"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Daha fazla geç kalınmadan birileri sesimizi duysun istiyorum

Mağdur Kürsüsü
18 Nisan 2017, Salı
*Mesaj sahibinin kimlik bilgileri bizde mahfuzdur.

Merhaba. Ben eski (...) Başsavcı (...)’nın kızıyım.

17 Temmuz 2016’dan beri babama hasretim. Bu tarihten beri yüzümüz hiç gülmedi.

Sizinle yirmi dört yıllık bir savcının hikâyesini paylaşmak istiyorum. Bu yirmi dört yılın on yedi yılını başsavcı olarak görev yapmış sevgili babamın hikâyesini. Ben adliyelerde büyüdüm, okul çıkışları gidip ödevlerimi yapardım. Daha sonra koridorlarda oyunlar oynardık. Biz adliye personeliyle aile gibiydik. Babam herkesin sorunuyla tek tek ilgilenirdi. Beni de yanına alırdı beraber bütün odaları ziyaret eder hal hatır sorardık. Herkesin mutlu olmasına önem verirdi. Radikal değişiklikler yapmaktan hiçbir zaman korkmazdı. Kendisine doğru gelmeyen şeyi açık açık söylerdi. Dürüsttü, güvenilirdi, çoğu insan babamı severdi. Buraya kadar her şey güzel görünüyor değil mi?   

Aslında her şey 2014 yılında başladı. 2014 yılının mayıs ayında babamın ayakları biranda boşalmaya, tutmamaya başladı. Doktora gittiğimizde bize acı haberi verdi. Beyninde ödem toplamış bir tümör vardı ve bu tümör beynine baskı yapıyordu. Babam için en iyi doktorlar araştırılmaya başlandı. Üç gün gibi kısa bir süre sonra ameliyat olacağı söylendi. Tam ameliyata girmeden önce kalbinin arkasında kalmış bir tümör daha olduğunu öğrendik, annem hemen bize söylemedi. Emin olması gerekiyordu.

Babamı ameliyathaneye gönderirken gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Bu yaşlar sayesinde büyük bir sorun olduğunu fark ettim. Çünkü babamı 18 yıllık hayatım boyunca hiç ağlarken görmemiştim. Size o 5 saati nasıl anlatsam, bana 5 yıl gibi gelen o koca saatleri. Anlatamam.

Ameliyat başarılı geçti çok şükür bir sorun olmadı. Bu da doktorumuzun becerisi sayesinde gerçekleşen bir şeydi. Bu gibi ameliyatlar bir çok insanda bir iz bırakıyordu; yürüyememe, zor konuşma vb. Ameliyat sonrasında değişik tahliller sonrası babamın akciğer kanseri olduğunu, hastalığının 4. aşamada olduğunu öğrendik. Vücudunun değişik yerlerine kanserli hücreler yayılmıştı. Kemoterapi, radyoterapi daha neler neler..

Her şey düzeldi babam artık iyileşti dediğimiz anda tekrar başa döndük. O yaşadığımız çaresizliği hiç unutmuyorum. Benzin almak için durmuştuk, babam sendelemeye başladı. Gördüğüm anda yanına koştum, her şey babama düşmeden önce yetişmeme bağlıymış gibi koştum. Düşerse hasta olacaktı, tutabilirsem babam tekrar sağlıklı olacaktı.. Yetişemedim.. Diz kapaklarının üstüne düştü. Gözlerimden süzülen yaşları silmek zorundaydım, güçlü olmak zorundaydım. Annemle hiç konuşmadan bakıştık, ikimiz de durumun farkındaydık.

İkinci ameliyat, ilk ameliyattan tam bir yıl sonra 2015 mayıs ayında gerçekleşti. Ameliyat sonrası bütün beynine radyoterapi gördü. Bu sayede beyninde ne var ne yoksa radyasyona maruz kaldı. Bu durum ileriki zamanlarda bir gözünün görme yetisini %95 kaybetmesine neden oldu. O zamanlar babama baktıkça içim acıyordu. Saçlarının hepsi dökülmüştü, bazen yemek yemeye bile hali olmuyordu, sürekli uyuyordu. Geceleri sessizce gidip nefes alıp almadığını kontrol ediyordum. Bir kız çocuğu için babasını bu halde görmenin ne demek olduğunu eminim tahmin edebilirsiniz. Ailecek babamın üstüne titredik, üşümesin, aç kalmasın, bunu da yesin, uykusu var ses yapılmasın..

Size kısaca durumu özetledim. Benim babamın yürümeye hali yoktu. Bir kaç kere dengesini kaybedip düştüğü oldu. Aşık olduğu mesleğini yapamıyordu..

15 Temmuz günü olanları biliyorsunuz tekrar anlatmayacağım. 17 temmuzda evimize polisler ve bir savcı amca geldi. Yüksek yargı üyeleri hakkında suçüstü hali olmadan arama yapılamamasına rağmen yasadışı bir şekilde evimizde arama yapıldı. Annem babamı götüreceklerini anladığında 2 yıldır çalışmayan, kanser hastası olan bir insanı siz nasıl gözaltına alırsınız dedi. Savcı amca durumu öğrenince babamı götürmekten vazgeçti ama emin olmalıydı başsavcı vekilini aradı, o da alın dedi. Babam gayet sakin, olacakları çoktan kabullenmiş bir haldeydi. Benim ağladığımı görünce yüzü kızardı, o haldeyken bile bana moral vermeye çalışıyordu. Çünkü ben babamın küçük kızıydım, üzülmeme izin veremezdi. Canım babam.. Polis amcalar babamı götürürken düşündüğüm tek şeyin inşallah kelepçeyi arkadan takmazlar, babamın omuzları ağrır olduğunu hatırlıyorum. Eğer takmış olsaydılar tartışacaktım, kendimi hazırlamıştım (Babam kıyafetlerini giyerken bile omuzlarını çok zorlayamaz).

İşte böyle bir insan 21 Temmuzda Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile tutuklandı. Gözaltı sürecinde 5 gün adliyede sabahladık. Bir kez olsun adliye binasının önünden ayrılmadık. Babam avukatı aracılığıyla üşüdüğünü söylemiş, battaniye istemişti. Babamın üşümesi bu dünyada başıma gelebilecek en korkunç şey. Abartmıyorum, kanser hastalarının çoğu soğuk algınlığı sonucu dünyadan ayrılıyorlar ki benim babam yaz kış demeden içine içlik giyer. Üstüne titrediğimiz babam adliye koridorlarında demir sandalyeler üstünde tam beş gün yattı. O beş günün babamsız yaşayacağımız 9 ayın habercisi olduğunu nereden bilebilirdim.

Kurban bayramının ilk günü babam aradı, hücreye alındığını söyledi. Alın size bayram. Tam 15 gün hücrede kaldı. Hayatımın en korkunç 15 günü. Ne televizyonu vardı ne başka bir şeyi. Küçük bir radyosu varmış sürekli TRT dinliyormuş. Hapishane türkülerini ezberledim diye ilk açık görüşümüzde hava attı bizlere :). Canım babam..

Değişik yerlere başvurularda bulunduk. Çok sevgili adli tıp kurumumuz babamın sağlıklı(!) bir 4. dereceden kanser hastası olduğuna karar verdiği için tutukluluk halinin herhangi bir sorun teşkil etmediğine karar verdi. Aynı raporda ‘’ortalama yaşam beklentisinin 8-10 ay ve 5 yıllık sağ kalım oranının yaklaşık %4 oranında olduğu’’, ‘’herhangi bir nöbet halinde acilen hastaneye kaldırılması gerektiği’’ de yazıyor. Bunları ben uydurmuyorum tam sekiz doktor tarafından imzalanmış adli tıp kurumu raporunda yazıyor. Trajikomik.

