"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zavallılık…

Cevher İLHAN
23 Eylül 2018, Pazar
GARABET

“İktidara ilişik medya”nın kimi kalemşor ve yorumcuları, garip bir şekilde, karanlık mihraklarca hazırlanıp servis edilen iftira dolu jurnallerle Yeni Asya’ya saldırmayı âdeta “görev” edindiler.

Bunlardan biri de, eleştirecek birşey bulamamış olacak ki -hiç alâkası olmayan bir hâdiseden hareketle- kendinden menkul “Yeni Asya Grubuna FETÖ’den bir tehdit gelmiş midir?” sorusunu sorup “Böyle bir tehdit sebebi ile mi, bir gün DYP’li, bir gün DP’li, bir gün İyi Partili olmaktadırlar?” diyerek “Yeni Asya’nın bu partiler arasında kuralsız bir şekilde dolaştığı” bühtanında bulunuyor.

Demek, “siyasî İslâmcılar”ın çıkarları uğruna “gömlek değiştirmelerine mukabil, Yeni Asya câmiasının çağımızın Kur’ân tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’ndaki temel içtimaî düsturlar ekseninde geniş istişârelerle sâlim ve istikametli içtimaî esasları belirlediklerini hâlâ öğrenememiş.

Bilmiyor ki, daha Osmanlı devrinde Osmanlı Ahrar Fırkası’nı destekleyen ve çok partili hayata geçişte başta “demokratlık ve hürriyetçilik” olmak üzere sağlam esaslarla Demokrat Parti’ye (DP) “nokta-i istinad” olan Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu “kurallar”la Nur talebeleri, menhus 1960 ihtilâliyle DP’nin kapatılması üzerine “demokrat misyonu” devam ettiren Adalet Partisi’ne (AP) oy verdiler. Akabinde de 12 Eylül darbesinin yasakladığı AP’nin yerine kurulup misyonunu yüklenen Doğru Yol Partisi’ni (DYP) desteklediler. Ve DYP’nin yeniden DP ismini almasıyla aynı istikametteki kararlılığı sürdürdüler.

Ve bilmiyor ki, -bir nevi ittifakla- başta Genel Başkanı olmak üzere DP’li adayların İyi Parti listesinde aday gösterildiği 24 Haziran seçiminde İyi Parti’ye oy verdiler.

Ya da bile bile sırf okuyucularının kafasını karıştırmak ve -kendince- Yeni Asya’ya bir şâibe bulaştırmak için maksatlı olarak pompalanan “karalama kampanyası”nın bir parçası olup tam bir zavallılık sergiliyor.

Ama kendine yazık ediyor…

***

GÜNDEM

“Sancılı sistem” kararnameleri

“Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi”nin bir türlü rayına girmemesi karmaşasında sık sık karar değişikliklerine dair eleştirilere Cumhurbaşkanı, “Bu yeni sürecin de sancıları var, her kutlu doğum sancılı olur” diyor.

Aslında, bu durum, Bakanlar Kurulu’nun ortadan kaldırıldığı, yürütmenin yanısıra yasama ve yargının partili Cumhurbaşkanı’na bağlandığı, tek kişilik kararnâmelerle Meclis’in yasama işlevinin gasp edildiği “ucûbe sistem”in Türkiye’ye yaramadığının ilk göstergeleri.

Bunandır ki, “Yeni sistem”de 9 Temmuz’da Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı kanun hükmünde kararnâme ile önce “rektörlük için profesör olmak” şartı kaldırılıyor. Daha bu değişikliğin bazı isimlerin rektör olarak atamaları için yapıldığı tartışmaları sürerken altı gün sonra 15 Temmuz’da 4 no’lu Cumhurbaşkanlığı kararnâmesi ile bu kez rektörlerin “en az üç yıl profesörlük yapanlar arasından atanacağı” hükmü getiriliyor.

Ve en son 13 Eylül tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan “Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnâmesi” ile rektörlerin, “en az üç yıl profesörlük yapanlar arasından atanacağı”nı belirleyen maddeden “en az üç yıl” ibâresi yine çıkarılıyor.

Özetle, devlet kurumları arasındaki koordinasyon ve işbölümü bir yana, iki buçuk ayda sık sık birbirini nakzeden tenâkuzlu ve zikzaklı “kararnâmeler”, “tek kişilik ‘sancılı sistem”in ne denli “kişiye özel” ve kuralsız olduğunu bir defa daha açığa çıkarıyor.

***

VAZİYET

“Terörle mücadele” perspektifi

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki Gaziler Günü etkinliğinde konuşan Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Son 45 gün içinde yurt içi ve sınır ötesine yapılan operasyonlarda elebaşları dahil toplam 366 terörist etkisiz hale getirildi” bilgisini vermiş. (Gazeteler, 19.9.18)

Devamında da, “Yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda ve hava harekâtlarında terör örgütü üyelerinin yeri tesbit edilerek tamamı etkisiz hale getirilecek ve ancak bu şekilde terörle mücadelemiz son bulacaktır” demiş.

Vakıa şu ki, bu süreçte her fırsatta “imha edilen terörist sayısı”nı vererek “1’e 10 gidiyor; bedelini bu kadar ağır ödetiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı başta olmak üzere iktidardakiler, her fırsatta “teröristlerin etkisiz hale getirilmesi”ni “terörle mücadelede başarı” olarak sunuyorlar.

Bu konuda, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un, 6 Temmuz 2010’da, “1984’ten 2010’a kadar 26 yıl geçti. 30 bini öldürüldü, 10 bin de yaralı, teslim olan var, toplam 40 bine yakın terörist etkisiz hale getirildi. 26 yılda, güvenlik kuvvetleri beş defa PKK’yı bitirdik; ‘terör örgütü dağıldı, bitti’ diye yanlış algıladık, ama aslında dağ kadrosu duruyor” yakınmasını hatırlayalım.

Ve tekrar altını çizelim: Terörü üreten bataklık kurutulmadıkça, terör örgütlerine katılım engellenmedikçe, bizzat ilgililerin ikrarıyla kevgire dönen sınırlar kontrol altına alınmadıkça, Türkiye’nin yanıbaşında terörün türetilip palazlandırıldığı “terörist üreten kamplar” durdukça ve komşu ülkelerde terör örgütlerinin kıyasıya çarpıştığı iç savaşlar devam ettikçe, salt “terörist imhası”yla terör bitmiyor.

Okunma Sayısı: 2282
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı