Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kültür-Sanat

 

Müzelere çekidüzen

2007 yılında 4 yeni müze açılacak, kapalı 15 müze yeniden faaliyete geçecek, 46 müzede geçen yıl uygulanmasına başlanan elektronik güvenlik sistemi öteki müzelerde de uygulanacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, müzelerin kaliteleri, güvenliği ve müze ziyaretleri konusunda yeni girişimler başlattı. Buna göre, 2007 yılında 4 yeni müze açılacak, kapalı 15 müze yeniden faaliyete geçecek, 46 müzede geçen yıl uygulanmasına başlanan elektronik güvenlik sistemi öteki müzelerde de uygulanacak.

36 müzede tamamlanan envanter çıkarma ve sayım çalışmalarına bu yıl da devam edilecek. SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur mensuplarına müze girişlerinde yüzde 50 indirim uygulanacak.

BİLECİK, ISPARTA, KARABÜK VE

OSMANİYE’YE MÜZE

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, 2007 yılında, Bilecik Müzesi, Isparta Uluborlu Müzesi, Karabük Safranbolu Müzesi ve Osmaniye Kadirli Karatepe Müzesi olmak üzere 4 yeni müze açılacağını söyledi.

Düzgün, Tokat, Diyarbakır, Elazığ, Van ve Samsun gibi 15 ilin onarım ve restorasyon sebebiyle kapalı olan müzelerinin de yıl içinde açılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Konya, Nevşehir, Kahramanmaraş, Adana, Gaziantep, Erzurum ve Sivas’taki 13 müzenin de “yeniden yapılandırılacağını” belirten Düzgün, eski tekniklerle teşhir edilen eserlerin teşhir ve tanziminin yenileneceğini ve sergileme mekânlarının tekrar düzenleneceğini kaydetti.

46 MÜZENİN ELEKTRONİK

GÜVENLİK SİSTEMİ YENİLENDİ

Müzelerde yaklaşık 3 milyon eser olduğunu belirten Düzgün, geçen yıl 46 müzeye elektronik güvenlik sistemi kurulduğunu veya yenilendiğini, kalan müzelerin güvenlik sistemlerini de yıl içinde yenilemeyi planladıklarını söyledi.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserlerin dijital ortama aktarılması ve kontrolü amacıyla yaptıkları çalışmaları anlatan Düzgün, “Akıllı Kamera Sistemleri” adlı pilot proje uygulamasının başlatıldığını bildirdi.

Orhan Düzgün, güvenlik hizmeti için 2005 yılında 118 olan personel sayısının 2006’da 316’ya çıkarıldığını kaydetti.

MÜZE GİRİŞLERİNDE YÜZDE 50 İNDİRİM

Orhan Düzgün, müzelerin 2006’daki ziyaretçi sayısının yaklaşık 16 milyon kişi olduğunu belirtti.

Düzgün’ün verdiği bilgiye göre, 65 yaş üstü, üniversitelerin arkeoloji, san’at tarihi gibi ilgili bölümleri, öğrenci grupları ve basın mensupları için uygulanan indirimler genişletilecek. 1 Martta başlayacak uygulamayla, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur mensupları ile emeklilere müze girişlerinde yüzde 50 indirim uygulanacak.

“Müzelerin Gecesi” faaliyetleri ile halkın ücretsiz olarak müze ziyaret etmesi sağlanacak.

Ayrıca, geçen yıl başlanan ve on ayda 160 bin kişinin müzeleri ziyaret etmesini sağlayan “Halk Günü” uygulamasına 2007’de de devam edilecek. Bu uygulama kapsamında müze ve örenyerlerine Pazartesi günleri ücretsiz girilebilecek. Halk Günü uygulaması, Topkapı Sarayı’nda Salı günleri yapılacak.

Öğrenciler müzeleri ücretsiz gezmeye devam edecek.

“İLK DEFA BİZ TEFTİŞ YAPMIŞIZ”

Düzgün, hırsızlıkları engellemek ve müzeleri denetlemek için son bir yıldır genel sayım ve teftişe başladıklarını hatırlattı.

Bakanlık müfettişleri nezaretindeki sayım komisyonlarının, 36 müzedeki çalışmasını tamamladığını belirten Düzgün, Afrodisyas Müzesi’nden çalınan sikkelere değinerek, “Müzenin kurulduğu 1979 yılından beri, ilk defa biz teftiş yapmışız. Teftiş sonucunda ortaya çıktı” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ KÜLTÜR

VARLIKLARI VE KAÇAKÇILIK

Türkiye’de şu anda bakanlığa bağlı müzelerde yaklaşık 2 milyon 815 bin 470 taşınabilir eser bulunuyor. Bu eserlerin yarısını sikkeler oluşturuyor. Sikke sayısının yaklaşık 1 milyon 658 bin 275 adet olduğu belirtiliyor.

Bunun yanında, müzelerde 688 bin 32 arkeolojik eser, 290 bin 573 etnografik eser ile 118 bin tablet, 24 bin 885 el yazması, 23 bin 894 mühür ve mühür baskısı, 11 bin 281 arşiv vesikası ve 525 adet “diğer” kategorisine giren eser yer alıyor.

Müzelere, kazılar sonucu veya satın alma yoluyla yıllık ortalama 25 bin eser kazandırılıyor.

Bu arada, 2004 yılında 793 olan kaçak kazı ve kültür varlığı kaçakçılığı sayısının 2005’te 699’a, 2006’da 358’e düştüğü belirtildi.

Ayrıca, müze ve örenyerlerindeki kaçakçılık sayısının da, 2004 yılında 9, 2005 yılında 10 iken, 2006’da 5’e düştüğü kaydedildi.

14.02.2007


 

Ehl-i Beyt sevgisi kitaplaştırıldı

Alevi-Bektaşi kültürünü yansıtan klasikleri kitap haline getirmek için harekete geçen Diyanet İşleri Başkanlığı, şimdi de Ehl-i Beyt sevgisini kitaplaştırdı. ‘Ehl-i Beyt Sevgisi’ adı altında yayınlanan kitapta Hz. Ali’nin vasiyeti ve özdeyişlerine yer verildi. Kitapta, Hz. Ali’nin son nefesini vermeden ‘Kur’ân, namaz, yetimler ve zekât konusunda Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket edin’ diye vasiyette bulunduğu bildirildi.

Dr. Ömer Menekşe’nin kaleme aldığı kitapta, Osmanlı’da Ehl-i Beyt sevgisi, Ehl-i Beyt anaları, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evliliği, Hz. Ali’de yönetim anlayışı, Hz. Ali’nin hutbeleri, Hz. Ali’nin özdeyişleri ve Hz. Ali’nin vasiyetine yer verildi. Kitabın önsözünde milletin asırlardır Hz. Muhammed’e derin bir muhabbet beslediği, ona duyulan aşkın büyük bir sevgi atmosferi oluşturduğu kaydedildi. Bu sevginin Hz. Muhammed’in şahsıyla sınırlı kalmadığını, Ehl-i Beytine, yakınlarına, ashabına, yaşadığı yerlere ve kullandığı eşyalara kadar geniş bir alanda kendini gösterdiğine işaret edilen önsözde, şöyle denildi: “İslâmiyet’in ilk dönemlerinden günümüze kadar Hz. Peygamber’in ailesi ve soyunu ifade etmek üzere özel ad olarak kullanılan Ehl-i Beyt, milletimizin gönlünde ayrı bir yere sahiptir. Ehl-i Beyt’in birleştirici ve kaynaştırıcı nefesi milletimizin ortak paydası olmuş, edebiyattan san’ata kadar kültürümüzün pek çok alanda Ehl-i Beyt sevgisi damgasını vurmuştur. Ehl-i Beyt sevgisi, milletimizin gönlünde kök salan ve toplum olarak bizleri birleştiren bir çınardır. Ehl-i Beyt İslâm semasının parlak yıldızları ve ışık saçan güneşleri, Hz. Peygamber’in ilik kaynağından faydalanmış, risâlet evinde büyümüş insanlık örnekleridir. Ehl-i Beyt, ilimle ameli, hayatla ahlâkı, hikmetle irfanı buluşturmuş, sevgi, rahmet ve bağışlamanın adresi olmuş, Gül-i Muhammedi’nin hoş kokusunu tarihin her sayfasına sindirmiş kutlu nesillerdir.” Önsözde, Diyanet’in daha önce yayımladığı makalelerden oluşan kitabın Ehl-i Beyt sevgisinin yeni nesillere aktarılmasına ve bu sevginin artarak yaygınlaşmasına katkı sağlayacağı vurgulandı.

