Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 16 Haziran 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Bombalar ve sorular…

Türkiye bir yanda PKK’nın yerleştirdiği söylenen mayınlar ve uzaktan kumandalı patlayıcılar nedeniyle silahlı kuvvetler mensubu evlatlarını kaybederken bir yandan da sağda solda ordu malı bombalar, silahlar ele geçiriliyor. Bir yanda patlayan ve can alan, kan döken, sakat bırakan, ülkeyi sürekli terör tehditi altında tutarak militarizmi meşrulaştırma çabalarına hizmet eden bombalar var, öte yandan can almaya, kan dökmeye, topluma korku salmaya hazır patlamamış, ama bazı karanlık amaçlı odakların kullanmak için fırsat kolladığı uyuyan bombalar…

Küçük çaplı silah depoları ya ihbarlar ya da tesadüfler sonucı ortaya çıkarılıyor.

Verilen haberlere bakılırsa bunlardan sonuncusu birkaç gün önce İstanbul Ümraniye’de ele geçirilmiş. Ele geçirilen silah ve patlayıcılarla ilgili olarak bir emekli astsubay gözaltına alınmış.

İhbar üzerine bir eve düzenlenen baskında kasa içinde gizlenen 28 el bombası ve 18 funye (ateşleme kapsülü) bulunmuş. Bu savunma ve taarruz tipi el bombalarının ordu malı olduğu belirlenmiş.

Ordu malı silah ve patlayıcıların sağda solda, ama illa da bazı emekli silahlı kuvvetler mensuplarının evlerinde, barındıkları yerlerde ele geçirilmeleri adeta sıradan olaylar haline geldi. Her ne kadar bu tip haberlere özenle iliştirilen ya da bazı emniyet yetkililerine dayanılarak verilen, “Ordu malı olduğu belirlenen silah ve patlayıcıların silahlı kuvvetler depolarından çalındığı sanılmaktadır” şeklindeki bilgilendirmelere —Yönlendirme mi desek bu gayretlere acaba?—rağmen bu olayların önemi ortada.

Ümraniye operasyonuna ilişkin haberlerde de bu husus unutulmamış. “Silah ve patlayıcıların ordu depolarından muhtemelen çalındığı” habere iliştirilmiş.

Çünkü bu hayli muhataralı bir mesele. Çünkü eğer çalınmamışsa, bu silahların ordu depolarından özel bazı amaçlar için çıkarıldığı ve bir yerde bekletilmek üzere nakledildiği ya da birilerin uhdesine verildiği anlamı çıkabilir ki, maazallah böyle bir haber bir gazetenin ve gazetecinin başına ne işler açar kim bilir?

(Son örnek Nokta Dergisi’nin ve derginin genel yayın Müdürü Alper Görmüş’ün başına gelenler. Söz konusu olan silah değil genelkurmayın hazırladığı sivil toplum örgütleriyle ilgili gizli bir belgeydi ama, netice değişmez)

Ayrıca, son bir yılda yakalanan ve içinde muvazzaf ya da emekli silahlı kuvvetler mensupları bulunan muhtelif çeteler arasında bir biçimde bir bağın bulunması da hayli dikkat çekici.

Nitekim gazete haberlerinde, operasyonda yakalanan astsubayın Kuvvai Milliye Derneği İstanbul İl Başkanı olduğu bilgisi de var. Daha önce yakalanan bazı çetelerin mensupları da her ne hikmetse benzer ‘millici’ örgütlerin mensuplarıydılar.

Hatta haberlerde verilen bilgilere bakılırsa, önceki çetelerle ilişki anlamında hayli sağlam başka bağlantı kanıtları da bulunuyor.

Söz gelimi emniyet yetkilileri, ele geçirilen bombaların geçtiğimiz yıl Cumhuriyet gazetesine atılanlarla ve Atabeyler çetesi mensubu silahlı kuvvetler mensuplarının evlerinde yakalanan bombalarla benzerliğini araştırıyorlarmış.

Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan ve arkadaşlarının, Cumhuriyet binasına, çalındığı belirtilen el bombaları attığı düşünülürse hayli isabetli bir çalışma. Netice verir mi ve bu netice kamuoyuyla paylaşılır mı, o ayrı bir konu.

Evinde ayrıca 5 tabanca bulunan emekli astsubayın yine aynı bağlantılar kapsamında Hrant Dink, Elif Şafak ve Orhan Pamuk gibi 301’den yargılanan sanıkların davalarında ve AB karşıtı eylemlerde ön sıralarda yer aldığı da tesbit edilmiş.

Çok aleni bir bağlantı olduğu için bu tarz bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması daha kolay oluyor tabii.

Hemen her polisiye haber gibi bu haber de adeta bir emniyetçi ağzıyla kurulmuş şöyle bir cümleyle tamamlanıyor:

“Soruşturma kapsamında Genelkurmay’a, bombaların ordu envanterinde olup olmadığı da sorulacak.”

Sorulacak ta ne olacak? Önemli olan bu… Silahlı kuvvetler şimdiye kadar bu nedenlerle sorulmuş soruların kaçına cevap vermiş? Vermişse ne cevap vermiş?

Bunları bilmeye hakkımız yok mu?

Ayrıca iki soru da biz sormak istiyoruz.

Birincisi, neden bu kadar çok ordu malı silah ve muhimmat ortalıkta dolaşıyor?

Ve neden bu silahlarla ilgili olarak yakalanlar hep eski silahlı kuvvetler mensupları oluyor? Bu davalar nasıl oluyor da sonradan kapatılabiliyor?

İkinci soru da şu: Eğer bu silah ve mühimmat gerçekten ordu depolarından çalınıyorsa genelkurmay başkanlığı bu şartlarda yol geçen hanı olduğu anlaşılan bu depolarla ilgili bir soruşturma yapmış mı? Yapmışsa nasıl bir sonuç almış?

Yapmamışsa niçin yapılmamış?

Bu sorulara cevap verilebilse sanıyorum karanlıkta kalan birçok olay da aydınlanmış olacak?

Ne diyorsunuz? Verilebilir mi sizce?

Yeni Şafak, 15 Haziran 2007

Koray DÜZGÖREN

16.06.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Ezanın Türkçeye çevrilmeyen tek kelimesi ‘felâh’ oldu

  Her bomba kendi çöplüğünde

  Bombalar ve sorular…

  Dindar cumhurbaşkanı insafsızlığı

  Kuyruklu AB yalanları


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004