"Gerçekten" haber verir 01 Temmuz 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Mustafa GÖKMEN

DÜNYAYI PEŞİNDEN SÜRÜKLEYEN TAT: ŞEKER -1-

Tarım sanayiinin itici gücü: Şeker pancarı

aylarımızın ayrılmaz tadı olan gıda maddesi olan şeker, bugün dünya genelinde çok önemli bir ticaret maddesi durumunda. Türkiye bugünlerde şeker sektörü ile ilgili çok önemli uluslar arası bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Sıcakların insanı bunaltığı bu sıcak yaz günününde bu tür ciddî konuların siz değerli okuyucularımızı sıktığını biliyoruz. Ancak Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli olan bu toplantının ana konusu olan şeker söz konusu olunca konunun detaylarına girmek durumunda kaldık. Burada peşinen affınızı rica ederek toplantı ile detay bilgileri verdikten sonra sektörün dününü ve bugününü ve geleceğini aktaracağız.

Dünya Pancar ve Kamış Üreticileri Birliği (WABCG) 29. Konsey Toplantısı 1-3 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Swiss Otel’de gerçekleştirilecek. Pankobirlik ile Konya Şeker’in ev sahipliğinde İstanbul’da yapılacak toplantıya, 20 ülkenin şeker pancarı ve şeker kamışı üreticisi örgütlerinin başkan veya temsilcileri katılacak. Bu önemli toplantıya, WABCG’ye 3 yıl önce üye olan Pankobirlik ev sahipliği yapacak ve ana sponsorluğunu ise Konya Şeker Sanayii ve Ticaret A.Ş üstlenecek. 2007 Kasım ayında yine Pankobirlik’in girişimleriyle Türkiye’de ilk kez Konya’da düzenlenen Uluslararası Pancar Ekicileri Konfederasyonu (CIBE) Teknik Toplantısı’ndan sonra, WABCG’nin de uluslar arası konsey toplantısını Türkiye’de yapmasının, Pankobirlik’in dünya ve Avrupa şeker sektöründeki ağırlığını göstermesi açısından önemli olduğu belirtiliyor.

Bu önemli toplantı öncesinde Pankobirlik Genel Müdürü Mikdat Çakır ile şeker ve şekere dair konuları konuştuk. Bu dizinin ileriki bölümlerinde Mikdat Çakır ile yaptığımız geniş röportajı okuyacaksınız.

Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra 1 Temmuz’da başlayacak olan toplantıya, ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere, Brezilya ve Hindistan başta olmak üzere Avustralya, Güney Afrika, İsveç, Danimarka, Avusturya, Meksika, Filipinler, Fas, Jamaika, Uganda, Fiji, Tanzanya ve Malavi gibi şeker üretiminde ülkelerin söz sahibi üretici birliklerinin katılacağını hatırlatalım.

7 oturum halinde yapılacak toplantıda ‘’Şeker ve yan ürünlerin maliyetleri, politika değişiklikleri, WABCG üyesi ülkeler arasındaki farklılıklar, biyoenerji politikaları, Brezilya gelecekte daha çok pancar ve kamış biyoenerjisi üreten ülke mi olacak? Kırsal kesim gelişiminde ve yoksulluğun azalmasında pancar ve şeker kamışı üretiminin yeri nedir?’’ gibi konuların tartışılması bekleniyor. Bu konular Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Uluslar arası toplantıda ayrıca, son dönemde dünyada ortaya çıkan, pek çok ülkede dalgalanmalara yol açan gıda krizinin etkileri ve sebeplerinin de ele alınması bekleniyor.

Şeker, insanların beslenme alışkanlıkları içerisindeki yeri ve sağladığı enerji sebebiyle önemli bir gıda maddesi olma özelliği taşırken, şeker üretiminin tarihi de çok eskilere dayanıyor. Tarihsel verilere göre, şekerin Avrupa’da yaygınlaşarak tercih edilir bir gıda maddesi olması 1900’lü yıllara dayanırken, şekerin ülkeler arası ticaretteki öneminin artması da yine bu yıllara rastlıyor. Ekonomik bir değer olarak şekerin önem kazanması, sömürge ülkelerdeki büyük çaplı yatırımların yanı sıra, Avrupa ülkelerinin de şeker üretimi ve işlenmesiyle ilgili faaliyetleri arttırması arasında paralellik taşıyor. Şeker endüstrisinin temelinde şeker kamışı vardır. İnsanlık için önemli bir besin maddesi olan şeker ilk başlarda bal, pekmez gibi tabiî ürünlerle karşılanıyordu. Daha sonraları şeker kamışı keşfedildi.

Avrupa, Amerika’nın keşfinden sonra Orta Amerika’dan şeker kamışı getirmeye başladı. Avrupa milletleri Amerika’dan ya da Hindistan gibi bölgelerden getirilmekte olan fakat İngilizlerin yolu kapatmaları üzerine müthiş sıkıntısı çekimeye başladı. Avrupalı mucidler şeker kamışının yerini tutabilecek başka bir şey bulmak için kolları sıvadı. “Şeker imaline yarayacak bir bitki var mı?” sorusu soruldu. Bu soruyu ilk ortaya atan 1747’de Alman kimyacısı Andreas Sigismund Marggraf (1709-1782) oldu. Berlin Bilimler Akademisinde şeker pancarından nasıl şeker üretilebileceğini anlattı. Marggraf’ın anlattıkları teorik görüşlerdi.

François Achard (1753-1821) hemen bu teorilerin uygulamasına geçti ve 1796-1800 yılları arasında sürdürdüğü çalışmaları sonunda şeker pancarından şeker elde etmeyi başardı. Prusya Kralı’nın koruması altında bir fabrika kurarak, günde 3.500 kilo şeker pancarı işlemeye başladı. Ne yazık ki, ekonomik bunalım içinde ve Fransa’nın ağır baskısı altında olan ülkesi, girişimlerini destekleyecek durumda değildi. Eli kolu bağlanan Achard’ın buluşunu geliştiren kişi ise eski Fransız subayı Benjamin Delessert (1773-1847) idi. Paris’te 1801’de ilk Fransız pamuk ipliği fabrikasını kurmuştu. Ertesi yıl bunu, üretimi Marggraf-Achard yöntemine dayanan ilk şeker fabrikası izledi. İlk ürününü 2 Ocak 1813’te aldı ve sevinçten uçarcasına elde ettiği şekeri Baron Chaptal’a götürdü. O da hemen Napolyon’a konuyu iletti. Buna son derece sevinen Napolyon’un bizzat fabrikaya gelip sanayiciyi kutlayacağını Baron Chaptal, Delessert’e şu satırlarla müjdeledi: ”İmparator fabrikanıza geliyor. Ondan önce orada bulunacağım. Acele gelin. Chaptal. 2 Ocak, öğle”

Şeker pancarından şeker yapımı, XIX. yüzyılın ilk yıllarının en önemli kimya sanayii icadıdır. Kısa zamanda bütün dünyaya yayıldı ve fiyatlar durmadan düştü. Çünkü 1836’da günde 1.000 kilo pancar işlenebilir ve 50 kilo, şeker alınabilirken, 1841’de aynı sonuç 750, 1850’de 650 ve 1860’ta 550 kilo pancardan alındı.

Şeker bugün de 100’den fazla ülkede üretilirken, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, gıda güvencesi ve tarımsal yapılar açısından tarihsel gelişim içerisinde ayrı bir yere sahip. Bu sebeple pancar şekeri üretimini desteklemeye yönelik politikaların, ucuz olan ithal kamış şekerinden kaçınmak amacıyla dış ticaret tedbirleri ile birlikte ele alınmasının önemi ortaya çıkıyor.

Şeker, genel olarak, “Sakaroz Kökenli Pancar ve Kamış Şekerleri’’, “Tatlandırıcılar’’ ile “Tabiî Şeker’’ olmak üzere 3 türe ayrılıyor. Hammaddesi şeker pancarı ve şeker kamışı olan Sakaroz Kökenli Pancar ve Kamış Şekerleri, dünya şeker üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini karşılıyor. Bu üretimin yüzde 75’i kamış şekeriyle yapılırken, yüzde 25’i de pancar şekeri kullanılarak elde ediliyor. Sakaroz Kökenli Pancar ve Kamış Şekerleri, “beyaz şeker’’ ve “ham şeker’’ diye iki türe ayrılıyor. Beyaz şekere, herhangi bir tatlandırma, renklendirme işlemi yapılmazken, bu tür şeker yüzde 99.5’ten fazla sakaroz içeriyor. Beyaz şeker gibi renklendirme ve tatlandırma işlemi uygulanmayan ham şeker ise yüzde 99.5’ten daha az oranda sakaroz içeriyor.

Tatlandırıcılar (sun’î şeker), teknolojik gelişmelere ve sanayiin talebiyle doğru orantılı olarak ortaya çıkarken, “nişastadan üretilen tatlandırıcılar’’ ve “sentetik tatlandırıcılar’’ olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Nişastadan üretilen şekerlerin ana ürününü izoglikoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (HFCS) ile inulin şurubu oluşturuyor. Bugün AB ve pek çok ülke, ekonomiye sağladığı yüksek katma değerden ötürü şeker sanayilerini korumak amacıyla, nişastadan tatlandırıcı üretimini kotalarla sınırlandırmış durumda. Türkiye’de bu konuda sıkıntılar var. Çünkü Nisaşta bazlı şeker üreticileri şeker pancarından üretilen şekere karşı kendilerini rakip gibi gördükleri için tartışmalar sürüp gidiyor...

Sentetik tatlandırıcılar grubuna ise şeker alkolleri (polioller) ve diğer tatlılık verici sentetik maddeler giriyor. “Sorbitol, Mannitol, Ksilitol, Isomalt, Laktitol, Maltitol ve Eritritol..” bu gruptaki tatlandırıcılardan birkaçı. Gıda üreticileri, genelde poliolleri tatlandırıcılıkları sakarozun yarısı kadar olduğu sebebiyle daha çok bir dolgu maddesi olarak kullanıyor. Yoğun tatlandırıcılar olarak da bilinen sentetik maddelerin tatlılığı ise sakaroza göre daha fazla iken, ülkelerin sağlık kuruluşlarının izin verdiği ölçülerde kullanılıyor ve tüketimi de reçeteyle ve doktor kontrolüyle yapılıyor. Özellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcılar bu gruba giriyor.

Söz konusu sentetik maddeler, çeşitli ticarî isimler altında saf halde ya da diyabetik tatlandırıcılarla karıştırılarak pazarlanıyor. Öte yandan sakkarinin kansere sebep olduğu gerekçesi ile ABD’de uzun süre yasaklandığı ve bunun ardından kontrollü kullanımına izin verildiği de ifade ediliyor ki bence üzerinde önemle durulmasında yarar var. Çünkü insan vücudunun tabiî şekerleri kolayca yakabilirken sun’î şekerleri yakamadığı ve vücutta depo ettiği bu zararlı maddelerin de kansere sebep olduğu iddiaları var. Pancar şekerinin de içinde bulunduğu grup, fabrikasyon işlemleri sırasında kimyasal formu herhangi bir değişikliğe uğramamış ve toprakta yetiştiği tabiî haliyle tüketilen şeker türü ise, “tabiî’’ ya da “natürel şeker’’ grubundan sayılıyor. İnsan sağlığı açısından yararlı olan tabiî şeker türlerinin tüketilmesi önem arz ediyor.

Türkiye’de tarımsal sanayiin itici gücü durumundaki şeker pancarı en önemli sanayi bitkimiz. Yılda ortalama 15 milyon ton civarında elde edilen pancardan 2 milyon ton şeker üretiliyor. Türkiye’de, ham maddesini şeker pancarının oluşturduğu “şeker sanayii’’ tarıma dayalı sanayilerin öncülerinden biri durumunda. Şeker pancarı tarımı ile Türkiye’nin 64 ilinde, 6 bin 206 köyde, 348 bin 237 çiftçi ailesi geçimini sağlıyor. Türkiye’de bir yılda 228 Pancar Bölge Şefliği denetiminde, 580 alım merkezi yoluyla, 3 milyon 284 bin 369 dekar alanda pancar ekimi yapılırken, 15 milyon ton elde edilen pancardan 2 milyon ton şeker üretiliyor. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı açısından şeker pancarının sağladığı katma değer diğer ürünlere göre önde yer alıyor.

DÜNYA ŞEKER ÜRETİMİNİN

YÜZDE 25'İ PANCARDAN

Dünya şeker ihtiyacının yüzde 75’ini kamış şekeri ile karşılanıyor. Bunu büyük oranda pancar ve diğer şeker türleri izliyor. Mısır gibi bitkilerden elde edilen şekerlerin sağlıksız olduğu görüşü yaygın şekilde dile getirilirken, özellikle kolalı ve gazlı içeceklerde kullanılan bu şeker türünün sağlık sorunlarına yol açacağı da dile getiriliyor. Kamış şekeri üreten ülkeler arasında özellikle Hindistan ve Brezilya, Dünya Şeker Borsası’nda şeker fiyatlarını belirliyor. Yapılan araştırmalara göre dünya şeker üretimi son yıllarda ortalama 140 milyon tonu buluyor. Bu üretimin ekim alanlarının genişliği, yıl içerisinde birden fazla hasat edilebilmesi ve üretim prosesinin kolaylığı dolayısıyla yaklaşık olarak yüzde 75’i kamıştan, yüzde 25’i ise pancardan karşılanıyor.

AVRUPA ŞEKER SEKTÖRÜ VE TÜRKİYE

AB ülkeleri, pancar şekeri ve diğer şekerlerin üretimini ortak tarım politikası “Şeker Pazar Rejimi’’ (CMO) adı altında düzenlenen sistemle kontrol altında tutmanın gayreti içinde. AB’nin şeker üretimini desteklediği bilinirken, Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) AB’ye şeker rejimini değiştirmesi için baskı yaptığı da bilinen başka bir gerçek. AB ise baskılar sonucu çeşitli destekleri kaldıracağını açıklarken, bu Avrupa şeker sektörünü yeniden yapılanmaya doğru itiyor. AB’nin şeker üretimini düzenleyen CMO’da pancar şekeri ile nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi yer alırken, düzenleme pancar şekeri ve üretimini, minimum şeker alım fiyatıyla garanti altına alıyor. Şeker üreticileri için getirilen fiyat garantilerinden pancar şekeri ile izoglikoz ve inulin şurubu üreticileri yararlanırken, glikoz şurubuna herhangi bir teşvik yapılmıyor. AB ülkelerinde NBŞ’lere tanınan kota, bütün şeker üretiminin ortalama yüzde 2 ya da 3’ünü oluşturuyor. Türkiye’de ise bu kotalar yüzde 10’lara kadar çıkabiliyor. Avrupa’da NBŞ üretiminin kota ile sınırlandırılmasının sebebinin, pancar şekeri üretiminin, tarımı, teknolojisi ve yan ürünleriyle ekonomik olarak yetiştirildiği ülkelere sağladığı katma değerin büyük olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin bu katma değere Avrupa ülkelerinden daha fazla ihtiyacı bulunmasına karşın, uluslar arası lobilerin baskısıyla NBŞ’li şekerlerin kotası yüksek tutuluyor. Şeker pancarından üretilmesi gereken şeker kotaları bu üretim türüne veriliyor. Türkiye’nin bu handikapı aşması zorunluluk haline gelmiş durumda. NBŞ’li şeker üreticileri kendilerine tanınan yüzde 10’luk kotanın yüzde 15’e çıkarılması için mücadele ederken, Türkiye’nin gerçek şeker üreticileri de karşı mücadelelerini kararlı bir şekilde sürdüyor.

AB’de pancar şekeri üretiminde ilk sırada yer alan Fransa ve Almanya’nın üretime verdikleri önemden dolayı NBŞ üretim kotasını AB ortalamasının oldukça altında, yüzde 0,42 ve 0,89 oranlarına çektiği bilgileri mevcut. Bu uygulama da Türkiye’ye ışık tutar nitelikte. AB’ye ithal edilme ihtimali bulunan şekerler için yüzde 200’lere varan vergiler bulunuyor. İthalat vergileri ve ihracat iadelerini içeren bu sistemde, ortak pazara istikrar sağlanıyor. Türkiye’de bu ortak pazarın üyesi olduğuna göre (1995’ten bu yana AB Gümrük Birliği üyesiyiz) biz de ülke olarak AB standartlarında formüller geliştirip dünya şeker lobisine karşı tedbirlerimizi alabiliriz.

AB ülkeleri şeker sektörünün büyük bir kısmını özel şirketlere devretmiş durumda iken, çıkabilecek krizlere karşı bazı fabrikaları ise kamu elinde tutuyor. AB’deki genel eğilimin Türkiye’de özelleştirme kapsamında tutulan fabrikalara olan talebi bilinirken, AB üyeliğinin ardından Türkiye’de özelleşen fabrikaların pancar üretimini başka ülkelere kaydırması da gündeme geliyor. AB’ye üye ülkeler arasında da tartışma konusu olan bu uygulamanın özelleştirme aşamasında Türkiye’de de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Türk Şeker Kurumu kontrolündeki yaklaşık 25 fabrika özelleştirme kapsamında. bu fabrikaların ürün aldığı şeker pancarı ekim sahaları yabancı yatırımcıların iştahını kabartırken Türkiye’nin ne yapacağı merak konusu...

AB ülkeleri şeker sanayilerini büyük ölçüde özelleştirmelerine karşın, olağanüstü durumlara hazırlıklı olabilmek ve pancar tarımının sürekliliğini sağlayabilmek için üretimin bir kısmının işletim hakkını üretici birliklerine devrederek, kamunun bünyesinde tutuyor. Bu bağlamda PANKOBİRLİK’in elindeki fabrikalar Türkiye açısından bir sigorta işlevi görecek gibi. Her ne kadar PANKOBİRLİK fabrikaları kamu malı olmasa da neticede üreticinin malı. Yani millî şirket.

AB genelinde 20 yıl önce 1 milyon tonun üzerinde kotaya sahip şeker grubu yalnızca İngiltere’nin “British Sugar’’ şirketi iken, bugün şirketler arası yapılan evlilikler sonucu “Sudzucker’’, “Nordzucker’’, “Tereos’’ ve “Danisco Sugar’’ gibi şirketlerin şeker üretim kotaları 3 milyon tona kadar ulaşmış durumda.

Sonuç olarak AB’deki toplam şeker üretiminin yüzde 83’ü 15 şirketin elinde toplanırken, bu grupların sektörde adeta bir tröst konumuna gelmesi dikkat çekiyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi 2006 Nisan ayında Alman “Nordzucker AG’’, Fransız “Chiristal Union’’ ve İngiltere’den “ED&F MAN’’ şirketlerinin “EUROSUGAR’’ adı altında yeni bir şirket kurup, sektördeki tekelleşmeyi arttırıcı büyük bir adım atmış durumda. Söz konusu şirketlerin Türkiye’deki özelleşecek fabrikalara da ilgi gösterdiği belirtilirken, özelleştirmenin bu şirketlere yapılması durumunda, Türkiye’nin AB üyeliğine kabul edilmesiyle Türkiye’deki şeker pancarı üretiminin başka ülkelere kaydırılmasının gündeme gelebileceği iddiaları var. AB’ye üye ülkeler arasında da tartışma konusu olan bu uygulamanın özelleştirme aşamasında göz ardı edilmemesi gerektiği dile getirilse de biz buna açıkça ihtimal vermiyoruz. Çünkü Türkiye’deki toprakların verimi yüksek. İşgücü ucuz. Neticede Türkiye’de kamunun elindeki şeker fabrikaları özelleştirme kapsamına alındıktan bu yana yatırım yapamaz hale geldiler. Bugün yarın satılacak diye çivi çakılmayan fabrikalar yakın gelecekte bedâva bile versen alıcı bulamaya bilir. Bu gerçeği de göz önünde bulundurarak ne yapacaksa bir an önce yapılmalı. AB şeker sektöründeki gelişmeler ve değişimler karşısında Türkiye’deki kamu şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde izlenecek politikalar tekrar gözden geçirilmeli.

Türkiye’de toplam pancar şekeri sanayii yatırım miktarı 4 milyar dolar iken, toplam yatırımın 600 milyon doları özel fabrikalar tarafından sağlanmış durumda. Şeker sanayiinin çeşitli sebeplerden dolayı son yıllarda şeker üretim kapasitesindeki kaybının büyük olduğu biliniyor. Yasal kotalara karşın NBŞ üretiminin denetimsiz olarak sürmesi üretim kapasitesini etkilerken, şeker kalitesi ve dekara düşen şeker verimi bakımından AB ile rekabet edebilecek tek sektörün de şeker olduğu dile getiriliyor. Türkiye’de 10 milyon kişiyi doğrudan ilgilendiren pancar şekeri sanayiinde sürekliliğin sağlanması ve özelleştirme sonrası yaşanabilecek olumsuzlukların giderilmesi amacıyla, sektörle ilgili kararların dikkatli bir şekilde alınması gerekiyor.

Dünyadaki en önemli şeker üreticileri Brezilya, Hindistan, AB, Çin, Tayland, ABD, Meksika ve Avustralya oluştururken, söz konusu ülkelerin dünya şeker üretimindeki payının yaklaşık yüzde 60 olduğu biliniyor. Söz konusu ülkeler içinde özellikle Hindistan ve Brezilya’nın üretim miktarlarıyla dünya fiyatlarının oluşmasında etkin rol oynadığını hatırlatalım.

Mustafa GÖKMEN

01.07.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (22.06.2008) - Gizemli Ülke HİNDİSTAN -4-

  (21.06.2008) - Gizemli Ülke HİNDİSTAN -3-

  (20.06.2008) - Gizemli ÜLKE HİNDİSTAN -2-

  (19.06.2008) - Gizemli Ülke HİNDİSTAN -1-

  (14.06.2008) - ALMANYA'DA RİSALE-İ NUR GÜNLERİ -3-

  (13.06.2008) - ALMANYA'DA RİSALE-İ NUR GÜNLERİ -2-

  (12.06.2008) - ALMANYA'DA RİSALE-İ NUR GÜNLERİ -1-

  (11.06.2008) - Beşinci Kıta: AVUSTRALYA (3)

  (10.06.2008) - Beşinci kıta: Avustralya (2)

  (09.06.2008) - Beşinci kıta: Avustralya (1)

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Gezi Eki Pdf
© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır