Mektubat - page 260

On Beşinci İşaret
nasıl ki taşlar, ağaçlar, kamer, güneş onu tanıyorlar,
birer mu’cizesini göstermekle nübüvvetini tasdik ediyor-
lar; öyle de, hayvanat taifesi, ölüler taifesi, cinler taifesi,
melâikeler taifesi o zat-ı mübareği tanıyorlar ve nübüvve-
tini tasdik ediyorlar ki, onlar, onu tanıdıklarını, her bir ta-
ifesi bazı mu’cizatını göstermekle gösteriyorlar ve nübüv-
vetinin tasdikini ilân ediyorlar.
Şu on Beşinci İşaretin üç Şubesi var.
bİRİNCİ ŞubeSİ:
Hayvanat cinsi, resul-i ekrem Aley-
hissalâtü Vesselâmı tanıyorlar ve mu’cizatını da izhar edi-
yorlar. Şu Şubenin çok misalleri var. Biz yalnız burada,
meşhur ve manevî tevatür derecesinde kat’î olmuş veya
muhakkikîn-i eimmenin makbulü olmuş veya ümmet te-
lâkki-i bilkabul etmiş olan bir kısım hâdiseleri, numune
olarak zikredeceğiz:
BirinciHâdise
:
• Manevî tevatür derecesinde bir şöhretle, resul-i ek-
rem Aleyhissalâtü Vesselâm, ebu Bekri’s-sıddık ile, küf-
farın takibinden kurtulmak için tahassun ettikleri gar-ı
sevr’in kapısında, iki nöbetçi gibi, iki güvercin gelip bek-
lemeleri
(1)
ve örümcek dahi, perdedar gibi, harika bir tarz-
da, kalın bir ağ ile mağara kapısını örtmesidir. Hatta,
rüesa-i kureyşten, resul-i ekrem Aleyhissalâtü Vesselâ-
mın eli ile gazve-i Uhud’da öldürülen übeyy ibni Halef
mağaraya bakmış. Arkadaşları demişler: “Mağaraya
aleyhissalâtü vesselâm:
salât ve
selâm onun üzerine olsun.
Gar-ı Sevr:
Sevr Mağarası; Pey-
gamberimizin (
ASM
) hicret esnasın-
da müşriklere karşı sığındağa ma-
ğara.
Gazve-i bedir:
Bedir Savaşı.
hâdise:
olay.
hayvanat:
hayvanlar.
izhar etme:
gösterme, açığa çı-
karma.
kamer:
ay.
kat’î:
kesin, şüphesiz.
küffar:
kâfirler, İslâmiyeti inkâr
edenler.
makbul:
kabul edilmiş, geçerli,
reddedilmeyen.
manevî tevatür:
bir topluluğa ait
olayın o topluluğa ait birisi tara-
fından nakledilmesi ve bu naklin
topluluğun diğer fertleri tarafın-
dan yalanlanmamış olması, söy-
leyenin doğruluğunun, diğerleri-
nin susması şeklinde tasdik edil-
miş olması.
melâike:
melekler.
meşhur:
Tevatür derecesine va-
ramayan ve her nesilde ravisi iki-
den aşağıya düşmeyen hadisler.
misal:
örnek, numune.
mu’cizat:
mu’cizeler; Allah tara-
fından verilip, yalnız peygamber-
lerin gösterebilecekleri büyük ha-
rika işler.
mu’cize:
peygamberler tarafından
ortaya konmuş, olağanüstü hâl ve
hareketlerden her biri.
muhakkikîn-i eimme:
haki-
katleri araştırıp bulan, bir me-
selenin iç yüzünü inceleyerek
vâkıf olan imamlar.
numune:
örnek, misal.
nübüvvet:
nebîlik, peygam-
berlik.
perdedar:
perde olan, perde-
leyen.
Resul-i ekrem:
çok cömert,
kerim ve Allah’ın insanlara bir
elçisi olan Hz. Muhammed.
rüesa-i kureyş:
Kureyş’in re-
isleri, başkanları, ileri gelenle-
ri.
şube:
bölüm, kısım.
tahassun etmek:
sığınmak.
taife:
topluluk.
takip:
peşinden gitme, kova-
lama.
tasdik etmek:
doğrulamak,
onaylamak.
telâkki-i bilkabul etmek:
ka-
bul ile karşılamak, kabul et-
mek.
ümmet:
Hz Peygambere ina-
nıp onun yolundan gidenler,
Müslümanlar.
zat-ı mübarek:
mübarek, ha-
yırlı zat Hz. Muhammed.
zikretmek:
anmak, bildirmek,
söylemek.
o
n
d
okuzuncu
m
ekTup
| 260 | Mektubat
1.
Kadı İyaz, Şifa, 1:349; Müsned, (tahkik Ahmed Şakir), 4:269, no: 2009.)
1...,250,251,252,253,254,255,256,257,258,259 261,262,263,264,265,266,267,268,269,270,...1086
Powered by FlippingBook