Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 24 Ekim 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Lahika

ÂYET-İ KERİME MEÂLİ

Oğlu İsmail kendisiyle beraber iş yapacak yaşa gelince İbrahim ona dedi ki: "Oğlum, ben rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm..."

Sâffât Sûresi: 102

24.10.2007


HADİS-İ ŞERİF MEÂLİ

Âhirzamanda insanlara para pul gerekecek. Tâ ki, onunla din ve dünyalarını ayakta tutabilsinler.

Câmiü's-Sağîr, c: 1, no: 452

24.10.2007


Mü’minler arasındaki ayrılık, hayat-ı beşeriye için zehirdir

“Mü’minler ancak kardeştirler; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin.” (Hucurât Sûresi, 49:10.)

“Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir.” (Fussılet Sûresi, 41:34.)

“...öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler—Allah ise iyilik yapanları sever.” (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134.)

Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimâiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.

Şu hakikatin gayet çok vücuhundan altı vechini beyan ederiz.

Birinci Vecih

Hakikat nazarında zulümdür.

Ey mü’mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam! Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.

Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbâniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda, iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı mâsume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatı yüzünden ona kin ve adâvet bağlamakla o hane-i mâneviye-i vücudun mânen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür.

Mektûbat, 22. Mektub,

1. Mebhas, s. 253

Lügatçe:

nifak: 1- Görünüşte Müslüman gibi davranıp aslında kâfir olma, iki yüzlülük, münafıklık. 2- Ara bozukluğu.

şikak: Uyuşmazlık, anlaşmazlık, bozuşma.

adâvet: Düşmanlık.

haset: Kıskançlık, çekememezlik.

insaniyet-i kübrâ: En büyük insanlık.

hayat-ı içtimâiyece: Toplumsal hayat açısından.

merdut: Reddedilmiş.

vücuh: Vecihler, yönler, yüzler.

vec(i)h: Yüz, yön, tarz.

gark: Suya batma.

ihrak: Yakma.

hane-i Rabbâniye: Allah’a ait olan ve Onun terbiyesindeki ev.

sefine-i İlâhiye: İlahî gemi, Allah’ın gemisi.

sıfat-ı mâsume: Masum sıfat.

hane-i mâneviye-i vücud: Vücudun manevi evi.

şenî: Fena, kötü, çirkin.

24.10.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri