Sözler - page 291

nispeten, büyük bir a¤ac›n küçük bir meyvesi hükmünde
olan arz›, bütün semavata denk tutuyor; onu bir kefede,
bütün semavat› bir kefede koyuyor; mükerreren,
1
¢p
Vr
Qn
’r
Gn
h p
äGn
ƒ'
ªs
°ùdG t
Ün
Q
der.
Hem, arz›n flu mezkûr hikmetlerden nefl’et eden
sür’atli tahavvülü ve devaml› tagayyürü iktiza eder ki, se-
kenesi de ona göre mazhar-› tahavvülât olsun.
Hem, flu mahdut arz, hadsiz mu’cizat-› kudrete maz-
har oldu¤undand›r ki, en mühim sekeneleri olan ins ve
cinnin kuvalar›na, sair zîhayatlar gibi f›trî bir had ve hul-
kî bir kay›t konulmad›¤› için, nihayetsiz terakki ve niha-
yetsiz tedenniye mazhar olmufltur. Enbiyadan, evliyadan
tut, tâ Nemrutlara, tâ fleytanlara kadar uzun bir mey-
dan-› imtihanlar› peyda olmufltur. Madem öyledir, elbet-
te firavunlaflm›fl fleytanlar, hadsiz fleraretiyle semaya ve
ehline tafl atacaklar.
SÖZLER | 291
O
N
B
Efi‹NC‹
S
ÖZ
kat’iyet:
kesinlik.
katmerli:
katl›.
kefe:
terazi gözlerinden her biri.
kuvalar:
kuvvetler, hisler.
küre-i arz:
yer küre.
lâtif:
hofl, güzel.
letafet:
güzellik incelik.
mahdut:
s›n›rlanm›fl, çevrilmifl.
mahlûkat:
yarat›lm›fllar.
mahsulât:
elde edilen ürünler.
mahfler:
toplanma yeri meydan.
masnuat:
sanatla yap›lm›fl varl›k-
lar.
mazhar:
görünme yeri.
mazhar-› tahavvülât:
de¤iflikli¤e
u¤rama, baflkalaflma.
medar:
vesile, sebep.
melâike:
melekler.
meflher:
teflhir yeri, sergi.
meydan-› imtihan:
gösterme ye-
ri.
mezher:
çiçeklik.
mezkûr:
an›lan, zikredilen.
mezraa:
tarla, ekilecek yer.
mu’cizat-› Kudret:
Kudret mu’ci-
zeleri.
muvazene:
iki fleyin eflit olma
hâli, denklik.
mükerreren:
tekrar tekrar.
müteaddit:
çeflitli.
müteceddit:
yenilenen, tazele-
nen.
nazar:
göz atma, bak›fl.
nihayetsiz:
sonsuz.
nispeten:
göre, k›yasen.
peyda:
haz›r, mevcut.
rahmet:
ac›ma, merhamet etme,
ya¤mur.
ruhaniyat:
maddî cismi olma-
yanlar.
sair:
di¤er, öteki.
sekene:
oturanlar, yurt edinme.
sekene-i arz:
yeryüzünde bulu-
nanlar.
sema:
gökyüzü, gök.
semavat:
gökler.
sükûnet:
sakinlik.
sükût:
sessizlik.
sür’at:
çabukluk, h›z.
fleraret:
flerlik, fenal›k, kötülük.
fluhut:
gözle görme.
tagayyür:
de¤iflme, baflkalaflma.
tahavvül:
bir hâlden baflka hale
geçme, baflkalaflma.
tarz:
biçim, flekil, suret.
tedenni:
afla¤› düflme, gerileme.
terakki:
yukar›, ilerleme, geliflme.
vahiy:
Cenab-› Hakk›n diledi¤i
hükümleri, s›rlar› ve hakikatleri
peygamberlere bildirmesi.
yeknesak:
tek düzen.
zahiren:
görünüflte.
zemin:
yeryüzü.
zîhayat:
hayat sahibi.
ziya:
›fl›k, ayd›nl›k.
ziyade:
çok, fazla.
alâkadar:
ilgili.
âlem:
dünya.
arz:
dünya, yeryüzü.
bereket:
bolluk.
cin:
gözle görünmez bir k›s›m
yarat›klar.
dair:
ait, ilgili.
edyan-› semaviye:
semavî
dinler.
ehil:
bir yerde oturan, kalan.
enbiya:
nebîler, peygamber-
ler.
evliya:
keramet sahibi olan-
lar, erenler, velîler.
firavunlaflmak:
inkârda fira-
vun kadar ileri gitmek, fira-
vun kadar kibirli, gururlu,
inatç›, enaniyetli olmak.
f›trî:
yarat›l›fltaki, do¤ufltan
olan.
gayp:
gizli olan, görünmeyen.
had:
s›n›r.
hads-i kat’î:
kesin do¤ru bilgi.
hararet:
s›cakl›k.
hiffet:
hafiflik.
hikmet:
herkesin bilmedi¤i
gizli, yüksek bilgi, ‹lâhî amaç;
kâinattaki ve yarat›l›fltaki ‹lâ-
hî gaye.
hulkî:
yarat›l›fl ile ilgili.
icat:
vücuda getirme, yoktan
var etme.
iktiza:
gerekli olma, lâz›m ol-
ma.
ins:
insan, befler, âdemo¤lu.
istinat:
dayanma, delil.
1.
Göklerin ve yerin Rabbi [Allah’t›r]. (Ra’d Suresi: 102; Kehf Suresi: 14.)
ve onun elinden geçmifl ve ona girmifl ç›km›fl bir mahsulâtla, zahiren bin-
ler defa ölçekten büyük ve da¤ gibi bir cisimle o ölçek muvazeneye ç›ka-
bilir. Aynen öyle de, küre-i arz, Cenab-› Hak onu sanat›na bir meflher ve
icad›na bir mahfler ve hikmetine medar ve kudretine mazhar ve rahmeti-
ne mezher ve Cennetine mezraa ve hadsiz kâinata ve mahlûkat âlemle-
rine ölçek ve mazi denizlerine ve gayp âlemine akacak bir çeflme hük-
münde icat etmifl. Her sene kat kat ve katmerli yüz bin tarzda, masnuat-
tan dokunmufl gömleklerini de¤ifltirdi¤i ve çok defa dolup maziye boflal-
tarak gayp âlemine döktü¤ü bütün o müteceddit âlemleri ve arz›n müte-
addit gömleklerini nazara al; yani, bütün mazisini haz›r farz et; sonra yek-
nesak ve bir derece basit semavata karfl› muvazene et. Göreceksin ki, arz,
ziyade gelmezse, noksan da kalmaz. ‹flte,
¢p
V r
Qn
’r
Gn
h p
äG n
ƒ '
ª° s
ùdG t
Ü n
Q
s›rr›n› an-
la.
1...,281,282,283,284,285,286,287,288,289,290 292,293,294,295,296,297,298,299,300,301,...1482
Powered by FlippingBook