Mektubat - page 443

Birinci Vecih
Hakikatnazarındazulümdür.
ey mü’mine kin ve adavet besleyen insafsız adam! na-
sıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle
beraber dokuz masum ile bir cani var. o gemiyi gark ve
o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zul-
mettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semavata işittirecek de-
recede bağıracaksın. Hatta bir tek masum, dokuz cani
olsa, yine o gemi hiçbir kanun-i adaletle batırılmaz.
Aynen öyle de, sen, bir hane-i rabbaniye ve bir sefi-
ne-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda iman ve İslâmi-
yet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı ma-
sume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir
cani sıfatı yüzünden ona kin ve adavet bağlamakla o ha-
ne-i maneviye-i vücudun manen gark ve ihrakına, tahrip
ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî
ve gaddar bir zulümdür.
İkinci Vecih
Hem,hikmetnazarındadahizulümdür.
zira malûmdur ki, adavet ve muhabbet, nur ve zulmet
gibi zıttırlar. İkisi, mana-i hakikîsinde olarak beraber cem
olamazlar.
sıfat:
nitelik, özellik.
sıfat-ı masume:
suçsuz sıfat.
şenî:
fena, çirkin.
tahrip:
harap etme, yıkma.
teşebbüs etme:
bir işe girişme,
kalkışma.
vecih:
taraf; yön.
zalim:
zulmeden, haksızlık eden.
zira:
çünkü.
zulmet:
karanlık.
zulüm:
haksızlık, eziyet, adalet-
sizlik.
adavet:
düşmanlık, husumet.
arzu etme:
isteme.
cani:
cinayet işlemiş kimse,
acımasız, gaddar.
cem olma:
bir yere getirme,
bir araya toplama.
gaddar:
acımasız, zalim.
gark etmek:
batırmak, boğ-
mak.
hakikat:
gerçek, asıl, esas.
hane:
ev, mesken, beyt, ika-
met edilen yer.
hane-i maneviye-i vücut:
vücudun manevî evi, hanesi;
vücudun mana dolu evi.
hane-i Rabbaniye:
Allah’a ait
olan ev.
hikmet:
kâinattaki ve yaratı-
lıştaki İlâhî gaye, her şeyin
belirli gayelere yönelik ola-
rak, manalı, faydalı ve tam
yerli yerinde olması.
ihrak:
ateşe atma, yakma.
iman:
inanmak, itikat; inanç.
insafsız:
adaletli ve haklı dav-
ranmayan.
İslâmiyet:
Müslümanlık.
kanun-i adalet:
adalet kanu-
nu.
kin:
öç almayı amaçlayan giz-
li düşmanlık.
malûm:
bilinen.
mana-i hakikî:
hakikî mana,
gerçek anlam.
manen:
iç varlık bakımından,
manevî yönden, manaca.
masum:
günahı, kötülüğü ol-
mayan, suçsuz.
muzır:
zararlı.
mü’min:
iman eden, inanan.
nazar:
bakış, görüş.
nur:
aydınlık, ışık.
sefine-i İlâhiye:
Allah’a aid
bir gemi.
semavat:
semalar, gökler.
Mektubat | 443 |
Y
irmi
i
kinci
m
ekTup
1...,433,434,435,436,437,438,439,440,441,442 444,445,446,447,448,449,450,451,452,453,...1086
Powered by FlippingBook