"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Artvin Notları

Habibe Işık
20 Temmuz 2015, Pazartesi
Şehirleri şehir yapan insanı mı, taşı toprağı dağı mı diye sorgular oldum Artvin’e seyahat ettiğim ilk günden itibaren.

Bu soruların yanında şu da sorulmalı belki şehir kimleri kucaklar, kimlere yabancı gelir, kimleri sahiplenir…

Değişik bir duygu aslında Gürcistan sınırları içerisine girdiğim andan itibaren bütün duygularımı sadece gördüğüm ve en sevdiğim şeylere odaklamıştım. Sahilden otobüsümüz hızla yol alırken deniz-yeşil-yağmur üçlüsü de eşlik ediyordu. Yani duygularıma. Aslında heyecan dediğimiz duyguyu kaybedeli epey bir zaman oluyordu. Bu, yeni bir şehre ilk kez adım atmanın heyecanı değil daha önce defalarca temaşa ettiğin üçlüye tekrar ve ilk kez görüyormuş gibi bakabilmenin hayretiydi.

Şehirler kendini, içinde yaşayan insan sayısınca farklı gösterir ya da şöyle desem daha doğru olur; Bir şehir ziyaretçilerinin gördüğü kadar farklıdır. Biz de Artvin’de bu yıl 35’incisi düzenlenen Kafkasör Kültür Turizm ve Sanat Festivali için dâvet edilen 100’e yakın gazeteciden biriydik. 100 gazeteci demek 100 farklı dünya ve aslında 100 farklı Artvin demekti… Herkes kameralarını kendi gördüğüne yöneltiyordu, ama hiçbirimiz bilmiyorduk  aslında içimizden neler geçtiğini. Güzel olan yanı, sırrı buydu belki de…

Sırlar dedik ya şehirler ne sırlar saklıyor değil mi? Yeni fark ettim…

Bazen sözün kısası makbuldür bazen de uzunu… Zamanına ve mekânına göre değişir. Zaman ve mekân demişken… Şehirler nasıl kurulmuştur, neden insanlar mekânları zaptetmiştir, buna ihtiyaç neden doğmuştur? Bunları sorgulamak gerekir belki de her farklı şehre adım atışımızda. Bu soruya kendimce bir cevap verebiliyorum ve 100 farklı dünya da 100 farklı cevap verecek; bundan da eminim. Şehirlileşme medeniyetin bir göstergesi, Medine kökünden gelir diye öğrenmiştim bir zaman medeniyetle ilgili araştırma yaparken. Şehirler medeniyeti temsil ediyor da her şehir medenî olabiliyor mu, bunu da sorgulamak lâzım. Aslında mühim olan şu olmalı; vardığın, mekân edindiğin yer sana neyi sorgulatıyor?

Lâfı uzattım biliyorum… Biz de medeniyetin temsil edildiği bir şehirde yaşananlardan bahsedeceğiz… Artvin, insanları ile Türkiye’deki en medenî şehirlerden biri. Eğer medenî kavramına benim yüklediğim anlamı yüklüyorsanız eğer…

Yolculuğumuz dâvete icabet ile başladı. Duygularımın bir kısmını, o uzatıyorum dediğim kısımlarda, vurguladım. Sadede gelirken büyüklerimizin sıklıkla söylediği ve çocukluk yıllarımdan kulağımda kalan fısıltıyı aktarmak istiyorum. Büyüklerimiz derlerdi, bir yeri ziyaret edip döndükten sonra “Yediğin, içtiğin senin olsun bize gördüğünü anlat”. Yediğimiz içtiğimiz önemsiz mi? Elbette hayır, ama işin felsefesi aslında gördüğümüz. Tabiî bu benim penceremden böyle. Yolculuğumuz İstanbul Yeşilköy Havalimanı’nda başladı ve Batum, Hopa, Arhavi, Artvin diye devam etti…

Kamalak Vadisi ve Mençuna ŞelÂlesi

Batum’a inişimizden sonra Hopa’da sıcak bir karşılamanın ardından Arhavi’ye doğru çevirdik rotamızı. Arhavi’de bizi Arhavi Belediye Başkanı Coşkun Hekimoğlu karşıladı. Sıcak karşılamanın ardından Kamalak Vadisi’ne doğru yol aldık. Kamalak Vadisi’ne giderken sonsuzluğa doğru yol alıyormuş gibi oluyor insan. Zira kıvrım kıvrım yollar ve cezb eden yeşilin tonları arasında hayretini gizleyemiyorsun. Kamalak Vadisi’nde Osmanlı Dönemi’nden kalma Asma Köprüler tarihin o gizemli büyüsü ile kendinden geçiriyor insanı. Bir yanda çay bahçeleri, bir yanda uzaktan da olsa gördüğümüz Mençuna Şelâlesi yerli ve yabancı turistler tarafından en çok ziyaret edilen bölgelerden biri olduğu gözden kaçmıyor.

