Sözler - page 511

Meselâ, küfür bir fenal›kt›r, bir tahriptir, bir adem-i tas-
diktir. Fakat o tek seyyie, bütün kâinat›n tahkirini ve bü-
tün esma-i ‹lâhiyenin tezyifini, bütün insaniyetin terzilini
tazammun eder. Çünkü, flu mevcudat›n âlî bir makam›,
ehemmiyetli bir vazifesi vard›r. Zira, onlar mektubat-›
Rabbaniye ve merâyâ-i Sübhaniye ve memurin-i ‹lâhiye-
dirler. Küfür ise, onlar› âyinedarl›k ve vazifedarl›k ve ma-
nidarl›k makam›ndan düflürüp, abesiyet ve tesadüfün
oyunca¤› derekesine ve zeval ve firak›n tahribiyle çabuk
bozulup de¤iflen mevadd-› fâniyeye ve ehemmiyetsizlik,
k›ymetsizlik, hiçlik mertebesine indirdi¤i gibi, bütün kâ-
inatta ve mevcudat›n âyinelerinde nak›fllar› ve cilveleri ve
cemalleri görünen esma-i ‹lâhiyeyi inkâr ile tezyif eder ve
insanl›k denilen bütün esma-i kudsiye-i ‹lâhiyenin cilvele-
rini güzelce ilân eden bir kaside-i manzume-i hikmet ve
bir flecere-i bâkiyenin cihazat›n› cami çekirdekmisal bir
mu’cize-i kudret-i bâhire ve emanet-i kübray› uhdesine
almakla yer, gök, da¤a tefevvuk eden ve melâikeye kar-
fl› rüçhaniyet kazanan bir sahib-i mertebe-i hilâfet-i arzi-
yeyi en zelil bir hayvan-› fânî-i zailden daha zelil, daha
zay›f, daha âciz, daha fakir bir derekeye atar; ve mana-
s›z, karma kar›fl›k, çabuk bozulur bir adî levha derekesi-
ne indirir.
E l hâ s › l
: Nefs-i emmare, tahrip ve fler cihetinde niha-
yetsiz cinayet iflleyebilir. Fakat, icat ve hay›rda iktidar›
pek azd›r ve cüz’îdir. Evet, bir haneyi bir günde harap
eder; yüz günde yapamaz. Lâkin, e¤er enaniyeti b›rak-
sa, hayr› ve vücudu tevfik-i ‹lâhiyeden istese, fler ve
SÖZLER | 511
Y
‹RM‹
Ü
ÇÜNCÜ
S
ÖZ
fenâ:
kötü.
firak:
ayr›l›k.
hane:
ev.
harap:
y›kma, bozma.
hayvan-› fânî-i zail:
yok olup gi-
den hayvan.
hay›r:
iyilik, güzellik, fayda.
icat:
meydana getirme, yapma.
iktidar:
güç yetirme kabiliyeti.
inkâr:
inanmama, reddetme, ka-
bul etmeme.
insaniyet:
insanl›k.
kâinat:
yarat›lm›fl olan fleylerin
tamam›, âlem.
kaside-i manzume-i hikmet:
hikmetli ve düzenli bir flekilde
yaz›lm›fl kaside, fliir.
küfür:
Allah’› inkâr etme.
lâkin:
fakat.
levha:
üzerinde yaz› ya da resim
bulunan tablo.
makam:
de¤er; mevki, görev.
mana:
anlam.
manidar:
manal›.
mektubat-› Rabbaniye:
her fleyi
terbiye eden Allah’›n yaratt›¤› ve
her biri bir mektup gibi manalar
ifade eden varl›klar.
melâike:
melekler.
memurin-i ‹lâhiye:
Allah’›n me-
murlar›.
merâyâ-i Sübhaniye:
eksiklikler-
den uzak olan Cenab-› Hakk›n
isim ve s›fatlar›n› gösteren ayna-
lar.
mertebe:
derece.
meselâ:
örnek olarak.
mevadd-› fâniye:
fânî maddeler.
mevcudat:
varl›klar.
mu’cize-i kudret-i bâhire:
apaç›k
kudret mu’cizesi.
nak›fl:
iflleme.
nefs-i emmare:
insan› kötülü¤e
sürükleyen nefis.
nihayetsiz:
sonsuz.
rüçhaniyet:
üstünlük.
sahib-i mertebe-i hilâfet-i arzi-
ye:
yeryüzünde Allah’›n halifesi
olma mertebesinin sahibi.
seyyie:
suç, günah.
flecere-i bâkiye:
daimî, kal›c›
a¤aç
fler:
kötülük.
tahkir:
hakaret etme.
tahrip:
y›kma, bozma.
tazammun:
içinde bulundurma,
içerme.
tefevvuk:
üstün gelme.
terzil:
rezil duruma düflme.
tesadüf:
rastlant›.
tevfik-i ‹lâhiye:
Allah’›n yard›m›.
tezyif:
alaya alma.
uhde:
bir ifli üzerine alma.
vazife:
görev.
vazifedar:
vazifeli.
zelil:
afla¤›l›k, alçakl›k.
zeval:
yok olma.
zira:
çünkü.
abesiyet:
lüzumsuz ve gaye-
siz olufl.
âciz:
güçsüz, kuvvetsiz.
adem-i tasdik:
kabul etme-
me.
adî:
de¤ersiz.
âlî:
yüksek.
âyine:
ayna.
âyinedar:
ayna olan, yans›-
tan.
cami:
içinde bulunduran,
kapsayan.
cemal:
güzellik.
cihazat:
cihazlar, donan›m,
azalar, organlar.
cihet:
yön, taraf.
cilve:
güzel ve hofl bir biçim-
de görünme, yans›ma.
cinayet:
a¤›r suç.
cüz’î:
az.
çekirdek-misal:
çekirdek gi-
bi.
dereke:
afla¤› mertebe, en
afla¤› mertebe.
ehemmiyet:
önem.
ehemmiyetsiz:
önemsiz.
elhâs›l:
sonuç olarak.
emanet-i kübra:
en büyük
emanet, halifelik.
enaniyet:
kendine güvenme,
be¤enme.
esma-i ‹lâhiye:
Allah’›n isim-
leri.
esma-i kudsiye-i ‹lâhîye:
Al-
lah’›n her türlü kusur ve nok-
sandan uzak isimleri.
1...,501,502,503,504,505,506,507,508,509,510 512,513,514,515,516,517,518,519,520,521,...1482
Powered by FlippingBook