Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 25 Haziran 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Sivil Toplum

Tamir mi, tahrip mi?

Adalet Partisi senatörü merhum Cahit Dalokay yıllar önceki bir sohbetimizde; Almanya’da bulunduğu 1960’lı yıllarda çalıştığı iş yerindeki yöneticinin bir gün kendisine selâm vermediğini ve devamlı yüzünü ekşittiğini görünce bu olumsuz davranışının sebebini sorar. O da, “Bugün sizin ülkenizde kendi halkına 10 yıl hizmet etmiş bir Başbakan asılarak katledildi; fakat bir sivil tepki dahi gösterilmedi. Bu yüzden üzüntülü ve kızgınım, onun için sana öyle davrandım” şeklinde cevap verir. Tabiî merhum Dalokay da bu haklı tavra karşı diyecek bir şey bulamaz.

Benim de Almanya’da bulunduğum 1970’li yılların sonunda Pakistan’da Zülfikar Ali Butto yine bir darbe sonucu idam edilmişti. Bunun üzerine bana da “Ali Butto’yu astınız” diye serzenişte bulunmuşlardı. Halbuki benim Türk olduğumu biliyorlardı. “Ali Butto Pakistanlı, biz asmadık” dedimse de bu cevabım itibar görmedi, kendimi savunmaya yetmedi. Bu olayın bize mal edilmesine o zamanlar bir anlam veremedim; belki Müslümanlığımızı öne sürerek böyle bir tavır sergilediler diye düşündüm.

Hangi mülahâzalarla olursa olsun ülkemizdeki darbelerden yabancılar sandığımızdan daha fazla olumsuz etkilenmekte, onların da vicdanları bu olaylardan rahatsız olmakta. Nitekim bu durum, 27 Mayıs darbesi ile ilgili yabancı kaynaklardan derlenen yazı dizilerinde ortaya çıktı.

Ülkemizin geri kalmasının, insanlarımızın yabancılar karşısında zor durumda kalmalarının en büyük sebebinin darbeler olduğu artık bilinen bir durumdur. Eskiden erken kalkanlar darbe yapıyordu. İnternet çağında ise gece yarısı muhtıra veriliyor.

Bu görüntüden sıyrılmamız için bütün sivil güçler potansiyellerini ortaya koymalı, tavır geliştirmelidir. Önümüzde fazla değil, sadece iki seçeneğimiz var; tamir ya da tahrip.

Darbe, terör, şiddet, silâh, işkence, kapkaç, çeteler, bomba, yoksulluk mu?

Yoksa barış, huzur, bilim, teknoloji, üretkenlik ve zenginlik mi?

Eğer gündemimizi hâlâ birinci seçenek oluşturuyorsa, dönüp arkamıza bakmalıyız; övünç duyacağımız hangi değerlerimiz var acaba?

Yanlışlarımız doğrularımızı yeteri kadar götürdü. Artık yanlış seçeneği silip, doğru şıkkı işaretlemeye ne dersiniz?

gurbuzaksoy@hotmail.com

Prof. Dr. Gürbüz AKSOY

25.06.2007


YENİSİAD ve ortak akıl

Hızla gelişen ve değişen iş dünyasının parçaları olarak bizler, kendi düşünce, disiplin ve kurallarımızın yanında başarılı olabilmek ve bu başarıyı devam ettirebilmek için zaman zaman varlığı gerekebilecek ortak bir akla da ihtiyaç duyabiliriz.

İç dinamiklerimizdeki hareketlilik sebebiyle dengelerin her gün değiştiği ve yeniden kurulduğu dünyamız ve ülkemiz şartlarında zorlanmalara karşı her geçen gün daha da bir önem arz eden insani değerler ve demokrat bir kültürün şekillendirdiği ferdin, vazgeçilmez teşebbüs, düşünce, yaşama, hak ve hürriyetlerini korumak, kollamak ve geliştirmek her hal ve şart altında öncelikli bir misyon ve de geleceği şekillendirecek bir vizyon haline gelmiştir.

Bu çerçeveyi teşkil ederken, tek başına ferdin gücünün fıtri değerlerini muhafaza ve geliştirmede ne derece zaafiyet içerisinde olacağını kabul etmek izahtan varestedir.

Bu sebeple bürokratik, otoriter ve ideolojik devlet gücünün karşısında ezilen değil, demokratik hukuk devletinin sınırları içerisinde modern dünyanın hak ve hürriyetlerine sahip, gelişen günümüz insanları, asgarî müşterekleri etrafında sistemleşerek “Ortak Akıllar” meydana getirmişler, siyasal, sosyal ve ekonomik konularda bugünkü STK’ları hayata geçirerek hedeflerine ulaşmakta etkileyici neticeler almışlardır.