Kitapta, Hz. Peygamber’in ashabı olmuş olan Ehl-i Beyt’e sövmenin bizzat Peygamberimiz’e nefret ile açıklandığı belirtilerek, “Zira kendisi onlara yapılan eziyetin kendisine yapılmış sayılacağı ikazında bulunmuştur. Daha vurgulu bir başka sözlerinde ‘Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin böyle kimseler üzerine olması’ yönünde bedduada bulunmuştur” denildi.

‘EVİ İLİM MECLİSİYDİ’

Diyanet tarafından yayınlanan kitapta Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evliliği de ‘örnek bir evlilik’ olarak gösterildi. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın kurduğu mutlu yuvanın tarihin mümtaz sayfalarının başlarında yer alan model ailelerden biri olduğuna vurgu yapılan kitapta, bu evliliğin en büyük destekçisinin Hz. Muhammed olduğu bildirildi. Kitapta, “Cahiliye geleneğinde ağır işlerde ezilen kadınların aksine Hz. Fatıma sadece evin iç işlerinden, Hz. Ali de dış işlerinden sorumluydu. Onların kurdukları yuvada sevgi ve saygı vardı. Onların evi ilim meclisi idi. Onlar ibadete çok düşkün idiler. Fırsat buldukça nafile oruç tutarlardı. Hz. Ali örnek bir aile reisi idi.” Kitapta Hz. Ali için ‘cesaretli, kahraman, yardımsever, cömert, alçakgönüllü, adaletli, fedakâr, dürüst, güvenililir, ahlâklı’ nitelendirmesi yapılarak, Hz. Ali’nin Müslüman gençliğin örnek tipi olduğu kaydedildi. “Hz. Ali Efendimizin bu kadar mükemmel niteliklere sahip olmasında en büyük etken, onun Peygamberimiz’in terbiyesinde yetişmiş olmasıdır” denilen kitapta, Hz. Ali’nin son nefesine kadar İslâmiyet için çalıştığı belirtildi.

HZ. ALİ’NİN ÖZDEYİŞLERİ

VE VASİYETİ

Kitapta Hz. Ali’nin özdeyişlerine de geniş bir şekilde yer verildi. İşte Hz. Ali’nin bazı özdeyişleri:

“* Dünyayı yutsa yoksul kalacak biri var, aç gözlü.

*Adalet günü zalim bir kimse için mazlûma zulmettiği günden daha çetin ve şerlidir.

* Hak, körelmez bir kılıçtır.

*Verilen söz, vaktinde yerine getirilmesi gereken bir borçtur.

*Cehaletten daha tehlikeli bir hastalık yoktur.

* Nice mal toplayanlar, topladıkları malı yiyemezler, biriktirdikleri şeyler kendisini terk edecektir.

* Bulutlu sema gibi olma, güneşli sema gibi açık ol.

* Sen rızkını nasıl ararsan, rızkın da seni öyle arar.

* Çocuklarınızı bulunduğunuz zamana göre değil, gelecek zamana göre terbiye ediniz.

* Kişi, dilinin eseridir.

* Arkadan çekiştireni dinleyen de çekiştiricinin ta kendisidir.

*Güler yüz göstermek cömertlik yerine geçer.

* Hayvanları hoş tut, onları hor tutma.

*İstişareyi terk ederek doğru yol bulunmaz.

* Hiç şüphe yokki vatan için bin kılıç darbesiyle ölmek, yatağında ölmekten daha şereflidir.

*Cennetin anahtarı sabırdır.”

/ ANKARA

14.02.2007


 

Türk müziğinin büyük ismi Eriç unutulmadı

Türk müziğinin yaşayan çınarlarından udî bestekâr Rüştü Eriç için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen ve Kültür A.Ş. tarafından organize edilen program muhteşem geçti.

Cumartesi saat 18.30’da Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde 94 yaşında aramızda olan udî bestekâr Rüştü Eriç’e saygı gecesi düzenlendi. Programa katılım oldukça fazlaydı. Salon dolduğu gibi, programı ayakta takip eden san’atseverlere de rastlandı.

Açık oturum konuşmacıları, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Nevzat Atlığ ve Prof. Dr. Sabahattin Zaim idi. Açık oturumu Mehmet Nuri Yardım yönetti. Konuşmacılar teker teker söz alarak, yakînen tanıdıkları Rüştü Eriç’le alâkalı duygu ve düşünceleri ile hâtıralarını dile getirdiler.

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Rüştü Eriç’i çok eskiden tanıdığını ve onun adına böyle güzel bir gece tertip edilmesine çok sevindiğini anlattı. Musikî meşk etmediği halde Rüştü Eriç’i yakînen tanıdığını, sevdiğini ve onun Türk musikisine gönül veren şahsiyetiyle ender rastlanan insanlardan biri olduğunu söyledi.

14.02.2007


 

7 sinemasız il

Türkiye’de, sinema seyircisi sayısı her geçen gün artarken Ardahan, Bayburt, Bitlis, Gümüşhane, Iğdır, Kilis ve Şırnak’ta sinema salonu bulunmuyor.

Karabük, 135 kişiyle nüfusa göre sinema koltuğuna düşen kişi sayısı açısından en şanslı il olurken, Ağrı’da 5 bin 637 kişiye bir sinema koltuğu düşüyor.

2000 yılında 284 sinema kompleksi, 651 sinema salonu, 156 bin 240 sinema koltuğu bulunan Türkiye’de, günümüzde, 411 sinema kompleksi, bin 299 sinema salonu ve 198 bin 489 sinema koltuğuna ulaşıldı.

Buna göre bir vilayete 5 sinema kompleksi, 16 sinema perdesi ve 2 bin 450 sinema koltuğunun düştüğü Türkiye’de, sinema salonlarının koltuk ortalaması ise 152 oldu.

14.02.2007


 

Gökdere Medresesi, san’atseverleri bekliyor

Osmangazi Belediyesi’nin çabaları sonucu, bakımsızlık ve ilgisizlik sebebiyle yok olma tehlikesinden kurtarılan Gökdere Medresesi, restorasyonunun tamamlanmasının ardından Bursalılara hizmet vermeye başladı.

Osmanlı mimarîsinin seçkin örneklerinden biri olan Gökdere Medresesi, şehir mimarîsine de orijinal haliyle yeniden kazandırılmasının ardından OSYEG 21’in kültürel çalışmalarına ev sahipliği yapmaya başladı. Bölgeye kültürel bir kimlik kazandırması amacıyla söyleşi ve dinletilerin yanı sıra Türk San’at Müziği çalışmalarının yapıldığı Gökdere Medresesi çeşitli enstrüman kurslarıyla san’atseverlerin buluşma noktası haline geldi. Ud, keman, kanun, ney ve kemençe kurslarının verilmeye başlandığı Gökdere Medresesi aynı zamanda OSYEG 21 Türk San’at Müziği gönüllü korosunun çalışmalarına da ev sahipliği ediyor.

14.02.2007


 

Tarihî mirasımız ülke ülke geziyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin zengin tarihî ve kültürel mirasını 4 ülkede görücüye çıkarıyor. Bu yıl Japonya, ABD, Kore ve Avustralya’da, Osmanlı Hanedanlığı, Türkiye seramikleri, Venedik ve İslâm dünyası ile gladyatörleri konu alan sergiler açılacak

Amerika Birleşik Devletleri’nde açılacak “Venedik ve İslâm Dünyası: 828-1797” konulu sergi, 6 Mart’ta başlayacak ve 8 Temmuza kadar sürecek. “Batı ve Doğu’nun Buluştuğu Yer Türkiye-Seramiklerin Kavşak Noktası” adlı sergi ise 28 Nisan’da Güney Kore’de açılacak. Sergi, 24 Haziran’a kadar meraklılarına sunulacak. Japonya’da ise Osmanlı Hanedanının hayatını konu alan “Muhteşem Osmanlı Hanedanlığı” adlı sergi Ağustos 2007-Şubat 2008 tarihleri arasında açık kalacak. 2007’nin son sergisi ise Ekim ayında Avustralya’da açılacak. Sergide, “Gladyatörler” konu edilecek.

14.02.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004