23 Nisan 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Yurt Haber

 

Problem, şiddetin kışkırtılması

Eskİşehİr Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu, Türkiye’de kışkırtılmış şiddet sorunu olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Kaptanoğlu, Türkiye’de son yıllarda genel olarak suç oranlarının yükseldiğini, bunun yanı sıra ‘’cinayet, yaralama, tecavüz’’ gibi şiddet suçlarında da artış yaşandığını söyledi. Suç işleme yaşının düştüğünün de açıklanan raporlardan anlaşıldığını ifade eden Prof. Dr. Kaptanoğlu, şöyle konuştu: ‘’Dışavurum şekli nasıl olursa olsun toplumda şiddete baş vurma eğilimi arttı. Suç işleme oranlarındaki artışın çeşitli nedenleri var. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecinin yaşandığı her toplumda suç, suçluluk ve bunlarla ilişkili toplumsal kurumlar da ortaya çıktı. Bu toplumsal deneyimi Batı toplumları bizden çok daha önce yaşadılar. Türkiye gibi ülkelerde ise bu hem daha geç hem de daha güç yaşanıyor. Son 40 yılda kırdan kente yaşanan yoğun göç, kentlerin büyük beklentilerle göçüp gelen yoksul nüfusun barınma, beslenme, sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçlarına istenilen düzeyde cevap verilememesi, işsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik, kent kültürüyle bütünleşememe, suçun başlıca toplumsal nedenleridir.’’

CEMAAT YAPISI

BOZULUNCA ŞİDDET ARTTI

Artık geleneksel kültürel değerler, cemaat veya siyasal grup ahlâkı tarafından yutulmuş bireylerin yerinde, aidiyet bağları dağılmış, değer ve inançları aşınmış, daha bireyci insanlar olduğunu anlatan Prof. Dr. Kaptanoğlu, şunları söyledi: ‘’Böyle bir birey, (lümpen) denilen şiddet türüne daha yatkındır. Bu şiddet türünün açıklanması, bir töre, namus veya siyasal nedenli şiddete göre daha zordur. Ekonomik krizler de suç oranlarını arttırır. Özellikle şiddet suçlarında kişinin şiddete başvurma eşiğini belirleyen en önemli etkenlerden birisi de kültürdür. Kişinin üyesi olduğu kültürde, şiddetin sorun çözmek amacıyla baş vurulabilecek bir davranış olarak kabul görmesi, şiddet kullanımını kolaylaştırır. Kadın ve çocuklara yönelik şiddetin sokakta, okulda, yargıda hatta hukuksal olarak kabul gördüğü bir kültür içinde yaşıyoruz. Şiddet kullanımıyla ilgili en yaygın kültürel inanışımız ‘uslanmayanın hakkı kötektir’ şeklinde.

23.04.2010


 

Buğday saplarına 51 yıldır şekil veriyor

Buğday saplarına 51 yıldır şekil veren 75 yaşındaki hasır örücüsü Niyazi Köleoğlu, Türkiye’nin her yerinden bu san'ata gönül verenleri Hatay’a bekliyor.

1935 yılında doğan ve ilkokulu bitirdikten buğday saplarından nihale, sepet, çanta yapmaya başlayan Niyazi Köleoğlu 51 yıldır sürdürdüğü bu mesleğe gönül verenlerden. Hataylı sepet ustası yıllar önce bu san'atı icra eden birçok kişi bulunmasına karşın çoğunun artık bu san'attan vazgeçtiğini görmenin üzüntüsünü yaşıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığından sepet örücülüğü tanıtım kartına sahip tek usta olan Niyazi Köleoğlu bu güne kadar ailesini buğday saplarından el emeği göz nuru ürettiği eserlerle geçindirdiğini söyledi. Köleoğlu “Tarlalardan topladığımız buğday saplarını temizliyoruz gerekiyorsa boyayıp işliyoruz. Bu işleme esnasında kullandığım iğne sayesinde bu yaşıma kadar geldim. Mal varlığımı bu eşyalara borçluyum” dedi. Türkiye’nin her yerinden bu san'atı öğrenmek isteyenlere ücretsiz kurs verebileceğini de ifade eden Köleoğlu, “Bu san'at sayesinde 7 kere kutsal topraklara gidip geldim. Şimdilerde herkes kolay para kazanmanın peşinde. Ancak san'atı öğrenip icra etmek isteyenlere kapım her zaman açık. Yaşadığım son güne kadar Türkiye’nin neresinden olursa olsun kadın erkek herkese kapım açık, gelsinler yatacak yerleri yiyecekleri benden. San'atı öğrenip icra ederlerse benden mutlusu yok” ifadelerini kullandı.

23.04.2010


 

Havalar ısındı, keneler aktif hale geldi

HavalarIn ısınmasıyla Kırım-Kongo Karamalı Ateşi (KKKA) hastalığının taşıyıcısı ve bulaştırıcısı olan kenelerin aktif hale gelmesi sonucu, hastalığın Nisan-Eylül arasında etkin olabileceği belirtildi.

Yetkililer, bu dönemlerde riskli bölgelere gidenlerin koruyucu tedbirlere uymasını tavsiye ederken, kene tutunan veya bulaşma yollarından birine maruz kalanların kendilerini on gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemesi ve belirtilerin ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna müracaat etmeleri gerektiğine dikkati çekiyor. KKKA Türkiye’de özellikle İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeyi, Karadeniz Bölgesi’nin güneyi ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kuzeyinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Hastalığın tedavisinde faaliyeti henüz ispatlanmamış bir ilâcın bulunmaması ve aşının olmaması, hastalıktan korunmayı ve hayvanlarda kene mücadelesini çok önemli hale getiriyor. Hastalıktan korunmak için yetkililer tarafından yapılan uyarılara mutlaka uyulması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, ‘’Ankara’da geçen yıllarda bu zaman diliminde görülmeyen ve Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı virüsü taşıdığı saptanan türden 3 ergin kenenin saptanmış olmasının, bu senenin hastalık adına daha korkunç boyutlarda seyredebileceğinin işareti’’ olduğunu söyledi.

23.04.2010


 

Bu proje Türkiye’ye örnek olsun

Tepecİk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 80 doktor ve hemşireden oluşan iyilik hareketi başlattı. İyilik hareketi kapsamında, öncelikle hastanedeki odaları gezip bilgi toplayan bir birim oluşturuldu.

Acil ihtiyaçları olan, yol parası olmayanlara yardım edilecek. Hemşireler ve diğer çalışanlardan oluşan gönüllü birimin topladığı veriler sosyal servise gidiyor. İhtiyaç neyse gönüllülere bildiriliyor. Gönüllüler arasında talip olanlar, hastanın yanına gidiyor. Tıbbî malzemeden pijama, terlik ve refakatçiye kadar birçok ihtiyaç hemen karşılanıyor. Bu kapsamda, hastalar sadece muayene ve tedavi edilmekle bırakılmayacak, ihtiyaçlarına göre huzurevi ya da yardım vakıflarına yönlendirilecek. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı “Eskiden 50-100 hastanın mağduriyeti giderilirken şimdi 300’e yaklaştık. Bunların önemli bir kısmı yaşlı, kimsesiz, bakıma muhtaç kişiler. Bir kısmı çocuk ve kadın istismarı dolayısıyla burada bulunuyor. Bazıları ekonomik anlamda ciddî sıkıntısı olanlar” dedi. Amaçlarının, hastanede hiçbir hastanın mağduriyet yaşamaması olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yiğitbaşı, özellikle yatan hastalar için hassas davrandıklarını söyledi. Başhekim Yiğitbaşı, “Bu, benim çok önem verdiğim, ancak henüz körpe bir gönüllü organizasyonu. Mevzuatta böyle bir tarif yok. Onun için tamamen sivil yapıyla, gönüllülükle, amatör ruhla gitmesi gereken bir şey. İyilikle ilgili bir alan olduğu için reklâm edilmesini, bilinmesini istemiyoruz. Henüz çimlenme aşamasında olan bu hareket olgunlaştığında, daha geniş açıklamalarda bulunulacak” şeklinde konuştu.

Umut Evlerİ bugün açIlIyor

Konya’ya şehir dışından gelen kanser hastaları ve yakınlarının kalacak yer sıkıntısı çekmemesi, moral ve motivasyonlarını en üst düzeyde tutabilmek için 32 daireden oluşan ‘’Umut Evleri’’ bugün hizmete açılıyor. Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Kişilerin, barınma, yemek ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri nezih bir mekân olan Umut Evleri, şehre gelenlere Mevlânâ Hoşgörüsü ve alçak gönüllülüğü ile hizmet verecek” dedi.

23.04.2010


 

Mayıs’ın ilk haftası ‘Yunus Emre Haftası’ ilân edildi

Eskİşehİr Valiliği’nin başvurusunu olumlu bulan Millî Eğitim Bakanlığı, ünlü düşünür ve mutasavvıf Yunus Emre’nin sevgi ve hoşgörü mesajlarının okullarda kendine özgü haftayla anlatılmasına karar verdi.

Bundan böyle Mayıs ayının ilk haftası, Türkiye genelindeki bütün okullarda “Yunus Emre Haftası” olarak ilân edildi. Böylelikle Yunus’un sevgi ve hoşgörüsü, ‘Yunus Emre Haftası’yla çocuklara anlatılacak. Vali Mehmet Kılıçlar, amaçlarının ünü dünyaya yayılmış hoşgörü ve sevgi ustası Yunus Emre’yi ve hayat biçimini çocuklar arasında daha tanınır hale getirmek olduğunu söyledi. Şiirleri dilden dile gezen, sevgisi gönülden gönüle dolaşan Yunus Emre’nin güzel Türkçe ile zoru anlaşılır kıldığını anlatan Vali Kılıçlar, “Yunus Emre, yaşadığı çağın karanlığını aydınlatan adeta kutup yıldızı olmuştur” ifadesini kullandı. Vali Kılıçlar, ‘’Bugün eğer Türkçeye sahipsek bunu Yunus Emre’ye borçluyuz. Çünkü Yunus Emre bizim dil köprümüzdür. Bunca karmaşaya rağmen birliğimizi, kardeşliğimizi, koruyabiliyorsak bunu Yunus Emre’nin bize üflediği ruha borçluyuz. Yunus, diliyle olduğu kadar düşüncesiyle de önemlidir. O hiçbir fark gözetmeden herkesi kucakladı” diye konuştu. Vali Kılıçlar, bu bağlamda, yalnızca Eskişehir değil Türkiye’deki çocukların, gençlerin Yunus Emre’den yararlanmasını istediklerini ifade etti.

23.04.2010


 

İhracat için Avokado yetiştirin

Mustafa Kemal Üniversitesinde (MKÜ) yürütülen projeyle Avrupa ülkelerinde bol tüketilen, E ve C vitamini açısından zengin bir tropikal meyve olan avokadonun yetiştiriciliğinin arttırılmasının amaçlandığı bildirildi.

MKÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaplankıran, avokado yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması amacıyla hazırladıkları projenin DPT tarafından uygun bulunduğunu ve 250 bin TL destek aldıklarını söyledi. Proje kapsamında Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 40 dekarlık alanda avokado yetiştiriciliği yaptıklarını belirten Kaplankıran, şöyle devam etti: “Üreticilerin ihracattan daha fazla pay alabilmesi ve emeğinin karşılığını görebilmesi açısından bu meyvenin yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Tanesi yaklaşık 4 TL’den alacı bulan avokado sayesinde yetiştiricilerimiz daha fazla para kazanabilir.”

23.04.2010


 

Okul öncesinde ‘zorunlu’ il sayısı 57’ye çıkıyor

Mİllî Eğitim Bakanlığı (MEB), geçen yıl 32 ilde başlattığı okul öncesinde zorunlu eğitime, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında 25 ili daha ekleyecek.

MEB Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü Remzi İnanlı, bu eğitim-öğretim yılında 32 ilde zorunlu okul öncesi eğitime geçildiğini hatırlatarak, bu uygulamanın başarıyla yürütüldüğünü ifade etti. Okullaşma oranının 32 ilde ortalama yüzde 93.1’e yükseldiğini bildiren İnanlı, zorunlu eğitim uygulamasını gelecek yıl, şu anda okul öncesinde okullaşma oranı yüzde 50’nin üzerinde olan 25 ile daha yaygınlaştıracaklarını kaydetti. İnanlı’nın verdiği bilgiye göre, 2010-2011 eğitim-öğretim yılından itibaren Yozgat, Denizli, Ayfonkarahisar, Şanlıurfa, Sakarya, Kocaeli, Hatay, Elazığ, Sivas, Erzincan, Mersin, Balıkesir, Niğde, Tokat, Antalya, Bitlis, Aydın, Malatya, Muş, Aksaray, Osmaniye, Manisa, Siirt, Bingöl ve Çorum’da zorunlu eğitime geçilmesi planlanıyor. MEB, okul öncesi eğitimde 5 yaş (60-72 ay) grubunu, Türkiye’de aşamalı olarak zorunlu eğitime almayı planlıyor.

23.04.2010

 
Sayfa Başı  Geri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Yeni Asya Gazetesi - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat-Promosyon - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım