Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 04 Ağustos 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Röportaj

Mustafa GÖKMEN

Çini, bizim mayamız

* Çini nedir? Nasıl bir sanattır?

Çini geleneksel el san’atlarımızdan bir san’atımız. Çini bir ruh, bir güzellik san’atıdır. Etrafımızdaki güzellikleri bu toprakla özdeşleştirmeye çalışıyoruz. Çini bizim mayamızdır. Toprak insanlığın mayasıdır. İnsan bilinçli, ya da bilinçsiz toprağı çiğnerken, Mehmet Akif’in, “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı” dediği gibi, biz de ona en güzel şekilleri verip, rafların üzerine kaldırmaya çalışıyoruz.

* Çini tarihte sarayların mabetlerin süsüydü. Günümüzde durum nedir?

14. yüzyıldan beri, Kütahya’da çini san’atı hiç kesintisiz olarak devam edegelmiştir. Osmanlı’nın son zamanlarından itibaren, Cumhuriyet ile birlikte bazı yerlerde çini san’atı kesintiye uğramıştır. Bunun sebebi de şudur. Meselâ İznik’te o dönemlerde saray desteği olduğu için, bu destekle çok rahat, güzel çizgiler çıkıyordu.

Kütahya’daki ustalar halka, kendine çalıştığı için, daha keskin hatlı, daha zor desenler vardı. Ama Kütahya bunu yılmadan, usanmadan günümüze kadar getirdi. Çini san’atının sancaktarlığını yaptı. Günümüzde ise, çok güzel bir şekilde bu san’atı İznik de, Kütahya da ayağa kaldırdı. Şu an zirvede ve tabanda bu san’ata ilgi var.

* Çiniye olan ilginin tekrar artmasının sebepleri ne sizce?

İnsanlar zevkleri için, giyimleri, kuşamları için harcadıkları emeği ve parayı san’at için harcamıyordu. Bu alana ilgi duymuyordu. Bu hükümet, bu konularla ilgilendi. Bir komisyon kuruldu. TBMM El Sanatlarını İnceleme Komisyonu. Bu komisyon bütün illeri dolaştı. Kim hangi san’atı yapıyor, kaç kişi yetiştirmiş? Meselâ; Kütahya’dan, ben de dahil olmak üzere, 3 kişiye sanatkâr kimlik belgesi verdiler. Bugüne kadar, 14 çini ustası yetiştirmişim. Niçin yetiştiriyorum? Hem insanımıza sahip çıkmak, hem de san’atımıza sahip çıkmak için yetiştiriyorum. Biz bu insanlara sahip çıkmazsak, insanlar işsiz güçsüz kalacak. Belki de kapkaççı olacak.

* Bu işi öğrenmek isteyenler ne yapmalı?

Bizler uyanık olup, insanımıza sahip çıkmalıyız. Kim ne biliyorsa, bunu insanlara öğretmeli ki, insanlar iş güç sahibi olsun. Memleket için çalışsın. Bu vatan bizimse, insanlarımıza sahip çıkmak durumundayız. Biz, Kütahya’da akademik kariyeri olan ve olmayan insanlara bu san’atı ücretsiz olarak öğretmeye çalışıyoruz. Ama bu yeterli değil. Bunun yelpazesini genişletmek lâzım. Yani akademi ile alaylıyı birleştirip, tasarımlar yapmalıyız. Yani, “inşaat sektörüne nasıl gireriz, mobilya sektörüne nasıl gireriz diye düşünmemiz” gerekiyor. Çiniyi nelerle özleştirebiliriz. bunun için düşünmemiz gerekiyor.

* Günümüzde çiniye olan ilgi nasıl?

Çiniye karşı büyük bir uyanış var. Çok güzel ilgi var. İstanbul Beylikdüzü Migros Mağazası’nda yaptığımız sergimize çok güzel ilgi oldu.

* Dünyada başka yerlerde bu san’atla uğraşan insanlar var mı?

Olsa da azınlıktadır, hobi tarzındadır. Bizim çinimizde seramikten farkı, transparan sıcak renkler, yani alttan üste, tamamıyla çark torna dediğimiz işlem, fırça, dekor ve samur boyamalarıyla çini san’atında dünyada tekiz diyoruz.

* Kütahya ve İznik, çiniciliğin geliştiği iki merkez. Aralarındaki fark nedir sizce? Hep Kütahya’yı konuştuk. İznik’te durum nedir?

Şimdi, bu konuda, tekkeyi bekleyen çorbayı içer, diye bir söz vardır. Kütahya’da, annesinin dizinin dibinde 3-4 yaşındaki çocuklarımız eline fırça alıyor. Benim 10 yaşında bir kızım var, çark san’atını biliyor. Benim kızım, bu yaşta, işinin ustası. İHA gelip haber yaptı. Ulusal gazetelerde haber oldu. Bunu övünmek için değil, gençleri özendirmek için anlatıyorum. Yani Kütahya’da çini ile uğraşmaya, insanlarımız çocukluk yaşlarında başladıkları için, bu san’at zirvede. Büyük üstadlarımız var, meselâ Mehmet Koçer, İsmail Yiğit, Mehmet Gürsoy gibi... Kütahya’da bu konuda büyük sanatçılarımız var. Çark san’atında da aynı şekilde.

* Çini san’atının temeli nedir diyecek olursak, yani çini nerede şekillenir?

Çark derim. Yani teşbihte hata olmasın. Cesetle ruh gibi görüyoruz. Çarkta dönen çamur bedense, üzerindeki motifleri de ruh gibi görüyoruz. İkisi birbiriyle bütünleştiği zaman, çini çok güzelleşiyor.

* Çiniciliğin ticarî boyutu nedir?

Organize olabilirsek, çok ciddî anlamda bir finans girdisi sağlar bu sektör. İhracat bakımından çok avantajlı bir sektör. Çünkü çinicilik öyle bir san’at ki, hem tabana, hem tavana hitap ediyor. 10 YTL’den tutun, değerini biçemeyeceğiniz ürünler yapılıyor. Yani san’atımızın içinde hem taban var, hem de tavan var. Onun için, organize olmayı önemsiyoruz. İşte bu amaçla, şu andaki komisyonumuz bir çok etkinlikler, tanıtım faaliyetleri yapıyor. Medya da bizi bu konuda cesaretlendiriyor. İnşallah gelecekte şartların daha iyi olacağına inanıyorum.

ÇİNİCİLER ODASI’NIN HEDEFİ

ÇİNİCİLERİ ORGANİZE ETMEK

* Oda olarak yaptığınız faaliyetler nelerdir? Kütahya Çiniciler Odası neler yapıyor?

Oda olarak arkadaşlarımızı organize etmeye çalışıyoruz. İlk önce bu insanları onore edelim dedik ve bu işle uğraşanlara birer teşekkür belgesi verdik. Fuar düzenleme ve tasarım konusunda arkadaşlarımıza ne gibi desteklerimiz olur bunun arayışı içindeyiz. Birbirimizi taklit etmeden bu işi daha ileri nasıl götürürüz. TBMM nezdindeki girişimlerimizde el san’atları ile ilgili KDV’de indirim yaptırabilir miyiz bunları yapmaya çalışıyoruz. Örnekleri var. Tekstilde ve hat san’atında. Birkaç el sanatında böyle bir durum var. Biz de çinicilikte bunlarla uğraşıyoruz.

Odamız Fotoğrafçılar, Çiniciler ve El Sanatları Odası diye geçiyor. 1950’lerden beri faaliyette. 13 tane meslek dalı var odamızda. Üye sayımız şu anda az, neden az diyecek olursanız, sebebi şu: Biliyorsunuz Türkiye şu anda bir ustalık belgesi durumu olduğu için, ustalık belgesi olmayan, ancak bu işi yapan meslektaşlarımız odamıza üye olamıyor. Aslında bu insanlar, gün yüzüne çıkmak istiyor. Ancak ustalık belgesinin bir takım prosedürleri var. Bu konuda da alışmalar yapıyoruz. İnşallah bu konuyu da aşacağımıza inanıyorum. Bu tür şeyleri aştığımız zaman hem hükümet kazanacak, hem biz kazanacağız. Meselâ, bizim odamızda 150 üyemiz varsa, bunun dışında 2000 çinicimiz var. Ama bunlar perde arkasında. Bunlar bodrum katlarda ya da dairelerde. Bunları organize etmeye çalışıyoruz. Çıraklık eğitim merkeziyle de koordineli çalıyoruz. İnşallah bu sorunları aşacağız. Sağ olsunlar milletvekillerimiz başta olmak üzere, ilgililer bu konuda bizlere destek veriyorlar. Çiniciliğin önünü nasıl açabiliriz, gece gündüz bunun toplantılarını ve çalışmalarını yapıyoruz. Bu arada, siz de önemli bir görevi yerine getiriyorsunuz. San’atı ve san’atçıyı tanıtmak çok önemli bir görev.

Teknoloji, çiniyi çok renklendirdi

* Çini ve çini san’atı nedir?

Çini dünyada ve Türkiye’de tek olan bir san’at ve sadece Kütahya’da olan bir san’at. 14 yy.’dan beri gelen bir san’at. Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma bir san’at. Saraylara yapılan bir süsleme san’atı. Seramiğin bir dalı. Ancak ne seramik, ne de fayans. İkisinden çok farklı bir yapısı var. Çamuru, boyası ve bütün yönleriyle farklı...

* Çiniciliğe teknoloji neler kattı?

Çini tamamen babadan kalma bir san’at. Gelişmesi de bir zaman aşaması gerektiriyor. Biz, meselâ sanayi ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte, çiniye çok renklilik kattık. Çok renk demek, çininin kimyasının değişmesi demek. Bunun için bir süre gerekiyor. 3-5 renkten oluşan çini, bugün 15 renkten oluyor. 15 renk demek, bütün renklerin uyum içinde aynı anda aynı sürede istenilen kıvamda pişmesi demek.

Şu anda üretimi de çok farklı. Eskiden odun fırınlarında 500-600-700 derecelerde pişerken, bugünlerde bin 200 derece sıcaklıkta pişer duruma geldi. Günümüzde çinide kullanılan renkler, geçmişe göre çok daha fazla ve çok farklı. Ar-Ge çalışmalarıyla çinicilik sürekli bir gelişme içinde. Çamurumuz, boyamız, fırçamız değişti. Teknik olarak çini, çok yol katetti. Eskiden çiniler odun fırınlarında 1 haftada pişiyordu, günümüzde artık bir günde pişiyor, yarım günde de soğuyor. Fırınlarımız çok farklı. Tuğlalar kullanılıyor. Elektrik kullanılıyor. Yakında fırınlarımız doğalgaza geçecek bunun çalışmaları var. Üç günde pişiren fırınlarımız da var. Ancak daha çabuk üretim için çalışmalar sürüyor. Yani mamûlün özelliğine göre pişme süreleri değişiyor. Büyük mamûller daha uzun sürede, küçük mamûller daha kısa sürede pişiyor, ancak soğuma süreleri var. Şu anda kameralı fırınlar kullanıyoruz. Meselâ yurtdışına gönderdiğimiz ürünlerde kurşun olmama şartı var. İnsan sağlığına zararlı madde olmayacak.

* Tarihî süreç içinde çini çeşitli evrelerden geçerek günümüze geldi. Günümüzde çiniciliğin durumu nedir?

Çinilerde denediğimiz yeni renkler var. Yani geleneksel desenlerin yanında, yeni ve özgün desenleri de deniyoruz. Yani ana motifler değişti. Tabiî, gerileme zamanında da çini bu gelişmeleri sağlamış oldu. Yeni sanatçılar çıktı. Yeni kafalar yeni zihniyetler... Ama şu anda çini iyi bir tanıtımla daha iyi yerlerde olabilir. Birazcık devlet desteğine ihtiyaç var. Birazcık tanıtıma, her şekilde desteğe ihtiyaç var. Biz elimizden geleni yapıyoruz, ama bizi yurt dışına dünyaya tanıtacak, kendi çabalarımızın dışında bir devlet kuvveti şart.