Maden Zengini Artvin

Türkiye’nin D. Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Artvin, kuzeydoğusunda Gürcistan sınırı, güneyinde Erzurum, güneydoğuusunda Kars ve batısında Rize ile çevrili. Çok eski bir yerleşim yeridir. Türkiye’nin en zengin Bakır madeni rezervine sahip ilidir. Murgul ve Kuvarskan’da bulunan bakır madenleri, Karadeniz Bakır İşletmeleri tarafından işletilmektedir. Ayrıca betonit, manganez, kurşun ve linyit yatakları vardır. Fakat bunlar henüz işletilmemektedir. Diliyoruz maden zengini olan Artvin’e beşerin bulaşık eli karışmaz ve bu güzelliği sonsuza kadar ziyaretçilerini hayret makamına çıkarır.

İlim yuvası Çoruh Üniversitesi 

Artvin şehrinin ortasından geçen ve gürül gürül akan Çoruh Nehri’nin adını verdiği bir ilim yuvasına sahip. Çoruh Üniversitesi gençleri bekliyor. Daha doğrusu bütün ihtişamıyla Artvin Dağları, akarsuları ve insanları sizleri bekliyor.

Örf-adet-folklör

Örf âdet ve folklörlerini gezimiz sırasında çok idrak edemesek de Artvin’in kendisine mahsus zengin bir kültür ve folklor mirası var. Halk edebiyatı, el sanatları, eğlence, yemek ve kıyafet bakımından oldukça zenginler. Artvin’den yüzlerce şair yetişmiş. Zuhuri, İzni, Keşfi, Didari, Efkâri ve Ali Fahri gibi âşık ve şairler başlıcalarıdır.Halk oyunlarında Erzurum, Kars. Karadeniz ve Kafkasya’nın tesiri büyüktür. Başlıca oyunları:
Sarıçiçek, Atabarı, Karabağ, Kubak, Uzundere, Delihoron ve Düzhoron’dur.

Kafkasör Yaylası ve Boğalar Güreşiyor…

“Boğalar güreşiyor” dediğimizde biliyorum hepinizin aklına İspanya’daki o kanlı boğa güreşleri geliyor. Yalnız bu güreşlerin onunla yakından uzaktan bir ilgisi yok. Boğalar niçin güreşiyor sorusunun cevabını şu şekilde alıyoruz: Barış için, kardeşlik için, biz olmak için…

Artvin’de bu yıl 35’incisi düzenlenen Kafkasör Festivali bölgede yüzyıllık bir geleneği yaşatıyor. Yöre halkı, bölgede havaların ısınması ile birlikte hayvanlarıyla yayla ve mezralara göç ediyor. Bölge halkı boğalarını yaylaya çıkarmadan önce bir festival düzenleyerek ve bu festivalde boğalarını güreştiriyorlar. Bu sayede hayvanlar arasında lider belirliyor, bu lidere de baş boğa adı veriliyor. Yüzyıllardır süre gelen gelenekle düzenlenen Kafkasör Festivali’ne bu yıl da Artvin ve ilçeleri ile Rize’den 100’e yakın boğa katıldı. Festival kapsamında Cumartesi ve Pazar günleri 6 kategoride ödüllü boğa güreşleri yapıldı. Güreşlerde Baş boğa seçilecek hayvanın sahibine 12 bin lira para ödülü verildi. Festivalde şüphesiz en ilginç olan şey boğalara sahipleri tarafından verilen isimlerdi. Tiko, Kanas, Muhittin, Ajan, Gadder Efe, Saddam, Teyo, Memati, Çakıcı, Retkit, Babişko gibi isimleri boğalarına takan boğa sahipleri güreş esnasında boğalarına bu isimlerle sesleniyorlar.

Mehmet Kocatepe: Amacımız Artvin’in tanıtımıdır

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, basının Artvin Kafkasör Kültür Sanat ve Turizm Festivali’ne gösterdiği ilgiye ilişkin açıklamada bulunurken, amaçlarının Artvin’in ve Kafkasör Festivali’nin tanıtımı olduğunu belirterek basının gösterdiği ilgiden dolayı memnun olduklarını söyledi. Başkan Kocatepe; “Artvin Kafkasör Festivali Komitesi tarafından geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da basın mensuplarını ilimize ve festivalimize dâvet ettik. Gerçekleştirdiğimiz dâvete yerel, bölgesel ve ulusal 100’ü aşkın basın mensubu iştirak ettiler. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu yıl inanıyoruz ki Artvin’in adı bütün ülkemizde ve dünyamızda duyulacaktır. Artvin Kafkasör Yaylası’nda boğaların güreştirilerek barıştırıldığına şahitlik yapıyoruz. Burada dostluk ve kardeşlik vardır.” diye konuştu.

Okunma Sayısı: 2348
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı