|
Dünya |
Bush’a işkence soruşturması |
Af Örgütünden yapılan açıklamada, Bush’un, anılarını içeren “Karar Anları” (Decision Points) adlı kitabında, “terörle mücadelede, teröristlere karşı suda boğulma hissi veren işkence yöntemini (waterboarding) onayladığını ve bu yöntemin kullanılmasına izin verdiğini itiraf ettiği” belirtildi. İnsan hakları kuruluşu, Amerikalı yetkililere, Bush döneminde (2001-2009), “terörizme karşı savaş” denilen süreçteki insan hakları ihlâllerinin araştırılması için bağımsız bir soruşturma başlatmaları çağrısında bulundu. Uluslararası Af Örgütü ayrıca, ABD’nin 1994 yılında, BM’nin işkenceye karşı sözleşmesini onayladığını hatırlattı. ABD Temsilciler Meclisi üyesi Nadler da Bush’un kitabında kullandığı ifadeleri “skandal” olarak niteleyerek, konu hakkında soruşturma açılması için özel bir savcının görevlendirilmesini ve “devletin hangi düzeyinde çalışmış olursa olsun” sorumluların cezalandırılmasını istedi. Af Örgütü yetkililerinden Rob Freer AFP’ye yolladığı e-posta mesajında, “Bush’un kitabında yer alan itiraf, ABD’nin bu itiraf ile ilgili bir soruşturma açması için yeterli bir delil teşkil ediyor” ifadesine yer verdi. Freer’e göre, eğer soruşturma sonucu itiraf ispatlanırsa, insan hakları ihlâli konusunda ABD’nin uluslar arası yükümlülüğünü yerine getirmesi için Bush hakkında dava açılması gerekiyor. Bush kitabında, Amerikan Haberalma Teşkilâtı (CIA) sorgucularına, 11 Eylül 2001’deki saldırılarla ilgisi olduğu düşünülen Halid Şeyh Muhammed’i sorgulamak için “waterboarding” yöntemine başvurmalarına izin verdiğini yazdı. İşkence türü olarak nitelendirilen “waterboarding” sorgulama tekniğinde, sırt üstü yatırılan zanlının ağzı bir bezle örtülerek yüzüne su dökülüyor ve zanlıda boğulma hissi uyandırılıyor. ABD Adalet Bakanlığına ait olan ve 2009’da ifşa edilen bir not, 2003 yılında Pakistan’da ele geçirilen Şeyh Muhammed’in, 183 kez “waterboarding” yöntemiyle sorgulandığını ortaya koyuyor. “Teröre karşı savaşını” ve “Irak’a müdahalesini” anlatan kitabında Bush, “waterboarding” yönteminin “işkence olmadığını” savunuyor ve “gerekirse, Amerikalıları korumak için yine zor kararlar almaya hazır olduğunu” belirtiyor. Bush’tan sonra iktidarı devralan Barack Obama yönetimi, “waterboarding”i işkence olarak kabul ederek yasaklamıştı.
TÜRKİYE BİZİ YARI YOLDA BIRAKTI
ABD’nİn eski Başkanı George W. Bush, anılarını kaleme aldığı ‘’Decision Points’’ adlı kitabında, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinde ‘’hayalkırıklığı ve hüsrana uğradığını’’ belirterek, ‘’NATO müttefikimiz Türkiye, şimdiye kadarki en önemli taleplerimizden birinde Amerika’yı yarı yolda bırakmıştı’’ diye yazdı. Irak’a saldırı planının 2003 yılının Mart ayında hazır olduğunu belirten Bush, ‘’1 yıldan fazla süren araştırma ve sorgulamalardan sonra, (dönemin ABD Merkez Kuvvetler Komutanı) Tommy Franks ve ekibi, Amerikalıların ve Iraklıların can kaybını en aza indirirken Saddam Hüseyin’i de süratle ve kesin olarak devireceğinden emin olduğum bir operasyon geliştirdiler. Geriye kalan tek belirsizlik Türkiye’nin rolüydü’’ dedi. Bush, 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesine kadar uzanan süreci ve o dönemde yaşananlara ilişkin düşüncelerini kitabında şöyle anlattı: ‘’Türklere, topraklarını kullanmamıza izin vermesi için aylardır baskı yapıyorduk, böylece 4’üncü Piyade Tümeni’nden 15 bin askeri kuzeyden Irak’a sokabilecektik. Ekonomik ve askeri yardımda bulunma, Türkiye’ye Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kilit programlarına erişim sağlaması için yardım etme ve Türkiye’nin AB’ye katılımına güçlü desteğimizi sürdürme sözü vermiştik. Bir noktada, izni alacağız gibi görünüyordu. (Dönemin başbakanı) Abdullah Gül’ün kabinesi, talebimizi onaylamıştı. Ancak TBMM 1 Mart’ta tezkereye ilişkin nihai oylamayı yaptığında, tezkere az farkla kabul edilmedi. Hayalkırıklığına ve hüsrana uğramıştım. Şimdiye kadar yaptığımız en önemli taleplerimizden birinde, NATO müttefikimiz Türkiye, Amerika’yı yarı yolda bırakmıştı’’. Bush, ‘’dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Merkez Kuvvetler Komutanı Tommy Franks’in, Türk hükümetinin görüş değiştirmesi ihtimaline karşı, Türkiye üzerinden konuşlandırmak üzere 4’üncü Piyade Tümeni’ni Doğu Akdeniz’de beklettiğini, aksi takdirde birliklerin Irak’a Kuveyt’ten gireceğini’’ ifade etti. |
|
11.11.2010 |
SURİYE'YE İSRAİL SALDIRMIŞ |
İsraİl hava kuvvetlerinin 2007 yılında Suriye’de hedef aldıkları noktanın nükleer reaktör inşaatı olduğunu teyit etti ve kendisinin de bu saldırıyı sessizce onayladığını da yazan Bush, “İsrail böylece, Lübnan Savaşında kaybettiğim güveni telâfi etti” dediği bu saldırı için, övgü dolu ifadeler kullandı. Bush, bir önceki yılda İsrail’in Lübnan’da giriştiği savaşa atıf yaparak, İsrail’in o savaşta kararsız olduğunu, inişli çıkışlı davrandığını ve bu sebeple “onlara güveninin kaybolduğunu” belirtti. Bush, bir yıl sonra Suriye’deki hava saldırısının ise bu ülkenin tek başına bu işin üstesinden gelebileceğini gösterdiğini ifade ederek, “İsraillilere olan güven kaybımı da böylece telâfi ettiler” dedi. İsraillilerin Suriye saldırısını önce ABD’ye teklif ettiklerini ve “siz bombalayın” dediklerini kaydeden Bush, bunu reddettiklerini bildirdi. 6 Eylül 2007’deki bu saldırı, İsrail’in son dönemdeki en derin askerî sırlarından biri olarak kalmıştı. Suriye o dönemde hava sahasının ihlâl edildiğini açıklamış, başka bir ayrıntı da vermemişti. İsrail ise bu saldırıyla ilgili hiçbir açıklama yapmamıştı. Bush, anılarında, vurulan noktanın, Kuzey Kore yardımıyla inşa edilmekte olan bir nükleer reaktör olduğunu teyit etmiş oldu. |
|
11.11.2010 |
İsrail cezaevlerinde 6 bin 700 Filistinli var |
Filistin Yönetimi’nin tutuklularla ilgili bakanlığına bağlı istatistik bölümü tarafından hazırlanan rapora göre, İsrail’deki 20 dolayında cezaevi ve gözetim merkezinde bulunan Filistinli tutukluların yüzde 10’u Gazze Şeridi’nden. Tutukluların 192’sinin idari gözetim altında bulunduğu ve halen haklarında herhangi bir suçlama veya mahkeme kararı olmadığı belirtildi. Bu arada İsrail askerleri, Batı Şeria’daki Hamas’ın üst düzey isimlerinden, milletvekili Dr. Mahmud Ramahi’yi Ramallah’taki evinde dün tutukladı. Filistin parlamentosu başkan vekillerinden Dr. Ahmed Bahar, yazılı bir açıklama yaparak Ramahi’nin tutuklanmasını kınadı. Bahar, halkın temsilcilerinin dokunulmazlık haklarının ve bu yöndeki uluslar arası hukukun ihlâl edildiğini belirtti. |
|
11.11.2010 |
İKT de İsrail’i kınadı |
İsLÂM Konferansı Teşkilâtı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki Ariel yerleşimi olarak adlandırılan 800 yeni evin inşaa kararının ardından Doğu Kudüs’te bin 300 evin daha inşasına izin vermesi üzerine bir kınama yayınladı. İKT Genel Sekreteri, İsrail’in bu kararının sadece Filistin halkının elden alınamaz haklarını etkilemediğini aynı zamanda uluslar arası kanunlar ve 4. Cenevre Konvansiyonu maddelerinin de çirkin bir ihlâli olduğunu ifade etti. Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail’in topraklar hususunda yeni ve farklı bir gerçekliği empoze ederek yeni binalar yerleştirmesi ve kutsal Kudüs şehrini Yahudileştirerek izole etmesi yoluyla uluslar arası hukuku çiğneme konusunda gösterdiği bu çabanın uluslar arası meşrûiyete karşı bir meydan okuma olduğunu söyledi. |
|
11.11.2010 |
Ariel Şaron, çiftliğe naklediliyor |
Geçİrdİğİ beyin kanaması ve felcin ardından 4 yıldır komada olan ve makinelerle yaşatılan İsrail’in eski başbakanı Ariel Şaron, ailesinin kararıyla, şimdiye kadar tutulduğu Tel Haşomer Şeba Tıp Merkezinden Necef’teki çiftliğine nakledilecek. Hastane yetkilileri, basında çıkan haberleri doğrulayarak, Şaron ailesinin birkaç gündür bu konuda hazırlıklar yaptığını belirtti. Şaron’un, şartların uygun olması durumunda önümüzdeki birkaç gün içinde evine taşınması ve tıbbî bakımının artık burada sürdürülmesi planlanıyor. |
|
11.11.2010 |
Nükleerde Türkiye devre dışı mı bırakılacak? |
ABD’nİn İran ile Batı arasındaki müzakerelerin Türkiye’de gerçekleşmesini istemediği bildirildi. Amerikan CNN televizyonu, “ABD ile müttefiklerinin, İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin Türkiye’de yapılmasını istemediklerini” öne sürdü. CNN, diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleriyle Almanya’nın müzakerelerin nerede yapılacağına ilişkin olarak, Türkiye yerine başka bir mekân önereceklerini belirtti. Müzakereler için tarih olarak da 23 Kasım ya da 5 Aralık’tan birinin teklif edileceği vurgulandı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley ise tarih ve yer konusunda henüz bir netlik olmadığını söyledi.Crowley, bu konuyu ortaklarıyla istişare ettikten sonra resmî cevabı vereceklerini kaydetti. Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ülkesinin nükleer programını Batılı ülkelerle görüşmeyeceğini söyledi. İran, Batılı ülkelerle en son 1 Ekim 2009’da Cenevre’de müzakerelerde bulunmuştu. |
|
11.11.2010 |