"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şefkat kahramanı mücahid Üstadım

Hasret ASLAN
12 Ağustos 2018, Pazar 21:14
Bediüzzaman Hazretleri benim dünyamda en çok şefkati ve fedakârlığı ile ön plâna çıkıyor. Bana, şefkat hissi ile hiç tanımadığı insanlara olan muhabbetini, başkasının günahına ağlamayı, gayrın elemiyle müteellim olmayı hatırlatıyor.

Eskişehir Hapishanesi’nde kendisi hapiste olduğu halde bunun derdine düşmeyip hapishanenin karşısında olan Atatürk Lisesi’ndeki birkaç gencin raks edip oynamasına, gülmesine, ağlamasıyla biliyorum Üstadı.

Onların elli sene sonraki hallerini manevî bir sinemayla gördüğü için ağlıyordu Muazzez Üstadım. İnsanlar kendi işlediği günahın farkında değilken, belki bundan elem dahi duymayıp aksine lezzet alıyorken şefkatli Üstad o gençlerden daha çok onları düşünüp istikbaldeki halleri için onlara ağlamıştı.

Ehl-i imanın imanını selâmette görmek uğruna dünyasını da, ahiretini de feda eden fedakâr bir mü’min…

Çeşit çeşit ezaya, işkenceye zulme evlâtlarının imanını muhafaza etmek uğruna katlanan, evlenmeyen, çocuğu olmayan, ama milyonlarca evlâda sahip olan bir baba…

Ehl-i iman ahirzaman denizinin büyük dalgalarında, fırtınalarında yolunu kaybetmesin diye çırpınan, bu uğurda nefsini, hissiyatını ve bütün hayatını feda eden, milyonlarca Müslümanda fani olan, enaniyetini şahs-ı manevinin havuzunda eritip büyük bir havuzu kazanmaya muvaffak olan ihlâsın, uhuvvetin ve himmetini milletine (ümmete) sarf etmenin ne demek olduğunu gösteren en büyük örneklerden biri.

İslâm’a gelen hücumlar karşısında ben de Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez bir Nur olduğunu bütün dünyaya haykıracağım diyen bir Mücahid…

Eğer insan, ihlâs ile isterse, Cenâb-ı Hakk’a dayanıp ondan muvaffakiyet dilerse, her zorluğun içinde bir kolaylık kapısı açılıyormuş.      

Allah hapiste de olsa, sürgün de olsa, hasta da olsa, yalnız da olsa, iman hizmetini yaptırıyor göğsü imanla dolu olan insanlara.

Bediüzzaman Hazretleri tıpkı birinci sözde ‘’Bismillah’’ deyip Allah’ın adını alan mütevazi adam gibi. Acizliğini bilip bir Zatın adını aldığı için, bir işe başladığı zaman Allah namına, Rahman namına deyip her şeyde onun rızasını gözettiği için vazifesini çok güzel bir şekilde yerine getiriyor.       

Aczini ve fakrını bilmek güçsüzlük değil aksine acz ve fakr iki altın silâhtır ve bu silâhlar insanı Allah’a daha çok yaklaştırır.  Çünkü insan zaiftir, belâları çoktur. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade. Acizdir, hayat yükü pek ağır. İhtiyarı, iktidarı sadece elinin yetişebildiği yere kadar. 

Ama bizim çok kuvvetli ve her şeye gücü yeten bir Rabbimiz var. İhtiyacımız ne kadar fazla, fakirliğimiz de ne kadar ziyade olursa olsun ellerimizi açtığımızda hemen irtibata geçebileceğimiz bütün ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek Kerîm ve Rahim bir Zat var.

Tevekkül edip sırtımdaki ve başımdaki yükleri bıraktığım zaman onları kaldırabilecek büyük bir kuvvet ve kudret sahibi var. Bunun için bizim en büyük silâhımız: Aczimiz ve fakrımız.

İnsan en zor zamanlarda dahi Allah namına başlayıp vazifeyi omuzladığı zaman Cenâb-ı Hak O’nu, o vazifenin altında ezdirmiyor başka kuvvetli omuzları da gönderiyor yardımına.

‘’Nefis cümleden edna, vazife cümleden âlâ’’ diyebildiği için iman hizmetini nasip ediyor Rabbim.

Çünkü Üstad Hazretleri Allah’a bırakıyor her şeyi ve kendisini de Risale-i Nur’un bir talebesi olarak görüyor. Kendisi için ‘’Said elli bir nefer hükmündedir.’’ diyen ehl-i dalâlete karşı ‘’Ey bedbaht ehl-i dünya! Bütün kuvvetinizle dünyaya çalıştığınız halde, neden dünyanın işini dahi bilmiyorsunuz, divane gibi hükmediyorsunuz? Eğer korkunuz şahsımdan ise, elli bin nefer değil, belki bir nefer elli defa benden ziyade işler görebilir. Yani, odamın kapısında durup bana ‘Çıkmayacaksın!..’ diyebilir.”

“Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur’ân’a ait dellâllığımdan ve kuvve-i mâneviye-i imaniyeden ise, elli bin nefer değil, yanlışsınız, meslek itibarıyla elli milyon kuvvetindeyim, haberiniz olsun!’’ (Tarihçe-i Hayat) diyerek cevap veriyor.

Bu cevap da bize gösteriyor ki aslında en büyük kuvvet, kuvvetsizlikte. İnsanın kendisini bir hiç olarak bilmesinde.  

Bediüzzaman Hazretleri eşittir, Risale-i Nur. O’nu daha iyi tanımak ve anlamak için Nurlar’ı bol bol okumak lâzım. Rabbim okumayı ve anlamayı nasip etsin.

Okunma Sayısı: 303
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı