"Gerçekten" haber verir 07 Ağustos 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Uzlaşma safsatası

Siyasette kimi kavramları ne anlama geldiklerini hiç düşünmeden rastgele kullanma alışkanlığımız var.

Son günlerde ve özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi yüksek oy oranları ve seçim kanunu nedeniyle çok yüksek sandalye sayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) girdiğinden bu yana siyasette bir uzlaşma lafı ve arayışı sürüp gidiyor.

Daha önceleri bu sütunda ve başka yerlerde defalarca bu konuya değindim; uzlaşma siyasetin tabiatında vardır ama hukukta, hukuk devleti evrensel çerçevesinin belirlemesi gereken ilişkilerde ise uzlaşma olmaz, zira kriterleri evrensel olarak belirlenmiş hukukta uzlaşma zorunlu olarak biraz hukuksuzluk demektir ve hukuksuzluk herkesi olumsuz etkiler.

1 Ağustos gününden bu yana YAŞ (Yüksek Askeri Şura) sürecini tartışıyoruz, Sayın İlker Başbuğ’un siyasi yaklaşımlarını, Makedon kökenini tartışıyoruz, ihraç yaşanmamasını yorumluyoruz ama en büyük hukuksuzluğu yani YAŞ kararlarının yargı sürecine kapalı olmasını tartışmıyoruz; bu hukuk kopukluğuna uzlaşma ile gelinmiş, TSK ile ilgili anayasal düzenlemeler esnasında bir uzlaşıyla bu hukuksuzluğa yol açılmış ise, hukukta uzlaşma olmaz dememin anlamı daha bir netleşir.

Uzlaşma siyasetin de her noktasında, her anında olmaz; siyasette her uzlaşma iyi değildir, hatta bazı uzlaşma arayışları siyasetin, demokrasinin ve hukukun tabiatlarına taban tabına da zıttır.

Siyasette uzlaşma bizde sanıldığının tam tersi bir yerde, sandık sonrası değil sandık öncesi yaşanması gereken bir süreçtir; sandık sonrası uzlaşma ancak ve ancak meclis aritmetikleri koalisyon dayatırsa söz konusu olur.

Sandık öncesi uzlaşma ise olgun, oturmuş demokrasilerde farklı siyasal çizgilerin belirli (asgari ya da askeri olması şart değil) müştereklerde anlaşıp seçmen karşısına ortak bir kimlikle çıkmasıyla gerçekleşebilir.

Sandık sonrası yani seçmen iradesi bir kez tecelli ettikten sonra da koalisyon gerekleri doğal olarak uzlaşmayı gerektirecektir; ama şayet meclis aritmetiği koalisyon gerektirmiyor ise uzlaşma ne demektir, bu konunun iyi deşilmesi, anlaşılması gerekir.

Tek başına iktidara gelebilen siyasal hareketler programlarını eksiksiz, olabildiğince tümüyle uygulamak isterler ve bu çok normaldir, siyaset ve demokrasi de bu demektir zira bu siyasal partiler, hareketler seçmenden tek başına iktidar güç ve yetkisini yine o seçmene yaptıkları taahhütlerle elde etmişlerdir ve bu programın, koalisyon gerekleri dışında, uzlaşıya zorlanması demokratik sürecin doğasına aykırıdır.

Bu aşamada önemli kavram parti ve hükümet programının ve uygulamaların hukukun evrensel ilkelerine, temel insan haklarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, AİHM içtihatına, Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerine, Anayasa’ya, Anayasa’nın da evrensel hukuka aykırı olmamasıdır.

Bu temel nitelikleri taşıyan bir parti ve hükümet programının ve uygulamalarının yeterli seçmen ve parlamenter desteği sonrası uzlaşmasız uygulanması kadar demokrasinin ve siyasetin özüne uygun bir şey olamaz ve bu süreçte uzlaşma diye diretilmesi, dayatılması bir tür faşizmdir; belirli konjonktürlerde daha geniş tabanlı iktidar arayışları istisnadır.

Önemli olan iktidar partisinin ilke ve uygulamalarının evrensel hukukla çelişmemesidir; evrensel hukuk, temel hak ve özgürlükler, insan haklarıyla uyumlu bu ilke ve uygulamaların devlet politikası ve gelenekleri, yerel bir ideolojinin dayatmalarıyla çelişmesi durumunda uzlaşmaya zorlanması kadar baskıcı bir saçmalık ve bu uzlaşmanın iyi olduğuna yönelik iddialar kadar da safsata şey olamaz.

İşin ilginç tarafı da bizim ülke pratiğinde iktidar partilerinin ilke ve uygulamalarından ziyade uzlaşma için dayatılan konuların evrensel hukuk ve temel insan haklarıyla çelişen konular olmasıdır; örnekler başka bir yazıya.

Star, 6 Ağustos 2008

Eser Karakaş

07.08.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün haberler

Başlıklar

  ANITKABİR FARİZASI

  Türkiye Türkler’in midir?

  Aspirin

  AB yolu diyorsak, gündemde ‘Kıbrıs engeli’ de duruyor!

  Uzlaşma safsatası

  Dolaylı mesaj... Dolaylı mesaj... Dolaylı mesaj...

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır