"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kırık camlar, şeytanî kapılar

Yasemin YAŞAR
25 Ağustos 2018, Cumartesi
Amerikalı bir psikolog 1969 yılında bir deney yapar. İnsanların suça olan eğilimlerini ölçmek ister.

Bunun içinde şehrin suç oranının yüksek olduğu ve bir de suç oranı düşük, deyim yerindeyse elit kesimin yaşadığı mahallelere, iki tane otomobil koyar.

Suç oranı yüksek mahallede otomobil kısa sürede yağmalanır ve parçalanır. Psikoloğun asıl merak ettiği elit kesimin yaşadığı yerdeki otomobilin durumudur. Önceleri araba çok dikkat çekmez. Bunu fark eden psikolog arabanın camını kırar. Ve olanlar böyle başlar. Zira kırık camlı araba, artık dikkatleri çekmiş ve elit kesimde, arabaya zarar vermeye başlamıştır. Arabayı sahipsiz gören insanlar, hep aynı tepkiyi vermişlerdir.

Psikoloğun ulaştığı sonuç ise; düzensiz, bakımsız olan bir yere veya nesneye, insanların kültürel düzeyleri ne olursa olsun aynı tepkiyi vermeleridir.

Bu deney, her ne kadar sosyolojik ve içtimaiyatı ilgilendiren bir deney olsa da, elde edilen sonuçları itibarıyla, psikolojik bir takım neticelere de ulaşmak mümkündür. O deney yapılan mahallelerin her birini bir insan bedeni olarak düşündüğümüzde, manevî olarak, bir kırık camla yani “İlk masum yanlışla, günahla, yalanla” başlayan bir sürecin, nasıl yıkımlar getirdiği, insanın manevî âlemini nasıl harap ettiğini anlamak hiç de zor değildir.

Küçük ve önemsiz görülen sorunlar, hemen onarılmazsa, daha büyük sorunları beraberinde getirecektir. Bu nokta-i nazardan bakıldığında “kırık cam sendromunu” insanın manevî âleminde şu sonuca ulaşmak mümkündür. “Her günahta küfre giden yol vardır.” prensibi gereğince, küçük günahlar işlene işlene, büyük günahlara, büyük günahlar işlene işlene, insanı küfre götüren bir süreci netice vermesidir. Yani tövbe edilmez, manevî yara hemen imha edilmezse, manevî bir yılan suretine dönüp kalbi ısıracaktır. Aynen küçük bir cam kırığı ile başlayan harabiyetin en sonunda otomobilin parça parça olması gibi, tövbe edilmeyen günahlarda insanın harabiyetine sebebiyet verecektir.

Amerikalı başarılı bir Belediye Başkanına sormuşlar, “Şehrin hayat kalitesini kısa sürede nasıl bu hale getirdin? diye. Başkan “Bir metruk bina düşünün. Binanın camlarından biri kırık olsa bile onu hemen tamir ettirmezseniz o binanın diğer camları da kırılmaya başlar. Ben ilk cam kırıldığında hemen onu tamir ettim böylelikle bu şehir bu hale geldi.” der.

Her şey, tek bir camın kırılmasıyla başlıyor. Eğer çevreden tepki gelmezse, cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler, o bölgede düzeni sağlayan bir otoritenin olmadığını düşünüyor ve diğer camları da kırmaya başlar. Ardından daha büyük suçlar…

İnsanî ilişkilerde kırılganlıkların, küskünlüklerin, kötülüklerin artması da aslında kırık camlar gibi, kırılan kalplerin hemen tamir edilmemesi, düşmanlıkların daha büyümesine sebep oluyor.

Hasılı; aslında manevî âlemde bir kırık camla başlayan yıkımlar, harabiyetler şeytanın işini kolaylaştırmak ve ona kapı açmak anlamına geliyor. İşlenen bir günah, kırılan bir kalp, yapılan bir kötülük, şuursuzca bir hayat, harabiyete açılan kapılar hükmündedir.

“Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma...” diyen Üstad, o küçük görülen, ama harabiyete götüren “şeytanî kapıları” “kırık camları” ne güzel tesbit etmiş ve ders vermiştir.

Okunma Sayısı: 1641
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İbrahim

    25.8.2018 13:51:00

    Çok güzel bir yazı olmuş

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı