinin önünde ayağa kalkmadılar. Hele biri vardı ki öğretmeni bile inkâr etmeye kalktı. ‘’Yok, bu öğretmen, başka ülkedeki öğretmen gibi konuşuyor’’ dedi. Artık zorlu sınav maratonu başlıyor. Yaşanılır bir ülke için; durmak yok yola devam.

cetinkaska@hotmail.com

ÇETİN KASKA

11.10.2009


İNANÇLARIMIZA SAYGI İSTİYORUZ

Eğitim-öğretim yılının başlamasıyla beraber zulüm uygulamaları da başladı. Yıpratma çalışmaları kaldığımız yerden tam gaz devam ediyor. Üç aylık nefes alışımız ardından boğucu ve sıkıcı günler yeniden başladı.

Üniversite kapılarından ne umutlarla girmiştik üç yıl önce. Şimdi ise kurtulmak için günleri saymaya devam ediyoruz. “Son yıl, ha gayret az kaldı” demekten, kendimize yeni şevk kaynakları bulmaya çalışmaktan yorulduk artık.

Herkesin bildiği üzere üniversite boyutunda başörtüsü ayrımcılığı hat safhada… Yokmuşuz gibi davranmalar, rencide etmeler, hakaretler aldı başını gidiyor. Bizim de insan olduğumuzu, taştan değil etten kemikten olduğumuzu, yaşayabilmek için bizim de sağlam bir psikolojiye ihtiyacımız olduğunu unutuyorlar. Bizler de bu yurdun gençleriyiz. Bizim de özgürlük haklarına ihtiyacımız var. Bizim de inançlarımız var ve sadece bunlara saygı duyulmasını istiyoruz. Nasıl bizler diğer insanları inançları yönünden yargılamıyorsak, onların da bizi yargılama haklarının olmadığını düşünüyorum. Haklı olduğumuza da inanıyorum.

Eğer amaçları bizleri sindirmekse bunu alttan alttan değil açıkça yapsınlar. Psikolojik olarak değil fiziksel olarak; yıkıcı oyunlarla değil, bilekleriyle savaşsınlar bizimle.

Dışa değil içe bakılması gerektiğini hâlâ öğrenemiyorlar. Bu ülkenin gelişimini başörtüsü gerçeğini yok ederek sağlayamayacaklarını hâlâ göremiyorlar. Bizleri mutsuz ederek, kendilerinden nefret ettirerek yol kat edilemeyeceğini hâlâ anlamak istemiyorlar.

Bu yapmak istediklerini bizlere iyi şeyler yapılıyormuş, bizim için uğraşıyorlarmış gibi lanse etmesinler. Biz başörtüsü takınca ülkeyi bölmek gibi bir duyguya kapılmıyoruz merak etmesinler. Biz yıllarca açık kardeşlerimizle yan yana yaşadığımız halde; aramıza ihtilâfı bölücülük yapmak isteyenler koydular. Şimdi çıkıp da "Bu yasağı laiklik için koyduk" demesinler. Ne yapmak istediklerini bilmiyoruz da zannetmesinler. Dönen oyunlardan herkesin haberdar olduğunu düşünüyorum.

Aslında ne olup ne olmadığımızı herkes biliyor. Anlatmanın ve sıkıntılarımızı dile getirmenin fayda vermediğini yıllardır görmekteyiz.

Şimdi yapmamız gereken, iltica edilmesi gerekene el açıp duâ etmek. İlâhî adaletin olduğunu ve dünyada olmasa bile ahirette mutlaka haksızların cezalarını çekeceklerini biliyoruz. Biliyoruz ki; bize yardım edebilecek tek Zat O. Rabbim yardımcımız olsun…

AYŞENUR ÖZBABALIK

11.10.2009


Lütuf değil, hak iadesi

21 Temmuz 2009 günü YÖK Genel Kurulunun almış olduğu karar son derece önemlidir. Zira bu gün çıkan karar hemen hemen bütün kamuoyunu ilgilendirmektedir. Evet 28 Şubat sürecinden beri devam ede gelen ve milyonlarca vatandaşın umut ve moral motivasyonunu bozan katsayı zulmü kaldırılmış oldu. Geç de olsa bu haksızlığın kaldırması büyük bir başarıdır.

Pedagojik değil de ideolojik yaklaşım içinde olan zulüm mimarlarının 11 yıldır uyguladıkları bu utanç verici uygulama artık tarihin çöp sepetine atılmış oldu. Çöp sepeti diyoruz zira sadece imam hatipleri engellemek amacıyla sinsice çıkartılan ve fakat bütün meslek lisesi mezunlarına ihanet olan bu antidemokratik uygulamalar sonucu yüz binlerce öğrenci mağdur olmuş ve adeta 2. sınıf vatandaş konumuna düşmüştür. Öğrencilerin mağduriyeti bireysel kalmamış tam tersine yakın ailesini de etkileyerek sosyolojik bir travma oluşturmuştur. Elbette bu mağduriyetin giderilmesi gerekirdi ve bu yapılmış oldu.

Peki bu güzel karara başta meslek lisesi mezunları olmak üzere kamuoyunun büyük bir kesimi alkış tutarken kimler üzülüyor. Tabi ki 28 Şubat sürecinde turşucu, midyeci ve dahi inançlı kebapçıları bile fişleyen andimokratik, cuntacı ve laikçi faşist kafalı insanlardır. 1981 yılından 1998 yılına kadar lise ve meslek liselerine eşit katsayı uygulanırken 28 Şubatçı ve balans ayarcıları ile onların akademik figüranları tarafından uygulanan ve öğrencilerin ruhsal dünyalarını yıkan bu uygulamalar en nihayet YÖK genel kurur kararıyla kaldırılmıştır. Demokratik ve evrensel hukuk kurallarına bağlı ülkelerde 'Balans ayarı'nı bazı kurumlar değil tam tersine millet yapar. Ve millet bu ayar grafiğini tehdit ve korku pompası ile değil seçim ile yapar. Doğrusu da budur. Bu karara bir rövanş gibi bakmamak lâzım. Zira karar tamamen pedagojik ve ahlâkî bir karardır. Ve bu karar YÖK'ün bir lütfu değil yıllar sonra bile olsa hak iadesidir.

Bundan sonra da hak ihlâllerinin önlenmesi için YÖK'ün yoğun bir çalışma yapması gerekmektedir. Özellikle başörtüsü yasağını acilen çözmek gerekir. Zira başörtüsü yüzünden mağdur olan yüzbinlerce insan vardır ve bu yasak da çağdaş Türkiye'nin en büyük utancıdır. YÖK bu insanların mağduriyetlerini de giderecek olursa mağdur ve mazlum kamuoyunun duâsını alacaktır.

Sonuç: Monteskiyö'nün dediği gibi ülkeler verimli oldukları sürece değil özgür oldukları sürece gelişir. YÖK'ün ilgili kararı eğitim özgürlüğüne yönelik bir karardır. Kararı başka mecralara çekmek gereksizdir. İlgili karar için YÖK'e tekrar teşekkürler.

DR. BEDRİ KÂTİPOĞLU

11.10.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.