Mektubat - page 65

OnBirinciMektup
(2)
/
? p
ór
ª n
ë
p
H
o
í pq
Ñ° n
ù o
j s
’p
G m
Ar
?n
T r
øp
e r
¿p
Gn
h
(1)
|}
o
¬n
fÉ n
ër
Ñ°o
S /
¬p
ª°r
SÉp
H
BuMektupmühimbirilâçolup,dörtayetin
hazinesindendörtküçükcevherineişareteder.
A
ZİZ
Kardeşim,
Şu dört muhtelif meseleyi muhtelif vakitlerde
kur’ân-ı Hakîm nefsime ders vermiş. Arzu eden
kardeşlerim dahi bundan bir ders veya bir hisse al-
maları için yazdım. Mebhas itibarıyla başka başka
dört ayet-i kerîmenin hazine-i hakaikından birer kü-
çük cevher numune olarak gösterilmiştir. o dört
mebhastan her bir mebhasın ayrı bir sureti, ayrı bir
faydası var.
bİRİNCİ MebHaS:
(3)
Ék
Ø«/
©°n
V n
¿Én
c p
¿
Én
£r
«°s
ûdG n
ór
«`n
c s
¿p
G
ey sû-i vesveseden me’yus nefsim!
tedai-yi hayalât, tahattur-i faraziyat, bir nevi irtisam-ı
gayriihtiyârîdir. İrtisam ise, eğer hayırdan ve nuraniyet-
ten olsa, hakikatin hükmü bir derece suretine ve misali-
ne geçer: güneşin ziyası ve harareti, âyinedeki misaline
geçtiği gibi. eğer şerden ve kesiften olsa, aslın hükmü ve
hassası, suretine geçmez ve timsaline sirayet etmez.
Mektubat | 65 |
o
n
B
irinci
m
ekTup
hakikat:
gerçek.
hararet:
ısı, sıcaklık.
hassa:
özellik, nitelik.
hayır:
iyilik, faydalı iş.
hazine:
zengin ve değerli kaynak.
hazine-i hakaik:
hakikatler hazi-
nesi, gerçekler hazinesi.
hile:
tuzak.
hisse:
pay.
hüküm:
kuvvet, değer, emir, nü-
fuz, hâkimiyet.
ilâç:
deva.
irtisam:
resmedilme, görüntü.
irtisam-ı gayriihtiyârî:
istemeye-
rek hayale gelen düşünceler.
itibarıyla:
sayılmak üzere, bakı-
mından.
kesif:
şeffaf olmama, koyu.
kur’ân-ı Hakîm:
her ayet ve su-
resinde sayısız hikmet ve fayda-
lar bulunan Kur’ân.
kusur:
noksan, özür.
mebhas:
bölüm.
mesele:
önemli iş, konu.
me’yus:
ümitsiz.
misal:
benzer, numune.
muhakkak:
şüphesiz.
muhtelif:
farklı, çeşit.
mühim:
önemli.
nefis:
kişinin kendisi.
nev:
çeşit.
noksan:
eksiklik.
numune:
örnek.
nuraniyet:
nurluluk, nur özelliği,
parlaklık.
sirayet:
bulaşma.
sû-i vesvese:
kötü vesvese, şüp-
he.
suret:
biçim, görünüş; tarz.
şer:
kötülük.
tahattur-i faraziyat:
aslı olma-
yan şeylerin hatıra gelmesi.
tedai-yi hayalât:
hayale geliş,
hayali çağrışım.
tenzih:
Allah’ı şanına lâyık olma-
yan şeylerden uzak ve yüce tut-
ma.
tesbih:
Allah’ı bütün kusur ve
noksan sıfatlardan uzak tutma.
timsal:
görüntü.
ziya:
ışık.
arzu:
isteme.
ayet:
Kur’ân’ın her bir cümle-
si.
ayet-i kerîme:
Kur’ân’ın aye-
ti.
âyine:
ayna.
aziz:
muhterem, değerli.
cevher:
öz, asıl, temel.
faide:
fayda.
1.
Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
2.
Hiçbir şey yoktur ki, Onu övüp tesbih etmesin. (İsra Suresi: 44.)
3.
Muhakkak ki, şeytanın hilesi pek zayıftır. (Nisâ Suresi: 76.)
1...,55,56,57,58,59,60,61,62,63,64 66,67,68,69,70,71,72,73,74,75,...1086
Powered by FlippingBook