“Verilen ve var olanla iktifa etmek dûn himmetliktir. Bir insanın himmeti milleti ise, o insan tek başına bir millettir. Eğer bir insan cehaletle hukukunu bilmez ise ehli hamiyeti bile müstebit yapar.”

Asrımızın güzelinin bu güzel sözleri bile, yıllar öncesinden ferdin, toplumun gelişmesinde demokratik hak ve hürriyetlerini geliştirmesinde ve bu uğurda gayret göstermesinde teşvik edici yol gösterici meşrû ve müsbet bir çizgide harekete geçirici ifadelerdir.

Bu genel ve güzel düşünceler çerçevesinden hareketle bir sivil toplum kuruluşu olan Yeni Sanayici ve İş Adamları Derneği (YENİSİAD) müteşebbisleri olan kardeşlerimizin gönülden gayretleri ve fedakârlıklarıyla zorlu kuruluş merhalelerini aşarak hizmet, faaliyet, kişi, ülke ekonomik ve düşünce sistematiğinde hızla söz sahibi noktasına gelmektedir.

Ekseriyet itibariyle aynı fikir, inanç ve dünya görüşlerine sahip değerli mensuplarının aynı çatı altında yapacakları her türlü destekle, kuvvetle ümit ediyoruz ki çok kısa zamanda YENİSİAD’ın aynı kulvardaki diğer kuruluşlar içinde taşıdığı farklı özellikler sebebiyle çok mümtaz bir seviyeye ulaşacaktır.

Bütün mensuplarına sağlayacağı maddî ve manevî faydalar bir yana değerli üyelerimizin taşıdığı ulvî gayeler uğrunda “baki kalan şu kubbede hoş bir sada bırakabilmek” arzusuyla da olsa desteklerini azamî derecede vereceklerine olan inancımız tamdır.

Önümüzdeki iki yıl içerisinde en az 30 vilayette şubelerimizi açarak, üyelerimizin her türlü istek ve ihtiyaçlarına cevap verip çözüm getirebilen, hayırlı hizmetlerle baki meyveler verebilen, hakkın hatırını her zaman ön planda tutarak, her türlü düşünce platformlarında ve özelliklede ekonomik yorumlarıyla topluma ve ülke yönetimlerine yol gösteren ve müsbet mânâda destek veren mümtaz bir kuruluş olarak tarihî misyonumuzu gerçekleştireceğiz.

Şevket Sipahi

YENİSİAD Genel Başkanı

25.06.2007


Başarı ekip çalışmasına bağlı

Hızla değişen ve yoğun rekabetlere sahne olan bir dünyada yaşıyoruz. Uzun vadede ancak pazarlarımızda meydana gelen değişikliklere kendimizi hızla adapte edebilirsek ayakta kalabiliriz. Değişime ayak uyduramayan firmalar yok olmaya mahkûmdur.

Şu an tam bir iletişim bombardımanı altında yaşıyoruz. Beynimiz sürekli reklâmlara, haberlere maruz kalıyor. Dünyada son 4 yılda, bir önceki 5000 yıldan daha fazla enformasyon üretilmiş ve bu hızla artıyor.

17. yüzyıl İngiltere’si bir köylünün hayatı boyunca maruz kaldığı enformasyon miktarı, bugün New York Times gazetesinin bir hafta sonu ekinde yer alan bilgiye eşit. Büyükşehirde yaşayan bir dünya vatandaşı günde ortalama 30.000 mesaja maruz kalıyor.

Gelecekte neler olacağını en azından tahmin edebilmek için icatları ve gelişmeleri, tüketici eğilimlerini dikkatle incelememiz gerekir.

Gelecekte hangi müşterilere hizmet edeceğiz? Müşterilerimize hangi kanallardan ulaşacağız? Rakiplerimiz kimler olacak? Rekabet üstünlüğümüzün temeli ne olacak? Hangi beceri ve yeteneklerimiz bizi ayakta tutacak ve benzersiz kılacak? Hangi pazarlarda yer alacağız? Bu soruların cevaplarını şimdiden düşünmemiz tahmin etmemiz gerekiyor.

Dünyanın herhangi bir alanındaki yenilikler veya sorunlar hızla ülkemize gelmekte yine dünyanın herhangi alanındaki problemler bizi etkisi altına almaktadır. Öyleyse eskisine göre çok daha duyarlı ve atak olmamız gerekmektedir.

Birimizin hepimiz adına hareket etmesi ortak akıl, ortak problem çözme yeteneklerinin gelişmesine yardım edecektir. Gelecekte ayakta kalmanın bir yolu da vizyon ve misyonlarımızı belirlemek olmalıdır. Misyon şirketlerin var oluş sebeplerini, vizyon ise gelecekte nerede olacağımızı belirlememize imkân sağlar.

Elbette organizasyonlarda problemler, aykırı fikirler çıkacaktır. Önemli olan problemleri ayrıştırıcı bir unsur olarak değil, birleştirici olarak değerlendirmektir.

YENİSİAD, uzun zamandır yapmak istediğimiz ülkemizde değişimin lokomotifi, ön ayağı olacaktır.

Yapılanmamız yukarıdan aşağı değil, aşağıdan yukarıya doğru olmalıdır. Yapılacakların en iyisini o topluluğu oluşturan ve içinden gelenler bilebilirler. Bu amaçla her adım ve aşamada üyelerimizin görüş ve düşüncelerini alacağız, paylaşacağız. Amacımız zaman, gayret ve birikimlerimizi birbirimizle kenetlendirecek bir ortamda buluşturmaktır.

Her bir YENİSİAD üyesi kendi düşünce ve birikimlerini ortaya koymalı ve fikirlerini geliştirmelidir. Bunları daha sonra bir havuzda toplayarak hep birlikte ve kısa sürede daha az maliyetle hedeflerimize varacağız.

YENİSİAD ülkemizde başarının, ekip çalışmasının, fedakârlığın, sadakatin, dostluğun ve hizmetin bir örneği olarak kalbimizin derinliklerine yerleşecektir.

Denildiği gibi ne kadar verdiğimiz değil, verdiğimizin içine ne kadar muhabbet kattığımızdır. Bir işin içine ne kadar çok sevgi katarsak, o işler daha etkin olacak ve hizmet götürülen insanların kalpleri ve zihinlerinde daha derin bir yer işgal edecektir.

Başarısız olma lüksümüz yoktur. Ancak herkes başarısız olma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bu insanların saçma sapan bir fikir öne sürdüklerinde eleştirilme korkusu yaşamayacakları anlamına da gelir. Aksi halde insanlar gereğinde fazla dikkatli davranmaya çalışırlar. Köşelerine sinerler, konuşup da alay edilmekten çekinirler. Parlak olabilecek fikirler böylece daha doğmadan ölürler.

Etrafımızı incelediğimizde çok sayıda insanımızın moral değerinin kaybolduğunu motivasyonun bitmekte olduğunu gözlemekteyiz oysaki kendi manevî değerlerimize baktığımızda ümitsizliğe yer olmadığını sürekli ümitvar olmak gerektiğini görmekteyiz. Dünya hayatında olmaza yer yoktur her şeyi yapabilmek mümkündür yeter ki çaba ve gayret sarf edelim.

Mücahit YILDIZ

YENİSİAD Yönetim Kurulu Üyesi

25.06.2007


Tüketicilerin şikâyetinde artış

Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi’nin Mayıs ayı raporuna göre tüketicilerin ayıplı mal başvuruları artıyor. Tüketiciler Birliği tarafından hak ihlâline uğramış tüketicilere ücretsiz hukukî yardımda bulunmak üzere 2000 yılında kurulmuş bulunan Başvuru Merkezi’ne, Mayıs ayı içinde 752 başvuru ulaştı.

Başvuruların sektörlere göre dağılımı şu şekilde:

BAŞVURUNUN NİTELİĞİ SAYI ORAN (%)

Ayıplı hizmet 195 25.93

Ayıplı mal 174 23.14

Kredi kartı aidat ücreti 132 17.55

Bilgi talebi 104 13.83

Kapıdan satış 49 6.52

Servis hizmetleri 46 6.12

Kapsam dışı 14 1.86

Banka işlem ücretleri 7 0.93

Mesafeli satış 7 0.93

Reklâm 6 0.80

Diğer 18 2.39

Toplam 752 100

Geçtiğimiz yılın aynı döneminde (2006/Mayıs) 458 başvuru iletilmiş olup 2007/Nisan ayında ulaşan başvurular ile kıyaslandığında, tüketici başvurularının yüzde 64.19 oranında arttığı görülmektedir.

Gelen başvurular arasında, ayıplı mal müracaatların düzenli olarak arttığı gözlemlenmektedir. Ayıplı mal müracaatlarında, bilişim malzemesi, cep telefonu, otomotiv ve giyim ilk sıralarda yer almaktadır.

25.06.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004