Yemek yerken şu anda ben bunu hak ediyor muyum diye düşündüğünüz oldu mu? Gece ağlayarak uyanıp bir daha uyuyamadığınız oldu mu? Peki ya azıcık tebessüm ettim diye geriye kalan tüm günü kendinize zehir ettiğiniz oldu mu? Sınavlarıma babam mutlu olsun diye çalışıyorum, babam mutlu olsun diye yaşıyorum. Her hafta görüşe gittiğimde gözlerimdeki hüznü babam görmesin diye çaba sarf ediyorum. Sakın babam üzülmesin.. Her görüş günü acaba bugün nasıl görünüyor, zayıflamış mı kilo mu almış diye kendime soruyorum, gözlerimle babamı tartıyorum. İnsan unutuyor mu? Asla. İnsan kabulleniyor mu? Asla. İnsan sadece alışıyor. Biz 9 aydır herhangi bir şeyin olmasını bekliyoruz, iddianameyi geçtim artık. Bu gidişle o iddianamenin asla yazılmayacağını anlıyorum. Ben babamı istiyorum. Ben babamla geçirebileceğim sayılı 9 ayımı geri istiyorum, daha fazla geç kalınmadan birileri sesimizi duysun istiyorum. Bir kereliğine kendinizi benim yerime koyun istiyorum. Biraz vicdanı olanlara, sevgilerimle..

Okunma Sayısı: 11829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hacer

    02.05.2017 19:59:01

    Rabbim sizden ebeden razı olsun.sus pus olmadığınız ve zulme sesinizi çıkardığıbiz için. Zulme sessizlik ortak olmaktır. Ortak olmadığınız icin.bizimde 9 aydır içimiz yaniyor abim yengem ve kızkardeşim.9 aydır hasretiz yüzleriné. Rabbim sabır versin .dayanma gücü versin onlara ve bizlere

  • Nejla mert

    01.05.2017 16:40:19

    Sesinizi kimse duynaz bunlar zalim bunlar zulüm edenler bilerek zulüm yapiyorlar Allahim yardim et ....sesiniz yukselsin artik yetmedi mi yazik binlerce evlat aci cekiyor ve nefretle büyüyor ....

  • Fatıma

    18.04.2017 18:46:22

    Güzel yavrum, öncelikle Rabbim babanıza hayırlı acil şifalar nasib etsin,tez zamanda sizi kavuştursun.Çektiğiniz bu sıkıntıların yüzü suyu hürmetine sizi birbirinize doyursun.Babanıza torunlarını tanıma onlara da size verdiği terbiyeyi verme fırsatı versin.O'nun gücü herşeye yeter . Rabbim herşeyi görüyor.Mazlumların ahını yerde bırakmayacaktır.Dua ile...

  • Hasan

    18.04.2017 17:22:47

    Allah yardımcınız olsun güzel kardeşim. İnşaallah bu çekilen sıkıntılar öbür dünya da kurtuluşumuza vesile olacak.

  • Sena

    18.04.2017 15:16:00

    Canım yavrum seni okuyunca kendi durumuma üzülmekten utandım.Allah im acıl şifa ver yarabbim.

  • Yahya YILDIZ

    18.04.2017 14:54:01

    Bir ülkede herkesin adeta ekmek, su ve hava gibi muhtaç olduğu "adalet" ne zaman ve kim tarafından hakkıyla icra edilecek? Nice isimsiz ve resimsiz mağdur, maznun ve mazlumlar onu beklemekteler...Evet eğer adalet varsa Said Nursi Hazretlerinin ifadesiyle "adliye memurları, hissiyattan ve tesirat-ı hariciyeden bütün bütün azade ve serbest olmazsa, sûreten adalet içinde müthiş günahlara girmek ihtimali var. Hem, canilerin, kimsesizlerin ve muhaliflerin dahi bir hakkı var"...ifadeleriyle olması gereken ölçüyü veriyor...Kaldıki bu zatı muhterem katil, cani, haydut ve gangaster değil...Bediuzzaman kendisinede 1950 öncesi..."cânileri hapisten çıkarıp affettikleri halde, bana zulüm olarak vermediler"... beyanatıyla zulmün, haksızlığın ve adaletsizliğin "zirve" yaptığı "Tek şeflik" döneminin nasıl olduğunu bize hatırlatıyor...Dokuz aydır bu mazlum zata ve benzeri durumda olanlara böyle devam ediyorsa, tek şeflik döneminden ne farkı var? İzah edecek biri veya birileri çıkacak mı acaba???

  • halil

    18.04.2017 13:39:28

    "Şu âlemde mü’minin mü’mine karşı en büyük yardımı dua iledir." (Barla Lahikası Sayfa 399) Dolayısıyla halis bir duadan daha büyük bir yardım olamaz. Rabbim sabrın kaynağı olan imanınızı artırsın, nice nimetlere kavuştursun....!!!

  • Khk 672

    18.04.2017 11:53:55

    Rabbim yardımcımız olsun inşallah. ..Duadan başka bir şey gelmiyor elimizden

  • demet ertas

    18.04.2017 11:00:12

    Dertleri duyunca insanin kendi dertlerinden utaniyor Rabbim herkesin yar ve yardimcisi olsun

  • Burak1903

    18.04.2017 09:59:06

    Aylardır yazmayı isteyipde yazamadığım şeyleri savcımızın kızı yazmış Başsavcım çocuklarının olduğu kadar benim de babamdı Ömrümün en güzel yıllarını onun dizinin dibinde yaşadım. Kendi ailesinin dilinden değil başkasının dilinden dinleyecek olursanız hayatta tanıdığım en kibar, en dürüst, en başarılı, en mükemmel insandı. Eşine karşı mükemmel bir sevgi dolu, çocuklarına karşı süper bir babaydı Kızının da dediği gibi yanında çalışan personele hakim ve savcılara çok samimi ve cana yakındı herkesin derdine deva olmaya çalışırdı 2013 yılı Mayıs ayında tayini çıktığı zaman herkes çok üzüldü 1800 kişilik veda yemeği verdik tek tek herkesle vedalaştı İrtibatimiz hiç kopmadı iki ameliyat sonrası da ziyaretine gittim Hastalanmasinda tek neden üzüntüydü İnşallah tez zamanda ailesine kavusur

  • hatice

    18.04.2017 06:41:46

    Vicdan kaldımı acaba bende bunu soruyorum

  • burhan

    18.04.2017 02:42:38

    Allahım kimsesizlerin kimsesi,acılarından feryat edemeyenlerin sesi,canı gırtlağına gelmişlerin nefesi sensin.mazlumun ahını işit Ya Rabbim,zalimin zulmünü bitir Ya Rabbim.....

  • Baha

    18.04.2017 02:21:20

    Sevgili yazar, su anki yurutme tamamen haksizliga bulasmis durumda. Onca kisinin hakkini nasil odeyecekler. Yargi islemiyor delil olmadan infaz ediyorlar. Hakkin ve hukukun olmadigi yere vatan denirmi soruyorum?

  • Ali Tam

    18.04.2017 01:55:14

    Maznun ve Mazlumlarin en emin siginagi bizim tabirimizle hisn-i haseni Yeni Asya sizlerin derdine tercüman ve avukat olmaya ve okurlari da Allah'a yardim dualarinda bulunmaya devam edeceklerdir. Yeni Asya bu anlamda kamu vicdaninin sözcüsüdür. Dogru adresin kapisini calmissiniz... Sesiniz duyuldu... Ümidinizi asla kesmeyiniz... (Bu zaten dinimizce farzdir) Sabirli olunuz... (Allah sabredenleri sever ve sabredenlerle beraberdir) Her sesiniz duyuluyor ve cevap alacaktir. (Allah her duayi duyar ve mutlaka cevap verir) Takdir edersiniz ki "cevap vermek" her duanin istenildigi sekilde kabulü anlamina gelmez. Allah belki/mutlaka daha iyi, daha hayirli ve münasip tarzda cevap verir!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı