11 Ağustos 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Basından Seçmeler

Org. Koşaner’i ne bekliyor?

OTURMAYA hazırlandığı koltuk, eskiden birçoklarının oturmaya can attığı koltuktu.

Artık öyle değil...

Bir iğneli fıçı...

Düşünsenize:

Bir yanda fiili savaş sürüyor; Güneydoğu’dan her gün çatışma, tuzak, şehit haberleri geliyor.

Yıllardır “Vatan sağ olsun” deyip boyun büken şehit aileleri artık “Neden evlatlarımız korunmuyor”, “Niçin hep yoksul çocukları ölüyor” diye sormaya başlıyor.

Ordunun savaş stratejisi ilk kez sorgulanıyor, profesyonelleşme baskısı artıyor.

Karakol baskınlarındaki hata ve ihmallere ilişkin korkunç haberler çıkıyor. Karargâh, derhal soruşturulması gereken bu ciddi iddialar karşısında susuyor, bu suskunluk “Sükût ikrardan gelir” diye yorumlanıyor.

Öte yandan Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar komutan darbecilikten yargılanıyor. Orduevi kapılarında polis bekliyor.

Kozmik odanın “çok gizli” sırları, ilk kez sivil denetime açılıyor.

(...)

Toplumun bir kısmı, “Asker fazla alttan alıyor, yumruğunu vurmalı” diye komuta kademesine baskı yaparken, bir kısmı, “Niye darbeciler hemen tutuklanmıyor” diye yargıyı sıkıştırıyor.

Hiyerarşik disiplin altüst olmuş durumda:

Eski komutanlar ve eşleri, basında birbiri aleyhine konuşuyor. Komutanların karargâhtaki telefon görüşmeleri, şahsi yazışmaları, ailevi sırları ortaya dökülüyor. Her birimden bavulla belge sızıyor, tatbikat tutanakları elden ele geziyor; çıkan belgeye “kâğıt parçası”, bulunan silaha “boru” demek ya da sert çıkışlarla üstünü örtmek artık kimseyi tatmin etmiyor.

Genelkurmay Başkanı ile Başbakan arasındaki görüşmenin iki tarafça bir ebedi sırra dönüştürülmesi, içeriğini hepten merak konusu yapıyor ve yeni komutanla Başbakan’ın bundan sonra yapacakları görüşmeleri de ipotek altına alıyor.

Savunma harcamaları, değişen dünya dengelerinde bütçe önceliğini kaybediyor.

Önceki darbelere yasal dayanak oluşturan “Cumhuriyeti koruma-kollama görevi”nin Silahlı Kuvvetler’in İç Hizmet Kanunu’ndan kazınması, YAŞ kararlarının itiraza açılması için hazırlık yapılıyor.

“Asker millet” diye bilinen Türkler, bedelli askerlik çıksın diye kampanya yürütüyor.

Kışlalarda moraller bozuk; “teamüller” yıkık, öfke kabarık...

Org. Işık Koşaner, bu koşullarda bir orduyu devralıyor.

* * *

Çok cephede zorlu bir savaşa girecek yeni komutanın önünde iki yol var:

Halefi gibi basın karşısında hiddetli, Başbakan’la sırdaş olmak; vahim iddiaları makul açıklamalar yerine karşı suçlamalarla cevaplamak...

Veya savaşta yıpranmış bir orduyu cephe gerisine çeker gibi “Toparlan” borusu çalıp çağın koşullarına uygun bir “düzenli ordu” için kolları sıvamak...

Bu süreçte, askeri yıpratan siyasi beyanlardan kaçınmak, güncel tartışmaları siyasilere bırakmak, darbecileri kendiliğinden ayıklamak; savunmadaki ihmalleri, cephedeki hataları, disiplin dağınıklığını, sızıntıları örtbas etmek yerine çare aramak...

Kısaca şeffaflaşmak ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saygınlığını korumak için onu tartışmaların dışına çıkarmak...

Işık Paşa ilk yolu seçerse gerginlik tırmanarak büyüyecek; ikinci yolu seçerse hem ordu, hem Türkiye rahatlayacaktır.

Can Dündar/ Milliyet, 10.8.2010

11.08.2010


Önceki YAŞ’ların ceremesi

ÖNCEKİ dönemlerde şahit olduğumuz istisnai uygulamaların arkası getirilemediğinden atılan her adım karşılığında iki adım geri gidildi. Komuta kademesinin atanmasında yetkisi bulunmadığı hatırlanan YAŞ’ta da hükümetin biraz daha dikkatli olması ve yetkilerini kullanması lazım. Önceki yıllarda şûrada alınan kararların ceremesi bir anlamda bu sene çekildi. Andıçla anılan Hasan Iğsız’ın alternatifinin Sincan’da tank yürüten Erdal Ceylanoğlu olduğu unutulmamalı.

Yaşananlardan en büyük yararı Türk Silahlı Kuvvetleri görebilir. İhtimalli söylememizin sebebi TSK mensuplarının takınacağı tutumu kestiremeyişimizden. Birilerinin dolduruşuna gelip rövanşist duygulara kapılabilirler. Dünyanın ve Türkiye’nin gidişini doğru tespit edip doğal sınırlarına çekilip, esas işine odaklanırsa hem ordu hem ülke kazançlı çıkar. Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek meşhur günlüklerin bir yerinde “Bahriye işlerine artık daha az zaman ayıracağı” kaydını düşmüştü. Kuvvet komutanlarıyla yapılan bir toplantı dönüşünün notuydu bu. Asli vazifelerine daha az zaman ayırıp, siyasi aktör olmaya yönelen komutanlarla geldiğimiz nokta ortada ve hiç de iç açıcı değil. Son iki yıldır çok konuşan bir Genelkurmay Başkanı ve hiç konuşmayan bir kara kuvvetleri komutanı gördük. Umarım yeni komutan Org. Işık Koşaner, askerlik işlerine daha çok zaman ayırır.

Bülent Korucu / Zaman, 10.8.2010

11.08.2010


Toz-duman dağıldıktan sonra geriye kalan...

SON Yüksek Askeri Şûra toplantısı ve onun ardından yaşanan sekiz günlük atama sıkıntısı,

kahve sohbetine meraklı olanlarımızın fazlasıyla ilgisini çekti.

Kimilerine göre, hükümet bastırmış, askerin bileğini bükmüş ve istediğini yaptırmıştı. Kimilerine göre ise asker direnebileceği yere kadar direnmişti.

Bu iki yorum da aynı anda hem doğru hem değil.

Son sıkıntılı durumda uygulanan yasaya baktığınızda zaten sıkıntının sebebi kolayca anlaşılıyor.

Bir generalin kuvvet komutanı olabilmesi için yapılacak işlemi sadece genelkurmay başkanı başlatabiliyor. Yani genelkurmay başkanı bir isim önermezse zaten işlem başlamıyor.

Son durumda da, genelkurmay başkanı Orgeneral Hasan Iğsız’ın adını önerdi önce.

İşlem başladıktan sonra hükümetin iki seçeneği var: O ismi kabul etmek veya etmemek. İsmi hükümet değil genelkurmay başkanı öneriyor, unutmayın.

Hasan Iğsız kabul edilmedi. Böyle olunca da genelkurmay başkanı ilk birkaç gün başka isim önermedi. E o önermeyince de hiçbir şey yapılamadı doğal olarak.

Mevcut Genelkurmay Başkanı ilk birkaç gün neden isim önermedi, amacı ve hedefi neydi, yoksa direniş mi gösteriyordu, bunlar hep konuşulacak.

Kulislere yansıyan, o ilk birkaç günden sonra Genelkurmay Başkanı’nın başka isimler önerdiği ama hükümetin son atamaya gelene kadar o isimleri de kabul etmediği ama benim için bunların önemi yok.

Önemli olan, kuvvet komutanı seçiminde hükümetlere yasa tarafından verilen pasif rol. Yasa böyle kaldığı sürece hükümetlerin tek yapabileceği şey kararname imzalamamaktır, geçmişte de böyle yapılırdı bugün de böyle yapıldı.

Bu sistemin doğruluğu yanlışlığı ve demokratik düzene uygunluğu son derece tartışmalı. Türkiye, son sıkıntıya sebep olan yasayı tartışmadıkça temelde değişen hiçbir şey olmaz.

Gelelim Genelkurmay Başkanlığı atamasına.

YAŞ sonrası ortaya çıkan gizli sıkıntı aslında buradaydı. Yine yasaya göre Genelkurmay Başkanı da kuvvet komutanlığı yapmış generallerden biri olabiliyor ancak.

Eh kuvvet komutanlığına giden yolda suyun başını da eski genelkurmay başkanı tuttuğuna ve bu makama ordunun ezici çoğunluğunu oluşturan kara kuvvetlerinden birinin gelmesi aklın ve mantığın gereğiyse, hükümetlerin genelkurmay başkanı ataması anında seçeneği yok gibi bir şey. Ya önüne konan tabağı yiyecek ve zevk almaya bakacak ya da bu köklü kurumda derin sarsıntıları göze alacak, pasif davranıp kararnameleri imzalamayacak, emeklilik günü geldiğinde generallerin bir bölümü emekli olacak vs.

Burada mesele yasanın hükümete hiçbir biçimde tercih hakkı vermemesi.

Zaten sınırlı bir havuzdan (15 dört yıldızlı general amiralin 13’ü karacı) gelen bir kaynak söz konusu, o kaynağın içinde de tercih yapmak ancak büyük şeyleri göze alınca mümkün.

***

Türkiye bu yasayı tartışmalı.

İsmet Berkan / Radikal, 10.8.2010

11.08.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.