* Sarayların ve mabetlerin süsü olan çiniden günümüzün çoğu dekorasyon malzemesi olan çiniciliğe geçiş nasıl oldu?

Evet, insanlar her şeyin teknolojisini aldıktan sonra, geri dönüyor. Yani nostalji yaşamak istiyor. Yani insanlar özüne dönüyor. El san’atı, asla solmayan bir san’at. Çini de bunlardan birisi, belki de en önemlisi. Çininin her aşamasında el işi var. Biz bu işi en güzel şekilde, en ileri şekilde yapmak için çaba sarf ediyoruz. Kütahyalı çini sanatkârları ellerinden geleni yapıyor. Yani olduğumuz yerde saymıyoruz, daima ilerliyoruz.

* Dünyada başka yerde çini yapılıyor mu?

Çini olarak yok. Bizim çamurumuzla, sırrımızla, tekniğimizle, esas olarak da motifleriyle, her şeyiyle çini bizim san’atımız. Çini san’atının dünyada tek olduğunu biliyorum. Ama sır altı çalışmalar var. Ama bizimki kadar derin değil.

* Çininin ekonomik boyutu nedir? Ekonomi olmadan san’atında devam etmesi bir noktada mümkün gözükmüyor?

San’at tek başına olmuyor maalesef. Biraz yanında ticaret olmak zorunda. Bizim atölyemizde 40 kişi çalışıyor. Çamurumuzu, boyamızı her şeyimizi satın alıyoruz. Çalıştırdığımız insanların maaşlarını ve sigortalarını ödüyoruz. Yani bir ticarî akışın içinde olmak zorundayız. Üretimimizin yüzde 80’i yurtdışına yönelik. Amerika çok ilgili. Hollanda merkezimiz var. Hollanda çok ilgili. Elişi olduğu için, diğer ülkelerde bu san’at çok ilgi görüyor. Bu yüzden ticaretimizin önemli bir ayağı olduğuna inanıyorum.

* İznik ve Kütahya karşılaştırması yaparsak, Kütahya’nın bugün daha ileri noktada olmasının sebebi nedir?

Osmanlı zamanında, bu san’at, sarayları süsleme san’atı olarak bir İznik’e, bir de Kütahya’ya verilmiş. Kütahya’nın çamurunda var bu çininin hammaddesi. Yer olarak üretime çok uygun. İznik belli bir süre sonra bitiyor. Kütahya halkı bunu meslek olarak kabul etmiş. Kütahya’daki tüm kadınlar, erkekler bu işi bilir. Geleneksel mesleğimiz. Geleneksel para kazanma kaynağımız. Bu bizim bir kültürümüz. Yani bir vakıf bir şey değil. Her özel firmanın, her evin içinde bir çini, bir şekilde var. Kütahya’da herkes fırça tutuyor. Bu bizim san’atımız ve ticarî alanımız. Bu san’atımızdan elde ettiğimiz gelir, ne kadar artarsa, biz de o kadar çok çalışırız. İnsanlarımız da o kadar mutlu olur.

Mustafa GÖKMEN

04.08.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Röportaj

  (03.08.2006) - Sanatın zekâtı da öğretmek

  (24.07.2006) - Dünya insanlığın ölümüne seyirci

  (19.07.2006) - Türkiye’nin tarihî sorumluluğu var

  (17.07.2006) - Kayahan: Sanatçı hekim kadar sorumlu

  (10.07.2006) - Ayrımcılık yaparak güçlü Türkiye olunmaz

  (06.07.2006) - "Pakistanlı gıda değil, eğitim yardımı bekliyor"

  (04.07.2006) - Türkiye’nin çıkış yolu AB

  (03.07.2006) - Sivil, askerden emir almaz

  (27.06.2006) - Said Nursî, İslâm dünyasına ufuk açtı

  (26.06.2006) - Bürokrasi gücün peşinden koşar

 

Bütün haberler

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004